T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/456 Esas
KARAR NO: 2024/652
DAVA: Ticari Şirket (Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi)
DAVA TARİHİ: 26/06/2023
KARAR TARİHİ: 18/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesini özetle; davalı şirketin 30.03.2023 tarihinde 2022 hesap yılı olağan genel kurul toplantısının yapıldığını, genel kurul toplantısından önce müvekkillerinin dilekçelerinde belirtmiş oldukları konularda özel denetim yapılması için yazılı önerge verdiklerini, gündeminin ikinci maddesinde özel denetim talebinin genel kurul oylamasına sunulduğunu ve reddedildiğini, alınan kararın hukuksuz olduğunu, genel kurul öncesinde ve toplantı esnasında bilgi alma hakkının kullandırılmadığını, talep ettikleri konularda ya kendilerine bilgi verilmediğini, yeterince bilgilendirme yapılmadığını TTK yönetmeliğine aykırı genel kurul yapıldığını, yönetim kurulunun bilgi verme yükümlülüğünü kasten ihlal edildiğini, sorumluluk davası açısından özel denetim yapılmasının gerekli olduğunu kanuni şartların oluştuğunu, davalı şirketin ve bağlı ortaklıkların asıl sahibinin müteveffa ----------- mirasçıları ve ----------- olduğunu, şirketin % 0,0....1 ortağı ----------, ----------- ölümü ve ------------- hastalığı sebebiyle kendisine vasi atanmasını fırsat bilerek şirketin yönetimini ele geçirdiklerini, ------------- varisleri, yani davacı müvekkiller şirketin ortağı olduğunu, şirket ile bağlı iştiraklerin gerçek sahipleri olduğunu, şirket kasasından daha önce hiç yapılmayan bağış işlemlerinin son yıl (2022 Hesap yılı) abartılı şekilde ve dağıtılabilir kardan kat be kat fazla yapıldığını, yöneticilere bir önceki yıllara göre 3-4 kat fazla mali hak sağlandığını, şirketin nakdi, mevduat hesabında tutularak şirket faiz gelirlerinden mahrum bırakıldığını, aksine krediler çekilerek nakit kaynakları bulunan şirket, gereksiz yere borçlandırıldığını, yapılanların amacının mirasçı pay sahiplerinin kar payını azaltmak olduğunu, davalı şirket'te 2022 yılında YK Kararı ile yapılan bağış'lar 39.673.879 TL iken 2022 Hesap yılı dağıtılmasına karar verilen brüt karıh sadece 317.000.000-TL olduğunu, bağışın üst sınırını genel kurulun belirleyebileceğini, müvekkilinin kar payını azaltmak maksadıyla yönetim kurulu üyelerine fahiş oranlarda mali haklar tanındığını, şirketi kendi çıkarlarına alet eden yöneticilerin yetkilerinin kısıtlanması gerektiğini belirterek şirkete denetim ve onay kayyımı atanmasına, şirketin malvarlığı değerlerinin afaki derecede yüksek ve usulsüz bağışlar yoluyla tasfiyesini ve azaltılmasını önlemek şirket menfaatlerini korumak amacıyla davalı şirketin malvarlığı üzerine, üçüncü kişilere devrini ya da şirketin haklarını azaltıp yok edecek tüm tasarrufları önleyecek şekilde ihtiyati tedbir konulmasına, tedbiren şirketin bağış yapmasının engellenilmesini ve yönetim kurulu üyelerine yapılan ödemelerin tedbiren durdurulmasını talep ettiklerini belirterek dava süresince mevcut menfaat çatışması ve şirket ile davacı ortağın haklarının korunması gerekliliği dikkate alınarak şirkete tedbiren denetim ve onay kayyım tayinine, yönetim kurulunun yetkilerinin sınırlandırılmasına, davalı şirketin malvarlığı üzerine, üçüncü kişilere devrini ya da şirketin haklarını azaltıp yok edecek tüm tasarrufları önleyecek şekilde ihtiyati tedbir konulmasına, yönetim kurulu üyelerine yapılan ödemelerin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili 29.08.2023 tarihli cevap dilekçesini özetle; Özel denetim isteme şartlarının oluşmadığını, tedbir talebine gerekçe olarak hiç bir somut delil ileri sürülmediğini, tedbirlerin uygulanması ile müvekkili şirketin işleyişi ve faaliyeti engelleneceğinden yerinde olmayan bu taleplerin reddi gerektiğini, kayyım atanması talebinin açıkça T.M.K m. 427/4 ve T.T.K m. 412’ye aykırı olduğunu, zira şirkete ancak yönetim kurul üyelerinin ölümü, istifası gibi sebeplerle zorunlu organlarında eksiklik oluşması, toplantı yapılamaması ve karar alınamaması durumlarında genel kurulun toplantıya çağırılabilmesi amacıyla mahkeme tarafından kayyım atanmasına karar verilebileceğini, mevcut durumda kayyım atanması için koşullar oluşmadığını, şirket malvarlığının tamamı hakkında HMK md.389 vd. uyarınca ihtiyati tedbir talep edilmesinin mümkün olmadığını, yönetim kurulunun mali haklarının genel kurul tarafından belirlenmişken bunun tedbiren durdurulmasının talep edilemeyeceğini, şirketin olağanüstü olarak sermayesinin iki katına yakın kara geçiren yönetim kurulunun yetkilerinin kısıtlanması talebinin sebebi ise belli olmadığını, genel kurul toplantısında davacıların da müspet oyu ile oy birliği ile ibra edilen yönetim kurulu üyelerinin yetkilerinin sınırlandırılmasının talep edilmesinin hakkın kötüye kullanılmasının en açık göstergesi olduğunu tedbir taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde Dava, davacıların hissedarı olduğu davalı şirkete özel denetçi atanması istemine ilişkin olup, 6102 sayılı TTK nun 438 ve 439. Maddesine dayanmaktadır. TTK.nun 438.maddesinde; " (1) Her pay sahibi, pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için gerekli olduğu takdirde ve bilgi alma veya inceleme hakkı daha önce kullanılmışsa, belirli olayların özel bir denetimle açığa kavuşturulmasını gündemde yer almasa bile genel kuruldan isteyebilir. (2) Genel Kurul istemi onaylarsa, şirket veya her bir pay sahibi 30 gün içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden bir özel denetçi atanmasını isteyebilir." TTK.nun 439.maddesinde; " (1) Genel kurulun özel denetim istemini reddetmesi hâlinde, sermayenin en az onda birini, halka açık anonim şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleri veya paylarının itibarî değeri toplamı en az birmilyon Türk Lirası olan pay sahipleri üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi atamasını isteyebilir. (2) Dilekçe sahiplerinin, kurucuların veya şirket organlarının, kanunu veya esas sözleşmeyi ihlal ederek, şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarını, ikna edici bir şekilde ortaya koymaları hâlinde özel denetçi atanır." TTK.nun 440.maddesinde; " (1) Mahkeme, şirketi ve istem sahiplerini dinledikten sonra kararını verir. (2) Mahkeme istemi yerinde görürse, istem çerçevesinde inceleme konusunu belirleyerek bir veya birden fazla bağımsız uzmanı görevlendirir. Mahkemenin kararı kesindir. " şeklinde düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta 30.03.2022 tarihli Genel Kurul Toplantı Tutanağında davacılardan --------- vekili --------- toplantıda söz aldığı anlaşılmakta olup, toplantı tutanağının ilgili bölümü “…Bilgi alma hakkı kapsamında şirketten 28.03.2023 tarihinde, finansal tablolar ve bilançolar ve kar dağıtım önerisi talep edilmiştir. Ancak verilmemiştir, dedi. Av. ... söz aldı. Talep edilen bilgi, belge ve raporlar, süresinde şirketin internet sitesinde yayınlanmış, şirkette hazır bulundurulmuş ve pay sahiplerine kargo ile gönderilmiştir dedi” şeklindedir. Ayrıca --------- vekili------------ bilgi alma ve inceleme konulu talebi de 30.03.2022 tarihli Genel Kurul Toplantı Tutanağı ekinde yer almaktadır. Ayrıca; 30.03.2022 tarihli Genel Kurul Toplantı Tutanağı, m. 2 kapsamında, faaliyet zararları, bilanço, kar ve zarar hesapları görüşülmüş ve özel denetçi atanması talebinde bulunulmuştur. Bu bağlamda özel denetim isteme hakkının kullanılması açısından “şekli” olarak “önşart” in gerçekleştiği sonucuna ulaşılmaktadır. Önşartın gerçekleşmesi neticesinde kanun koyucu TTK m. 438 çerçevesinde iki maddi şartın da gerçekleşmesini aramaktadır.Tüm dosya kapsamındaki iddia ve savunmalar, bilirkişi raporu, ticaret sicil dosyası birlikte değerlendirildiğinde davalı şirketin 30.03.2023 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda davacıların özel denetçi atanması talebinin kabul edilmediği , TTK 439. Madde de öngörülen üç aylık süre içerisinde derdest davanın açıldığı, davalı şirket ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin kanuni süresinde yaptırılmış olduğu , ticari defterlerin sahipleri lehine delil kabul edilebileceği ,davalı şirket ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme ile özel denetim istenen konular bilirkişi raporu içeriğinde değerlendirilmiş, şirket organlarının şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıkları tespit edilmediği, bu gerekçeyle özel denetçi atanmasına ilişkin yasal koşulların oluşmadığı, uyuşmazlık konusu bağışlar açısından ise, davacı şirket tarafından yapılan bağışlara yönelik olarak mevzuatta açık hükmün yer almadığı anlaşılmakla davalı şirkete özel denetçi tayini isteminin yasal koşulları oluşmadığı vicdani kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yazılı gerekçe ile ;
1-Yasal koşulları oluşmayan davanın REDDİNE
2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin harc 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL davacılardan alınarak hazineye irad kaydına
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 7/2 maddesi uyarınca 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
5-Artan gider avansının karar Gider avansı tarifesi 5. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 18/07/2024