T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/694 Esas
KARAR NO:2025/123
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 04/10/2023
KARAR TARİHİ: 20/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket, davalıya yönelik belirli dönemlerde baskı ve montaj hizmetleri sunmuş; bu hizmetler karşılığında ilgili bedelleri içeren faturalar düzenlenmiş, Faturalar e-fatura sistemi üzerinden davalıya tebliğ edilmiş, Tebliğden sonra davalının süresi içinde faturalarla ilgili herhangi bir itirazı olmamış, böylece faturalar kesinleşmiş olduğunu, Kesinleşen faturalar neticesinde davacının cari hesaplarında davalıya ait 459.303,25 TL asıl alacak birikmiş, Bu alacak için-------- sayılı dosyasıyla icra takibi başlatılmış, Takip konusu alacak, toplamda ----olup, bunun -------asıl alacak, geri kalanı ---- işlemiş vade farkı olduğunu, Davalı, icra takibine ilişkin olarak kötü niyetli bir şekilde borca itiraz etmiş; ancak bu süreçte, takip tarihinden sonra davacının hesabına, ------ ödemeler yapmış, buna rağmen bakiye alacak, icra takip masrafları, vekâlet ücreti ve ferileri ödenmemiş olduğunu, davalı taraf, icra dosyasına itirazında borç ilişkisini kabul etmekle birlikte; borcun vadeli çeklerle ödendiğini, cari hesaba dayalı icra takibinin kabul edilemez olduğunu ileri sürerek, herhangi bir borcunun bulunmadığını iddia etmiş olup, Bu iddiaların gerçeği yansıtmamakta olduğunu, davalının amacı, icra sürecini sürüncemede bırakmak ve davacının haklı alacağını geciktirmek olup, davalının itirazının, haksız ve mesnetsiz olduğunu, borcun tamamı için gerekli ticari kayıtlar, faturalar ve ödemeler davacı tarafından belgelendirilebildiğini, davanın ön koşulu olarak arabuluculuk süreci işletilmiş; ancak anlaşma sağlanamaması üzerine arabuluculuk Anlaşmazlık Tutanağı” düzenlenmiş olduğunu belirterek, davalının haksız itirazı iptali ve icra takibinin devamını talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının,----- sayılı dosyasına dayalı olarak, 469.452,58 TL üzerinden icra takibi başlatmış olduğunu belirtmekte, Davacı, borçlu tarafın kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, buna rağmen alacaklı hesabına 450.000 TL ödeme yapıldığını, ancak bu deme sonrasında dahi bakiye alacak, icra masrafları, vekalet ücreti ve diğer feri alacakların ödenmediğini ifade etmekte olduğunu, davacı, davalı tarafından borca itiraz edilmediğini savunsa da davalı taraf --------- sunduğu itiraz dilekçesinde açıkça borca ve ferilerine itiraz etmiş, İtirazda, davalı, “Müvekkilim ---------- aleyhine başlatılan icra takibine karşı, alacaklıya herhangi bir borcu olmadığını, dayanak evrakların vadeli çek ödeme usulüne dayandığını ve cari hesap gereği yapılan ödemelerin dikkate alınmadan başlatılan takipteki borcun kabul edilemeyeceğini” belirtmiş olup, Bu bağlamda, davalı taraf her türlü alacak ve faize itiraz niyetli itirazda bulunulduğunu iddia etse de bu iddianın gerçeği yansıtmadığını savunmakta, Davalı, davacı ile reklam hizmetleri sunumu konusunda bir iş ilişkisi kurmuş olup, davacının sunduğu hizmetlerin birçoğunun ayıplı olmuş, Bu ayıplı hizmetler sonucunda, davalı taraf reklam panolarına asılan afişlerin kısa süre içinde düşmesi nedeniyle maddi zarar görmüş olduğunu, davalı, davacıyı yaptığı hizmetleri düzeltmeye davet etmiş, ancak davacı bu davete icabet etmemiş ve başka kişi ve firmalara bu işlerin yapılması gerektiği durumlarla karşılaşılmış, davalı taraf, bu ayıplı hizmetlere dair delil olarak, davacının sunduğu hizmetin ayıplı olduğuna dair fotoğraflar ve yazılı/sözlü tüm belgeleri talep etmekte olduğunu, davalı, davacıyla arasında bir sözlü ibra anlaşması yapıldığını ve 450.000 TL ödeme yapıldıktan sonra aralarındaki tüm alacak verecek ilişkilerinin sona erdiğini belirtmekte, Bu ibra anlaşmasında, davacı, ödeme alındıktan sonra başka bir talepte bulunmayacağına dair taahhütte bulunmuş, taraflar arasında yapılan bu sözlü ibra sözleşmesi, tanık beyanları ve diğer delillerle mahkeme huzurunda ispat edileceğini, davalı taraf, borçlu taraf olarak (TBK) 132. maddesine atıfta bulunarak, ibra sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması zorunluluğu olmadığını, taraflar arasında sözlü olarak yapılan bir ibra anlaşmasının da geçerli olduğunu belirterek, ibra sözleşmesi ile borç tamamen ortadan kaldırılabileceğini ileri sürerek haksız ve mesnetsiz davanın reddini istemiştir. Mahkememizce dinlenen davalı tanığı ---------- Müdür olarak hatırladığım kadarıyla -------- yılları arasında çalışmıştım. Davacı taraf ile afiş baskısı için anlaşılmıştı, bizim için önemli olan bir yerdeki afişin yırtıldığını biliyorum. Ben bu durumu davacı şirkete bildirilip bildirilmediğini bilmiyorum. Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu. Ben yırtılan afiş olayının tarihini hatırlamıyorum. Zaman zaman böyle şeyler oluyor, zira açık hava reklamcılığı olduğu için böyle durumlar olabiliyor. Davalı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu. Ben her ne kadar 2020 yılında şirketten ayrılmış isem de şirkette irtibatım devam etti, davalı şirketle olayı ben yürüttüğüm için gerçekleşen aksaklıklardan bilgim oldu. Ayrıca biz davacı şirketle uzun zaman çalıştık, bir çok iş yaptık, ödeme usulümüz cari hesap şeklindeydi, ancak bazen davacı şirketin ihtiyacı olduğunda kendilerine avans ödemesi yaptığımız oldu. Dedi '' şeklinde beyanda bulunmuştur.Mahkememizce ------ Esas sayılı İcra dosyasının incelenmesinde; davacı tarafça davalı aleyhinde 469.452,58 TL toplam alacak bedelinin tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, başlatılan icra takibine davalı tarafça itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda özetle; Teknik yönüyle; dava konusu olan dış cephe reklam ürünlerinde tamamen montajlama kaynaklı reklam ürünlerinde ayıp oluştuğu ve bu ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu, dava tarafları arasında dava konusu emtialar konusunda yapılmış bir iş sözleşmesinin dava dosyasında mevcut olmadığından bu konu herhangi bir değerlendirme yapılamadığı, Mali Yönüyle; Mali Yönden; davalı Şirketçe Takip Tarihi sonrası, Dava Tarihi öncesi gerek nakit yapılan ödemeler gerekse ileri vadeli çekler keşide edilmek suretiyle yapılan ödemeler dikkate alınmak suretiyle yapılan Kapak hesaplamaları sonrasında, davacı Şirketin, Davalı Şirketten son ödemenin gerçekleştiği 15.06.2023 tarihi itibarıyla bakiye asıl alacağının 104.931,65 TL olduğu yönünde rapor sunulduğu anlaşılmıştır.Tetkik edilen dosya kapsamı bütün olarak değerledirildiğinde;
Dava, faturalara dayalı cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlattığı takibe yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Davacı, davalı tarafa baskı ve montaj hizmeti sunduğunu, bu hizmete ilişkin faturalar düzenlendiğini, davalıdan bu faturalardan kaynaklanan 459.303,25 TL cari hesap alacağı bulunduğunu iddia etmiş ve bu miktar üzerinden icra takibi başlatmıştır. Davalının icra takibine itiraz ettiği ancak icra takibinden sonra fakat davadan önce davalı tarafça davacının hesabına 450.000,00 TL ödeme yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafça takip tutarının tamamı yönünden itirazın iptali talep edilmiştir.Davalı taraf ise davacı tarafça verilen hizmetin ayıplı olduğu, gereği gibi yerine getirilmediğini, buna rağmen karşı tarafla uzlaşıldığını ve 450.000,00 TL ödeme yapıldığını savunmuştur. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda hizmetin gizli ayıplı olduğu tespit edilmiş ise de dosya kapsamında ayıp ihbarı yapıldığına dair herhangi bir delile rastlanmadığından bu hususta değerlendirme yapılmamıştır.Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede borçlunun itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi, takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur. ------Davalı tarafın takipten sonra ancak itirazın iptali davası açılmadan önce sonra 459.303,25 TL olan asıl alacağın 450.000,00 TL'sinin ödenmiş olduğu anlaşılmıştır. Bakiye alacak olan 9.303,25 TL asıl alacak vekalet ücreti ve icra harcı masrafı yönünden takibin devamına karar vermek gerekmiş, ancak davalının takipten önce temerrüte düşürüldüğüne dair bir deliler rastlanmadığından işlemiş faiz talebi yönünden ve davadan önce ödenen miktar yönünden itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yarar olmadığından 450.000,00 TL'lik kısım yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜNE,
------- sayılı dosyası üzerinden yürütülen takibe davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin yapılan ödemenin mahsubu sonrası kalan bakiye 9.303,25 TL asıl alacak, takip masrafları ve vekalet ücreti yönünden devamına, 9.303,25 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, bakiye talebin reddine,
Alacak likit olmakla, hüküm altına alınan miktarın % 20'si oranında 1.860,65 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Karar harcı olan 635,50 TL'nin peşin harç olarak alınan 5.496,50 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 4.861 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
Davacı tarafından yapılan 905,35 TL harç masrafının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davacı tarafından dava nedeniyle yapılan 10.704,75 TL yargılama giderinin kabul oranı üzerinden hesaplanan 216,82 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan yargılama gideri masrafı bulunmadığından ret edilen miktar yönünden değerlendirilme yapılmasına yer olmadığına,
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul miktarı dikkate alınarak takdir edilen 9.303,25 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddolunan miktar dikkate alınarak takdir edilen 71.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 60,20 TL'sinin davalı taraftan; 3.056,80 TL'sinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irat kaydına,
Gider avansından sarf edilmeyen fazla yatan miktarın karar kesinleştiğinde IBAN/hesap numarası bildirilmesi halinde buraya, aksi halde ----- konutta ödemeli olarak davacıya İADESİNE,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/02/2025