T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/397 Esas
KARAR NO:2025/695
DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/12/2021
KARAR TARİHİ: 08/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili aleyhine -------Sayılı dosyası ile başlattığı takip ile, aslen hakkı olmayan hukuk dışı bir alacağı, kötü niyetle tahsil ettiğini, davalının, müvekkili aleyhine, aslen hak kazanmış olmadığı sözde alacağı için kötü niyetle icra takibi başlattığını, itiraz süresinin kaçırılmasıyla müvekkilinin haciz tehdidi altında kalmamak adına olmayan borcunu ödemek zorunda kaldığını ve icra dosyasının kapandığını, müvekkiline gönderilmiş olan ödeme emrinde yazan bedellerin haksız ve hukuka aykırı olup istirdatı gerektiğini, davaya konu ödeme emrinde alacaklı gözüken ------firmasına müvekkili firmanın ya da diğer borçlu olan şahsının herhangi bir borcunun bulunmadığını, İcra esas dosyasında havi takip talebinde yazılı alacak sebebi ----- tarihinde müvekkiline ait aracın karıştığı kaza olmasına karşın alacaklı söz konusu kazada taraf olmadığını, avukat gibi davranarak üçüncü bir kişinin vekili olarak yasal takip yaptıklarını belirterek davanın kabulü ile, müvekkilinin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı --- ödeme tarihi olan --- tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile istirdatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ------ tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, Kaza Tespit Tutanağı ve Kusur Durum Bilgisinde de görüleceği üzere --- plakalı araç sürücüsü ---%100 kusurlu olarak tespit edildiğini, --- plakalı araç sürücüsü olan --- ise kusura katılımı söz konusu olmadığını, --- plakalı hak sahibi ------- müvekkili şirket arasında talep edilebilecek kazanç kayıplarının tahsili amacıyla hizmet almak için Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, Temlik Sözleşmesiyle birlikte ----, kusurlu araç sürücüsü ------- karşı talep edilebilir kazanç kaybı taleplerini müvekkili şirkete devrettiğini, alacağın temliki, mevcut bir alacağın alacaklısının değişmesi işlemi olduğunu, alacakların üçüncü kişiye aktarılması ile gerçekleştiğini, davacı yanın iddia ettiği gibi müvekkilinin üçüncü kişilerden vekalet alarak iş ve işlemleri yürütme gibi bir durumunun söz konusu olmadığını, davacı yanın takibin mükerrer olduğuna dair iddiasına ilişkin olarak, davalı müvekkili şirketin mükerrer takiple alakalı herhangi bir kusurunun bulunmadığını, mükerrerlik iddiasında bulundukları ilk takip dosyası başka bir hasar danışmanlık firması tarafından başlatıldığını, müvekkili şirketin böyle bir takibin varlığından haberdar olmasının mümkün olmadığı gibi, yapılan takibin içeriği hakkında da bilgi sahibi olmadığını, müvekkiline karşı açılan istirdat davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalının cevap dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu temlik sözleşmesinin muvazzalı olup alacağın temliki söz konusu olmadığını, Avukatlık Kanunu ve ilgili kanunların emredici hükümleri uyarınca davalı ile kazaya konu aracın sürücüsü arasında imzalanan ''Hizmet Sözleşmesi'' avukatların tekelinde olup avukat haricinde gerçek ya da tüzel kişilerin yapmasının yasak olan işlerden olduğunu, hasar danışmanlık şirketleri Avukatlık Kanununun 35. Maddesine göre avukatın yapması gereken işleri yapamayacağı, Bu maddeye ilişkin olarak gerçekleşen trafik kazası taraflarından vekalet alarak iş ve takip yapamayacağı, adeta arka taraftan dolaşarak yaptığı işi kanuna uydurmaya çalışan davalı hasar danışmanlık şirketi kazanın tarafından direkt vekalet alamadığı için alacağın temliki sözleşmesi yoluyla kanun maddesini dolanma yoluna gittiğini, davalı şirketin, dosyaya sunduğu sözleşmelerle tabiri caizse kendini ele verdiğini, sözleşme taraflarının asıl iradeleri elde edilen kazancın %25'ini hasar danışmanlık şirketinin almasıyken muvazaalı olarak düzenlenip gösterilen alacağın temliki sözleşmesi olduğunu, ikinci sözleşme ise asıl amacı gizlemek kastı ile hazırlanmış ve muvazzalı olarak imzalanmış olan ''Temlik Sözleşmesi''dir. Temlik sözleşmesi, davalı şirketin görünürdeki sözleşmesi olup geçerliliğinin bulunmadığını belirterek davanın kabulü ile müvekkilin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 3.245,00TL'nin ödeme tarihi olan 24.09.2021 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile istirdatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 2. Cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dilekçesinde geçerli bir temlik sözleşmesi bulunmadığını, olmayan bir alacağın temlik edilmesinin mümkün olmadığını beyan ettiğini, söz konusu iddianın gerçekle bağdaşmadığını, müvekkili şirket ile -------- arasında yapılmış olan temlik sözleşmesi geçerli bir temlik sözleşmesi olduğunu, Zira ticari taksi piyasasında; araç sahipleri, plaka sahipleri ve taksi işletenleri aynı kişiler olabileceği gibi farklı kişilerde olabileceğini,----- plakalı araç bakımından da aynı durumun söz konusu olduğu, -------- plakalı aracın işleteni olup kazancından hak sahibidir. Dolayısıyla mahrum kalınan kazanç kaybına ilişkin de temlik verme hakkınında bulunduğunu, davacının davaya konu alacağın var olmadığını, günlük kazanç kaybının fazla olduğunu, davaya konu kaza sebebiyle aracın 3 gün serviste kalamayacağını beyan etmişse de; kazada kusura katılımı olmayan----- aracı ticari taksidir ve aracın serviste kaldığı sürede ticari kazanç kaybının mevcut olduğunu belirterek müvekkiline karşı açılan istirdat davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dava, temlik hükümleri kaynaklı ticari dava niteliğinde istirdat taleplidir.Davacı vekili 03/10/2025 tarihli dilekçesi ile "davacı ve davalı taraflar mahkeme haricinde anlaşarak sulh olmuşlardır. Taraflar arasındaki anlaşma neticesinde uyuşmazlık konusu tamamen giderilmiş ve işbu davanın konusu kalmamıştır. Varılan anlaşma uyarınca tarafların birbirlerinden vekalet ücreti ve yargılama gideri de dahil olmak üzere herhangi bir talebi bulunmamaktadır.." şeklinde beyanda bulunmuştur.Sulh, davayı sona erdiren ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuran bir taraf işlemidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 315. maddesinde sulhün davayı sona erdireceği, kesin hüküm gibi sonuç doğuracağı düzenlenmiş olup, yine aynı maddede “Mahkeme taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse karar verilmesine yer olmadığına karar verir.” hükmü yer almaktadır. 492 sayılı Harçlar Kanununun "Davadan feragat, davayı kabul veya sulh" başlıklı 22. Maddesinde "Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır." hükmü gereğince alınacak harç miktarı yönünden ilk duruşmasının yetkisizlik kararı verilmeden önce yargılamanın başladığı mahkemede yapılmış olduğu dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Tarafların sulh olduğu anlaşıldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 410,27 (maktu harcın üçte ikisi) TL harçtan peşin yatan 59,30 TL si mahsup edilerek bakiye 350,97 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-Tarafların tüm yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden anlaştıklarından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 345. maddesi uyarınca 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer eş değer Mahkemesine verilecek usulüne uygun istinaf dilekçesi ile ----------Adliye Mahkemesi İstinaf Yasa Yoluna başvurabileceği belirtilerek verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/10/2025