T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/594 Esas
KARAR NO:2025/332
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/08/2023
KARAR TARİHİ: 08/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacı şirketten tıbbi in ve mal satın alındığı, davacı tarafın malları tesliminden sonra siparişlere ait faturaların düzenlendiği ve davalı tarafa iletildiği, işbu alacağın konusu olan malların ücretinin ödenmesi hususunda birçok defa iletişime geçilmeye çalışıldığı, ancak borcun ödenmediği, davacı tarafından ------ Yevmiye No'lu ihtarname ile davalıya, ihtara konu olan ödemenin 3 iş günü içerisinde davacı şirkete ait olan banka hesabına yapılmadığı taktirde yasal yollara başvuracağımız ihtar edildiği, ihtar sonrasında da davalı tarafından davacıya hiçbir ödeme yapılmadığı, ancak bakiye borcunu ödemediği, bakiye alacak için davalı aleyhine -----Esas sayılı icra takip dosyası ile bakiye icra takibi başlatıldığı, başlatılan icra takibi de davalı şirketin haksız itirazı üzerine takibin durduğu ve huzurdaki itirazın iptali davasının açıldığını beyan ederek, haksız itirazının iptaline, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. Fıkrasında düzenlenen karineden kaynaklandığı, buna göre; fatura düzenleyen tacirin alınan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerektiği, fatura sözleşmesinin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekli olduğunu, öte yandan asıl alacağı kabul anlamına gelmemek kaydı ile, takip ve davaya konu edilen faiz ve oranının da ne şekilde belirlendiği ortaya konulmadığı, işlemiş ve işleyecek faizin tespitinde başlangıç tarihi ve hangi tür faizin esas alınacağı konusunda belirsizlik mevcut olduğu, Davacı/alacaklı şirketin belirlemiş olduğu ticari faiz oranı kanun koyucu tarafından düzenlenen yasal faiz oranlarının oldukça üzerinde olduğu, ayrıca bir başka husus da davalı müvekkil şirketin usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediği, davacı yanca şirket dilekçesinde bu hususu ispata yarar hiç bir bilgi ve belge sunmadığı, bu itibarla haksız faiz talebinin reddinin gerektiği, tarafların ticari defter ve kayıtların incelemesi ile doğru sonuca ulaşılacağı beyan edilerek davanın reddini istemiştir.Mahkememizce------sayılı İcra dosyasının incelenmesinde; davacı tarafça davalı aleyhinde 220.665,37 TL alacak bedelinin tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, başlatılan icra takibine davalı tarafça itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce tarafların dava konusu talebi kapsayacak şekilde uyuşmazlığa ilişkin kayıtlar üzerinde bilirkişi inceleme yaptırılmış olup, alınan bilirkişi raporunda özetle; davalı tarafından davacıya icra takibinden sonra 4.248,72 TL mal iade faturası gönderildiği ve davacının alacak tutarının 211.573,94 TL olduğu, bunu icra dosya infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği yönünde raporunu sunduğu anlaşılmıştır.Tetkik edilen dosya kapsamı bütün olarak değerledirildiğinde;Dava, İİK 67 Mad.dayalı olup davalının hakkındaki icra takibine vaki itirazının iptali istemine ilişkindir. Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, alacağın varlığı ve miktarı açısından tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiş, davalı taraf talimat mahkemesine defterlerini ibraz etmemiş, davacı tarafın defterlerinin incelenmesi sonucu rapor alınmıştır.Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Bilirkişi davacı tarafın defterlerinin incelenmesi sonucu sunmuş olduğu 22/02/2024 tarihli raporunda; Davacının elektronik ortamda tutulan, yasal süresi içinde e-beratlarını oluşturduğu, Envanter Defterinin noter açılış tasdikinin yaptırıldığı, birbirine teyit eden ve HMK 222. Md. Göre kendi lehine kesin delil teşkil ettiği kanaatini varılmakla -nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, ticari defterler ve kayıtlarına göre; 12/10/2022 icra takip tarihi itibariyle 215.822,66 TL alacağı bulunduğu, icra takibinden sonda davalı tarafından 4.248,72 TL mal iade faturası gönderildiği ve davacının 211.573,94 TL alacağının bulunduğu, görüşü bildirilmiştir.Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, açılan dava itirazın iptali davası olup taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafın yaptırılan defter incelemesine göre davacının takip tarihi itibariyle 215.822,66 TL alacaklı olduğu, 4.248,72 TL bedelli iade faturasının takipten sonraki tarihte olup infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği, Davacı icra takibinden önce davalıya 215.822,66 TL borcun ödenmesi için ------ yevmiye no.lu ihtarnamesi göndererek 3 iş günü içinde borcun ödemesini ihtar ettiği, ihtarnamenin davalıya ---- tarihinde tebliğ olduğu, buna göre 3 iş günü ---- tarihinde sona erdiği ve davalının ---- tarihinden itibaren TBK'nun temerrüde ilişkin117. Md. Göre temerrüde düştüğü, bu nedenle takipteki miktrada faiz talep edebileceği anlaşılmış olup ayrıca dava konusu likit yani belirlenebilir olup davacı tarafça talep edilip davalı da haksız olduğundan kabul edilen asıl alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜNE,
-------Esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına,
4.248,72 TL iade faturasının takipten sonraki tarihte olması nedeniyle ödeme mahiyetinde infaz aşamasında dikkate alınmasına,
Alacak likit olmakla, hüküm altına alınan miktarın % 20'si oranında 44.133,07 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Karar harcı olan 15.073,65 TL'nin dava açılırken peşin olarak yatırılan 2.582,39 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 12.491,26 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yapılan 2.852,24 TL harç masrafının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Dava nedeniyle davacı tarafından yapılan 3.092,50 TL yargılama gideri masrafının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 35.306,46 TL vekalet ücreti alacağının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile hazine adına irat kaydına,
Gider avansından sarf edilmeyen fazla yatan miktarın karar kesinleştiğinde IBAN/hesap numarası bildirilmesi halinde buraya, aksi halde PTT ile konutta ödemeli olarak davacıya İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı08/05/2025