T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/744 Esas
KARAR NO: 2025/379
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/10/2023
KARAR TARİHİ: 15/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davalı borçlu şirket nezdinde muhtelif faturalar sebebiyle toplam 78.551,20 TL alacağı bulunmakta olup, Söz konusu alacakların ödenmemesi sebebiyle tarafımızdan fatura alacaklarının tahsili için, ----- sayılı takip dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmış, ancak davalı borçlu tarafından haksız şekilde takibe itiraz edildiğini, Taraflarınca zorunlu dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmuş ve ----- yapılan oturumlar sonrasında anlaşmazlık tutanağı düzenlenmiş, Davalı borçlu şirket, şirketin kendi içinde yaşadığı sorunlar sebebiyle muhasebe kayıtlarındaki tutarsızlıklar nedeniyle ödemelerde gecikmeler yaşandığını müvekkili şirket yetkililerine bildirmiş olup, Ticari defterler sabit olduğunun ortaya çıkacağını ileri sürerek, incelemeleri sonucu da alacaklarının takibe yapılan haksız ve kötüniyetli itirazın iptaline ve takibin devamına, Borçlu aleyhine % 100 oranında İcra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uluslararası alanda faaliyet gösteren, yaptığı işlerle hem ------hem de dünya çapında son derece saygın konumda olan ticari bir kuruluş olup ticari şirketlerini de son derece titizlikle yürütmekte, Davacının ileri sürdüğü tüm iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğundan, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmamakta olduğunu, davayı kabul etmemekle birlikte, Davacı tarafından muhtelif faturalar sebebiyle toplam 78.551,20 TL alacağı iddiası ile önce ---- Sayılı dosyası ve sonra ------sayılı İcra dosyasını açarak iki adet icra dosyası alacağı ve feri alacaklar talep etmesi kötü niyetli olduklarının göstergesi olduğunu, 78.551,20 TL'lik alacağı olduğu iddiası varsa neden iki farklı icra takibi yapılmış olup, davacının mükerrer icra takibi ile alacak ödemesi ve feri ödemeler talep etmekte ve davacı haksız kazanç elde etmekle sebepsiz Zenginleşmek istemekte olduğunu, davacı ile müvekkili hakkında haksız ve hukuka aykırı bir şekilde icra takibine girişilmiş ve takip dayanağı olarak da ------ Tarihli fatura gösterilmiş, haksız ve mesnetsiz takibe itiraz edilmiş ve itirazlar neticesinde takibin durmuş olduğunu, HMK m. 190 "İspat kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya her ne kadar davacı tarafça Mal satım/hizmetini içeren ve takibe konu edilen faturaların müvekkili şirkete tebliğ edildiği iddia edilmişse de; davacı taraf Mal tesliminin gereği gibi yapıldığı ve TTK ve VUK hükümleri kapsamında usulüne uygun faturaların tanzim edilerek müvekkiline tebliğ edildiği hususunu ispatla mükellef olup, Davacı tarafından hangi adrese tebligat yapıldığı ve faturaların usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği hususunun ispatlanması gerekmekte olduğunu, Yargıtay kararlarında da taraflar arasındaki temel ilişkinin gereği gibi yerine getirilip getirilmediği hususunun araştırılması gerektiği ve bu konuda ispat yükünün davacı tarafın üzerinde olduğu vurgulanmış olduğunu, emsal Yargıtay kararlarından da açıkça anlaşılacağı üzere faturaya süresinde itiraz edilmese dahi yine bu halde faturaya konu hizmetin eksiksiz ve ayıpsız verildiğinin davacı tarafa mutlak delillerle ispat edilmesi gerekmekte olup, İcra takip dosyası ve huzurdaki dava kapsamında davacı tarafça bu hususları ispat etmeye yarayacak bilgi / belge sunulmadığından davanın reddinin gerekmekte olduğunu, davacı tarafından takibe konu edilen alacak likit olmadığından ve yargılamayı gerektirdiğinden, davacı Şirketin icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmekte, müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığından icra takibine yapılan itiraz yerinde olduğunu belirterek, huzurdaki davanın ve davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacının kötü niyetli ve haksız olması sebebiyle davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.Mahkememizce ----Esas sayılı İcra dosyasının incelenmesinde; davacı tarafça davalı aleyhinde 42.951,67 TL asıl alacak bedelinin tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, başlatılan icra takibine davalı tarafça itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında davacı ve davalı tarafın yasal ticari defterleri, dayanak kayıtları, ve defterlerin bu uyuşmazlığa ilişkin dayanak kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, alınan raporda özetle; davacı şirketin 42.951,67 TL asıl alacak talebi üzerinden harçlandırmak suretiyle İtirazın İptali istemi ile Davalı Şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında; davacı şirketin davalı şirketten, davalı şirketin limited şirket unvanı altında takip edilen hesabı kapsamında, takip / dava t. İtibarıyla; takip dayanakları içinde yer alan 2 adet mal satış e-faturasından kaynaklı olarak 42.951,67 TL asıl alacağı bulunduğu yönünde rapor sunulduğu anlaşılmıştır.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar tacir olduğundan her iki tarafın dava konusu talebi kapsayacak şekilde ilişkin tüm yasal ticari defterleri ve defterlerin bu uyuşmazlığa ilişkin dayanak kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişisi tarafından defterlerin inceleme yapılmasına karar verildiği, inceleme gün ve saatinde davalı tarafların hazır bulunmadığı ve mazeret dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın ticari defterleri incelenmiş buna ilişkin mali müşavir bilirkişi raporu dosya içerisine sunulmuştur. 23/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda davacı firmaya ait defterlerin açılış-kapanış onaylarının yapılmış olduğu, davacı firmanın defterine göre davacı şirketin davalı şirketten, davalı şirketin limited şirket unvanı altında takip edilen hesabı kapsamında, takip tarihi itibarıyla; takip dayanakları içinde yer alan 2 adet mal satış e-faturasından kaynaklı olarak 42.951,67 TL asıl alacağı bulunduğu belirtilmiştir. Davalı tarafa ise ticari defterlerini sunması için ihtaratlı kesin süre verilmiş olup inceleme gün ve saatinde ticari defterlerini ibraz etmediği ve mazeret sunmadığı anlaşılmıştır.Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun ve davacının talep ettiği alacağının varlığını ispatladığı mahkememizce kabul edilerek davanın ve alacak likit olduğundan icra inkar tazminatı kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜNE,
Davalının ------Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynen devamına,
Alacak likit olmakla, hüküm altına alınan miktarın % 20'si oranında 8.590,33 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Karar harcı olan 2.934,02 TL'nin peşin olarak yatırılan 946,35 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 1.987,67 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yapılan 1.643,80 TL harç masrafının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Dava nedeniyle davacı tarafından yapılan 5.707,75 TL yargılama gideri masrafının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücreti alacağının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile hazine adına irat kaydına,
Gider avansından sarf edilmeyen fazla yatan miktarın karar kesinleştiğinde IBAN/hesap numarası bildirilmesi halinde buraya, aksi halde PTT ile konutta ödemeli olarak taraflara İADESİNE,
Dair, tarafların yokluklarında, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/05/2025