T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/793 Esas
KARAR NO: 2024/732
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/10/2022
KARAR TARİHİ: 19/09/2024
DAVA:Davacı vekili Mahkememize sunduğu 14/10/2022 havale tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait --------- plakalı araç ile davalı sigortalı tarafından sigortalı olan --------- plakalı aracın sebep olduğu 23.01.2022 tarihli kaza nedeniyle araçta hasar meydana geldiğini, Karayolları Trafik Kanun'unun 99. Maddesi uyarınca sigortacıların zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarı hak sahibine ödemek zorunda olduğunu, müvekkili şirketin 24.01.2022 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuru yapmış olmasına rağmen sigorta şirketinin kanunun emrettiği 8 iş günü içerisinde ödemek zorunda olduğu tazminatı ödemediğini, şöyle ki; kazanın çift taraflı olduğunu, karşı yanın kusurlu olduğu da dikkate alındığında müvekkilinin zarara uğradığını, bunun üzerine taraflarınca 17.02.2022 tarihinde ---------- sayılı dosyası ile sürekli değer kaybı tazminatı talep edilen dosyasında ----------- numarasıyla karara bağlandığını, kararda; “başvurudan sonra ödeme yapıldığından, değer kaybıyla ilgi karar verilmesine yer olmadığına, başvurudan sonra ödeme yapıldığından 750,00TL yargılama masrafı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 11,50TL vekalet harcının (davalı) ---------Ş'den alınarak başvuruna verilmesine, davalı şirket tarafından kabul edilerek başvurudan sonra ödenen 5.100TL (stopaj ve tevkifat kesintisiyle 3.846,61TL) vekalet ücreti ile gili karar verilmesine yer olmadığına, 5684 sayılı Kanun'un 30/12.maddesi hükmü gereği, kararın bildirim tarihinden itibaren 10 gün içinde ---------- nezdinde itiraz yolu açık olmak üzere karar verildi.” Şeklinde karar verilerek davalı sigortanın sorumluluğuna karşı hüküm kurulduğunu, müvekkilinin borcu tahsil etmek amacıyla borçluyu temerrüde düşürdüğünü, ancak borcunu 13.05.2022 tarihinde banka kanalı ile tahsil edebildiğini, müvekkilinin davalıdan talep ettiği değer kaybı tazminatının temerrüde düşürdüğü tarihteki alım gücü ile tahsil edeceği tarihteki alım gücünün de aynı olmayacağını ve müvekkilinin zarara uğrayacağını, dosyada tahsil edilen faizi ile alacaklı müvekkilinin zararını karşılar nitelikte bir bedel olmadığını, aşkın zararın Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. Maddesinde düzenlendiğini, munzam zararın sorumluluğunun kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukuki bir sonucu olduğunu ve alacaklının zararının faizini aşan bölüm olduğunu, borçlu para borcunun vadesinde ödemediğinde (temerrüt) oluştuğunda sözleşme veya yasada belirlenen “gecikme faizi” ödeme yükümlülüğü altına gireceğini, buna ilişkin emsal Yargıtay içtihatlarının olduğunu beyanla, müvekkilinin alacağını zamanında tahsil edememesinden kaynaklanan belirsiz olan munzam zararının şimdilik 500,00TL'sinin davalıdan avans faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili Mahkememize sunduğu 23/11/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle: davanın belirsiz alacak davası şeklinde ikame edilmesinin mümkün olmadığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. Maddesinde düzenlenen sigortacıya başvuru şartı yerine getirilmeden dava yoluna başvurulduğunu, munzam zararın poliçe teminatı kapsamında olmadığını, işbu talebin sigorta prensiplerine aykırılık teşkil ettiğini, Genel Şartların kapsamına “Teminat Dışı Kalan Haller” kenar başlıklı A.6. maddesinin 1/k bendinde “Gelir kaybı, kar kaybı, iş durması ve kira mahremiyeti gibi zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat talepleri”nin trafik sigorta poliçesi teminatı dışında olduğunun belirtildiğini, munzam zararın ilgili madde hükmünde tanımı yapıldığı üzere “zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yönetilecek tazminat talebi” niteliğinde olduğundan ve yine teminat kapsamında yer alan doğrudan bir zarar olmadığından, huzurdaki davanın reddi gerektiğini, ikrar anlamına gelmemekle birlikte huzurdaki davada ispat yükünün davacının üzerinde olduğunu, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafın iddialarını somutlaştıramadığını, kanun koyucunun aşkın zararı düzenlemesinin nedenin, yürürlükte bulunan temerrüt faizi oranının enflasyon oranı seviyesine çıkarmak olmadığını, buna ilişkin emsal Yargıtay kararlarının mevcut olduğunu, doktrindeki baskın görüşe göre somut zarar dikkate alınmaksızın enflasyon oranında veya ekonomik olumsuzluklar çerçevesinde alacaklının bir zarara uğradığını kabul etmenin, kanun koyucunun yerine geçerek yasal temerrüt faizi oranını enflasyon oranına çıkarmak anlamına geleceğini, davacının işbu davaya konu talebinin açıkça zenginleşme yasağına aykırılık teşkil ettiğini, hiçbir surette kabul anlamına gelmemek kaydı ile sigorta hukuk prensibi itibarı ile müvekkili şirketin sorumluluğunun mal varlığında riziko anında meydana gelen azalma ile sınırlı olduğunu, izah olunan sebeple “munzam zarar” kavramı ile “sorumluluk sigortası” kavramının nitelik itibariyle örtüşmediğini, ikrar anlamına gelmemekle birlikte munzam zararın talep edilmesinin şartlarından birinin de borçlunun kusurlu olması olduğunu, müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından davacıyı zarara uğratmak maksadıyla ödeme yapılmadığı hususunun gerçeği yansıtmadığını, davacının müvekkili şirket aleyhine tahkim yoluna başvurmuş olmasının nedeninin ---------- sayılı kararından kaynaklandığını, işbu kararın akabinde mevzuatın uygulanma şekli ve tazminat hesaplama yönteminin değiştiğini, oysa müvekkili şirketin işbu karardan önce Trafik Sigortası Genel Şart Hükümleri çerçevesinde davacı tarafa ödeme yaptığını, müvekkili şirketin kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümleri çerçevesinde davacının zararını tam olarak tanzim ettiğini, kabul anlamına gelmemek üzere, mahkeme/tahkim kararı ile ödeme yapılmasının müvekkili şirketin değil davacının kusurundan kaynaklandığını, davacının munzam zararının olduğu kabul edilse dahi, müvekkili şirketin işbu sebeple kusuru bulunmadığının aşikar olduğunu, davacı tarafın tüm zararını tazmin ettiğini, davacının temerrüt faizini aşan zararı bulunmadığını, müvekkili şirketin sorumlu olduğu tutarın faizi ile birlikte fazlasıyla ödendiğini, müvekkili şirketin mezkur kazadan kaynaklı başkaca sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirketin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve teminat limitleri dahilinde tazminattan sorumlu olduğunu, kabul anlamına gelmekle birlikte, kusur durumunun ----------- tarafından tespitini talep ettiklerini, davacının faiz talebinin de haksız ve hukuka aykırı olduğunu, borçlar Kanunu'nun 117. Maddesi çerçevesinde müvekkili şirketin huzurdaki davaya konu talep ile ilgili olarak ihtar neticesinde temerrüde düşürülmediğinden faiz talebinin reddi gerektiğini beyanla, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden davacı tarafın son tescil bilgileri celp ve tetkik edilmiştir. ----------- numaralı dosyası celp ve tetkik edilmiştir.
---------- müzekkere yazılarak ---------- plakalı aracın hasar geçmişinin mahkememize bildirilmesi istenilmiş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır. -------- Noterler Birliği'nden --------- plakalı ve ------- plakalı aracın tescil bilgilerinin mahkememize gönderilmesi istenilmiş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KANAAT :Tarafların ana başlıklarıyla "23/01/2022 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle davacının maliki olduğu araçta meydana gelen değer kaybı tazminatının geç ödendiği iddiasıyla munzam zarar oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise munzam zararın miktarının ne olduğu ve bu zarardan davalının sorumlu olup olmadığı" hususlarında uyuşmazlığa düştükleri anlaşılmıştır.Aşkın zarar, Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. maddesinde düzenlenmiştir: "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı gidermekle yükümlüdür". ---------- Sayılı kararında vurgulandığı üzere; Munzam zarar sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukuki bir sonucudur ve alacaklının zararının faizi aşan bölümüdür. Borçlu para borcunun vadesinde ödemediğinde (temerrüt) oluştuğunda sözleşme veya yasada belirlenen “gecikme faizi” ödeme yükümü altına girer. Bilirkişi 12/02/2024 tarihli raporunda özetle; davacıya ait ---------- plakalı araç'ın, 23.01.2022 tarihinde davalı tarafından sigortalı olan --------- plakalı aracın sebep olduğu kaza nedeniyle hasara uğradığını, -------- sayılı Uyuşmazlık Hakem kararı ile, davalı şirketin 8.000.- TL araç değer kaybını 14.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verildiğini, denkleştirici adalet ilkesi gereğince en az 5 faktöre göre yapılan hesaplamaya göre takdiri mahkemeye ait olmak üzere davalının ödemesi gereken tutarın 1.147.76 TL olduğu, davacının 14.02.2022 tarihinden 13.05.2022 tarihine kadar 173.59 TL tutarında faiz ödemesi aldığı, söz konusu tutaın mahsup edilmesi neticesinde davacının 974.17 TL alacağının olacağını, davacı alacağı olan 974.17 TL değer kaybı tutarının 13.05.2022 ödeme tarihinden 14.10.2022 dava tarihine kadar faizi tutarının 35.97 TL olduğunu, takdiri mahkemeye ait olmak üzere davacının 974.17 TL değer kaybı alacağı 35.97 TL faiz toplam1.010.14 TL olacağını beyan ve rapor etmiştir. Yargı yetkisini, Anayasanın 9. Maddesine göre, Türk Milleti adına kullanan Mahkememizce, uyuşmazlık konusu hakkında, yapılan açık duruşmalar ve yargılama sonunda(Ay. m.141), toplanan/sunulan deliller, ticaret sicil kayıtları, fatura, --------- kaydı, sevk irsaliyesi, takip dosyası, bilirkişi raporu, iddia ve savunmalar ile tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; bilirkişi 12/02/2024 tarihli raporunda davalının ödemesi gereken tutarın 1.147.76 TL olduğu, davacının 14.02.2022 tarihinden 13.05.2022 tarihine kadar 173.59 TL tutarında faiz ödemesi aldığı, söz konusu tutarın mahsup edilmesi neticesinde davacının 974.17 TL alacağının olacağını, davacı alacağı olan 974.17 TL değer kaybı tutarının 13.05.2022 ödeme tarihinden 14.10.2022 dava tarihine kadar faizi tutarının 35.97 TL olduğunu, davacının 974.17 TL değer kaybı alacağı 35.97 TL faiz toplam 1.010.14 TL olacağını beyan ve rapor etmekle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
2-974,17 TL değer kaybı alacağı, 35,97 TL faiz olmak üzere toplam; 1.010,14 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu Uyarınca alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 1.010,14 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 2.500,00 TL bilirkişi ücreti ve 90,00 TL posta ve tebligat giderinden oluşan yargılama gideri ile birlikte 80,70 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.751,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 1.560,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Yatırılan avanstan kullanılan kısmın mahsubu ile bakiye kısmın kararın kesinleşmesi ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğerlerinin yokluğunda, miktar itibariyle kesin olmak üzere açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/09/2024