T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/422 Esas
KARAR NO:2024/350
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:17/08/2017
KARAR TARİHİ:03/04/2024
BİRLEŞEN-----SAYILI DAVA DOSYASINDA
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:15/02/2018
BİRLEŞEN---- DAVA DOSYASINDA
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/12/2017
BİRLEŞEN---- SAYILI DAVA DOSYASI İLE BİRLEŞEN
------ SAYILI DOSYASINDA;
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:05/03/2018
KARAR TARİHİ:12/10/2022
Mahkememizin----- Karar sayılı ilamıyla kaldırılmasına karar verilmiş olmakla dosya mahkememizin --- kaydı yapılarak, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkilin de hissedar olduğu -----numarasıyla kurulup her türlü yapı işleri ile uğraştığını, ---- yapısı %48----- davalı --- %48 ----- müvekkil ---- yine % 2 ------ olduğunu, müvekkil----- tarihinde davalı -----devraldığını, pay devrinin 13/05/2016 tarihinde ---- tescil edilip 01/06/2016 tarihinde de ----- ilan edildiğini, davalı ---- müvekkile pay devretmeden önceki dönemde ---- bakımından tam anlamıyla kontrolü altında tuttuğunu hatta bir dönem--- olarak görev yaptığını, kontrolü altında tuttuğu dönemde davalı ---- tamamen kendi kişisel çıkar ve ilişkileri doğrultusunda yönettiğini, şirketi oldukça yüklü miktarlarda zarara uğrattığını, müvekkil---- diğer hissedarlar ----- bir kısım paylarını aldıktan sonra ---- yönetim yapısının da değiştiğini, belirtilen süreçte davalı---------- üzerindeki tam kontrolünün de böylelikle azaldığını, davalı ---- tarafından muvazaalı ve fiktif borçlanmalarla --------- dayanağı olmayan borçlar altına sokulduğu konusunda ciddi ih.arlar ve bulgular ortaya çıkması üzerine, -------yönetimindeki değişiklikten sonra yeni yönetim şirketin bu kadar borca girmesini haklı kılacak bir varlığının gerçekte olmadığından hareketle şirketin gerçek mali ve finansal yapısının inceleme gereği duyduklarını, bu konuda davalının da onayının mevcut olduğunu, davalı ---- başta dava dışı ------ olmak üzere hiçbir hukuki açıklaması ve ticari hiçbir geçerliliği olmadığı halde dava dışı üçüncü kişilere karşı sürekli borçlandırıldığı, senetleri düzenlediği bu borçlanmalar karşılığında ise şirket malvarlığına borcu karşılayacak herhangi bir mal hak veya alacağın girmediğinin anlaşıldığını, davalı --- tek yönetici olduğu dönemde--- büyük bir kısmı dava dışı ------olmak üzere tamamı---- heline senetler düzenlendiğini,---- girdisi olmadan şirketi borçlandırdığını ve zarara uğrattığını, oysa ----- maddi hukuk anlamında böyle bir borcu bulunmadığını, dava dışı ----- karşı bu senetler dolayısıyla menfi tespit ve yapılmışo lan ödemelerin iadesi talebiyle ---- dava açıldığını, tüm bu sebeplerle müvekkil------- ortak olması sürecindeki ve ---- yönetim yapısının değişmesinden önceki dönemde, özellikle --- yılının masıy ayına kadar süreçti------yönetim kurulu üyesi sıfatıyla yapmış olduğu planlı, bilinçli, sistemli ve dolayısıyla kusurlu eylem ve işlemleri sebebiyle----- zarara uğratan davalı --- müvekkilinde hessadır bulunduğu ---- olduğu her türlü zararının tazminine, müvekkilinde hissedarı bulunduğu------ uğramış olduğu gerçek zarar miktarı şimdilik 1.000.000,00 TL 'nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faizi ile birlikte davalı tarafından ---- ödenmesine, müvekkilinde hissedarı bulunduğu---- davalının hukuka aykırı işlem ve eylemleri sebebiyle uğramış olduğu zararlarının tazminini teminat altına almak amacıyla malvarlığının kafi miktarı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini arz ve talep etmiştir.Davalı vekili dilekçesinde özetle; dava konusu edilen senetle ile iddia edilen zararlandırma faaliyetlerinin miktarı belirli olup işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün bulunmadığını, dava dilekçesine dayanak gösterilen delil listesi ve eklerinin tebliğ edilmemiş olması sebebiyle müvekkili savunma hakkı için yeterli olanak tanınmadığını, davacının ------------ hissedar olmadığı dönem ile ilgili olarak açmış olduğu sorumluluk davasında aktif husumet ehliyeti bulunmamakta olup işbu davanın öncelikle aktif husumet itirazının nazara alınarak reddi gerektiğini, davacı şirketin her türlü talepleri zamanaşımına uğramış olup davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın esası hakkında iddia edilen zararlandırıcı eylemlerin hangi dönemde hangi kaynaklara ilişkin bir eylem olduğu dava dilekçesinde açık bir şekilde ortaya konulmadığı gibi -------- binası değerinin tespitinin de hangi yöntemle yapıldığının anlaşılmadığını, dava konusu iddialarda bahsi geçen senetler dava dışı------ fabrika binasının bulunduğu arsanın bakiye bedeli ile fabrika binasının yapım işinin ------tarafından üstlenilmesi sebebiyle verildiğini, davacının zararlandırıcı faaliyet olduğu iddia ettiği borçlanmaların tamamı davacı şirketin bilgisi ve kabulünde olduğunu, davacı şirket ve dava dışı-------ortakla anlaşmasından evvel detaylı şekilde incelemiş olup, dava dışı şirketin mali durumu bilinerek ---- tarihli sözleşme imzalanmış ve sözlelşme ekinde de dava konusu edilen senetler açıkça gösterildiğini, davacı şirketin ------dava konusu ettiği borç tutarlarını açıkça kabul ettiği uzman görüşü ile de bir kez daha vurgulandığını, davacı şirketin müvekkilin ---- tek başına hissedar olduğu dönem ile ilgili talepte bulunulması mümkün olmayıp dava konusu iddiaların hukuki dayanağı olmadığının, sorumluluk davası açılabilmesi için dava konusu edilen şirketin zarara uğraması gerekmekte olup ---- konusu iddialar yönünden herhangi bir zarara uğramadığı gibi şirketi bizzat halihazırdaki yönetim kurulu üyelerinin zararlandırmakta olduğunu, tüm bu sebeplerle husumet yönünden zaman aşımı yönünden haksız ve hukuki aykırı davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.Birleşen ------ Sayılı Dava;
DAVA:Davacı vekili 15/02/2018 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin hissedar olduğu ---------- tarihinde ----- ile kurulduğunu, davalının hissedarı olduğu ---- üyesi, temsilcisi sıfatıyla müvekkiline pay devretmeden önceki dönemde----bakımdan tam anlamıyla kontrolü altında tuttuğunu, ---- tek yöneticisi olarak görev yaptığını, davalının muvazaalı ve fiktif borçlanmalar ile ----dayanağı olmayan borçlar altına sokulduğu konusunda ciddi ihbarlar ve bulgular ortaya çıkması üzerine -----yönetimindeki değişiklikten sonra yeni yönetimin, şirketin bu kadar borca girmesini haklı kılacak bir varlığının gerçekten olmadığından hareketle şirketin mali ve finansal yapısını inceleme gereği duyduğunu, davalının kusurlu ve kötü niyetli eylem ve işlemleri neticesinde müvekkilinin de ortağı olduğu----- uğradığı her türlü zararının tazmini talebiyle ikame edilen sorumluluk kapsamında fazlaya ilişkin her türlü dava hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili ----- ortak olması sürecindeki ve ---- yapısının değişmesinden önceki dönemde, özellikle---- yılının mayıs ayına kadar süreçte ------ sıfatıyla yapmış olduğu planlı, bilinçli, sistemli ve dolayısıyla kusurlu eylem ve işlemleri sebebiyle,--- uğratan davalı --- müvekkilinde hissedarı bulunduğu---- vermiş olduğu her türlü zararının tazminine, müvekkilinde hissedarı bulunduğu -------uğramış olduğu gerçek zarar miktarı, sayın Mahkemenizce yaptırılacak bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkacağından, fazlaya ilişkin her türlü haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000.000 TL’nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faizi ile birlikte davalı tarafından----ödenmesine, müvekkilinde hissedarı bulunduğu ------- davalının hukuka aykırı işlem ve eylemleri sebebiyle uğramış olduğu zararlarının tazminini teminat altına almak amacıyla, davalının malvarlığının kafi miktarı üzerine ihtiyati haciz konulmasına, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili 19/04/2018 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, TTK.nun 561.maddesine göre yetkili mahkemelerin------------ olduğunu, yetki yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından açılan davada müvekkilinin bir kısım zararlandırıcı eylemlerde bulunarak, dava dışı ------ uğrattıkları ileri sürdüğünü iddia edilen her bir asılsız iddia bakımından örnekleme yolu da kullanılmak suretiyle şirketin kayıtlarının incelendiği beyan edildiğini, davacı tarafından ayrıca huzurdaki dosya kapsamında müvekkilimizin gerçekleştirdiği eylemler sebebiyle gerek ------ lehine sağlandığı iddia edilen kazanç ile gerekse---- uğradığı ileri sürülen zarar tek tek hatta kuruşu kuruşuna bildirildiğini, davacı tarafından sunulan dava dilekçesinin --------- larafından müuhtelif tedarikçilerden satın alındığı gözüken KDV dahil 52.6 milyon TL'lik mal faturasının gerçeği yansıtmayabileceği, gerçeği yansıtmadığını düşündüğümüz 51 milyon TL ödeme tutarı kadar davalı ---------- borçlu oldukları ortaya çıkmıştır. ” şeklindeki ifadelerle aslında müvekkilinizin şirketi zararlandırdığını iddia ettikleri tutar açıkça beyan edildiğini, gerçekte dava dilekçesinde toplamda 103.6 milyon TL zararlandırdığı iddiasında bulunulduğunu, iddiaları açıkça kabul etmediğimizi ve açıkça itiraz ettiğimizi, dilekçemizin ilerleyen bölümlerinde detaylı şekilde izahatta bulunacağımızı beyanla; davacının açmış olduğu davasındaki zarar kalemlerini tek tek bildiğinin açık olduğunu, davada iddia edilen zararların tam ve belirlenebilir olduğunun sabit olduğunu, davayı belirsiz alacak davası şeklinde açmasının mümkün bulunmadığını, usulüne uygun şekilde yargılama yapılabilmesi için Harçlar Kanunu madde 16 gereği davacı tarafa dava değeri olarak açıkça beyan ettiği 103.6 Milyon Tl Üzerinden Harç İkmali Yapmak Üzere 1 (bir) hafta kesin süre verilmesini, bu süre içerisinde harç ikmali yapılmaması halinde ise HMK gereği davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, davacının henüz ortak olmadığı bir dönem ile ilgili şirket yönetim kurulu üyesi aleyhine zararlandırıcı faaliyetlerde bulunduğu iddiası ile işbu davayı açtığını, davacının hukuki yarar ve menfaati olmadığı bir dönem ile ilgili açmış olduğu işbu davasında, aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, husumet itirazları bulunduğunu, davacının huzurdaki davayı açmakta ehliyeti bulunmadığını, oldukça geniş zamanı kapsayan davacı şirket taleplerinin ve dava konusu iddiaların geçtiği tarihler göz önüne alındığında davacının her bir talebinin zamana aşımına uğradığının sabit olduğunu, müvekkillerinden --- tarafından kurulan---------- duşa kabin ve banyo malzemeleri üretimi konusunda geçmişten bu yana ulusal ve uluslararası alanda faaliyet gösteren firmalardan olduğunu, müvekkilimiz ------- ortaklık yapısının değişmesinden evvel 20,000 adet ve toplam değeri 10.000.000 TL nominal değerdeki hissenin tamamına sahip olduğunu, ----- hissesine de sahip olduğunu, davacı şirketin müvekkilinin ------ tek başına hissedar olduğu dönem ile ilgili talepte bulunulmasının mümkün olmadığını, dava konusu iddiaların hukuki dayanağının olmadığını, dava diekçesinde bahsi geçen güreli denetim raporunun ne mali verilerden uzak şekilde hazırlandığının ------ tarafından hazırlanan mütalaada açıkça ortaya konulduğunu, davacının zararlandırıcı faaliyet olduğunu iddia ettiği işlemlerin tamamının davacı şirketin bilgisi ve kabulünde olduğunu, davacı şirketin iştirakı ------ süredir ticaretinin bulunduğunu, davanın kötü niyetli olarak ikame edildiğini, bahsi geçen şirketlerin ticari defter ve kayıtları ile vergi beyannameleri incelendiğinde söz konusu iadelerinin tamamen gerçek mal iadeleri olduğunun ortaya çıkacağını, huzurdaki davanın ---- talimatları ile hareket ederek müvekkilinin sahibi bulunduğu ------ ait yüklü miktarda mallara el koyan ----- üyelerin aleyhine açılan savcılık şikayeti ve davalardaki sorumluluklardan kaçmak amacıyla tamamen delil elde etmek üzere açılan kötü niyetli bir dava olduğunu, ---- fahiş tutarda mal satımı yapıldığı ve -----örtülü kazanç sağladığı yönündeki asılsız iddialara itibar edilemeyeceğini, davacı tarafın yetkisi ve ilgisi bulunmaksızın ticari sır vasfındaki ------Kayıtlarının ne şekilde incelendiğini dosya kapsamına alınması gerektiğini, sorumluluk davası açılabilmesi için dava konusu edilen şirketin zarara uğraması gerektiğini, ----- dava konusu iddialar yönünden herhangi bir zarara uğramadığı gibi şirketi bizzat hali hazırdaki yönetim kurulu üyelerinin zararlandırdığını, soyu iddialarla ihtiyati haciz talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek re'sen göz önüne alınacak sebeplerle fazlaya ilişkin ve her türlü hak, talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; dava dışı-----aleyhine açılacak sorumluluk davasının zararlandırıldığı iddia edilen şirketin bağlı bulunduğu ------- açılması gerektiğinden; işbu davanın yetki yönünden reddine, dava konusu edilen zararlandırma faaliyetlerinin miktarı belirli olup; işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün bulunmadığından eksik harcın tamamlattırılmasına, aksi halde ivedilikle davanın işlemden kaldırılmasına, davacının ------ hissedar olmadığı dönem ile ilgili olarak açmış oldukları sorumluluk davasında aktif husumet ehliyeti bulunmadığından husumet yönünden reddine, davacı şirketin her türlü talepleri zamanaşımına uğramış olduğundan zamanaşımı yönünden reddine, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen---- Esas Sayılı Dava;
DAVA:Davacı vekili ------ tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ------ tarafından kurulan -----duşa kabin ve banyo malzemeleri üretimi konusunda geçmişten bu yana ulusal ve uluslararası alanda faaliyet gösteren firma olduğunu, müvekkili -------- ortaklık yapısının değişmesinden evvel 20.000 adet ve toplam değeri 10.000.000-TL nominal değerdeki hissenin tamamına sahip olduğunu, müvekkili ----- hisselerinin tamamına da sahip olduğunu, müvekkili --- tarafından kurulan --- dava dışı------- arasında geçmişten bu yana devam eden ticari ilişkinin mevcut olduğunu, taraflar arasında öncelikle varlığı iddia edilen borçtan bahisle ----- imzalandığını, müvekkili ---- karşısında --- büyük yapı Marketi şirketlerinden birisi olan davadışı --- olması ve bu nedenle davalıya güven duyması neticesinde dava dışı ---- manevi baskısı ve hileli davranışları ile kendilerine sunulan “Borç Taşfiye Sözleşmesi”ni kayıtsız şartsız imzalamak mecburiyetinde kaldığını, sözleşme gereğince müvekkili ----varlığı iddia edilen 37.000.000-TL 'lik bora kefil olmalarının sağlandığını, müvekkili'nin-----% 100'üne dava dışı ----- lehine “rehin konulması"nın sağlandığını, dava konusu taşınmazın devrinden önce ---- tarihli borç tasfiyesi sözleşmesi imzalandığını, ardından ----anlaşması ile müvekkilinin % 52 hisselerinin ele geçirildiğini, dava dışı ---- müvekkilinden ve --------- alacaklı olmamasına karşılık türlü usulsüzlükler neticesinde 18.09.2015 tarihli borç tasfiyesi sözleşmesi imzalattırıldığını, dava konusu olan ---- fabrika binasının mülkiyetinin ödenmeksizin dava dışı ---- devredildiğini, söz konusu devir işleminin davalılar ile bağı bulundukları ---- hileli ve hukuka aykırı davranışları neticesinde kandırılmak suretiyle ele geçirildiğini, ----borçlu olmadığı ve------ fabrika binasına ilişkin finansal kiralama şirketine devir tarihine kadar ödediği kira bedellerinin fabrika binasının devir işlemleri sırasında -------- tarafından hazırlanan mukuki mütalaa ile sabit olduğunu, müvekkilinin doğrudan zarara uğrayan olması sebebiyle hükmedilecek tazminatın müvekkili lehine verilmesi gerektiğini belirterek MK madde 107 hükmü gereği belirsiz alacak davası niteliğinde olan davanın kabulü ile---- üyesi olan davalıların, ----binasının dava dışı ----- hileli davranışlar neticesinde tescil edilmesi, daha sonra ---- ile ---- devredilmesi ve ayrıca ---- olmasına karşılık türlü hileler ile ele geçirilen fabrika binasının -----kendi mülkünde kiracı duruma düşürülmesi nedeni, dava dışı ----- çıkar ve menfaatleri gereğince hareket eden davalıların -------- üyelikleri süresi boyunca gerçekleştirmiş oldukları hukuka aykırı ve zararlandırıcı işlemler sebebiyle müvekkilimizin uğradığı doğrudan zararlara ilişkin uzman bilirkişi marifetiyle yapılacak bilirkişi incelemesi ile hesaplanarak belirlenecek tazminat miktarından fazlaya ilişkin her türlü hak, talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00TL'sinin işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil tahsiline karar zararının her geçen gün katlanarak artması ve şirket içinde maruz kaldığı haksız ve hukuka aykırı eylemler de göz önüne alındığında; davalıların davalıların banka hesapları, menkul ve gayrimenkulleri olmak üzere her türlü malvarlığı değerleri üzerine ihtiyati tedbir ve ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili 26/02/2018 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davaya konu talepler bakımından daha önceden ikame edilmiş aynı davada feragat ve kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğunu, kesin hüküm bulunan bir konuda aynı taleplerle yeni bir dava açılamayacağından davanın esasına girilmeden reddinin gerektiğini, davacının son derece kötü niyetle hareket ederek asla sorumluluk izafe edilemeyecek müvekkillere karşı kendi sorumluluk alanına giren bir konuda sorumluluk yüklemeye çalıştığını, iddianın da hukuki bir dayanağı bulunmadığını, ---- tarihinde yapılan ---- değin şirketi temsil yetkisi ve yönetim kurulu başkanı davacı ------olduğunu, müvekkillerinin anılan tarihe kadar şirketin yalnızca yönetim kurulu üyeleri olarak görev yaptığını, süreç içinde davacı bizzat kendisinin yerine getirmekle yükümlü olduğu görevleri yerine getirmediğini ve tam aksine şirketin mal varlıklarını kendi zimmetine geçirmekle meşgul olduğunu, bu nedenlerden dolayı davacı aleyhine --------dosyalarıyla görülen sorumluluk davaları ikame olunduğunu, davacının müvekkillere yöneltemeye çalıştığı sorumluluğun asılsız olduğunu, ------ bağımsız bölümden oluşan gayrimenkulün sahibi ---- bizzat davacı tarafından bu taşınmazın mülkiyeti finansal kiralama yoluyla -------- devredilmiş ve kredi kullanıldığını, bu işlemlerin yapıldığı esnada müvekkillerin anılan şirketin hissedarı olmadığı gibi şirketin yönetim kurulunda da görev almadıklarını, davacı şirketin mal varlıklarını nedensiz biçimde üçüncü kişilere devrettiğini, bu devir karşılığında kullandığı kredilerin de akıbeti şirket ticari kayıtlarında belli olmadığını, ---- taşınmazının mülkiyetini finansal kiralama yoluyla----devreden ve kredi kullanan (davacı) ---- bedellerini ---- ödemeyip temerrüde düştüğünü, bu aşamada dava dışı ----borcun tamamını ödemiş ve dava konusu gayrimenkul ---- geçtiğini, davacı ----- yazılı onay verdiğini, davacı ---- ayrıca tapuda yazılı olarak devre muvafakat ettiğini, bu aşamadan sonra dava dışı---- daha sonra dava konusu taşınmazı finansal kiralama yoluyla ------- devrettiğini, bu işlemlerin tümü bizzat davacı tarafından gerçekleştirildiğini, daha da öte aynı taşınmazın inşaatını yaptığı iddia olunan --- de ------- yaklaşık 36.000.000 TL para ödendiğini, davacının bizzat kendi kusuruyla gerçekleştirdiği işlemler nedeniyle, daha sonra bir dava açmış olmasına karşın bu davadan da feragat ettiği dikkate alındığında huzurdaki davanın esas bakımından da reddinin gerektiğini belirterek hukuki dayanaktan yoksun tedbir taleplerinin tümden reddi ile davaya konu taleplerin dayanağını oluşturan konu hakkında daha önce-----------------dosyalarıyla görülen ve davacının feragat etmesiyle sonuçlanan ve bu gerekçeyle karara bağlanan davalarla aynı olması nedeniyle müvekkiller aleyhine ikame olunan davanın, “feragat” ve/veya “kesin hüküm” nedenleriyle reddine, esas yönünden cevap ve delillerimizin kabulüne, haksız ve hukuki mesnetten yoksun kötü niyetle açılan davanın reddine, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin davacılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen-------sayılı dosyasında;
DAVA:Davacı vekili 05/03/2018 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından kurulan ----- duşa kabin ve banyo malzemeleri üretimi konusunda faaliyet gösteren firmalar olduğunu, müvekkilinin---- sahip olduğunu, --- dava dışı ---- arasında ticari ilişki mevcut olup ----- ürettiği duşa kabin ve banyo ürünleri satıldığını, dava dışı ----- kendilerine borçlu olduğu gerekçesiyle görüşme taleplerinde bulunduklarını, yapılan görüşmede---- henüz üretip teslim etmediği mallar için kestiği faturaları kabul ederek ------ 3.ncü şahıslarla, finans kuruluşlarıyla yaptığı temliklere onay vermesi neticesinde ------ henüz teslim almadığı malların borcunu ödemekle yükümlü duruma geldiğinin belirtildiğini, oysa dava dışı ------- tarafından bildirilen bu alacak iddiasının gerçek dışı olduğu gibi miktarının da hatalı hesaplamalar ile belirlendiğini, müvekkilinin sahibi olduğu şirketin ticari defter ve kayıtlarında sabit olduğu şekilde anılan tarihte ileri sürüldüğü gibi hiçbir borcunun bulunmadığını, yapılan bu görüşmeler üzerine hisse devirlerinden önce taraflar arasında 18.09.2015 tarihli “Borç Tasfiye Sözleşmesi” imzalandığını, bu sözleşme çerçevesinde tarafların varlığı iddia edilen 37.000.000TL borcun ödenmesi ve borcun yapılandırılması amacıyla müvekkili üzerinde manevi baskı kurularak berç ile ilgili olarak müvekkili ----- ve müvekkilinin o tarihte % 100 'üne sahip olduğu ------- borca kefil olmalarının sağlandığını, ardından müvekkilinin sahibi olduğu ---- adına tapuda kayıtlı fabrika binasının ele geçirilmesi planı ortaya konulduğunu, ----- leasing yöntemi il satın alınan bu taşınmazın kendilerine devrinin yapılması için 27.01.2016 tarihinde “Finansal Kiralama Kiracı Değişikliği ve Devir Sözleşmesi” imzalatıldığını, sözleşme ile o zamana kadar müvekkili tarafından ödenen kira bedelinin müvekkiline ödenmeksizin geri kalan kira borç tutarının ----- tarafından ödenerek fabrika binasının tapusunun devir alındığını, nihayetinde yine müvekkilinin ve sahibi bulunduğu şirketlerin dava dışı ----borçlu olduğu iddiası ile ------ müvekkilinin davalı şirkette bulunan % 52 hissesinin dava dışı ----------talimatı altındaki şirket ve kişilere bedeli ödenmeksizin ve gerçekte borçlu olunmamasına rağmen devrinin sağlandığını ve müvekkilinin azınlık pay sahibi duruma düşürüldüğünü,-----dosyası üzerinden işbu sözleşme ve eklerinin iptali ile müvekkilinin ve sahibi olduğu şirketlerin dava dışı -------------- borçlu olmadığının tespiti amacıyla dava açıldığını, işbu davanın halen derdest olduğunu, davalılar tarafından müvekkilinin bilgi alma hakkı ve yönetime katılma hakkının engellendiğini, şirket davalılar tarafından basiretsiz şekilde yönetildiğinden ciddi zararlara uğratıldığını, müvekkilinin -----------üyesi olduğu şirketi kontrol edemez hale pazarlama bölümlerinin tamamen müvekkiline ait olacağının kararlaştırıldığını, ancak ilerleyen süreçte yönetim yetkilerinin tamamen müvekkilinden alındığını, müvekkilinin kendi yaptığı incelemelerde 21.07.2017 tarihi itibariyle son 14 aylık dönemde şirketin 70-80 Milyon TL civarında zarara sokulduğunun tespit edildiğini,------ birçok firma barındırdığını, bu kapsamda; ------ olduğunu, bahsi geçen bu şirketlerin şu anda tamamen -------- borçlandırıldığı firmalar olduğunu, şirketin tamamen davalılar tarafından ele geçirilmesinden sonra şirketin ciddi anlamda ciro kaybına uğradığını, işbu durumun şirketin davalıların yönetimi ele geçirmesinden evvel şirketin elde ettiği gelir ve ciro miktarlarının davalıların yönetimi ele geçirmesinden sonra sonraki ciro ve gelir durumunun karşılaştırmalı olarak ticari defterlerde yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, müvekkilinin dava dışı şirkete giriş çıkışına müsaade edilmediğini, müvekkilinin şirkete ait mail adresinin değiştirildiğini, dava dışı şirketin lojistik işlerinin dava dışı ------ şirketlerinin iştiraki olan------ piyasa değerlerinin çok üstünde fahiş tutarlar ile yaptırıldığını, farklı firmalardan hiçbir teklif alınmadığını, dava dışı şirket nezdinde davalılar tarafından gerçekleştirilen usule aykırı temlik ve faktoring işlemleri ile dava dışı ----- usulsüz kaynak yaratıldığını, ----huzur hakkı alacağı ile ilgili dava dışı-----fatura düzenlendiğini, bu veya başkaca şekilde fiktif olarak yaratılan borçlanmalar neticesinde----- faiz faturaları kesildiğini, davalıların şirketi kötü yönetimi sebebiyle şirketin sayısız ceza faturaları ve icra takipleri ile karşı karşıya kaldığını, dava dışı şirketin en önemli tedarikçilerinden olan---- sorun yaşandığını, -------aleyhine sözleşmeye aykırılıktan ceza faturaları düzenlendiğini, toplam 560.369,34 TL tutarın tahsilinin talep edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK md. 107 hükmü gereği belirsiz alacak davası niteliğinde olan davanın kabulüne, ---------üyesi olan davalıların eylemleri nedeniyle müvekkilinin zararının meydana geldiğini belirterek davalıların TTK 553 ve diğer md.gereğince ------üyelikleri süresince gerçekleştirmiş oldukları zararlı işlemlerin tespiti ve müvekkilinin zararının bilirkişi marifetiyle hesaplandıktan sonra artırılmak suretiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000TL 'sinin ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, davalıların her türlü mal varlığı değerleri üzerine İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz konulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili 28/06/2019 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davaya konu talepler bakımından daha önceden ikame edilmiş aynı davada feragat ve kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğunu, kesin hüküm bulunan bir konuda aynı taleplerle yeni bir dava açılamayacağından davanın esasına girilmeden reddinin gerektiğini, davacının son derece kötü niyetle hareket ederek asla sorumluluk izafe edilemeyecek müvekkillere karşı kendi sorumluluk alanına giren bir konuda sorumluluk yüklemeye çalıştığını, iddianın hukuki bir dayanağı bulunmadığını, --------değin şirketi temsil yetkisi ve yönetim kurulu başkanı davacı ------ olduğunu, müvekkillerinin anılan tarihe kadar şirketin yalnızca yönetim kurulu üyeleri olarak görev yaptıklarını, süreç içinde davacının bizzat kendisinin yerine getirmekle yükümlü olduğu görevleri yerine getirmemiş tam aksine şirketin mal varlıklarını kendi zimmetine geçirmekle meşgul olduğunu, davacı aleyhine ----- sayılı dosyalarıyla görülen sorumluluk davaları ikame olunduğunu, davacının müvekkillerine yöneltemeye çalıştığı sorumluluğun asılsız olduğunu, -------adresindeki ------ bağımsız bölümden oluşan gayrimenkulün sahibi ----iken bizzat davacı tarafından bu taşınmazın mülkiyeti finansal kiralama yoluyla -------- devredilmiş ve kredi kullanıldığını, bu işlemlerin yapıldığı esnada müvekkillerin anılan şirketin hissedarı olmadığı gibi şirketin yönetim kurulunda da görev almadıklarının, davacı şirketin mal varlıklarını nedensiz biçimde üçüncü kişilere devrettiğini, iş bu devir karşılığında kullandığı kredilerin de akıbeti şirket ticari kayıtlarında belli bile olmadığını, --- taşınmazının mülkiyetini finansal kiralama yoluyla ---- devreden ve kredi kullanan ---- finansal kiralama bedellerini---- ödemeyip temerrüde düştüğünü, bu aşamada dava dışı ------- tamamını ödemiş ve dava konusu gayrimenkul ----geçtiğini, davacı -------yazılı onay verdiğini, davacı ------- ayrıca tapuda yazılı olarak devre muvafakat ettiğini, dava dışı ----- daha sonra dava konusu taşınmazı finansal kiralama yoluyla -----devrettiğini, işlemlerin tümünün bizzat davacı tarafından gerçekleştirildiğini, aynı taşınmazın inşaatını yaptığı iddia olunan ----- şirketlerine de ---- para ödendiğini, müvekkillerinin hiçbir sorumluluğu bulunmayan tam aksine tüm sorumluluğun davacı------- ait olduğu bir konuda müvekkiller aleyhine sorumluluk davası açılmış olması akla ve hukuka uygunluk arz etmediğini, davacının bizzat kendi kusuruyla gerçekleştirdiği işlemler nedeniyle, daha sonra bir dava açmış olmasına karşın bu davadan da feragat ettiği dikkate alındığında huzurdaki davanın esas bakımından da reddi gerektiğini belirterek hukuki dayanaktan yoksun tedbir taleplerinin tümden reddi ile davaya konu taleplerin dayanağını oluşturan konu hakkında daha önce--------- dosyalarıyla görülen, ancak bizzat davacının feragat etmesiyle sonuçlanan ve bu gerekçeyle karara bağlanan davalarla aynı olması nedeniyle müvekkiller aleyhine ikame olunan davanın, “feragat” ve/veya “kesin hüküm” nedenleriyle reddine, ayrıca davacının aktif dava ehliyetinin olmaması nedeni (davacı ---- yetkilisi ve ortağı olmadığından) ile davasının reddine karar verilmesini, davalı müvekkillerimin davaya konu edilen---- herhangi bir ortak ya da yetkili sıfatları olmadığından husumet itirazımızı beyan eder davanın reddine karar verilmesini, esas yönünden cevap ve delillerin kabulüne, haksız ve hukuki mesnetten yoksun kötü niyetle açılan davanın reddine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde ;Asıl dava, davalının yöneticisi olduğu dönemde dava dışı ----- zarara uğratıldığı iddiası ile tespit edilecek tazminatın davalıdan tahsili ile dava dışı ---- ödenmesi istemine ilişkin olduğu, birleşen -----dava dosyasında da davalının yine yöneticisi olduğu dönemde dava dışı ----zarara uğratıldığı iddiası ile tespit edilecek tazminatın davalıdan tahsili ile dava dışı ---- ödenmesi istemine ilişkin olduğu, Birleşen----dava dosyasında da dava dışı ------davalıların yönetim kurulu üyeleri olarak görev yaptıkları dönemde şirketi zarara uğrattıklarından bahisle tespit edilecek zararın tahsili istemine, Birleşen --------- sayılı dava dosyasında da yine dava dışı şirkette davalıların yönetim kurulu üyeleri olarak görev yaptıkları dönemde şirketi zarara uğrattıklarından bahisle tespit edilecek zararı tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmakla davaların yasal dayanağı TTK 553.maddesine dayanmaktadır. İstinaf ilamı gereğince ---tarafından açılan davaların yeni ortak ------takip edileceğine yönelik talep hakkında HMK 125/2 maddesi uyarınca ---- tarihli talebinin kabulü ile davacı olarak kaydına, karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.Tarafların tüm delilleri celbolunarak dava dosyası ve dava dışı----tüm ticari defter, kayıt ve dayanak belgeler üzerinde bilirkişi incelemeleri yaptırılarak raporlar alınmıştır. Alınan raporların birbirleri ile uyumlu, dosyadaki delillere uygun ve denetime açık bulunduğu anlaşılmakla hükme esas alınmıştır. Asıl ve birleşe-----sayılı dava dosyasında davacı olan ------ dosyasının celbolunarak yapılan incelenmesinde; eski unvanının ----------- olduğu, anasözleşmesinin 10.03.1998 tarihinde sicile tescil edildiği, şirketin amacının gayrimenkul alım satmak, inşaat, tesisat, montaj, proje yapmak, kiraya vermek ve işletmek olduğu, şirketin 14.10.1999 tarihindeki aldığı kararla sermayesini 50.000.000 TL'ye çıkardığı, şirketin 12.01.2005 tarihinde sicile tescil edilerek ilan edildiği üzere yeni unvanının -----olduğu, şirketin son tescilinin 26.10.2016 tarihi itibariyle adres nakline ilişkin olduğu görülmüştür. Asıl ve birleşen dava dosyalarında zarara uğratıldığı iddia olunan dava dışı ------ celbolunarak yapılan incelenmesinde; eski unvanı----- olarak anasözleşmesinin 30.05.2006 tarihinde sicile tescil edildiği, kurucularının -------- olduğu, kuruluş sermayesinin 10.000 TL olduğu, şirketin amaç ve konusunun "Her türlü fayans, yer karosu, lavabo, tuvalet, banyo küveti, armatür, su bataryaları gibi banyo ve mutfak aksesuarlarının üretimini, alım satımını, ithalat ve ihracatını yapmak" olduğu, şirketin 20.06.2006 tarihli ortaklar kurulu kararı ile yapılan hisse devir sonucunda şirket ortaklarının ---------- tarihli ortaklar kurulu kararı ile sermaye artırımı yaptığı, 03.07.2008 tarihinde yapılan hisse devirleri sonucu şirket ortaklarının ------- olduğu, şirketin 25.0.5.2009 tarihinde sermayesini 1.910.000 TL'ye çıkardığı, 12.05.2010 tarihinde de sermayesini 2.410.000 TL'ye yükselttiği, 27.05.2010 tarihinde ortaklar kurulu kararı ile şirket müdürlüğüne dışarıdan 10 yıllığına asıl davalı birleşen davacı ----atandığı, şirketi her hususta münferit imzası ile temsil ve ilzam etmek üzere yetki verildiği, şirket ortaklarından --- müdürlüğünün halen devam ettiği,-------- birlikte ayrı ayrı imzaları ile yetkili kılındıkları, 13.05.2011 tarihinde sermayesinin 4.000.000 TL'ye yükseltildiği, 28.11.2011 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirkette ortaklığı bulunmayan ----400.000 TL'lik hisseyi devralarak ortak olduğu, şirket hissedarlarından------şirkette mevcut 1.600.000 TL'lik hissesini ------ devrettiği böylece şirketin % 50'şer oranında hisse oranında ortaklarının ------ olduğu, 27.12.2011 tarihinde şirket sermayesinin 10.000.000 TL'ye yükseltildiği, şirketin 24.12.2013 tarihli genel kurul kararı ile unvan ve nevi değişikliği yapılarak şirketin yeni unvanının----------olduğu, şirketin yönetim kurulunun 08.01.2014 tarihli yönetim kurulu kararı ile şirketin her türlü işleminin ifası ile ilgili her türlü belgede 3 yıl süre ile yönetim kurulu üyelerinden ------ herhangi birinin münferit imzası ile şirketi temsil ve ilzama yetkili oldukları, --------- ilan edildiği, 27.03.2015 tarihinde TTK 338.maddesine göre 27.03.2015 tarihinden itibaren----- devam edeceği, tek pay sahibinin ------ olduğuna karar verildiği, kararın sicil gazetesinde yayınlandığı, şirketin 2013-2014 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısının 07.05.2015 tarihinde yapılarak yönetim kurulu üyelerinin toplantıya katılan diğer ortakların oy birliği ile ayrı ayrı ibra edildiği, yönetim kurulunun 04.04.2016 tarihli ------------ sayılı karar ile bugünden itibaren çok ortaklı ---- faaliyetine devam etme kararı alındığı, kararın ------- Toplantısında şirketin toplam sermayesinin 10.000.000 TL (----- 4.800.000 TL pay değeri---- 4.800.000 TL pay değeri, ----- 200.000 TL pay değeri,----- 200.000 TL pay değeri) toplam hisse adedinin 20.000 olup, % 100 toplantı nisabı sağlanmak suretiyle toplantı yapıldığı------- 2016 yılı faaliyet dönemine ilişkin olağan genel kurul toplantısının 14.09.2017 tarihinde yapıldığı, genel kurul toplantı tutanağının 29.09.2017 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, 2015 yılında tek yönetim kurulu üyesi olan ----- yapılan oylamada oy birliği ile ibra edilmediği, 2016 yılı için yapılan oylamada yine ---- ibra edilmediği, genel kurulda ------ bağımsız denetim sözleşmesinin imzalanması konusunda yönetim kuruluna yetki verildiği, iş bu dava açıldıktan sonra şirketin 27.06.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında ortaklarının ------ sayılı yönetim kurulu kararı ile şirketin tek pay sahipli----- olduğu ve bu pay sahibinin de ------ olduğu tespit edilmiştir. Asıl ve birleşen dava dosyalarında zarara uğratıldığı iddia edilen ---- ayrıntılı incelemesi yapılan------------ göre asıl davacı ve birleşen davada davacı olan şirketin artık ortak olmadığı açıkça anlaşılmaktadır. TTK 553.maddesinde düzenlenen Kurucuların, Yönetim Kurulu Üyelerinin, Yöneticilerin ve Tasfiye Memurlarının sorumluluğuna gidilebileceği hükme bağlanmış olup, TTK 555.maddesinde de şirketin uğradığı zararın tazmini için kimlerin dava açabilecekleri; " (1)-Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler." şeklinde düzenlenmiştir. Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarının söz konusu olabilmesi için görevlerini yaparken kanun ve anasözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etmiş olmaları gerekir. Ayrıca şirketin ihmali ya da sorumluların şirkete hakim olmaları nedeniyle dava açılmaması ihtimaline karşı pay sahiplerine de dava açma yetkisi verilmiştir. TTK 555.maddenin birinci fıkrasında şirketin uğradığı zarardan söz edilmesine göre bu zarar şirket yönünden doğrudan doğruya bir zarardır. Söz konusu zarar, pay sahipleri yönünden dolaylı bir zarardır. Şirketin doğrudan doğruya uğradığı bu zarar için şirketçe bir dava açılmamışsa, bu zarar pay sahipleri yönünden dolaylı zarar olduğundan pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesi istemiyle dava açabilirler. Bu husus maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde açıkça düzenlenmiştir. İş bu yasal düzenleme kapsamında asıl ve birleşen dava dosyaları ayrı ayrı değerlendirildiğinde; Mahkememizde açılan --- Esas sayılı dava dosyası ile birleşen----- dava dosyalarında davacı olan ----dava açıldığı tarihte her ne kadar---- tarihinde------ ilan edilen karara göre şirketin tek ortaklı olduğuna ve bu pay sahibinin de------- olduğu sabittir. Davacı taraf hem şirkete ortak olmadan önceki dönemdeki şirket zararları için dava açmış, hemde dava devam ederken pay sahipliği sıfatını kaybetmiştir. Bu noktada davacı şirketin görülmekte olan asıl ve birleşen----------sayılı dava dosyası yönünden aktif husumet ehliyetine sahip olmadığı anlaşılmaktadır. TTK.nun incelenen 555/1 maddesi hükmüne dayanarak bir pay sahibinin şirketin zarara uğratıldığından bahisle zararın tazminine ilişkin "dolayısıyla zarar gören" sıfatıyla dava açılabilmesi onun ortaklık sıfatına bağlıdır. Ortağın pay sahibi olma sıfatına gerek zararın doğumu, gerekse davanın açıldığı tarihte sahip olması ve davanın sonuna kadar bu sıfatını koruması gerekir. Bu sıfatın dava esnasında kaybedilmesi davaya devam ettirebilme imkanını ortadan kaldırmaktadır. Çünkü ortağın şirketten ayrılması dava açmadaki menfaatini ortadan kaldırmıştır------ sayılı dava dosyasında davacı şirketin dava dışı -----ortak olmadan önce şirkete verilen zararların tazmini için dolayısıyla zarar gören sıfatıyla davalı ----- aktif husumet ehliyeti bulunmadığından asıl ve birleşen ------ sayılı dava dosyasındaki davaların reddi gerekmiştir. Kaldı ki aksi düşünülse dahil yani davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu kabul edilse bile bu kez de gerek mali bilirkişi gerekse teknik bilirkişi aracılığı ile yaptırılan bilirkişi incelenmesin sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınan raporda;"...şirketin ------- toplamında senetler verildiğinin, davanın açıldığı tarih itibariyle bu senetlerin 6.767.946,00 TL 'lik kısmının ödendiğini, davalının dava dışı şirkete vermiş olduğu bu zararı tazmin etmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de dava dışı şirket bu senetleri yaptırdığı fabrika binası için vermiştir. Senedin fazla verilip verilmediği ancak karşılığındaki işin maliyetinin bilinmesi ile mümkün olduğu, teknik bilirkişi tarafından fabrika binasının yapıldığı yıllar itibariyle maliyetinin belirlendiği buna göre fabrika binasının ------- tarihleri arasındaki yapım maliyetinin 22.202.400,00 TL olarak hesaplandığı, bunun haricinde tesis ve makine ve cihazlarında toplamda değerinin (01.12.2018 tarihi itibariyle rayiç değeri tesis, makine ve cihazlar 12.878.531,74 TL, taşıtlar 1.115.292,56 TL, demirbaşlar 1.001.249,96 TL, bunların güncel bilirkişi raporunun düzenleme tarihi 01.06.2022 tarihi itibariyle tesis, makine ve cihazlar 43.318.697,68 TL, taşıtlar 3.751.438,62 TL, demirbaşlar 3.185.795,34 TL) hesaplandığı buna göre iddia edildiği gibi şirketin sebepsiz yere borçlandırıldığı iddiasının dayanağı olmadığı sonucuna varıldığından asıl ve birleşen ----sayılı dava dosyalarının bu yönden de reddi gerekmektedir. Birleşen ----- dava dosyası ile bu dava dosyası ile birleşen ---- dava dosyasında davacı --- her iki dava dosyasına sunulan dava dilekçesinde dava dışı ---- yönetim kurulu üyeleri olan davalıların TTK 553 ve devamı maddeleri uyarınca şirketi zarara uğrattıklarından bahisle tespit edilecek zararın davalılardan tahsili ile kendisine ödenmesini talep etmiştir.Yukarıda ayrıntılı incelemesi yapılan TTK 555/1 maddesi uyarınca şirket ortakları, yöneticilerin şirketi zarara uğrattıklarından bahisle tespit edilecek zarar miktarının ancak şirkete ödenmesini talep edebilirler. Zararın davacı yönünden dolaylı zarar olduğunun kabulü halinde davacı tespit edilecek zararın kendisine ödenmesini isteyemeyeceği gibi yargılama aşamasında şirket ortaklığından ayrılmış olması nedeniyle aktif husumet ehliyeti de kalmadığı için davanın bu yönden reddi gerekmiştir. Ancak davacı taraf her iki dava dilekçesinde uğradığı doğrudan zararın tespit edilerek kendisine ödenmesini dile getirmiştir. Bu yönüyle de incelendiğinde davacının her iki dava dosyasına konu ettiği hususlar nedeniyle bizzat kendisinin ne şekilde ve ne kadar zarara uğradığını somut bir şekilde ortaya koyamamıştır. Eğer davacının yargılama aşamasında ortaklığın kaybetmiş olmasına rağmen aktif husumet ehliyetinin devam ettiği düşünülecek olsa dahi; Birleşen-----ve bu dosya ile birleşen --- dava dosyalarında; Davacı ----davayı açtığı---- tarihinde dava dışı ----- ortak ise de kısa bir süre sonra ortaklıktan ayrılmıştır. Davacı ve davalılar aynı dönemde dava dışı şirkette yönetim kurulunda birlikte görev yapmışlardır. Hatta davacı---- yönetim kurulu başkanı olarak görevini ifa etmiştir. Birlikte görev yaptıkları tarihleri ----- tarihleri arasıdır. Davacı taraf dava dilekçesinde davalıların henüz yönetim kurulu üyesi olmadıkları döneme ait olayları da davasına dayanak yapmıştır. Dava dışı -----ortağı iken dava dışı ----dava dışı --- ticari ilişki bulunduğunu, ----- alacaklı olduğunu iddia ederek kendisi üzerinde manevi baskı kurulduğunu, hisse devirlerinden önce 18.09.2015 tarihinde borç tasfiye sözleşmesi imzalandığını, kendisinin % 100 oranında hissesine sahip -----söz konusu borca kefil olmasının sağlandığını, ardından --- finansal kiralama ile satın aldığı fabrika binasının -----elinden alındığını, ardından --- % 52 oranındaki hissesinin ----- talimatı altındaki şirket ve kişilere bedelsiz devrinin gerçekleştirildiğini iddia etmiştir. Yine dava dilekçesinin devamında kendisinin yaptığı incelemesinde ----- tarihi itibariyle son 14 aylık dönemde dava dışı ---- 70 - 80 milyon TL civarında zarara sokulduğunu iddia etmiştir. Dava dışı --------- ticari defter kayıt ve dayanak belgelerinin mali bilirkişi incelemesi sonucunda 2014-2015-2016 yılında muhtelif miktarlarda ki azımsanacak miktarda olmayacak şekilde kar ettiği, sadece 2017 yılında 9.331.569,00 TL zarar ettiğinin tespit edildiği, iddia edildiği kadar 70 - 80 milyon TL zararının olmadığı gibi 2017 yılında gerçekleşen 9.331.569,00 TL zararın oluşmasına da 2016 senesinde 63.873.188,79 TL olan net satışların 2017 yılında 42.537.289,07 TL'ye düşmesinin neden olduğu tespit edilmiştir. Ciro kaybının sebebinin somut bir şekilde ispatlanamadığı gibi doğrudan yönetim kurulunun sorumlu tutulmasının dayanaksız olduğu açıktır. Davacının her iki dava dosyasında da iddiaları dönem itibariyle mali bilirkişi incelemesi sonucunda da tespit edildiği üzere davalıların ortak ve yönetim kurulu üyesi olmadan önceki döneme ilişkindir. Davalıların yönetim kurulu üyeliği yaptıkları dönemde de şirketin yönetim kurulu başkanı davacının bizzat kendisidir. Bu nedenle asıl ve birleşen davanın da reddi gerekmiştir. Yapılan yargılama sonucunda tüm dosya kapsamı, alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı aşağıdaki şekilde reddine karar vermek gerekmiştir. İstinaf kaldırma ilamı gereği eksiklikler tamamlanarak hüküm kurulmuş olup celbi talep edilen dosyalar kaldırma ilamı dışında olduğundan bu talepler Mahkememizce kabul edilmemiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl davanın ve birleşen ------------ sayılı davaların ayrı ayrı REDDİNE
ASIL DAVADA:
2-Başlangıçta peşin olarak alınan 17.077,50 TL harcın alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 16.649,90 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yargılama sırasında yapılan posta ve tebligat gideri 150,00 TL, bilirkişi ücretleri 19.500,00 TL olmak üzere toplam 19.650,00 TL'nin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T 'nin 13/4 maddesi uyarınca 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine,
Birleşen ---------- sayılı davada;
6-Başlangıçta peşin olarak alınan 17.077,50 TL harcın alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 16.649,90 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya iadesine,
7-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından yargılama sırasında yapılan posta ve tebligat gideri 18,00 TL yargılama masrafının davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine,
9-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T 'nin 13/4 maddesi uyarınca 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine,
Birleşen---------- sayılı davada;
10-Başlangıçta peşin olarak alınan 31,40 TL harcın alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 396,20 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
11-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
12-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T 'nin 13/2 maddesi uyarınca 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalılara verilmesine,
Birleşen ---- sayılı dava dosyası ile birleşen -------- dosyasında;
13-Başlangıçta peşin olarak alınan 35,90 TL harcın alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 391,70 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
14-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
15-Davalılar yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T 'nin 13/2 maddesi uyarınca 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalılara verilmesine,
16-Asıl ve birleşen dava dosyalarında karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; artan delil avanslarının yatıran davalıya iadesine,
Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.03/04/2024