T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/708 Esas
KARAR NO: 2025/401
DAVA: Tazminat (İş Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ: 21/12/2020
KARAR TARİHİ: 27/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (İş Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı----- tarihli Belirsiz süreli iş sözleşmesi ile müvekkili şirkette oyun geliştirme baş yazılımcısı olarak çalışmaya başladığını, müvekkili şirketin ------ olarak değiştirdiğini, davalı ile müvekkili arasında düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesinin rekabet yasağı ve cezai şart başlıklı 13. Maddesinde, çalışanın iş bu sözleşmenin sona ermesinden itibaren 2 yıl süre ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren şirket veya şahıs adına çalışmayacağının düzenlendiğini, yine aynı maddenin 23.bendinde rekabet yasağına aykırı davranışları nedeni ile 150.000,00 TL cezai şartı işverene ödemek zorunda olduğunun düzenlendiğini, sözleşmede rekabet yasağının 2 yıl süre ile sınırlandırıldığını, yer bakımından da---- sınırlandırıldığını, davalının iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra sözleşmede belirtilen süre içinde 24.06.2020 tarihinde müvekkili şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren ------- kurduğunu, davalının müvekkili şirkette çalıştığı pozisyon ve yaptığı görev itibarı ile müvekkili şirketin müşteri çevresi, üretim sırları ve yaptığı işler hakkında bilgi edinebilecek bir konumda olduğunu, davalının müvekkili şirkette tüm yazılım ekibinin lideri olduğunu, baş yazılımcı olması nedeni ile müvekkili şirketim tüm oyun kodları ve bilgilerine sahip olduğunu, davalının müvekkili şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren şirket kurmasından sonra müvekkili şirkette çalışan bir çok personelin davalının kurduğu şirkette çalışmaya başladığını, müvekkili tarafından davalıya ----- yevmiye nolu ihtarname ile rekabet yasağına aykırılık nedeni ile 150.000,00 TL cezai şartın ödenmesinin ihtar edildiğini, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinden de netice alınamadığını beyanla, 150.000,00 TL cezai şartın ----- kuruluş tarihi olan 24.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirkette 7 ay gibi kısa bir süre çalıştığını, her ne kadar -----------olarak çalıştırıldığı belirtilmiş ise de, iş sözleşmesinde ofis elemanı olarak çalıştırılacağını belirtildiğini, Müvekkilinin aylık 3.750,00 TL ücretle çalıştığını, baş yazılımcı konumunda çalışan biri için bu ücretin cüzi bir miktar olduğunun ortada olduğunu, 18.11.2019 tarihinde imzalatıldığı belirtilen iş sözleşmesinin işe giriş tarihinde değil 2020 yılı Şubat ayında davacı şirketin İnsan Kaynakları tarafından müvekkilinin iş yoğunluğu içerisinde bulunduğu bir zamanda 7 sayfadan oluşan belirsiz süreli iş sözleşmesini müvekkiline okutmadan standart bir sözleşme olduğu söylenerek, rekabet yasağı kapsamı hakkında aydınlatma yükümlülüğü yerine getirilmeden mobbing ile imzalatılmış bir sözleşme olduğunu, müvekkilinin sözleşmeyi imzalamak istemediğinden dolayı işten kovulacağı söylenerek zorla imzalatıldığını, -------- tarafından şirketin 31.05.2020 tarihinde kapatılacağı bildirilerek müvekkilinden istifa dilekçesi alındığını, davacı şirkette çalışan -----müvekkili arasında geçen mesaj kayıtlarından da bu hususun anlaşıldığını, davacı şirketin kapatıldığı belirtilerek iş sözleşmesinde bulunan rekabet yasağının kaldırılması için işçilere mobbin yapılarak istifa dilekçesi alındığını, davacı şirketin 29.06.2020 tarihinde faaliyet alanını değiştirdiğini, davacı şirket ile müvekkili arasında düzenlenen iş sözleşmesinin 13/1-23 maddelerinde rekabet yasağının geniş bir şekilde düzenlendiğini, Anayasanın 48. Maddesinde herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğunun belirtilmesine karşın müvekkilinin mesleğini yapmasının engellendiğini, belirlenen cezai şartın maaşının 40 katı oranında olduğunu, fahiş olduğunu, rekabet yasağının amaca uygun olması gerektiğini, müvekkilinin davacı şirketin müşteri sırlarına ve çevresine vakıf olmadığını, sözleşmenin geçerli olmadığını, müvekkilinin ortağı olduğu----- tarihinde kurulduğunu, davacı şirketin ise 29.06.2020 tarihinde unvan ve faaliyet konusunu değiştirdiğini, değişiklik sonrası davacının oyun üretimi ve dağıtımı üzerine faaliyetinin sonlandığını, davacı şirketin faaliyet alanını değiştirmesinden dolayı TBK nın 447.maddesi uyarınca rekabet yasağının sürdürülmesinin bir yararının kalmadığını, müvekkilinin ortak olduğu şirketin kuruluş tarihi ile davacı şirketin faaliyetini değiştirdiği tarih arasında 5 günlük sürede müvekkilinin ortak olduğu şirketin yapmış olduğu bir işlem ve yayım olmadığı gibi, bu süre zarfında şirkette çalışan dahi olmadığını, rekabet yasağının geçerli olması için gerekli unsurların mevcut olmadığını, davacı ile ortağı --- dışındaki diğer çalışanlarından istifa dilekçesi alınarak rekabet yasağının kaldırıldığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Uyuşmazlık; işçinin iş sözleşmesinde düzenlenen rekabet etmeme yasağı nedeniyle iş akdinin sonlanması sonrasında rekabet etmeme yasağına aykırılık iddiasına dayanan cezai şartın tahsili davasıdır. Uyuşmazlık konusu hakkında dosya Nitelikli Hesap uzmanı ve Yazılım Mühendisi bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilmiş, bilirkişiler 26/05/2024 tarihli raporlarında özetle;
Teknik inceleme neticesinde:Davalının davacı şirketten ayrılmış olması ile davacının müşteri çevresine olabilecek bir zararın tespit edilemediği, Davalının, davacının üretim sırlarını haiz olduğunun net olarak söylenemeyeceği, Davalının edindiği bilgilerin işverenin zararına sebep olacak nitelikte olmadığı, İşçi davalının her iki şirketteki pozisyonu, eğitimi ve yapmış olduğu işin mahiyeti itibariyle davacı şirketin müşteri portföyü gibi birtakım bilgilere vakıf olduğu, bu bilgilerin rakiplerden gizli tutulması hususunda davacı şirketin korunmaya değer haklı menfaatlerinin bulunduğu ve bu bilgilerin rakiplerin eline geçmesi hâlinde davacı şirketin önemli oranda zarara uğrayabileceği hususunun ihtimal dâhilinde olduğu hususunun tespit edilemediği,Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde:Davacı ile davalı arasında ------ tarihinde, adi yazılı şekilde “Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin kurulduğu; sözleşmede yer alan irade açıklamaları incelendiğinde sözleşmenin TBK m. 393 hükmü gereğince hizmet sözleşmesi olduğu; buna göre davalının işçi sıfatını haiz olduğu kanaatine varıldığı; Sözleşmenin 3.1 maddesine göre davalının ofis elemanı olarak çalışacağının kabul edildiği, Davacı tarafından davalı işçinin sözleşmenin 13.23 maddesine göre rekabet ihlalli yaptığından bahisle ceza koşulu (cezai şart) olarak ------ -------- şirketinin kuruluş tarihi olan --- tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesinin talep edildiği, Her ne kadar davalı tarafça sözleşmenin zorla imzalattırıldığı beyan edilmiş ise de bunu somutlaştıran bir delile dosya kapsamında rastlanmadığı; bu hususu TMK m. 4 ve HMK m. 194(1) hükmü gereğince takdirin, münhasıran Sayın Mahkeme’ye ait olduğu; Sözleşmenin “Rekabet Yasağı-Cezai Şart” kenar başlıklı 13.23 maddesinin “…her ne nam altında olursa olsun mesai sarf eden niteliği ile hizmet sözleşmesi akdeder yahut fiili bir çalışma sergiler ise 150.000TL. cezai şartı işverene ödemek zorundadır. Bu cezai şartın ödenmesi için işverenin herhangi bir zarar ziyanının ya da kar kaybının söz konusu olması gerekmez.” şeklinde olduğu; bu hükümde TBK m. 179/I1 hükmü gereğince “seçimlik ceza koşulunun (cezai şartın)” kabul edildiği; ancak bu husustaki TBK m. 420/I hükmünün “Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir.” şeklinde olduğu; hal böyle olmakla sözleşmenin 13.23 maddesinin, TBK m. 420/I ve TBK m. 27/II hükmü gereğince emredici hükme aykırılık nedeniyle baştan itibaren, kendiliğinden kısmi kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi olduğu kanaatine varıldığı, eğer Sayın Mahkemece sözleşmenin 13.23 maddesinin geçerli olduğu kabul edilir ise bu halde, TBK m. 444/I hükmüne göre fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği; Hizmet sözleşmesine ilişkin rekabet yasağının koşularının düzenlendiği TBK m. 444/II3 hükmü uyarınca ise rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olduğu; ancak yukarıdaki teknik inceleme neticesinde davalı işçinin, davacı işveren şirketten ayrılmış olmasının davacı şirketin müşteri çevresine zarar vermediği; davacının zararına bir durumun oluşmadığı, üretim sırrı gibi bir ticari sırdan da söz edilemeyeceği kanaatine varıldığı; Rekabet yasağının sınırlandırılmasının düzenlendiği TBK m. 4454 hükmü ile TBK m. 444 hükmü gereğince ve yukarıdaki teknik tespit nazara alınarak değerlendirme yapıldığında, davalının her iki şirketteki pozisyonu, eğitimi ve yapmış olduğu işin mahiyeti itibariyle davacı şirketin müşteri portföyü, bu müşteriler ile yapılan anlaşmaların detayları, anlaşmalarda belirlenen fiyatlandırmalar ve buna dayalı olarak yapılan diğer işlemler şeklinde sıralanabilecek bir takım bilgilere vakıf olduğu, bu bilgilerin rakiplerden gizli tutulması hususunda davacı şirketin korunmaya değer haklı menfaatlerinin bulunduğu ve bu bilgilerin rakiplerin eline geçmesi hâlinde davacı şirketin önemli oranda zarara uğrayabileceği hususunun ihtimal dâhilinde olduğu teknik açıdan tespit edilemediği için davalının sözleşmenin 13.23 maddesini ihlal ettiği kanaatine varılamadığı yönünde görüş ve rapor ibraz etmişlerdir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup, taraf vekillerinin rapora karşı beyan ve itirazları doğrultusunda dosya ek rapor için bilirkişi heyetine yeniden tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti 06/03/2025 tarihli ek raporlarında; kök raporlarındaki görüş ve kanaatin değişmediğine ilişkin ek rapor ibraz etmişlerdir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında 18.11.2019 tarihinde, adi yazılı şekilde “Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin kurulduğu, ilgili sözleşmenin “Rekabet Yasağı-Cezai Şart” başlıklı 13.23 maddesinin “…her ne nam altında olursa olsun mesai sarf eden niteliği ile hizmet sözleşmesi akdeder yahut fiili bir çalışma sergiler ise 150.000TL. cezai şartı işverene ödemek zorundadır. Bu cezai şartın ödenmesi için işverenin herhangi bir zarar ziyanının ya da kar kaybının söz konusu olması gerekmez.” şeklinde ise de ilgili hükümde TBK m. 179/I1 hükmü uyarınca “seçimlik ceza koşulunun (cezai şartın)” kabul edildiği; ancak bu husustaki TBK m. 420/I hükmünün “Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir.” şeklinde düzenleme olduğu, dolayısıyla sözleşmenin 13.23 maddesinin, TBK m. 420/I ve TBK m. 27/II hükmü gereğince emredici hükme aykırılık nedeniyle baştan itibaren, kendiliğinden kısmi kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi olduğu, yapılan diğer incelemelerde de davalının davacı şirketten ayrılmış olması ile davacının mğşteri portföyüne olabilecek bir zararının tespit edilemediği gibi davalının pozisyonu gereği davacının üretim sırlarına vakıf olduğunun da tam olarak söylenemeyeceği ancak öncelikle yukarıda açıklandığı üzere davaya konu edilen ilgili sözleşme hükmünün geçersiz olduğu da dikkate alındığında davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın REDDİNE,
2-)Alınması gereken karar ve ilam harcı 615,40 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.561,63 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.946,23 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça yapılan 200,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
7-Dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 345. maddesi uyarınca 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer eş değer Mahkemesine verilecek usulüne uygun istinaf dilekçesi ile -------Adliye Mahkemesi İstinaf Yasa Yoluna başvurabileceği belirtilerek verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/05/2025