T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/407 Esas
KARAR NO: 2024/296
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ: 28/09/2020
KARAR TARİHİ: 20/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesini özetle; Davalı şirketin 18.09.2017 tarihli genel kurul kararı ile limited ortaklık iken nevi değiştirerek anonim ortaklığa döndüğünü, toplam sermayenin 5.000.000,00 TL olan davalı şirketin iki hissedarının bulunduğunu, müvekkilinin, şirketin % 26’lık azınlık hissesine sahip olduğunu, diğer hissedar -------- ise şirketin % 74 çoğunluk hissesine sahip olduğunu, şirketin 2017 yılınan veri telekomünikasyon ve bilişim teknolojilerine ilişkin olarak başta olmak üzere 24 ülkede farklı projelerde yer aldığını ve yüksek kazançlar sağladığını, ancak şirketin geçmiş dönem ve özellikle 2019 yılı finansal tabloları dikkate alındığında somut kazançlar ile uyuşmayan kayıtların ve giderleri olduğunu, müvekkili bu kayıtların doğruluğunu sorgulamaya başladığı tarihten itibaren ise, şirketin çoğunluk hissedarının ve imza yetkilisi eşinin şahsi hesaplarına şirketin aktiflerinden bir anda, bir gün ara ile olağan dışı ve çok yüksek miktarda para gönderimi yapılarak şirketin içinin boşaltılmaya çalışıldığını, 16.09.2020 tarihinde şirket hesabından 100.000,00 euro, 200.000,00 USD ve 9.000 Gram altının ---------- şahsi hesabına, yine aynı tarihte şirket hesabından 580.000,00 Euro’nun --------- eşi olan---------- hesabına, 17.09.2020 tarihinde şirket hesabından 796.000,00 USD’nin ---------- şahsi hesabına gönderildiğini, söz konusu işbu tutarların müvekkili tarafından tespit edilenler olduğunu, bu nedenle davalı şirketin çalıştığı tüm bankalara müzekkere yazılarak tüm hesap hareketlerinin incelenmesini talep ettiklerini, bahse konu para aktarımları haricinde şirket adına muhtelif kamu ve özel bankalardan 2020 yılında çekilen toplam 17 milyon kredinin akıbetinin ise bilinmediğini, tüm bu kötü gidişatın yanında şirketin mali tablolarında da bir takım usulsüzlükler yapıldığının kuvvetle muhtemel olduğunu, şirkete hangi mal ve hizmeti sağladığı belli olmayan dava dışı Veracom --------- Şti. ünvanlı firmanın şirkete sürekli fatura düzenlediğini, 2018 yılı sonuna kadar dava dışı şirkete toplam 15.240.945,00 TL ödendiğini, bu denle yüklü meblağda hizmetin gerçekte alınmadığını, istihdam edilen personellerin de maaşlarının bir kısmının elden ödendiğini, bu konuda --------- incelemeleri yapılması ve şirkete idari para cezası uygulanmasına rağmen herhangi bir düzeltme yapılmadığını, tüm bu nedenlerden dolayı TMK 427/4 maddesi uyarınca yönetim kayyumu atanmasını, bunun mümkün olmaması halinde şirket hesaplarına teminatsız şekilde ihtiyati tedbir konulmasını, şirket ortaklarının birbirine güvenleri kalmadığından şirketin haklı 20/03/2024 nedenlerle feshine, bunun olmaması halinde müvekkilinin hisselerinin gerçek değeri ödenerek ortaklıktan çıkarılmasına, yargılama giderlerinin de karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, 19.11.2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı taleplerinin yasa, usul ve içtihatlara aykırı olduğunu, şirket ortağı ------- ve ------- müvekkili şirkete ait paranın tamının iade ettiğini, iade edilen tutara ilişkin dekont örneklerinin ekte sunulduğunu, davacının müvekkili şirkete ait aracı, aralarında akrabalık ilişkisi de olan eski çalışanlarından--------- 372.722,00 TL bedelle devrettiğini tespit edildiğini, satış bedelinin akıbeti hakkında müvekkili şirketin herhangi bir bilgisinin bulunmadığını, davacının bu bedel tutarında müvekkili şirkete borçlu olduğunu, bu hususa ilişkin olarak davacıya ihtarname keşide edildiğini, araç bedeli dışında davacının müvekkili şirkete 11.000,00 USD ve 6.000,00 euro olmak üzere yaklaşık 150.000,00 Tl borçlu olduğunu, davacıya yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı dönemde tahsis edilen araçların, davacının yönetim kurulu üyeliği sona erdiği tarih olan 15.10.2020 tarihinde itibaren iade etmesi gerekirken, araçların henüz iade edilmediğini, bu hususa ilişkin olarak ihtarname keşide edildiğini, müvekkili şirkete kayyum atandıktan sonra aralarında davacının akrabalarının da bulunduğu şirket çalışanlarının altısının toplu olarak istifa ettiğini, davacının eşi olan --------- 17.11.2020 tarihinde müvekkili şirket ile aynı iştigal konusunda faaliyet gösteren -------- şirketi adında bir şirket kurduğunun görüldüğünü, davacının kamu ve özel bankalardan 2020 yılında şirket adına çekilen toplam 17 milyon tutarlı kredinin akıbetini bilmediği iddiasının kabul edilemez olduğunu, kredinin bir kısmı ile vadesi gelen borçların ödendiğini, bir kısmı ile de yatırım yapıldığını, davacının 2018 yılı sonuna kadar -------- ştiye toplam 15.240.945,00 TL ödemeye karşın hizmet alınmadığı yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ödemelere ilişkin olarak sunulan çekler incelendiğinde davacının imzasının görüleceğini, şirket çalışanlara elden maaş ödendiğine ilişkin iddianın asılsız olduğunu, sonuç olarak davacının iddialarının feshi haklı gösterek nitelikte ağırlığının bulunmadığını beyan ederek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesini özetle; Davalının şirket ortağı --------- ve münferiden sınırsız imza yetkilisi eşi ---------- şahsi hesaplarına şirketin aktiflerinden bir anda, bir gün ara ile olağan dışı ve çok yüksek miktarda para gönderimi yapıldığını, şirketin içi boşaltılmaya çalışıldığına ilişkin belgelerle tevsik ettikleri iddialarına davalı, müvekkilinin şirket menfaatine aykırı davranılmasını önlemek ve şirketin borçlarının zamanında ödenmesini güvence altına almak amaçlı olarak şirket hesaplarından şahsi hesaplara para aktarıldığını ve söz konusu tutarların hesaplara iade edildiğini belirttiğini, davalının müvekkilin kötü niyetli ve şirketi zarara uğratma amacını taşıdığına dair iddialarına karşı şirketin %26 azınlık hissesine sahip ve şirketin borçlarına karşı kefil olan müvekkilin konumunun bu iddialara karşı bir cevap niteliğinde olduğunu, davalı müvekkilin şirkete ait olan araçları teslim etmediğini ve şirkete borçlu olduğunu iddia ettiklerini, huzurdaki dava şirketin haklı nedenle feshi ve yönetim kayyumu atanmasına ilişkin olduğunu, davalının müvekkili tarafından bazı araç devri işlemleri ve borçlanmaların yapıldığı iddiası (kesinlikle iddiaları kabul anlamına gelmemekle birlikte), şirketin amacıyla bağdaşmayan faaliyetler kapsamında şirketin haklı sebeple feshine sebebiyet veren durumlardan olduğunu, Şirketin nev’inin limited şirketten anonim şirkete çevrildiği 2017 yılından beri hiçbir dönem kar payı dağıtılmadığını, işçilerin ödemelerinin bazı kısımları elden yapıldığını, hakim pay sahibi ve eşinin şahsi hesaplarına para aktarımları yapıldığını, 2018 yılı sonuna kadar -------- Şti'ye gerçekte hizmet alımı yapılmamasına rağmen toplam 15.240.945-TL hizmet bedeli ödenmiş bu sebeplerle şirket çoğunluk pay sahibi tarafından kötü yönetilmiş ve şirket amacıyla bağdaşmayan faaliyetlerde bulunulduğunu, şirkete yönetim kayyumu atanma ara kararı yerinde olduğunu, ara kararın devamına, şirket ortaklarının bir birlerine karşı güvenleri kalmadığından ve bu şartlar altında şirketin devamının mümkün olmadığından haklı nedenlerin varlığından dolayı --------Ş.nin feshine, bunun olmaması halinde müvekkilimizin hisselerinin gerçek değerinin ödenerek ortaklıktan çıkarılmasını, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiğinde; Dava, anonim şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesi, tasfiye payının ödenmesi, olmadığı takdirde TTK 531 hükmü gereği payının ödenerek davacının haklı sebeple şirketten çıkmasına ilişkindir. Şirketin ortaklık yapısının 100 hissenin dağılımının, davacının %26,5, diğer ortağın ise % 73,5 olduğu görülmüştür. TTK 636/3 nolu bendinde haklı sebeplerin varlığında her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemece istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği ifade edilmektedir. Mahkeme sebepleri haklı bulsa da fesih kararı vermek zorunda değildir. Şirketin feshini haklı kılan sebeplerin varlığına rağmen, yaşatılmasına, ekonomik ve rasyonel açıdan daha doğru olacağına kanaat getiren mahkeme, şirketi feshetmek yerine, fesih talebinde bulunan pay sahiplerinin paylarının gerçek değerinin ödenmesine ve kendilerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir bir diğer çözüme karar verebilir. Dosya kapsamında toplanan delillerden davalı şirketin ekonomik faaliyetine devam ettiği, firmalarla anlaşmalarının olduğu, şirketin devamı ekonomik ve rasyonel açıdan daha doğru olacağı kanaatine varılmış olmakla davacı tarafın şirketin feshine ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir.TTK'nun 531. maddesine göre; "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir." Davacının davalı şirketin ortağı olduğu, davalı şirketin tespit edildiği üzere dava açılmasından sonra aşırı borçlanma yoluna giderek şirket değerinin düşürüldüğü, davalı şirketin fatura keserek borçlandırıldığı, taraflar arasında iyiniyet ve güven duygusunun zedelendiği, taraflar arasında çeşitli davaların devam ettiği tüm bu hususların davacı açısından davanın açılmasına haklı sebep sayılacağı, bununla birlikte davacı ile davalı şirket diğer ortağı arasında anlaşmazlık olduğu, bu durumun ortaklar arasında geçimsizlik bulunduğuna delalet ettiği, ayrıca taraflar arasında görülen birden çok derdest ve karara çıkmış davalarının bulunduğu, bu durumun da ortaklar arasında geçimsizliğe delil teşkil ettiği, ortaklar arasında olması gereken güven duygusunun kalmadığı, ortakların birlikte bu şirketi işletip yürütmelerinin fiilen ve hukuken mümkün olmadığı, tüm bu sebeplerle davanın açılmasında haklı sebeplerin oluştuğunun kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır. TTK'nun 531. maddesine göre haklı sebeplerin varlığı halinde mahkemenin davalı şirketin feshine karar verebileceği gibi davacının ortaklıktan çıkma veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Şirketin fesih ve tasfiyesi, dosya kapsamına göre; davalının bu talebi kabul etmemesi ve ortaklıktan çıkarılmaya karar verilmesini talep etmesi, yine alınan bilirkişi raporlarına göre çıkmaya karar verilmesi ve çıkma payı ödenmesinin daha adil bir çözüm olarak değerlendirilmesi nedeni ile kabul edilmemiş, çıkma ve çıkma payı ödenmesi talebi kabul edilmiştir. Çıkma paylarının hesabına ilişkin olarak sunulan bilirkişi heyeti raporunda SMM --------- yaptığı hesaplamada şirketin mali tabloları, yaptığı iş ve yaptığı iş kapasitesi dikkate alındığında marka değeri daha uygun olup bu hesaplama hükümde dikkate alınmıştır. Son bilirkişi raporunda da bahsedildiği gibi davadan sonra şirketin değerini düşüren yüksek miktarda borçlanmaların olduğu, daha önceki faaliyet dönemlerinde bu tür borçlanmaların olmadığı görülmekle karar tarihine en yakın hesabın değil de şirketin değerinin borçlanmalarla 4 kat düşürüldüğü dikkate alınarak 31.12.2022 tarihteki ortalama değer üzerinden davacının %26,5 payı dikkate alınarak 29.817.239,80 TL üzerinden davacının çıkma payı olabileceği kanaatine varılmıştır. Şirketin fesih ve tasfiyesi davası, çıkma ve çıkma payı ödenmesi davası ile terditli olarak açıldığından; bu yönden, davalı yararına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiş, davacının çıkma payına ilişkin dava dilekçesinde faiz talebi olmadığından ve çıkma kararı yenilik doğurucu bir hak olduğundan bu yöndeki talebin reddine karar verilerek kısmen kabul kısmen reddi olarak değerlendirilerek, alacağın feri niteliğindeki faiz alacağı bakımından red yapıldığından davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olup tüm yargılama giderlerinden davalı sorumlu tutulmuştur. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde talebine istinaden ''...12/02/2024 tarihli dilekçe ile çıkma payı olarak 37.527.036,60TL olarak talebi olduğu görülmekle 37.527.036,60 TL üzerinden eksik harcı yatırmak üzere bir daha ki celseye kadar süre verilmesine, yatırmadığı takdirde dosyanın işlemden kaldırılacağının ihtarına, (ihtar edildi) '' şeklinde ara karar kurulmuş olup davacı taraf 19.03.2024 tarihli talepli dilekçesinde çıkma payı bedelini 29.817.239,80 TL olarak azaltmış olup bu talep üzerinden eksik harcı yatırmış olduğu görülmekle davalı vekilinin işlemden kaldırma talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekili ihtiyati tedbir kararının kaldırılması veya değiştirilmesi yönündeki talepte bulunmuş ise 21.02.2024 tarihli gerekçeli ara kararda şartların devam ettiği görülmekle bu talebin reddine ve tedbirin devamına karar vermek gerekmiştir., Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1- Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE; Davalı şirketim feshi talebinin reddine, Davacı ortağın çıkma talebi için haklı neden bulunduğundan davalı şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesine, 29.817.239,80 TL çıkma payının davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması veya değiştirilmesi yönündeki talebin reddine, tedbirin devamına,
2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 2.036.815,65 TL harçtan, başlangıçta peşin alınan 510.554,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 1.526.261,25 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafın yargılama esnasında yapmış olduğu, 54,40 TL peşin harcı, 54,40 TL başvuru harcı, 510.500,00 tamamlama harcı, 210.000,00 TL kayyım ücretinin, 9.250,00 bilirkişi ücreti, 342,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 730.200,90 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı vekilinin yargılama esnasında yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerine bırakılmasına,
5-Davacı taraf yargılama esnasında kendini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T gereğince 602.172,40 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Karar kesinleştiğinde artan gider avansının talep edilmesi halinde talep eden tarafa iadesine,
Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 20/03/2024