T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/526 Esas
KARAR NO: 2025/214
DAVA: Sözleşmenin Uyarlanması
DAVA TARİHİ: 21/07/2024
KARAR TARİHİ: 20/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin Uyarlanması davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalılar arasında ------- davalılar adına ---- oranında alımı konusunda toplam ------- karşılığında anlaştıklarını, toplam satış bedeline KDV nin ayrıca ilave edileceği sözleşmenin 3/g maddesinde açıkça yazılarak kararlaştırıldığını, sözleşmede daire teslim tarihi ------- belirlenmiş ve bu zamanda karşılıklı edimler yerine getirilmediği takdirde 6 aylık bir uzama süresi konulduğunu, ancak bu ilave 6 aylık zaman geldiğinde davalıların sözleşme tarihinde ---- ödemiş oldukları meblağ dışında kalan ---- ve toplam ------ satış bedeline ilave olacak KDV yi ödemeyemediklerini müvekkiline beyan ettiklerini, bunun üzerine müvekkilinin sözleşmenin 7. maddesinde edimlerin karşılıklı teslimini içeren kısmına bu sefer el yazısı ile ------- tarihi yazarak edimlerin karşılıklı yerine getirilmesini uzatacak şekilde. yazarak parafla imzalamış, ancak davalılar parayı bulduklarında parafla imzalayacaklarını söylemiş olmalarına rağmen bu maddeyi parafla imzalamadıklarını, davalıların uzayan bu süreninde gelmiş olmasına rağmen müvekkiline biraz daha beklemelerini söylediğini, müvekkilinin parafla attığı imza nedeniyle 6 aydan fazla beklemesine rağmen davalılar pandemi salgın hastalığının başlamasını ve ayrıca gayrimenkul fiyatlarının oldukça ucuzladığını gerekçe göstererek şahitler huzurunda burayı almaktan vazgeçtiklerini, almayacaklarını beyan etmiş ve sözleşmenin ilave teslim süresine dair olan kısma paraf atmayarak sözleşmeden döndüklerini, zira sözleşme karşılıklı imza ile kurulu olduğunu, müvekkilinin bu maddeye atmış olduğu imzaya karşılık davalıların imza koymayarak sözleşmeden dönme iradesini ortaya koyduklarını, müvekkilinin davalılara yardımcı olmalarına rağmen davalıların edimini yerine getirmeyerek sözleşmeden fiilen dönmeleri sonucu müvekkilinin sözleşmenin koşullar başlıklı 3/m maddesinde herhangi bir anlaşmazlık halinde 20.000TL tutarında bir bedel, cayma bedeli olarak taraflar ödemeyi karşılıklı kabul etmeleri sonucu bu bedeli keseceğini söyleyerek ödenen parayı iade edeceğini söylemiş olmasına rağmen davalılar müvekkilin tamamının ödemesini sağlamaya olmazsa biraz daha beklemesini sağlamaya çalıştıklarını belirterek, sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve de beklenmeyen olağanüstü durumlar nedeniyle sözleşmenin yapıldığı sıradaki mevcut şartların önemli surette değişmesi ile edimler arasındaki dengenin olağanüstü bozularak aşırı nispetsizlik hale gelmesi, borcun ifasının önemli ölçüde güçleşmesiyle tarafların sözleşme ile bağlı olmasının ve ifanın istenmesinin dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede değişmesi nedeniyle taraflar arasında imzalanan --------- konu gayrimenkulün, Covid-19 salgını sonrası dünya genelinde basılan paraların yaratığı enflasyon ve izlenen ekonomi politikaları gereği gayrimenkul fiyatlarının olağanüstü değişimi ve ülkece etkisini hissettiğimiz ekonomik kriz, yüksek enflasyon neticesinde gayrimenkul fiyatlarının 13 ila 14 kat artması ve sair değişen koşullar nedeniyle, bilirkişilerce emsal daire satış bedelinin tespiti, gayrimenkulün tespit edilecek bu miktar oranında artırılarak ------ uyarlanmasına, her türlü hakkımız saklı kalmak kaydıyla uyarlama sonucu dava aşamasında tespit edilen rakam ile sözleşmedeki satış rakamı arasındaki farkın tespiti sonucu oluşan farkın artırılacağı ve bu nedenle fark bedelinin müvekkiline ödenmesini ve farkın tespitine kadar uyarlama talebimizin harca esas değer olarak 50.000TL'nin müvekkiline verilmesini, aksi halde aktin feshini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tarafların, ----- tarihli yazılı -------davalılar adına------- oranında alımı konusunda toplam bedel 200.000 tl bedel olarak anlaştıklarını, bu bedelin 80.000 TL sözleşme sırasında davalılar tarafından bank aracılığı ile davalı şirkete sözleşmede görüldüğü gibi ödendiğini, bu ödemelerin belgeleri ----------- Dosyasında mevcut olduğunu, kalan 120.000 TL ise sözleşmenin 6. Mad. de görüldüğü gibi tapu çıktığında kredi ile ödeneceği yazılı olduğunu, davalı şirket tapunun davalılara devri için davalıları tapuya davet ettiğinde davalı taraf taşınmazın satın alınması için banka kredisi kullanıp tapuyu devralırken de davacıya bakiye 120.000 TL ödenmek üzere sözleşme imzalandığını ancak davacının, davalıların defalarca taşınmazı teslim etmesi ve tapu devri için yaptıkları başvurulara hiç bir zaman olumlu cevap vermediği gibi, tapuya devir için davet etmediklerini, sözleşmede dava konusu taşınmazın davalılara teslim tarihi --------- tarihine uzatılmış, her ne kadar davacı bu uzatma işlemini davalıların imzalamadığını beyan etse de davalılar bu uzatma işlemine muvafakat ettiklerini ve bir itirazda bulunmadıklarını, itirazda bulunmadıkları gibi defalarca tanıklar huzurunda ,------- mesajları ile de davacıya sözleşmeye uymasını talep ettiklerini, sözleşmeye uymaya davet etmeleri zaten teslim tarihinin uzatılmasını kabul ettiklerini göstermekte olduğunu, davacıya gönderilen ihtarnamede de görüldüğü gibi teslim tarihi olarak 08.08.2019 tarihi olduğu belirtilmiş ve bu tarihte teslim edilmesi gerekirken teslim edilmediği ihtar edildiğini, ancak davacı 08.08.2019 tarihinde de dava konusu taşınmazı kendi kusuruna dayalı olarak eslim etmediklerini, tamamen davacı tarafın kusurlu olduğunu, kendi kusurundan istifade etmek istemekte olduğunu ve bu hususun hukukun korumadığı, kişinin kendi kusurundan yararlanamayacağı kuralına aykırı bir talep olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.Tetkik edilen dosya kapsamı bütün olarak değerledirildiğinde;Dava, sözleşmenin uyarlanması istemine ilişkindir.5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5'inci maddelerinde ticari dava düzenlenmiş olup TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir. Aynı Kanun'un 5'inci maddesinde ticari davaların asliye ticaret mahkemelerinde görüleceği ve asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin, diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticarî nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir. Somut olaya bakıldığında; her ne kadar davacı bir ticaret şirketi olup tacir ise de, davalıların tacir olduğuna ve söz konusu işin ticari işletmeleriyle ilgili olduğuna dair bir iddia ve veri bulunmadığı, bu durumda, tarafların sıfatına ve davanın niteliğine göre nispi ya da mutlak nitelikteki bir ticari dava söz konusu olmadığından, davada görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi değil, genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesidir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacı tarafından açılan davanın MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,
Davaya bakmaya ---------- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'nin GÖREVLİ OLDUĞUNA,
6100 sayılı HMK'nın görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemler kenar başlıklı 20/1.maddesi gereğince karar kesinleştiğinde süresinde başvuru halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,
6100 sayılı HMK'nın esastan sonuçlanmayan yargılama gideri kenar başlıklı 331/2. Yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.20/03/2025