T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/684 Esas
KARAR NO: 2025/360
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/09/2023
KARAR TARİHİ: 14/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında ticari ilişkide müvekkili şirketin vermiş olduğu ürünlerin karşılığında ödeme alamadığını, davalı ile yapılan görüşmeler neticesinde 24.05.2023 tarihinde davalının borcu ikrar eden ve ödeme tarihi içeren kaşeli bir şekilde imzaladığı cari hesap mutabakatı ve ödeme taahhüdü ile müvekkili şirkete karşı borçlu olduğunu ikrar ettiğini, taahhüt edilen tarihte de ödeme yapılmayınca, müvekkili şirket tarafından -------- dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından borca 14.08.2023 tarihinde itiraz edildiğini, davalının itirazının, haksız ve mesnetsiz olduğunu, iş bu itirazın kaldırılması gerektiğini, davalının cari hesap mutabakatı ve ödeme taahhüdü ile müvekkili şirkete karşı borçlu olduğunu kabul ettiğini, müvekkili şirket ile davalı arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, müvekkilinin, davalıya vermiş olduğu hizmet karşılığında fatura kestiğini, ancak davalıdan herhangi bir ödeme alamadığını, davalının müvekkili şirkete karşı 45.669,75.-USD cari hesap borcu olduğunu ve bu borcu 30.07.2023 tarihinde nakden ve peşinen ödeyeceğini kabul ederek belgeyi kaşeleyip imzaladığını, davalı tarafından ödeme yapılmaması neticesinde; öncelikle ---sistemi üzerinden borcun tamamının ödenmesine ilişkin ihtarname gönderildiğini, ancak davalı tarafından herhangi bir şekilde geri dönüş yapılmadığını, akabinde ise müvekkili şirket tarafından --------dosyası ile icra takibi başlatıldığını, tüm bunlara rağmen davalının, başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, davalının imzalamış olduğu ödeme taahhüdü ile borçlu olduğunu halihazırda ikrar etmiş olup borcun varlığının bilirkişi marifetiyle yapılacak olan ticari defter incelemesi ile de görüleceğini, müvekkili şirket lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalının, borçlarını ödemekten kaçınmak maksadıyla borçlu olduğunu ikrar etmesine rağmen ödeme emrine haksız bir şekilde itiraz ettiğini, bu haksız itiraz nedeniyle 45.669,75.-USD asıl alacağın fiili ödeme tarihindeki ------efektif satış kuru üzerinden belirlenen Türk Lirası karşılığının %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı/borçlunun aşikar kötü niyeti de gözetilerek üst sınır yüksek tutularak icra inkar tazminatına hükmedilmesini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla --------- Sayılı dosya üzerindeki itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine, 45.669,75.-USD asıl alacağın fiili ödeme tarihindeki ----satış kuru üzerinden belirlenen Türk Lirası karşılığının % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davacı tarafından takip dayanağı yapılan cari hesap ve mutabakattan kaynaklı herhangi bir borcu bulunmadığını, davanın esastan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı sunmuş olduğu cari hesap ekstreleri ve cari hesap mutabakatıyla dava konusu alacağın varlığının sabit olduğunu iddia etse de, dava dilekçesi ekinde ibraz edilen deliller tetkik edildiğinde dayanılan tüm delillerin tek taraflı düzenlenen bir cari hesap ekstresinden ibaret olduğunun anlaşılacağını, taraflar arasındaki maddi ve hukuki ilişkinin ispatına yarar bir delil, belgenin ibraz edilmediğini, cari hesap ve cari hesap mutabakatının, cari hesapta yer alan faturalara dayalı olarak mal veya hizmetin tam ve eksiksiz olarak temin edildiğine delil teşkil etmediğini, bu hususların davacı şirket tarafından yazılı delil ile ispatlanması gerektiğini, nitekim, davacı şirketin, yalnızca alacak talebine dayanak olarak ticari ilişkinin detaylarını ortaya koymayan, belirsiz bir cari hesap ve mutabakat metni ibraz ettiğini, fatura konusu mal ve hizmetlerin tam ve eksiksiz teslim edilip edilmediğini açıklayıp ispat etmekten imtina ettiğini, davacının davasını ispat edemediğinin bu bakımdan açık olduğunu, bu nedenle iddia edilen ticari ilişki kapsamında mal veya hizmet temininin tam ve eksiksiz olarak gerçekleştirildiğinin ispat edilmediğini, davacı tarafından dava konusu mal/hizmetlerin teslim edildiğine, müvekkili şirketin bunları kabul edip ödeme yükümlülüğü altında olduğuna ilişkin hiçbir somut delil ve anlaşma sunulmadığından, huzurdaki davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu --------. Sayılı dosyasından gönderilen ödeme emri tetkik edildiğinde, USD cinsinden bir alacak için TTK m.1530 uyarınca, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un (“3095 sayılı Kanun”) 2/2. maddesinde belirlenen faizin çok üzerinde, faiş bir faiz talep edildiğini, Kanun maddesinin USD cinsinden olan dava konusu icra takibine dayanak alacak talebi bakımından uygulanabilmesinin mümkün olmadığını, 3095 sayılı Kanun'un 4/a. maddesinde açıkça, yabancı para cinsinden alacaklar için ilgili para birimi için kamu bankalarınca bir yıllık vadeli hesaba uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanacağının açıkça ifade edildiğini, açıklanan sebeplerle, hiçbir suretle alacağı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, uygulanacak olan faiz oranının tespit edilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından hukuka aykırı ve kötü niyetli işbu dava ile müvekkil şirket aleyhine alacağın fiili ödeme tarihindeki ------- üzerinden belirlenen Türk lirası karşılığının %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin talep edildiğini, 2004 sayılı Kanun'un 67/2. maddesi; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahküm edilir." hükmünün olduğunu, müvekkili şirketin yasa ve usule aykırı takip talebi doğrultusunda tanzim edilen ödeme emrine itiraz etmekte kötü niyetli olmadığının da aşikâr olduğunu, ayrıca davacı fili ödeme tarihindeki ---- üzerinden hesaplanacak olan icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiş ise de yerleşik ---- uygulamaları ile de sabit olduğu üzere, yabancı para alacakları bakımından talep edilen icra inkâr tazminatlarının takip tarihindeki ----- üzerinden hesaplanması gerektiğini, müvekkili şirketin ödeme emrine itiraz etmekte kötü niyetli olmadığının açık olduğunu, davacının icra inkâr tazminatı talebi haksız ve kötü niyetli bir menfaat elde etmeyi amaçladığından ve davacının icra inkâr tazminatına esas kur talebi hukuka aykırı olduğundan, her halükârda icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, haksız ve hukuki mesnetten yoksun şekilde ikame edilen davanın reddine, her halükarda, şartları oluşmayan icra inkâr tazminatı talebinin reddine, davacının işbu davayı ikame etmekte kötü niyetli olması sebebiyle, davacı aleyhine takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İNCELEME ve GEREKÇE:Dava, hukuki niteliği itibari ile; İİK.nun 67.maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır. Davacı cari hesap borcunun tahsili için davalı hakkında başlattığı ilamsız icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini belirterek dava açmıştır.Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin 20/03/2024 günlü ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenerek uyuşmazlık noktalarının tespiti ile tahkikat aşamasına geçilmiştir. ----- sayılı dosyasının incelenmesinden davacı ---- vekili tarafından davalı ----- aleyhine ---------Cari Hesap alacağı için takip talebinde bulunulduğu ilamsız takip ödeme emrinin davalıya gönderildiği, ödeme emrinin tebliği ile davalı vekili tarafından süresinde sunulan 14.08.2023 tarihli dilekçe ile takibe itiraz edildiği, itirazları neticesinde ilgili icra dairesince takibin durdurulmasına karar verildiği, ödeme emrinde 45.669,75 USD alacak talebinde bulunulmakla birlikte, yabancı para ile talep edilen alacakların Türk parası karşılığının takip ve ödeme emrinde ayrıca gösterilmediği anlaşılmıştır.-----------Karar sayılı kararında "....2. İcra takibinin başlaması için alacaklının icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda bir takip talebinde bulunması gerekir. Takip talebinin 2004 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin öngördüğü hususları kapsaması zorunludur. Bunlar takip konusu alacağın kimliğinin belirlenmesine yarayan unsurlardır. Şöyle ki bu hususlar olduğu gibi ödeme emrine yansıtılarak borçlunun bilgisine sunulacak ve borçlu hangi alacak için takip edildiğini öğrenerek, buna karşı sahip olabileceği tüm savunma sebeplerine göre takibe karşı koymak ya da takibin sürdürülmesine izin vermek yolundaki tercihini kullanabilecektir. Resmî bir uyarı niteliğini taşıyan ödeme emri icra takibinin temelini teşkil eder. Ödeme emri takibin ilk önemli ve zorunlu aşamasını oluşturmakta ve sonraki tüm işlemler bu temel üzerine inşa edilmektedir. Şu hâlde alacağın kimliğini belirlemeye yarayacak zorunlu unsurlardan yoksun olan bir talebi icra müdürü dikkate alamaz ve buna dayanarak ödeme emri düzenleyemez. Aksi takdirde borçlunun şikâyeti üzerine ödeme emrinin iptali gerekir ------ Ödeme emri (tebliği) bir icra takibinde borçluya karşı yapılan icra takip işlemlerinden birincisidir. İcra dairesinin icra takip işlemleri ödeme emri ile başlar ve ödeme emri bundan sonraki icra takip işlemlerinin şartıdır. Borçlu, kendisine karşı icra takibi yapıldığını, ilk defa ödeme emri (tebliği) ile öğrenir ----- 3. 2004 sayılı Kanun'un 167 nci maddesi uyarınca kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip talebinde aynı Kanun'un 58 inci maddesindeki hususların bulunması zorunludur. 2004 sayılı Kanun'un 168 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) No.lu bendi uyarınca ödeme emrine alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların yazılması gerekir.
4. 2004 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin ikinci fıkrasının (3) No.lu bendi uyarınca ilâmsız icra takibinin konusu olan alacak yabancı para alacağı ise bu alacağın Türk parası ile tutarının takip talebinde gösterilmesi gerekir. Takip talebinde yabancı para alacağı aynen istenmiş (Türk parası ile tutarı gösterilmemiş) ise, icra müdürünün kendiliğinden (resen) takip talebini reddetmesi gerekir, çünkü 2004 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin ikinci fıkrasının (3) No.lu bendi kamu düzenine ilişkindir ve buna ilişkin şikâyet, süresiz şikâyettir. Bu eksiklik kamu düzenine aykırılık oluşturduğundan icra mahkemesince resen gözetilerek takibin iptaline karar verilmesi gerekir ------
5. Alacağın Türk parası ile tutarının takip talepnamesinde gösterilmesi mecburiyeti, takip talepnamesine uygun olarak düzenlenmesi gereken ödeme emri için de geçerlidir -------- Alacaklı yabancı para alacağını takip talebinde Türk parası olarak göstermiş olmasına rağmen ödeme emrinde alacak yabancı para olarak gösterilmişse süresiz şikâyet yoluna başvurulması mümkündür -------Ödeme emrinde de yabancı para alacağının Türk parası ile tutarının gösterilmesi gerekir, yabancı para alacağı üzerinden ödeme emri düzenlenemez. Bu noksanlık kamu düzeni ve devletin hükümranlık haklarıyla ilgili olup, takibin her safhasında doğrudan doğruya göz önünde tutulmalıdır. Buna ilişkin şikâyet süresiz olup bu noksanlık sebebiyle icra mahkemesince ödeme emrinin iptaline karar verilmesi gerekir -------
6. --------- Karar sayılı kararında da takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk parası ile karşılığının gösterilmemesinin kamu düzeniyle ilgili olduğundan icra mahkemesince resen takibin iptali gerektiği benimsenmiştir.
7. Diğer taraftan tasarruf ilkesinin bir sonucu olarak ödeme emrinin takip talebine uygun düzenlenmesi gerekir. Ödeme emrinin takip talebine uygun olmaması süresiz şikâyet sebebidir ----------
8. Somut olayda ise, alacaklı vekili tarafından borçlular aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip talebinde 40.328,77 EURO yabancı para alacağının Türk parası karşılığı harca esas değer olarak gösterilmiş ancak ödeme emrinde 40.328,77 EURO yabancı para alacağının Türk parası karşılığı gösterilmemiştir. Dolayısıyla ödeme emri takip talebine de uygun düzenlenmemiştir.
9. O hâlde yabancı para alacağı üzerinden ödeme emri düzenlenemeyeceğinden bu husus kamu düzeni ve devletin hükümranlık haklarıyla ilgili olup, takibin her safhasında resen göz önünde tutularak ödeme emrinin iptaline karar verilmesi gerekir. Bu husus kamu düzeni ve devletin hükümranlık haklarıyla ilgili olduğundan tarafların bu eksikliği daha önce öğrenmiş olmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
10. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; alacaklı vekilinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99 uncu maddesi uyarınca seçimlik hakkını dövizin tahsil tarihindeki Türk Lirası karşılığı olarak talep ettiği, icra harçlarının tahsili için takip talebinde dövizin Türk Lirası karşılığının gösterildiği, bu nedenle ödeme emrinde Türk Lirası karşılığının gösterilmemesinin kamu düzeniyle ilgisinin bulunmadığı, bu nedenle direnme kararının genişletilmiş gerekçeyle onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
11. Hâl böyle olunca -------- da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.
12. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. ------
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI :Bölge Adliye Mahkemesince, davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçluları hakkında -------- tarihinde, davalılar aleyhine, taşıma poliçesine dayanarak, 18.373,00 euro asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, 2004 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizinin takip talebinde gösterilmesi gerektiğinin düzenlendiği, aynı durumun yine aynı Kanun'un 60 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereğince ödeme emri için de söz konusu olduğu, yabancı para alacağının karşılığı Türk Lirasının gerek takip talepnamesinde gerekse ödeme emrinde gösterilmesinin zorunlu olduğu, itirazın iptali davalarında usulüne uygun bir icra takibinin bulunmasının ise dava şartı olduğu, somut olayda takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmediğinden "usulüne uygun bir icra takibinin bulunması" şeklindeki dava şartının gerçekleşmediği, bu durumun da re'sen incelenmesi gerektiği, aynı sebebe dayalı olarak dava usulden red kararı verildiği gözönüne alındığında davalılar vekilleri için ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesinin AAÜT'nin 3 üncü maddesine aykırı olduğu, gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle itirazın iptali davasının özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karar davalı ------vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, nakliyat emtia sigortacısının sigortalısına ödediği tazminatın taşımacıdan rücuen tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemli davada icra dairesinde usulüne uygun takip başlatılıp başlatılmadığı noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." -------- İİK'nın 58/3 maddesine göre, icra takibinde, alacağın Türk parası ile tutarının, alacak yabancı para ise hangi tarihteki kur üzerinden alacağın talep edildiğinin gösterilmesi gerekir. Ancak uygulamada yabancı para alacağını gösteren ve ayrıca Türk lirası karşılığını içeren takip talepleri de geçerli kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay, alacaklının yabancı para alacağını takip talebinde gösterdikten sonra tahsil tarihindeki kur üzerinden Türk lirası karşılığını talep etmesinin mümkün olduğu, harca esas miktarın belirlenmesi için takip talebinde Türk parası karşılığının gösterilmesi gerektiği görüşündedir. Görüldüğü gibi Yargıtay, yabancı para üzerinden takibin devamına karar verilebileceğini kabul etmektedir. Ancak yabancı paranın aynen ödenmesini içeren ödeme emri İİK'nın 58/3 maddesine uygun olmadığından böyle bir takibin devamına karar verilmez ---------Anılan noksanlık; kamu düzeni ile ilgili devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında re’sen göz önünde tutulmalıdır --------Somut olayda davacı tarafından -------Esas sayılı dosyası ile davalı/borçlular aleyhine 16.07.2020 tarihinde 2.860,00 EURO asıl alacak ve 8,23 EURO işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.868,23 EURO alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsili yönünde ilamsız icra takibi yapılmıştır.Takip talebinde ve ödeme emirlerinde, yabancı para alacağının Türk parası karşılığı belirtilmediği gibi, davacı tarafından alacak doğrudan EURO cinsinden talep edilmiştir.İİK'nın 67. maddesine göre itirazın iptali davalarında, usulüne uygun başlatılmış bir icra takibinin bulunması ve takibe süresi içinde itiraz edilmiş olması özel dava şartıdır. İİK'nın 58/3, BK'nın 83/son ---- maddelerine aykırı şekilde yabancı para alacağı üzerinden takibin yapıldığı,----- sistemi üzerinden icra dosyasının incelenmesinde takip talebinde ve daha sonra yetkili icra dairelerince gönderilen ödeme emirlerinde yabancı para alacağının Türk parası karşılığının gösterilmediği tespit edilmekle itirazın iptali davasına konu usulüne uygun bir icra takibinin olmadığının kabulü gerekir -------- Mahkemece HMK'nın 114/2 ve 115. maddesi uyarınca açılan davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi, yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığnıda, isabetli olmuştur...." şeklinde kararlar verildiği anlaşılmıştır.Yukarıda belirtilen yüksek mahkeme kararları tüm dosya kapsamı ile bir arada değerlendirildiğinde davacı tarafından, davalı aleyhine girişilen icra takip dosyasında hem takip talebinde hem de ödeme emrinde, davacının alacağını yabancı para cinsinden istediği, herhangi bir şekilde harca esas değer veya yabancı paranın Türk Lirası karşılığının gösterilmediği, yabancı paranın aynen tazmininin istendiği, TBK'nin 99. ve İİK'nın 58/3 maddeleri uyarınca icra takibinin usulsüz olduğu anlaşılmıştır.HMK'nin 114/1 maddesinde dava şartları sınırlı olarak sayıldıktan sonra anılan maddenin ikinci fıkrasında da "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmü ile diğer kanunlardaki dava şartlarına ilişkin düzenlemelerin de dikkate alınması gerekliliğine vurgu yapılmıştır. HMK 115. maddesi hükmü de "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." şeklinde olup buna göre Mahkemenin dava şartı eksikliği durumunda yapacağı işlemler düzenlenmiştir.Davacı alacaklı, yabancı para alacağının TL karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmekte iken bu zorunluluğa uyulmadığı, buna göre davacı vekili tarafından yöntemine uygun başlatılmış bir icra takibinden söz edilemeyeceği, yöntemine uygun bir icra takibinin bulunması itirazın iptali davalarında özel dava şartı olduğundan davanın, HMK'nin 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca yöntemine uygun icra takibine ilişkin özel dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Karar harcı olan 615,40 TL'nin dava açılırken peşin olarak alınan 21.378,77 TL'den mahsubu ile kalan 20.763,37 TL'nin karar kesinleştiğinde davacı yana iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine,
5-Davalı tarafından yapılan 150,00TL yargılama giderinin davacı taraftan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/05/2025