T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/548 Esas
KARAR NO: 2025/22
DAVA: Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi)
DAVA TARİHİ: 29/07/2024
KARAR TARİHİ: 16/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;----- sağlayıcısı olduğu, ilgili şirketin bayiliğini yapan -----Tarafından müvekkil şirketin bilgi ve izni olmaksızın bir kısım ------- tarihinde abonelik işlemi yapıldığını, Akabinde abonelik işlemi yapılan numaralara ilişkin borç tebliği davalı ------ Tarafından müvekkil şirkete bildirilmiş olup ilgili ----- aboneliklerinden bu vesile ile müvekkil şirketçe haberdar olunduğunu, ilgili borç tebliğinin ardından müvekkil şirket yetkililerince ----- iletişime geçilmiş ve iş bu-----numaralarının aboneliklerinin şirket yetkililerince gerçekleştirilmediğini, kim tarafından gerçekleştirildiğinin kendilerine bildirilmesinin istendiği iletilmiş ise de bu hususta ilgili şirket tarafından cevap verilmediğini, bu konuda ------- duyurusunda bulunduklarını, ilgili hatlara ilişkin sözleşmelerdeki imzanın müvekkili şirketin yetkilisine ait olmadığını belirterek; davanın kabulüne, takibin iptaline, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle iş bu davada arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğini, bu nedenle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, yetki itirazında bulundukları, görevli ve yetkili mahkemenin ----Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dava, Menfi Tespit (Abone sözleşmesinden kaynaklanan) davasıdır. Uyuşmazlık, davacının ----- sayılı dosyasında başlatılan takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptali istemine ilişkindir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Mahkememizin 17/12/2024 tarihli celsesinde "Davacı vekiline, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dosyaya sunması için 1(bir) hafta kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin verilen kesin sürede dosyaya sunulmaması halinde davanın usulden reddedileceği hususunun ihtarına, ( davacı vekiline ihtar edildi)" şeklinde ara karar kurulmuştur.Davalı vekili 16/01/2025 tarihli celsede "huzurdaki davada arabuluculuk dava şartı olup; davacı tarafça arabuluculuğa başvurulmamıştır ve geçen celse verilen ara karar gereği de arabuluculuk son tutanağını dosyaya sunamamıştır, iş bu sebeple davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilsin, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddini talep ederiz" şeklinde beyanda bulunmuştur. 19.12.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 5/A maddesi eklenmiştir.Anılan maddeye göre; "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.(2)Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.” denilmiştir. Görüldüğü üzere, 6102 sayılı TTK’ye eklenen 5/A maddesinde, Kanun’un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri olan ticari davalarda, arabuluculuk dava şartı olarak belirlenmiştir.Dava 01/01/2019 tarihinden sonra açılmış olmakla ticari bir dava olarak zorunlu arabuluculuğa tabi olup ara bulucuya başvurmak ve süreç tamamlandıktan sonra dava açmak hususu ve de buna uyulmaması HMK 114/2 maddesinde belirtilen "diğer dava şartlarına aykırılık olarak davanın usulden reddine sebebiyet verecektir.6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun (HUAK) 16. maddesinde,"(1) Arabuluculuk süreci, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru hâlinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar...." hükmü ile sürecin başlangıcını;HUAK madde 17/1'de belirtilen haller olan;
"a) Tarafların anlaşmaya varması.
b) Taraflara danışıldıktan sonra arabuluculuk için daha fazla çaba sarf edilmesinin gereksiz olduğunun arabulucu tarafından tespit edilmesi.
c) Taraflardan birinin karşı tarafa veya arabulucuya, arabuluculuk faaliyetinden çekildiğini bildirmesi.
ç) Tarafların anlaşarak arabuluculuk faaliyetini sona erdirmesi.
d)---------- Uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olmadığının tespit edilmesi."Arabuluculuk sürecinin sona erme hallerini düzenlemiştir.
6325 sayılı Kanunun dava şartı olarak arabuluculuğu düzenleyen 18/A maddesi ise;
“(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir...” hükmünü içerir.Tüm dosya kapsamı bir bütün halinde incelendiğinde ; davacı yanın, dava açılırken dava dilekçesine son tutanağı (anlaşmazlık) tutanağını ekleyerek davayı açması gerekirse de, bu şekilde dava açmadığı, başvuru yapılıp bu tutanağın eklenmemesi halinde izlenecek usul 18/A maddesinde düzenlenmiş olduğu, buna göre davacı yana 17/12/2024 tarihli duruşmada arabuluculuk son tutanağının sunulması için kesin süre verildiği, buradan da anlaşıldığı üzere yukarıda bahsi geçen arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği, eldeki dosyada gerekli yasal dava şartının yerine getirilmemiş olduğu kabul edilerek dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gereken karar ve ilam harcı 615,40 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL başvurma harcı ve 427,60 TL peşin harcın kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 13.307,77 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 345. maddesi uyarınca 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer eş değer Mahkemesine verilecek usulüne uygun istinaf dilekçesi ile ------------Adliye Mahkemesi İstinaf Yasa Yoluna başvurabileceği belirtilerek verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/01/2025