T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/236
KARAR NO : 2024/964
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/03/2024
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Davalı Sigorta şirketi, sürücü ----- sunmuş olduğu davacı şirkete ait --- Plaka nolu tırı ----- nolu poliçe ile Kasko Sigortası ile sigortalandırdığını, bahse konu tırı, 28.06.2019 tarihinde kaza geçirdiğini, bu kaza neticesinde, ----Plaka nolu araçta ağır hasar oluştuğunu, davacı şirket kendi imkanları ile kazaya karışan aracı tamir ettirdiğini, hasar bedelinin kasko sigorta poliçesinden ödenmesi için davalı sigorta şirketine müracaat edildiğini, davalı sigorta şirketi araç sürücüsü ----- kanında alkol bulunduğundan bahisle hasar bedelinin ödenmesi talebini reddettiğini, bunun üzerine arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, anlaşma sağlanamadığını, sürücü -----’ya ait olan kanın Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek tespit yapılmasının talep edildiğini,----Sulh Hukuk Mahkemesi talebi doğrultusunda sürücü ----’ya ait kan örneğini ----- Adli Tıp Kurumu’na gönderildiğini ve talep doğrultusuna rapor düzenlenmesini talep ettiğini, ---- Adli Tıp Kurumu 02/07/2020 tarih ve ----- sayılı raporunda kaza tarihi itibariyle sürücü --- ’nın kanından alınan örnekte alkol bulunmadığına dair raporun tanzim edilerek ---- Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ---- sayılı dosyasına gönderildiğini, ---- Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ---- Esas sayılı dosyası ile meydana gelen zararın tazmini için alacak davası açıldığını, davanın kabul edildiğini, alacak işleyen ticari avans faizi ile birlikte ----İcra Müdürlüğü'nün ---- Esas sayılı dosyası ile icra takibine konulduğunu, alacak tahsil edildiğini, tahsil edilen alacağın müvekkilin zararını karşılamadığı için ----- sayılı arabuluculuk dosyası ile munzam zararın tahsili için arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak davalı taraf ile anlaşma sağlanamadığını, mülkiyeti davacı şirkete ait olan ve sürücü ---- sevk ve idaresindeki,---- Plaka nolu TIR’da, 28.06.2019 tarihinde, ---- istikametinden ---- İstikametine giderken, --- İli, ---- İlçesi, ----- Köyü’nde, trafik kazası sonucunda araçta meydana gelen hasarın ---- Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyası ile hüküm altına alınan ve----İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyası ile tahsil edilen tazminatın müvekkilin zararını karşılamaması nedeniyle meydana gelen aşkın zarara karşılık 1,000.00 TL'nin davalı taraftan tahsil edilerek davacı tarafa ödenmesini talep ettiğini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Dava konusu alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından 28.06.2019 tarihli hasara ilişkin tazminat talep edilmekte olup dava tarihi itibariyle alacak talebi zamanaşımına uğramamış olduğundan davanın zamanaşımı yönünden de reddine karar verilmesini talep ettiğini, davacı tarafın karşılanmadığını ileri sürdüğü zarar kasko poliçesi teminatı kapsamında olmayıp müvekkil şirketten talep edilebilmesi hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafa ait---- plakalı araç, müvekkil sigorta şirketi nezdinde ---- numaralı ----- Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı olduğunu, davacıya ait aracın karıştığı 28.06.2019 tarihinde araçta meydana gelen zarara ilişkin olarak davacı tarafından yapılan başvuruda ---- dosyası açıldığını ve davacının taleplerinin incelenerek gerekli ekspertiz incelemeleri yaptırıldığını, davacı tarafın da açıkça kabulünde olduğu üzere; ---- Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ---- Esas sayılı dosyası ve takip eden yargılaması sonunda verilen karar neticesinde başlatılan ---- İcra Müdürlüğü ----sayılı icra takip dosyasına 144.965,70-TL ödeme yapıldığını, davalı şirketin söz konusu kasko poliçesi kapsamındaki sorumluluğu, aracın kaza tarihindeki rayiç değeri üzerinden yapılan hesaplama neticesindeki ödemenin sona erdiğini, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'nda kasko poliçesi ile teminat altına alınan zarar açıkça belirtilmiş olup genel şartlar uyarınca sigortalının doğrudan zararları teminat altına alındığını, yoksa ödeme tarihinde değişen araç piyasası ve ekonomik koşullar doğrultusunda sigortalının uğrayacağı dolaylı zararlar kasko poliçesi teminatı kapsamında olmadığını, davacının zarar iddiasının, zararın temerrüt nedeniyle değil ülkede değişen ekonomik koşullar, hızla artan enflasyon, ikinci el araç piyasasında yaşanan öngörülemez yükseliş gibi sebeplerden ileri gelmekte olduğunu, davacı tarafa ait aracın ---- model bir otomobil olup 2024 yılında sonuçlanan yargılama neticesinde davacıya aracının kaza tarihindeki rayiç değeri temerrüt faizi ile ödendiğini, hayatın olağan akışı gereği davacı taraf ödeme tarihi itibariyle 2024 yılında ---- model aracını satın alacak olduğunda bu defa 11 yıllık olacak ikame aracın bedelinin 2019 tarihindeki rayiç bedel ile karşılanabilmesi gerektiğini, ancak somut olayda; ülkede değişen ekonomik koşullar, hızla artan enflasyon, bu nedenle de somut olayda temerrüt ile meydana geldiği iddia edilen zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, söz konusu zararın müvekkil sigorta şirketine yükletilebilmesinin hukuken mümkün olmadığını, aynı niteliklerde bir aracı satın almasının mümkün olmayacağı gibi soyut bir iddiaya dayandırmakta olup zararını ispat edilemediğini, davacı tarafın talep ettiği hazar tazminatının ---- Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ---- Esas sayılı dosyası ve takip eden yargılama neticesinde tespit edilebildiğini, hasar tazminatı hesaplama tarihi olarak belirttiği 28/06/2019 tarihi ile kararın kesinleştiği ve ödeme yapıldığı tarih olarak belirttiği 23/02/2024 tarihleri arasında temerrüt faizi ile karşılanmadığını ileri sürdüğünü davacının talep edebileceği hasar tazminatı yargılamayı gerektirdiğinden bu davalı sigorta şirketinin temerrüde düşmekte kusuru olduğundan söz edilemeyeceğini, davalı sigorta şirketinin kasko poliçesi kapsamındaki sorumluluğu davacıya yapılan ödemeler ile sona ermiş olup davacının munzam zarar taleplerinden müvekkil sigorta şirketinin sorumlu tutulması hukuken mümkün olmadığını, bu nedenler dolayısıyla davanın reddini talep ettiğini yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.Tetkik edilen dosya kapsamı bütün olarak değerledirildiğinde;Dava, davacının alacağına geç kavuşması nedeniyle oluştuğunu iddia ettiği munzam zararın tazmini talebine ilişkindir.Davacı, kaza sonrası davalıya yaptığı müracaat esnasında ödeme yapılmamış olması, ödemenin dava yoluna başvurulduktan sonra yapılmış olması, süreç içerisinde paranın alım gücünün düşmesi nedeni ile munzam zarar talebinde bulunmuştur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Aşkın zarar" başlıklı 122'nci maddesinin 1'inci fıkrasında: "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür." denilmiştirYargıtay---- Hukuk Dairesi'nin 10.03.2022 tarihli ve---- sayılı ilamında belirtildiği üzere,"... Kanun koyucu para borcunun geç ödenmesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsemiştir. Bu zararın karşılanması iki bölümde düşünülmüştür. Birinci bölüm, kanıtlanmadan ödenmesi talep edilecek zarar miktarıdır ki bu temerrüt faizidir. Diğer bir deyişle temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığı yasal bir karine olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında davacının herhangi bir karineden istifade etme olanağı yasal olarak mevcut değildir. İkinci bölüm, temerrüt faizini aşan (munzam) zarara ilişkin olup; temerrüt faizini aşan bir zararı olduğunu iddia eden, bu iddiasını somut delillerle ispat etmek zorundadır..Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Zira davacı, para alacağını zamanında alması halinde bu parayı ne şekilde kullanacağını ispatlayamamıştır. Ayrıca alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu da ispat etmek zorundadır. Soyut enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması munzam zararın gerçekleştiği ve ispatlandığı anlamına gelmez. Davacı tarafından ispatlanması gereken husus, enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyetidir. Örneğin; alacağını zamanında tahsil edememekten ötürü, başkasına olan borcunu ödemek için daha yüksek oranda faizle borç aldığını veya alacaklı olduğu parayı zamanında alsa idi, yabancı para ile ödemek durumunda olduğu borcunu, geçen süre içinde geçekleşen kur farkı sebebiyle daha yüksek miktardan ödemek zorunda kalmayacağı gibi olguları kanıtlamak durumundadır. Ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle paranın döviz karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel, afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi ekonomik konjonktürel olgular TBK’nın 105. maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermez. İstikrar bulmuş Yargıtay uygulamasına göre, davacı faizi aşan (munzam) zararını yukarıda açıklanan şekilde ispat etmeden bu yöndeki talebin kabul edilmesi mümkün değildir...'' Yapılan incelemede davacı tarafça munzam zararının tespitine ilişkin olarak dosyaya herhangi bir somut delil ve kayıt sunulmadığı, yerleşik Yüksek Mahkeme içtihatlarına göre munzam zararın belirlenmesinde, gerçek zararın belirtilerek ispatlanmasının gerektiği, elde edilemeyen gelir, ihale alacağı, kredi borcu vb. somut gerçek zarar kalemlerinin belirlenmesi gerektiği, davacı tarafça bu hususta bir gerçek zararın belirtilmediği, davacının davalıdan talep edebileceği bir munzam zararının bulunmadığı, netice olarak davanın ispatlanamadığı anlaşılmakla reddine karar vermek gerekmiş, aşağıda açıklandığı üzere hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın REDDİNE,
Alınması gerekli harç yeterli olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Davacı tarafından yapılan yargılama gideri masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irat kaydına,Gider avansından sarf edilmeyen fazla yatan miktarın karar kesinleştiğinde IBAN/hesap numarası bildirilmesi halinde buraya, aksi halde ---- ile konutta ödemeli olarak davacıya İADESİNE,Dair, davacı şirket yetkilisinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda kararın taraflara tebliğinden 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.