T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/78 Esas
KARAR NO: 2024/524
DAVA: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/01/2023
KARAR TARİHİ: 03/06/2024
DAVA:Davacı vekili mahkememize sunduğu 30/01/2023 tevzi tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacı şirket ile davalı şirket arasında 10.10.2019 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği çalışma devam ederken ve hiçbir sorun ya da neden mevcut değilken davalı sigorta şirketi tarafından -------noterliği ------- yevmiye numaralı ihtarname gönderilmek suretiyle ttk 121 gereğince sözleşmenin feshedileceği bildirildiğini, müvekkili şirket davalı şirkete -------Noterliği------- yevmiye numaralı 13.06.2022 tarihli ihtarnameyi göndererek işbu feshin haksız olduğunu belirttiğini, çalışmaya devam etme talebini, davalı şirketin aksi kanaatte ise de bu haksız fesih nedeniyle tazminat talebini ilettiğini, davalı şirket tarafından -------Noterliği 21.06.2022 tarihli -------- yevmiye numaralı cevap ihtarnamesinde ise fesih beyanı tekrarlandığını ve tazminat taleplerinin karşılanmayacağı belirtildiğini, 10.10.2019 tarihli acentelik sözleşmesi sözleşmenin 61.maddesine göre 1 yıl süreli olarak yapıldığını ve bu bir yıldan sonra da uygulanmaya devam edildiğini, sözleşme her yıl 1 yıl süre ile yenilendiğini, sözleşme devam ederken davalı sigorta şirketi tarafından hiçbir gerekçe göstermeksizin ve hiçbir haklı neden sunulmaksızın dürüstlük kuralına aykırı şekilde sadece TTK 121'e dayanılmak sureti ile sözleşme feshedildiğini, sözleşmenin hangi fesih yolu tercih edilirse edilsin portföy tazminatı açısından önemli olan, sözleşmenin feshinde acentenin kusurunun olmaması olduğunu, ayrıca davalı şirketin sözleşmeyi acentenin kusurlu davranışları nedeniyle sonlandırdığını kanıtlamakla da yükümlü olduğunu, dosyaya bilirkişi ataması yapılırken özellikle sigortacılık-acentelik hukuku konusunda uzman bir bilirkişi atanması gerektiğini, öyle ki sigorta şirketi ve acenteliğin amacının ve uygulamanın bilirkişi tarafından iyi bilinebilir olması gerektiğini, çünkü sigorta şirketlerinin aslında müşterileri ile doğrudan sigorta sözleşmelerini yapabileceklerini, ancak bilinmektedir ki gibi daha yaygın olarak anlaştıkları müvekkili şirket gibi sigorta acenteleri aracılığı ile sigorta poliçelerini yapmakta olduklarını, hele ki davalı şirket gibi -------- sigorta piyasasına yeni giren bir sigorta şirketi olarak müvekkili şirket gibi tüm --------- şubeleri bulunan ve poliçeler düzenleyebilen haczmi büyük acenteler ile çalışma nedenleri olduğunu, sigorta şirketeri bakımından saygınlığı ve müşteri çevresi olan acenteler tercih nedeni olduğunu, acentelik ilişkisinin kurulmasından sonra acente kendi kişisel çalışması, kendi şubeleri ve müşteri portföyü ile sigorta şirketine pek çok yeni müşteri kazandırdığını ve kazandırdığı müşterilerle sürekli yeni poliçeler düzenlendiğini, uzman bilirkişi tarafından müvekkili şirket kayıt ve defterleri ile davalı şirket kayıt ve defterleri incelenip tazminat hesaplanıp belirlenebilir olduğunu, portföy tazminatına fesih tarihinden itibaren uygulanacak ticari avans faiz ile tahsili için belirsiz alacak niteliğindeki tazminat davası başvurulduğunu, alacak belirsiz olduğundan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ve hesaplandığında belirli hale geldiğinde arttırılmak üzere şimdilik 5.000,00-TL portföy tazminatının sözleşmenin feshi tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili 10/04/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davanın belirsiz alacak davası olarak görülemeyeceğini, hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerektiğini, dava konusu alacağın dava açılmadan evvel objektif olarak tespiti mümkün olduğu hallerde belirsiz alacak davası yoluna başvurulamayacağını, zira alacağın miktarının belirli veya taraflarca belirlenebilir olduğu durumda belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, acentelik sözleşmesinin 3 aylık fesih ihbar süresinin beklenmesi akabinde herhangi bir haklı nedene gerek olmaksızın feshedilebileceği açık olduğunu, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin; TTK mad. 121 uyarınca tebliğ tarihinden itibaren 3 aylık fesih ihbar süresinin geçmesi akabinde feshedilebileceğini, 23.02.2022 tarihinde keşide edilen -------- yevmiye numaralı noter ihtarı ile muhatap/davacı acenteye bildirildiğini, işbu ihtarname 24.02.2022 tarihinde acente yetkilisine tebliğ edildiğini, 90 günlük ihbar süresi geçmesi akabinde -------- noterliği 10.06.2022 tarihli --------- yevmiye numaralı azilname-fesihname-ihtarname düzenlenerek süreç tamamlandığını, 10.06.2022 tarihi itibariyle acentelik sözleşmesi feshedildiğini, denkleştirme tazminatına hak kazanıldığından bahsedilebilmesi için sözleşmenin haklı veya haksız feshedilmesinin dışında "müvekkilin, acentenin bulduğu yeni müşteriler dolayısıyla sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyor" olması gerektiğini, bu kapsamda acente esasen onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşteriler denkleştirme yeni müşteriler sebebiyle isteyebileceğini, aynı zamanda yeni müşterinin denkleştirme talebinde bir unsur olarak kabulü ancak bu ilişkinin sürekli olmasına bağlı olduğunu, müvekkili şirketin, sözleşmenin bitiminden sonra davacının portföyünden herhangi bir önemli menfaat elde etmediğini, tüm bu hususların bir arada değerlendirilerek kanunda da belirtilen hakkaniyet prensibi uyarınca haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep ettiğini, davacının fesih tarihinden itibaren en yüksek ticari faiz talebinin de kabul edilemeyeceğini, TTK 121 maddesi kapsamında üç ay önceden ihbarda bulunmak suretiyle acentelik sözleşmesi feshedilmiş olması, ayrıca her halükarda sözleşmenin sona ermesinden sonra müvekkili sigorta şirketinin davacının portföyünden önemli menfaat elde etmemiş olması nedeniyle hakkaniyet şartının gerçekleşmemiş olduğundan davanın reddini, tüm yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:--------- Talimat numaralı dosyasında dinlenen tanık anık -------- alınan beyanında; "Ben davacı şirkette Genel Müdürüm. Halen çalışmaktayım. Dava konusu acentelik sözleşmesini ben imzalamadım. Şirketin yetkilisi ---------- imza yetkilisidir. Benim görevim personel işleri, diğer acentelerle organizasyonu sağlamaktır. 2019 yılında davalı sigorta şirketiyle acentelik sözleşmesi imzalandı. 2022 yılında haklı bir neden olmaksızın davalı tarafından bu sözleşme fesh edildi. Bizim bu davalı sigorta şirketi dışında 28 farklı sigorta şirketiyle acentelik sözleşmemiz vardır. Bu acentelik sözleşmeleriyle davalı sigorta şirketi ve diğer sigorta şirketlerinin müşterilerin ulaşamadığı yerlere sigorta hizmeti sağlamaktayız. Bizim ------- 43 resmi şubemiz vardır. Bu şubeler aracılığıyla yılda 300.000,00 müşteriye hitap etmekteyiz. Davalı sigorta şirketinin haklı bir neden olmaksızın acentelik sözleşmesini fesh etmesi nedeniyle aracı olduğumuz müşterilere karşı çok mağdur olduk. Portföy ve itibar kaybettik. Davalı tarafça tarafımıza feshe yönelik bildirim yapıldı, ancak biz acente olarak feshi kabul ettiğimize ilişkin karşı tarafa herhangi bir belge vermedik.Davacı vekilinin sorusu üzerine tanıktan soruldu; her şubemizde acentelik sözleşmesi imzalamış olduğumuz firmaların flamalarını, yetki belgelerini, broşürlerini şubeye koymaktayız. Bu şekilde davalı sigorta şirketinin de reklamını yaptık." şeklinde beyanda bulunmuştur.---------Talimat sayılı dosyası ile Mali Müşavir bilirkişiden rapor alınmış Mali müşavir bilirkişisi raporunda özetle "Hizmeti verilen toplam 28 aylık sürede 525.644,00TL komisyon elde etmiş olup aylık ortalama hizmet geliri 18.773 TL'dir. Yıllık ortalama gelir 225.276 TL'dir. Yoksun kaldığı komisyon gelirinin 212.386,06 TL olduğu. Acentelik çoklu acente olduğu düzenlenen poliçelerin kısa vadeli sigorta sınıfı olduğu ve bu poliçelerin zorunlu poliçeler olduğu ,sigortalarının poliçelerini diğer acenteliklerinden yapılabileceğin den Proporsiyon hesabı ile 450 -450 sağladığı hesabı ile zararının 106.193,03 TL zararının oluşacağı görüş ve kanaatine varılmıştır. Proporsiyon nedir? Proporsiyon, soyut olarak iki büyüklük arasındaki sayısal bağıntı ya da bütünle onu oluşturan parçalar arasındaki oransal ilişkiler anlamına gelmektedir. Heyetimiz mali ve teknik incelemeleri neticesinde Denkleştirme tazminatı ödenmesine karar verilmesi halinde bu tutarın 106.193,03 TL olabileceği s" şeklinde rapor ibraz edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; Acentelik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle portföy tazminatının tahsili istemine ilişkindir.Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir(HMK m.307). Feragat, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği gibi, hüküm ifade edebilmesi de karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir, ancak feragat kayıtsız ve şartsız olmalıdır(HMK m.309). Feragat, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir(HMK m.310) ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur(HMK m.311).Vekilin davadan feragat etmesi halinde, bu konuda vekaletnamesinde özel yetki bulunmalıdır(HMK m.74). Dosyada yer alan vekaletnamenin incelenmesinde davacı vekilin feragat özel yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.Davacı vekilinin 31/05/2024 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini, yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin bulunmadığı yönünden beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.Davalı vekili 31/05/2024 tarihli dilekçe ile feragat nedeniyle hüküm kurulmasını , davacı taraftan yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Feragat beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir(HMK m.312).Yargı yetkisini, Anayasanın 9. Maddesine göre, Türk Milleti adına kullanan Mahkememizce, uyuşmazlık konusu hakkında, yapılan açık duruşmalar ve yargılama sonunda(Ay. m.141); toplanan deliller, feragat, iddia ve savunmalar ile tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraf dilekçe ile kayıtsız ve şartsız olarak yargılama sırasında davasından feragat ettiğini bildirdiğinden, feragat beyanının yasal şartları taşıdığı sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın reddine, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ,davalı taraf talep etmediğinden davalı lehine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın usulüne uygun feragat nedeniyle REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu 22. maddesi gereğince alınması gereken harcın 2/3'ü olan 285,06 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 179,90 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 105,16 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca yatıran ilgili tarafa resen iadesine,
5-Davalı taraf talep etmediğinden kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 1.560,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, tarafların yokluğunda davanın belirsiz olarak açılması nedeniyle gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile -------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle dosya üzerinden karar verildi. 03/06/2024