T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/506 Esas
KARAR NO: 2025/619
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/08/2021
KARAR TARİHİ: 11/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; alacaklı davacı şirket ile borçlu davalı arasında ticari ilişkiden kaynaklı bir borç söz konusu olduğunu cari hesap bakiyesinden dolayı--------- Esas Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından 07.06.2021 tarihinde borca, faize, alacağın tüm ferilerine, takip çıkış tutarına, borcun sebebine ve takibine itiraz edildiğini ancak ödeme yapılmadığı gibi ödeme yerine geçen belge de sunulmadığını, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulü ile, -----Sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile 120.792,17 TL asıl alacağın takibin asıl alacağa işleyecek ticari reeskont avans faiz ile birlikte devamına, davalının %20 icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte, davanın yasal süresi içerisinde açılmamış olması nedeniyle zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, müvekkili şirketin merkezi ---- olduğundan davaya bakmakta yetkili mahkeme ---- mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında,------ bölgesindeki teras zemin alanına teklife uygun olarak yapılacak poliüretan sprey köpük üzeri polyurea sprey uygulaması işinin yapılması amacıyla 05.12.2019 tarihinde ----------imzalandığını, karşı tarafın anılan sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiğini, davacı tarafından yapılan imalat, yalıtımı sağlamamış olup, su akıtmadığını, yağmur suları tüm dairelere kadar indiğini, çatıdan akan sular sebebiyle zeminde, parkelerde hasar meydana geldiğini, yine akan sular nedeniyle kartonpiyerler, alçılar, boyalar kabararak dökülmüş ve laminantlar zarar gördüğünü, bu işlem nerdeyse her yağmur yağdıktan sonra devam ettiğini, bu hususlar karşı tarafa defalarca sözlü olarak bildirilmesine rağmen bugüne kadar giderilmediğini, bugüne değin hiçbir müdahale, düzeltme, tamiratın yapılmadığını, müvekkili şirketin, binanın ve dairelerin su alması ve işin aciliyeti nedeniyle, su yalıtımını tekrar sağlamak adına, karşı tarafın-------- üzerine yapmış olduğu 8 cm kalınlığındaki şap uygulaması ve seramik uygulamasını kırarak zemine tekrar inilmek suretiyle, su yalıtımı sağlanıp, şap ve seramik uygulaması tekrar yapılması için başka bir firma ile anlaşmak zorunda kaldığını, karşı tarafça, sözleşmede belirtilen alanın kalınlığı yarı yarıya sağlanmış ve su testi yapılmadan teslim edildiğini, yine karşı tarafça, anılan sözleşmedeki taahhütlere aykırı olarak davranışta bulunulduğundan söz konusu alan müvekkili şirket tarafından öngörülen süre içerisinde kullanılmaya başlanamamış, uygun su yalıtımı yapılmadığından bina zarar görmüş ve tüm yatılım işlemleri eski yapılanlar da sökülmek suretiyle yeni baştan yapıldığını, davacı yanın kötü işçilik, hatalı ve eksik imalat ve ürün kalitesizliği nedeniyle oluşmuş olan hatalı, eksik ve ayıpları nedeniyle işin yeniden yapım bedelinin müvekkili şirkete ödenmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.Mahkememizce dinlenen davalı tanığı --- ben arsa sahibiyim-------- karşılığı inşaat sözleşmesine ilişkin sözleşme yapmamız nedeniyle tanırım, müteahhit --------- şirketi ile ------ çatı işleri için anlaştığını biliyorum ancak bu şirketin işlemleri nedeniyle elektrik tesisatları zarar gördü ve yeni bina olmasına rağmen dış cephenin sıvası döküldü, koridorlar bile küf içindeydi, izolasyon sorunu yaşandı, bu nedenle üst katların mutfak dolapları zarar gördü, müteahhit ------ yeni bir şirket ile anlaşması 6 ayı buldu, başka bir bilgim yoktur, tanıklık ücreti talebim yoktur, dedi. '' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizce dinlenen davalı tanığı --------Ben davalı şirkette 2019-2020 yılları arasında inşaat mühendisi olarak çalıştım. Bana okumuş olduğunuz sözleşmeyi hatırladım. Çatı üzerine poliüretan sprey malzemesi alımı ve bu malzemenin uygulanması hizmeti işine ilişkin bir sözleşmeydi. Biz ----aldığımız iş sonucu -------yanındaki binasının çatı yalıtım işlerini davacı şirkete verdik. Hatırladığım kadarıyla çatı yalıtımına yapılan uygulamanın kalınlığının 2 mm olması gerekiyordu. Bu da işlem yapılırken değil, iş yapıldıktan belli bir süre sonra kuruyunca anlaşılıyordu. İşlem yapıldıktan belli bir süre sonra çatının bir çok yerinde akma meydana gelince Bakanlık teknik personeli aracılığıyla çatıdan kesit aldı ve kalınlık 0,84 mm olarak çıktı. Bu kalınlıkta olduğu için daha sonra yağmur yağdığında da sıkıntılar meydana geldi. Bu süreçte ------ her sıkıntıdan sonra gelerek oluşan delikleri kapattılar ancak sorun her defasında yeniden meydana geldi. Sorunu davacı şirket çözemedi. Devam ettiği için biz başka bir firma ile anlaştık. Onlar başka bir yalıtım malzemesi getirip kapladılar. Bu şekilde sorun çözüldü. Bir daha şikayet almadık. Tanıklık ücreti istemiyorum dedi. '' şeklinde beyanda bulunmuştur.davacı tarafın dava konusu talebi kapsayacak şekilde yasal ticari defterleri ve defterlerin bu uyuşmazlığa ilişkin dayanak kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup alınan ----- tarihli raporda özetle; davacının ------- yılına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdikleri yasal süresinde yaptırılmış olduğu ve usulüne uygun tutulduğunu, HMK 222./2 maddesi kapsamındaki koşulları taşıdığı belirlendiğini, HMK 222./2 maddesi kapsamındaki koşulların taşıdığını ve davalı ve davacının ticari defterlerinin incelenmesinde takip konusu alacak tutarı olan 170.792,17 TL asıl alacak ile uyumlu olduğu, davalı ile davacı arasında ticari ilişki olarak sözleşme bulunduğunu belirterek cari hesap alacağı ve faizi ile birlikte toplam 176.983,97 TL toplam alacak hesaplandığı yönünde raporunu sunduğu anlaşılmıştır.Yine talimat mahkemesi aracılığıyla davalı tarafın defterleri incelettirilerek alınan raporda bilirkişi toplam 170.792,17 TL Davacı---- Davalı ------- alacaklı olduğu yönünde hesaplama yapmış olduğu anlaşılmıştır.Mahkememizce sözleşme konusu işin davacı tarafından tam ve eksiksiz olarak yerine getirilip getirilmediği, davacının düzenlediği fatura bedelinin davalıdan talep edip edemeyeceği, iş nedeniyle davacının ücrete hak kazanıp kazanamadığı, eksik açık, gizli ayıp bir iş varsa bunların dava tarihi itibariyle rayiç değerinin belirlenmesi, dosya kapsamı, delil tespit dosyası , tarafların iddia ve savunmaları bir arada değerlendirilerek borç alacak durumunun tespiti için bilirkişi heyetinden rapor aldırılmış olup alınan raporda özetle; davacının yapmış ve teslim etmiş olduğu işin gizli ayıplı olmadığı, söz konusu problemin davacı işi yaptıktan sonra meydana gelmiş su kaçakları davalı firmanın yalıtımlı zemin üzerinde yaptırmış olduğu diğer müdahale ve ilave işlemler nedeni ile meydana geldiğinin tespit edildiği, dosyada mübrez mali müşavir bilirkişinin defter inceleme ve tespitleri neticesinde; davacının davalıdan 170.792,17 TL Cari Hesap Alacağı (Asıl Alacak) 6.191,80 TL Tkp.Önc.Faiz (Ticari Reeskont Avans) Faizi olmak üzere 176.983,97 TL Toplam Alacak hesaplandığı ve icra takip talebi ile uyumlu olduğunun görüldüğü anlaşılmıştır. Yine mahkememizce davalı tarafın bilirkişi raporuna karşı itirazının değerlendirilmesi ile, değişik iş doyasında alınan bilirkişi raporu, dosyamızda alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak, sözleşme konusu işin davacı tarafından tam ve eksiksiz olarak yerine getirilip getirilmediği, davacının düzenlediği fatura bedelinin davalıdan talep edip edemeyeceği, iş nedeniyle davacının ücrete hak kazanıp kazanamadığı, eksik açık, gizli ayıp bir iş varsa bunların dava tarihi itibariyle rayiç değerinin belirlenmesi, dosya kapsamı, delil tespit dosyası , tarafların iddia ve savunmaları bir arada değerlendirilerek borç alacak durumunun tespiti için bu kerre inşaat mühendisi ve sözleşme hesap uzmanı bilirkişilerden kök ve ek raporlar aldırılmış olup bilirkişiler kök raporunda; su testi başarılı sonuçlanmış olsa dahi bilirkişilerce yapılan ölçümlerde yalıtım malzemesinin gerekli kalınlığı sağlamamış olması, bu durumun ilk yapıldığında olmasa da ilerleyen zamanlarda sorun teşkil edeceği ve imalatın teknik olarak ayıplı olduğu, ayıbın yalıtım malzemesinin şartnamedeki kalınlığı sağlamamasından kaynaklı olduğu, kumpasla ölçülebilir olması sebebiyle açık ayıp olduğu, teras altında kalan alanların su aldığı, davalının bu su sızıntısından dolayı zarara uğradığı, davacı --------- dava konusu alacak için yaptığı yalıtım işinden sonra ki tarihlerde davalı tarafından yalıtım yapılan yerlerde Makine tesisatları için kazan dairesinin yapıldığı, kazan dairesinin yapımı sırasında yalıtım malzemesi ve işçiliğine ciddi zarar verildiği, teras altında kalan alanların su aldığı, davalının bu su sızıntısından dolayı zarara uğradığı, bu sızıntının kazan dairesinin köşelerinden yalıtıma zarar verilen noktalarda oluşup bina içerisinde en zayıf noktadan çıkabileceği, eser sözleşmesinde ortaya çıkan ayıp sebebiyle iş sahibinin ayıp ihbarında bulunduğunu gösterir bir bilgi ve belge sunulmadığını, ayıp ihbarının yapılmadığı benimsenirse eserin kabul edildiği sonucuna varılacağından ayıp sebebiyle bedel indirimi talep edilemeyeceği, aksinin kabulü halinde ayıp sebebiyle bedel indirimi yapılmasının gerekeceği, ayıp ihbarının geçerli olarak yapıldığı benimsenirse, davalının eylemleri ile eserde yıpranmaya sebebiyet verdiği, özellikle kazan dairesinin yalıtımdan sonra yapılmış olması sebebiyle kusur oranı: % 15 davacı, %85 davalı da olduğu, Teras parapetlerinin poliurealar şapı ve seramiklerin yüksekliğini geçecek şekilde uygulanması gerekirken yetersiz yükseklikte yapıldığı, müteahhite bilgisinin verildiği ancak her iki tarafında bir şey yapmadığı bu sebeple de hem davalı hem davacının bu hususta sorumluluğunun olduğu, alacak tutarından yukarıda belirtilen davacı kusuru oranı olan % 15 düşülerek kalan bedelin davalıdan talep edebileceği kanaatinin oluştuğu, eser sebebiyle sunulan faturalar incelendiğinde, işin KDV dâhil 448.872,17 TL olacağı, %15 indirim ve kısmi ödemenin mahsubu durumunda bakiye alacağın 106.461,35 TL olarak hesaplanabileceği, ayıp ihbarının bulunduğunun benimsenmesi halinde alacağın faizi bakımından, davalının takip tarihinden önce temerrüde düşürüldüğünü gösterir bir bilgi ve belge bulunmadığı, takip öncesi faiz talebinin uygun olmayacağını belirtmişlerdir. Yine alınan ek raporlarında ise; açık ayıp ve gizli ayıp ayrımı açısından, ürün kalınlığının teslim sırasında ölçüm ile belirlenebilecek bir ayıp niteliğinde olup, bunun için çok daha teknik ve maliyetli olmak üzere ultrasonik ölçüm cihazları ile ölçüm yolunun bulunduğu, bunun dışında kullanılan malzemenin oranlanması ile de değerlendirme yapılabileceği, son olarak kumpas kullanılması için örtüye zarar verileceği ve bu zararın tamir edilmek suretiyle giderilebileceği tarafların bu teslim yöntemleri yerine su testi (alanı su ile doldurarak sızdırmanın olup olmadığını belirleme) ile yetindikleri anlaşıldığını, bu şekilde anlaşılarak kullanılan teslim yönteminin, tarafların teslime ilişkin ortak iradeleri olmakla, ortaya sonradan çıkan ayıp durumunun gizli ayıp olarak da nitelendirilebileceği sonucuna varılmış olduğunu, tarafların uyguladıkları kontrol yönteminin yetersizliğinin iş sahibinin kusuru olduğu kabul edilirse açık ayıp, yüklenicinin kusuru olarak kabul edilirse gizli ayıp bulunduğu benimsenebileceğini belirterek kök raporda ikinci görüş olan gizli ayıp bulunduğu yönünde değerlendirme yapıldığını, bu açıklama ışığında, kök rapordaki görüşlerinde aynı olduklarını belirttikleri anlaşılmıştır.Tetkik edilen dosya kapsamı bütün olarak değerledirildiğinde;Dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup davalı, taraflar arasındaki eser sözleşmesinin ayıplı ifa edildiğini bu nedenle zarar uğradığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.Taraflar arasında--------- akdedildiği, sözleşmede davacının yüklenici davalının iş veren olarak yer aldığı anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. Eldeki davada uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 474- 478 (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 359-363. maddeleri) ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir.Eserin ayıplı yapılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup; ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddî ve hukukî ayıp şeklinde de olabilir. Açık ayıp, eserin teslimini müteakip makul süre içinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilecek ayıptır. Gizli ayıp ise, basit bir kontrol ve muayene ile tespit edilemeyen, eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan ayıptır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 474/1. maddesi (BK, m. 359/1) maddesi gereğince iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre mümkün olduğunca en kısa sürede eseri gözden geçirip muayene ederek varsa açık ayıpları tespit etmek ve bu ayıpların neler olduğunu tek tek açıklamak suretiyle gecikmeksizin sözlü veya yazılı olarak yükleniciye bildirmesi gerekir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 477/3. (818 sayılı BK'nın 362/3.) maddesi, 'Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır' hükmünü içermektedir. Yüklenicinin iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imalini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; iş sahibi, açık ayıplarda 6098 sayılı TBK'nın 474 (818 sayılı BK'nın 359), gizli ayıplarda ise 6098 sayılı TBK'nın 477. ( 818 sayılı BK'nın 362.) maddeleri hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde, 6098 sayılı TBK'nın 475. (818 sayılı BK'nın 360.) maddesinde tanınan hakları kullanabilir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve BK’da eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye bildirim şeklinin nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar. Ancak ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmelerinde aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dahi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir.Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda; bilirkişiler tarafından yapılan yerinde inceleme sonucu; Su testi başarılı sonuçlanmış olsa dahi bilirkişilerce yapılan ölçümlerde yalıtım malzemesinin gerekli kalınlığı sağlamamış olması, bu durumun ilk yapıldığında olmasa da ilerleyen zamanlarda sorun teşkil edebileceği ve imalatın kısmen açık ayıplı olduğu, ancak davacı -------- dava konusu alacak için yaptığı yalıtım işinden sonraki tarihlerde davalı tarafından yalıtım yapılan yerlerde Makine tesisatları için kazan dairesinin yapıldığı, kazan dairesinin yapımı sırasında yalıtım malzemesi ve işçiliğine ciddi zarar verildiği, davacının kusurlu olduğu fakat davalının da işveren olarak kontrol yükümlülüğünü zamanında yerine getirmediği ve yalıtıma zarar verecek kazan dairesi imalatlarını sonradan yaptığı için her iki tarafın da kusurlu olduğu, kusurun % 15 davacı, % 85 davalı da olduğu, eser sebebiyle sunulan faturalar incelendiğinde, işin KDV dâhil 448.872,17 TL olacağı, % 15 indirim ve kısmi ödemenin mahsubu durumunda bakiye alacağın 106.461,35 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir. İtrazların değerlendirilmesi için alınan ek raporda ise "...Açık ayıp bakımından eserin test ile teslim edildiği anlaşılmakta olup, bu dönemde sorun ortaya çıkmadığı anlaşılmakla gizli ayıp olduğu benimsenebilecektir..." ifadelerine yer verilmiş olup, ayıp olarak nitelendirilen durumun açık ayıp mı gizli ayıp mı olduğu husundaki çelişkinin giderilerek ek rapor düzenlenmek üzere dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş, düzenlenen ek raporda; tarafların su testi (alanı su ile doldurarak sızdırmanın olup olmadığını belirleme) ile teslim yönteminin, tarafların teslime ilişkin ortak iradeleri olmakla, ortaya sonradan çıkan ayıbın gizli ayıp olarak da nitelendirilebileceği belirtilmiştir. Bilirkişi raporu hükme elverişli olduğu kanaatiyle; mahkememizce basit bir kontrol ve muayene ile tespit edilemeyen, eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan söz konusu ayıbın gizli ayıp olduğu kabul edilmiştir.Somut olayda, dinlenen tanık --- beyanı da dikkate alındığında su sızıntısı meydana geldiğinde davacı şirkete haber verildiği, yapılan imalattaki ayıp ve kusurlardan davacı yüklenicinin haberdar edildiği ve ayıp ihbarının gerçekleştiğinin kabulü gerekmiştir. Dosyaya sunulan faturalar incelendiğinde, işin KDV dâhil 448.872,17 TL olacağı, bilirkişi raporu ile belirlenen davacıya ait % 15 kusur oranı yönüden indirim ve kısmi ödemenin mahsubu durumunda bakiye alacağın 106.461,35 TL olarak hesaplandığı anlaşılmakla bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacının davalıyı takipten önce temerrüte düşürdüğüne dair bir delil bulunmadığından işlemiş faiz talep edilemeyeceği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE,
Davalının----------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile takibin 106.461,35 TL asıl alacak üzerinden devamına, 106.461,35 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, bakiye talebin reddine,
Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine,
Karar harcı olan 7.272,37 TL'nin peşin harç olarak alınan 1.177,91 TL, ıslah harcı 853,88 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 5.240,58 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yapılan peşin - ıslah - başvuru harç toplamı 2.091,09 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davacı tarafından dava nedeniyle yapılan 4.247,00 TL yargılama giderinin kabul oranı üzerinden hesaplanan 2647,31 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından dava nedeniyle yapılan 10.214,75 TL yargılama giderinin reddolunan miktarı üzerinden hesaplanan 3.847,51 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul miktarı dikkate alınarak takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddolunan miktar dikkate alınarak takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve reddolunan miktar göz önünde bulundurularak 822,80 TL'nin davalı taraftan; 497,20 TL'nin davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Gider avansından sarf edilmeyen fazla yatan miktarın karar kesinleştiğinde IBAN/hesap numarası bildirilmesi halinde buraya, aksi halde PTT ile konutta ödemeli olarak davacıya İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
11/09/2025