T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/906 Esas
KARAR NO:2024/829
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 06/06/2022
KARAR TARİHİ: 24/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında e-posta ortamında yapılan yazışmalar sonucunda, taraflar arasında, ekte bir taslağı bulunan, İş birliği Sözleşmesi, BK. m.1 vd. hükümleri uyarınca, birbirine uygun karşılıklı irade beyanları ile kurulmuş, -------- tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş, taraflara karşılıklı borç yükler hale gelmiş olduğunu, Bu tarih itibariyle, müvekkili şirket Sözleşme gereği üzerine düşen tüm edimleri layıkıyla ifa etmiş, davalı şirketin de Aralık 2021 tarihine kadar ücret ödeme borcunu Sözleşmeye uygun şekilde ifa etmiş olduğunu, Gerek Sözleşmede gerekse taraflar arasında e-posta yoluyla mutabık kalındığı üzere, 01.01.2022 tarihi itibariyle enflasyon (TÜFE ÜFE ortalaması) oranında birim fiyatlarda artış yapılacağını, bu hükme dayanarak Ocak ve Şubat 2022 dönemine ait olmak üzere, 206.649,94-TL üzerinden kesilen faturalar davalı Şirkete tebliğ edilmiş, ancak davalı tarafın anılan faturaları ödememesi üzerine, davalıya karşı -----------dosyası üzerinden genel haciz yoluyla takip başlatılmış olduğunu, Anılan takibe, davalı tarafından "muacceliyet olgusu bulunmadığından borcumuz yoktur" gerekçesiyle itiraz edilmiş, takibin durmasına sebebiyet verilmiş, ------ takibi devamını sağlamak adına öncelikle arabuluculuğa başvurulmuş, sonuç alınamaması üzerine, işbu davanın açılmasının zorunlu hale gelmiş olduğunu, ayrıca icra takibi sonrası Mart 2022 dönemine ait kiralama bedeli olarak kesilmiş bulunan 586.270,78-TL tutarındaki fatura da davalı Şirkete tebliğ edilmiş; ancak fatura bedelinin ödenmemiş olduğunu, sözleşmeye uygun ifalara rağmen, davalı ücret ödeme edimini yerine getirmediği gibi, üstüne bir de haksız yere ve usule uygun olmayan bir şekilde Sözleşmeyi feshetmiş, müvekkili Şirketi bu şekilde ilave zarara maruz bırakmış olduğunu, davalı Şirket yetkilisi ------ tarafından iletilen 1 Nisan 2022 tarihli e-postaya göre, Mart ayı itibariyle Sözleşmenin feshedildiğinin davacı müvekkiline iletildiği belirtilmekte ise de böyle bir bildirim kesinlikle yapılmadığı gibi, bir an için bildirimin yapıldığı varsayılsa bile, bildirimin usulü ekli sözleşmenin 5.2 maddesine göre yapılmalı iken; bu bildirim işbu dava tarihi itibariyle dahi halen yapılmış olmadığını, müvekkili Şirketin davalı ile olan Sözleşmesine aralarındaki mutabakata ve özellikle karşı tarafın bu Projenin yıllar süreceğine dair yarattığı algıya güvenerek, başka bir firmadan (ekte bir örneği bulunan Sözleşme ve faturalaşmalardan da anlaşılacağı üzere) Uzun dönemli ve bağlayıcı kiralama yapmış, bu araçları sadece bu Projeye özgü olarak kiralamış ve dolayısıyla, şu an itibariyle alt kiralama yapamadığı halde, zorunlu olarak üst kiralayana bu araçların bedellerini öder hale gelmiş olduğunu, bu sözleşmenin uzun soluklu olacağı inancıyla tüm bu yatırımlar yapılırken, fiyat politikası belirlenirken, olası kardan da mahrum kalınmış, bu potansiyel kar gözetilerek yapılan düşük fiyatlandırma sonucunda, kardan da mahrum kalınınca, karşılığında alınan hizmet bedelinin çok düşük kalmış olduğunu, ayrıca bu araçlar projeye özgü oldukları için atıl hale geldiklerinden, 16 adet şoförün iş akdi feshi gerçekleşmiş, işçilere tazminatlar ödenmiş, Kaldı ki operasyonun layıkıyla yürütülmesi adına, olağan mesai başlangıcından çok önceleri şoförler her sabah 5-5.30 da evden çıktıklarından ve depoda gece 23-24'lere kadar mal boşalttıklarından, her biri fazla mesaiye hak kazanmış ve tazminatlarına ilaveten fazla mesai ücretini de müvekkili davacının karşılamak zorunda kalmış olduğunu, bu süreçte, İlk başta ------ çıkışlı 16 araç için başlanmış, sonrasında davalı Şirket'in talepleri ile kısa sürede, operasyon artmış, araçların çıkış noktaları ----------- yanı sıra toplamda 3 noktaya çıkarılmış, müvekkili davacı tarafından, hiçbir ilave ücret alınmaksızın 3 farklı noktaya servis hizmeti için ilave zarara katlanılmış olduğunu, yine anlaşma müzakerelerinde hizmete tahsis edilen tüm araçların kısa mesafeli ring hizmeti için kullanılacağı kararlaştırılmış ve müvekkili davacı tarafından Davalı Şirket'e buna uygun fiyat teklifi sunulmuş; ancak Sözleşmenin edimlerinin başlanmasından hemen kısa süre sonra diye Sözleşmeye konu araçlara, davalı Şirket tarafından çok noktalı hamaliyeli tonajlı (mal değeri yüksek yani riskli, telefon-bilgisayar gibi ürünler yüklenmiş; araçların gereği gibi ifada kullanılabilmesi için ilave ikinci kurye maliyeti doğmuş; ancak bu İlave bedellerin de hiç bir şekilde ödenmemiş olduklarını, davalı Şirket'in kurallara aykırı yaptığı aşırı yüklemeler sonucunda, trafik ekiplerince araçlara 30'un üzerinde aşırı tonaj cezası kesilmiş, Bunun yanı sıra aşırı tonaj kaynaklı olarak araçlar, olağandan fazla yakıt yakarak nakliye hizmetlerini yerine getirmiş, bu da doğal olarak müvekkili Şirketin yakıt hesabının şaşmasına, cebinden bu bedelleri ödemek zorunda kalmasına yol açmış olup, Bunların da talep edilmesine rağmen hiçbir şekilde tazmin edilmemiş olduklarını, yine davalı Şirket'in kasten yaptığı aşırı yüklemeler sonucunda, araçlar olağan yıpranma haricinde, çeşitli yerlerden hasar görmüş, panelvanlar davalı şirket yetkililerinin hatalı yönlendirmeleri ile küçük araç rampasına yanaştırılp yüklenmek yerine, — tır-kamyon rampasında yüklendiğinden, arka kapaklarında kaporta boya hasarı oluşmuş olduğunu, yükleme yapılan Depolar içerisinde müvekkili davacı personeli haricinde, İzinsiz şekilde müteselsil sorumlu olunan taşıtan personeli tarafından araçlar hareket ettirilip, kaporta boya hasarlarının oluşmasına sebebiyet verilmiş olduğunu, TBK m.112 hükmü uyarınca: "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür." Kanun koyucu, borçlunun sorumluluğu açısından "borçlunun kusursuzluğunu ispat edememek" şeklinde temel kriter koymuş olup, Olay açısından, davacı müvekkilinin tüm zararlarından sorumlunun, davalı Şirketin bizzat kendisi olduğunu, Zira Sözleşme edimlerinin ifasında kusurlu davranmış, sözleşmeyi sona erdirirken kusurlu davranmış, bundan dolayı da tüm zarar kalemlerini karşılamakla yükümlü olduğunu iddia ederek, davalı aleyhine takip tutarı olan 208.522,52-TL üzerinden İHTİYATİ HACZE karar verilmesini, Davalı Şirket'in haksız ve hukuka aykırı şekilde ------------- Sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına; Davalı Şirket tarafından yapılan haksız ve hukuka aykırı fesih dolayısıyla, ödenmemiş bulunan Mart 2022 dönemine ait kiralama bedeli olarak kesilmiş bulunan 586.270,78-TL tutarındaki fatura tutarından (fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla) şimdilik 10.000,-TL tutarındaki alacağın, vade tarihinden itibaren işleyecek TCMB avans faizi tutarı ile beraber tahsiline; davalı Şirket tarafından yapılan haksız ve hukuka aykırı fesih dolayısıyla, davacı müvekkili tarafından her ay kiralayan' a ödenmek zorunda kalınan kira bedellerinden alacağın, vade tarihinden itibaren işleyecek ------------ avans faizi tutarı ile beraber tahsiline; davalı Şirket tarafından yapılan haksız ve hukuka aykırı fesih dolayısıyla, davacı müvekkilinin yoksun kaldığı karın tazmini amacıyla (fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla) alacağın, vade t. itibaren işleyecek ------ avans faizi tutarı ile beraber tahsiline; davalı Şirket tarafından yapılan haksız ve hukuka aykırı fesih dolayısıyla, davacı müvekkili tarafından iş akdi fesihleri sona erdirilen şoförlere ödenen tazminat tutarlarının tazmini amacıyla (fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla) alacağın, vade tarihinden itibaren işleyecek ---- avans faizi tutarı ile beraber tahsiline; davalı Şirketin edimlerinin ifası sırasındaki kusurlu davranışlarından kaynaklı araçlardan doğan tüm zararların tazmini amacıyla (fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla) alacağın, vade t. itibaren işleyecek -----avans faizi ile beraber tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; itirazın iptali davasının hukuki niteliği bakımından doktrinde pek çok görüş mevcut olduğunu, birinci görüş; davanın eda davası olduğunu belirtirken, ikinci görüş; tespit davası olduğu, üçüncü görüş ise ne eda ne de tespit davası olmadığı yönünde olduğunu, yargıtay ise bu davayı "tespit davası" olarak nitelemiş ve mahkemenin "itirazın iptali davası" sonucunda; itirazın iptaline, takibin devamına, talep edilmiş ise icra inkâr tazminatının, yargılama giderlerinin tahsiline karar verebileceğini, başka bir anlatım ile itirazın iptali davası sonucunda alacağın tahsiline karar veremeyeceğini belirtmiş olduğunu, nitekim hükmün infazı yönünden de her iki dava arasında fark mevcut olup, Eda (tahsil) davalarında; artık ilamsız takip söz konusu olamayacak ve ilamlı icra takibi yapılabileceğini, İtirazın iptali davasında ise; ilamsız icra takibine devam olunacağını, bu kapsamda, davacının talepleri göz önüne alındığında, yargılamanın daha iyi yürütülebilmesi adına davaların ayrılmasına karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasında ticari bir ilişki söz konusu olmuş ise de, yazılı bir sözleşme bulunmadığını, davacının dosyaya delil olarak sunmuş olduğu sözleşme metni; taraflarca imza altına alınmış bir sözleşme olmadığını, taraflarca imza altına alınmadığı açıkça ortada olan, dolayısıyla hukuken varlığından söz edilemeyecek bir sözleşme taslağına göre bildirim yapılmasının beklenmesi abesle iştigal olduğunu da belirterek davanın reddini istemiştir.Mahkememiz -----sayılı dosyasında, davacı tarafın fatura alacağı ve haksız fesihe dayalı tazminat talepleri yönüyle tefrik kararı verilerek mahkememiz iş bu dosyasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce fatura alacağı, haksız feshe dayalı tazminat talepleri ve araçlardan doğan zararların tazmini yönünden tarafların ticari defterleri üzerinde 2021/2022 yıllarına ait kayıtlar üzerinde ve dosya kapsamında inceleme yaptırılmış olup, alınan bilirkişi raporunda özetle; Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; davacı ile davalı arasında taşıma ilişkisi bulunduğu, bu ilişkinin şartlarını gösteren yazılı bir delil sunulmadığı, davacı tarafından Ocak ve Şubat aylarında ve tahsil edildiği, davacı tarafından giderlerin artması sebebiyle fiyat farkı istendiği ancak karşı tarafın bunu kabul ettiğine yönelik bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, fiyat farkı açıklamalı iki faturanın anlaşmaya dayalı olarak kesildiği sonucuna varılamadığı yönünde rapor sunulduğu anlaşılmıştır.
Tetkik edilen dosya kapsamı bütün olarak değerledirildiğinde;
Dava, taraflar arasında mevcut olduğu iddia edilen sözleşmenin haksız olarak feshedildiği iddiasıyla tazminat talebine ilişkindir.
Mahkememizin ----- sayılı dosyasından, davacının fatura alacağı ve haksız feshe dayalı tazminat tefrik edilerek iş bu esasa kaydedilmiş,----- takip dosyasına yapılan itirazın iptali talebine ise ----numaralı dosya üzerinden devam edilmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafından sunulan ve imzasız olan davacı tarafından e-posta ortamında akdedildiği iddia edilen iş birliği sözleşmesinin hüküm ifade edip etmediği, aralarındaki ticari ilişkide yeni dönem fiyat artışlarından kaynaklanan fiyat farkı talep edilebileceği yönünde bir anlaşma bulunup bulunmadığı ayrıca davalı tarafından yapılan feshin davacı tarafından varlığı iddia olunan sözleşmeye uygun olup olmadığı noktasındadır. Davalı tarafından her ne kadar taraflar arasında ticari bir ilişki söz konusu olmuş ise de, yazılı bir sözleşme bulunmadığı, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarının oluşmadığı savunulmaktadır. Davacı tarafından kesilen faturaların davalı tarafından kayıtlarına alınmadığı, faturaların gönderildiğine yönelik bilgi bulunmadığı ve icra takibine itiraz dışında davalı tarafından söz konusu faturalara itirazda bulunduğu, bu haliyle söz konusu faturaların TTK md. 21, f. 2 gereğince itiraza uğramayan fatura olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, davacının ticari defterlere dayandığı, ancak davalının defterlerinde söz konusu faturaların kayıtlı olmaması karşısında HMK 222, f. 3 hükmüne göre davacının ticari defterlerinin delil niteliğinde olmadığı, davacının yevmiye defteri kapanış tasdiklerini de gerçekleştirmediği anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamının, sunulan delillerin ve alınan bilirkişi raporlarının değerlendirilmesinden; taraflar arasında taşıma ilişkisine dayalı bir ticari ilişki bulunduğu, davacının ileri sürdüğü alacağın fiyat farkı olduğu, Ocak 2022 ve Şubat 2022 aylarında gerçekleştirilen hizmetlere yönelik faturaların kesildiği ancak davacı tarafından özellikle giderlerin artması gerekçe gösterilerek fiyat farkı istendiği, bu talebin davalı tarafından kabul edildiğini gösteren bir bilgi ve belge sunulamadığı, davacının 01.01.2022 tarihinden itibaren hizmete yönelik hakediş bedellerinde artış kararlaştırıldığı iddiasını dayandırdığı metnin imzalı olmadığını, taraflar arasında bağlayıcı hale gelmediği, dolayısıyla söz konusu tazminat kalemlerinin oluşmayacağı ve davacının alacağının bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın REDDİNE,
Karar harcı olan 427,60 TL'nin dava açılırken peşin olarak alınan 853,88 TL'den mahsubu kalan 426,28 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı yana iadesine,
Davacı tarafından yargılama gideri masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Arabuluculuk Ücreti hususunda tefrik kararı verilen dosyada değerlendirme yapıldığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Gider avansından sarf edilmeyen fazla yatan miktarın karar kesinleştiğinde IBAN/hesap numarası bildirilmesi halinde buraya, aksi halde PTT ile konutta ödemeli olarak taraflara İADESİNE,
Dair, davalı vekilinin yüzüne, davacı vekilinin yokluğunda, kararın taraflara tebliğinden 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/10/2024