T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/1376 Esas
KARAR NO: 2025/556
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/11/2018
KARAR TARİHİ: 09/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesini özetle; Davacı tarafın dava dışı üçüncü kişi ile imzaladığı sözleşme gereği ---------- ---------- Enerji Santrali kurulum işinin yüklenicisi olduğu; davacı ile davalı arasında alım satım ilişkisi kurulduğu; bu ilişkide davacı şirketin ---------- mm --------- tipli, 270wp, 44445 adet 12 MW’lık güneş panelini 4.680.058,50 USD bedelle almayı taahhüt ettiği; ---------, --------- acentesi olarak hareket ettiği; davalı ------------ sözleşmeyi ifa etmeyerek iki farklı kalemde davacının zarara uğramasına sebep olduğu; davacının sözleşmeye konu panelleri farklı tedarikçiden 119.576,70 USD daha pahalıya almak durumunda kaldığı; panellerin teslim edilmemesi nedeniyle sahada iki ay gecikme yaşandığı ve bu süreçte de masraflar yapıldığı ve davacının zarara uğradığı; 07.10.2017 tarihinde teslim edilmesi gereken panellerin gelmeyeceğinin belli olması üzerine davacı tarafın 4 farklı tedarikçi ile yaptığı sözleşmelerle satın aldığı panellerin aralık ayı ortası ve sonunda eline ulaştığı; bu 2 aylık süreçte panellerin inşaat alanına gelmediği için yaklaşık 200 işçinin panellerin sevkini beklediği; sahadaki gecikmeye ilişkin kesin ve net zararın hesaplanmasına imkân bulunmadığından belirsiz alacak davası açma zorunluluğunun doğduğu öne sürülerek sözleşmeye konu teslim borcunun ifa edilmemesi nedeniyle ortaya çıkan zararın faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Davacı vekilinin 23.01.2019 tarihli cevaba cevap dilekçesinde; davalılar arasında acentelik sözleşmesinin kurulmadığı iddiasının yersiz olduğu; acentelik sözleşmesi için defter kaydına gerek olmadığı; yabancı tacirler adına işlem yapanların da acentelik kapsamına girdiği; ---------- imza yetkilisi ------------ maillerinin ve internet kayıtlarının, sözleşmenin kurulmasına aracılık faaliyetinin delili olduğu; tüm deliller ve bilgiler göz önüne alındığında ----------, ------------ acentesi olduğu; ----------- adına ve hesabına sözleşme kurulmasına aracılık etmekle TTK'nın acentelik hükümlerine tabi olduğu öne sürülerek davanın kabulüne karar verilmesi talep ve beyan edilmiştir.
Davalı ------------ vekilinin cevap dilekçesini özetle; Davacı ile davalı ------------- arasında akdedilen Sipariş Formu’nda belirtilen ürünlerin davacıya tedarikine ilişkin olarak, davalı --------- belirlenen sipariş tutarının %10’una karşılık gelen tutarda payment advance (“ön ödeme”) alacağı hususunun kararlaştırıldığı; bu doğrultuda davacının, davalı ---------- 468.005,85 USD tutarındaki ön ödemeyi gerçekleştirdiği; her ne kadar söz konusu ürünler üretilmeye başlanmış olsa da beklenmeyen nedenlerden dolayı ürünlerin tedarikinde gecikme yaşandığı; bu durumun davacıya sözlü ve yazılı olarak bildirildiği; ancak tarafların görüşmeler sonunda mutabık kalamadığı; davacı şirketin sözleşmeden döndüğü ve ön ödeme tutarının iadesini istediği; akabinde davalı tarafın ön ödemeyi geri iade ettiği; davacının bir başka tedarik firmasından söz konusu malların (solar panellerin) tedariğinde yapmış olduğu doğrudan masraflar haricinde geri kalan unsurların davalı---------- tarafından karşılanmasının mümkün olmadığı; davacının davalı ile ticari ilişki kapsamındaki teklifine benzer nitelikte bir teklif alınarak (varsa) fiyat farkının hesaplanması gerektiği; davacının yüklenici sıfatıyla dava dışı üçüncü kişiyle aralarındaki ticari ilişki kapsamında sahada yaşanan gecikmelerin bir takım masraflara sebebiyet verdiği ve bunların davalı tarafından tazmin gerektiğini iddia ettiği; bahsettiği zararlardan davalı şirketin sorumlu olmayacağı; bahsettiği zararların oluşup oluşmadığının tespiti bakımından dava dışı üçüncü kişi yatırımcı ile aralarındaki ticari ilişkinin incelenmesi gerektiği; davalı ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı öne sürülerek davanın reddine karar verilmesi talep ve beyan edilmiştir.Davalı ----------- vekilinin ikinci cevap dilekçesini özetle; Davalı----------- ile davalı ----------- arasında acentecilik sözleşmesi bulunmadığı; işbu uyuşmazlıkta ---------- uygulama alanı bulunmadığı; sözleşmenin akdedildiği tarihte -----------, ----------- Bölgesi’nde yürürlükte olmadığı; huzurdaki davaya konu uyuşmazlığa ilişkin sözleşmenin 03.07.2017 tarihli olması ve -----------, ----------- bölgesel uygulamasının ------------ 01.12.2022 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle bu tarihten önceki ticari ilişkilere uygulanmasının mümkün olmadığı; davacının iddia ettiği üzere davacı şirketin sözleşmede belirtilen adresinin, davalı şirketin işyeri olarak kabul edildiği; ---------- mevcut durumda uygulanabilir olduğu varsayımında dâhi sözleşme ve sözleşmenin ifası ile en yakın irtibat içinde olan işyeri adresinin esas alınması gerektiği; en sıkı ilişkili işyerinin tespiti konusunda profesyonel tarafın asıl işyerinin (principal etablissement) bulunduğu ülke hukukunun, karakteristik edimin asıl işyeri dışında bir işyeri tarafından sağlandığı durumlarda ise bu işyerinin bulunduğu ülke hukukunun uygulanacağı; işbu uyuşmazlıkta sözleşmeye en sıkı ilişkili olan davalı ------------- asıl işyerinin bulunduğu ----------- Bölgesi kanunlarının uygulanması gerektiği; davalı şirketin beklenmeyen ve engellenemeyen, üretime dair yaşanan ve kapasite sorununa sebebiyet veren gelişmeler nedeniyle ürünlerin tedarikinde gecikme yaşadığı; bu gecikmelerin davacı tarafa 10.10.2017 tarihli mail yazışmalarında belirtildiği; davacı tarafın sözleşmeden dönmesini bildirmesine binaen davalı tarafın ön ödemeyi davacıya derhal iade ettiği; davacının sözleşme konusu panelleri farklı tedarikçilerden daha pahalıya almak durumunda kaldığını ve şantiyede yaptığı masrafları, zarar kalemi olarak ileri sürdüğü; sözleşmeden dönme iradesinde bulunan tarafın yalnızca menfi zararlarını talep edebildiği; davacının zarar kalemi olarak ileri sürdüğü zararların, halihazırda yaptığını iddia ettiği giderler olup bu giderlere ilişkin davacının herhangi bir kayıt tutmadığı düşüncesinin gerçeklikten son derece uzak olduğu öne sürülerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmektedir.Davalı ---------- vekilinin cevap dilekçesini özetle; Davalılar arasında herhangi bir ilişkinin bulunmadığı; davalının, diğer davalı ------------ ile davacı şirket arasındaki ticari ilişkiye doğrudan veya dolaylı dâhil olmadığı; davalı şirketin 24.07.2017 tarihinde kuruluş işlemlerini gerçekleştirdiği; 29.11.2018 tarihine kadar geçen süreye ait şirket kayıt ve defterleri incelemeye tabi tutulduğunda şüpheye mahal vermeyecek bir halde ilişkisinin olmayacağı hususunun açık bir şekilde belli olduğu; ----------- Şti. tarafından 27.12.2018 tarihinde hazırlanan raporun, şirket defter, kayıt, hesap ve belgeleri üzerinden düzenlendiği; nihayetinde ----------- ve/veya ----------- ile ilgili hiçbir belge veya kayda rastlanmadığı; bu hususun davacı ---------- yönünden ilgili şirketin defter ve kayıtları incelendiği vakit ortaya konabileceği; davacı şirketin sadece isim benzerliği ile davalı tarafa ithamda bulunduğu öne sürülerek davanın reddine karar verilmesi talep ve beyan edilmiştir.Davalı ----------- vekilinin 22.03.2019 tarihli ikinci cevap dilekçesini özetle; Davalı taraflar arasında acentecilik dâhil herhangi bir hukuki ve ticari ilişkinin söz konusu olmadığı; tüm ticari faaliyetlerini yazılı temelde kuran davalının, değeri neredeyse beş milyon doları bulan bir sözleşmeye sözlü acentelik ilişkisine dayalı olarak aracılık yaptığı yönündeki iddianın elle tutulabilir herhangi bir yanı bulunmadığı; davalı tarafın acente olduğu varsayımında dâhi davalı tarafın sorumlu olacağı; dava dilekçesi ekinde yer alan “---------” başlıklı satın alma siparişi incelendiğinde diğer dava tarafları arasındaki sözleşmenin 03.07.2017 tarihinde, yani nolu davalının henüz tüzel kişiliğinin dâhi bulunmadığı bir tarihte yapıldığı; davalı şirketin 24.07.2017 tarihinde kurulmuş olduğu gerçeği de göz önüne alındığında, henüz tüzel kişiliğinin bulunmadığı bir tarihte herhangi bir kişi tarafından da temsil edilmesinin ve böyle bir tarihte kurulan bir sözleşmeye aracılık etmesinin de mümkün olmadığı; kaldı ki hiçbir zaman davalı şirketi tek başına dâhi temsil etme yetkisine sahip olmayan dava dışı ---------davalı şirket adına da herhangi bir aracılık faaliyetinde bulunmadığı; ------------ davalı şirketin kuruluşundan bu yana, herhangi bir tarihte, herhangi bir şekilde davalı şirketi tek başına temsil ve ilzam yetkisine sahip olmadığı öne sürülerek davanın reddine karar verilmesi talep ve beyan edilmiştir.Davacı vekilinin bilirkişi ek raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesini özetle; Bilirkişi raporuna karşı eyan ve itiraz dilekçesi doğrultusunda davanın kabulünü, ----------- "izafeten" davalı gösterildiğinden hakkından hüküm kurulmaması ve yargılama masraflarına hükmedilmemesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.Davalı ----------- vekilinin bilirkişi ek raporuna karşı beyan dilekçesini özetle; Bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi doğrultusunda dava konusu olayda 1 nolu davalı tarafından 2 nolu davalıya acentelik ilişkisi kapsamında üçüncü kişilerle sözleşme yapılması konusunda ticaret siciline tescil edilmemiş de olsa yazılı veya sözlü muvafakat verildiğine dair bir delil mevcut olmadığı, dosyadaki e-maillerden de ------------ 2 nolu davalı adına hareket ettiğine dair bir ibareye rastlanmadığı, 2 nolu davalının kuruluş işlemlerini 1 nolu davalının sözleşme tarihinden sonra gerçekleştirdiği gözetildiğinde, nihai takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere dava konusu sözleşmenin 1 nolu davalı tarafından kendi nam ve hesabına yapıldığı, 2 nolu davalının davacının talep ettiği zarardan sorumlu tutulamayacağı şeklindeki görüş ve kanaatlerin esasa alınarak davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.Davalı ---------- vekilinin bilirkişi ek raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesini özetle; Bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesi doğrultusunda davacı tarafından belirsiz alacak davası olarak ikame edilen işbu davada, Bilirkişi Raporu ve Ek Rapor ile zarar kalemleri artık belirli hale gelmiş olduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesi uyarınca Davacı tarafa geçici talep sonucunu kesin talep sonucuna dönüştürmesi için süre verilmesini, mevcut Bilirkişilerin, teknik ve mali değerlendirme bakımından sınırlı ve yetersiz inceleme yapmış olması dikkate alınarak, uyuşmazlığın niteliğine uygun uzmanlığa sahip yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirilerek, konuya ilişkin bağımsız ve detaylı bir teknik analiz yapılması yönünde kendilerine talimat verilmesini, yeni bir bilirkişi heyetinin görevlendirilmesi gerekliliği huşunda aksi kanaatte olunması durumunda ise ek Rapor’da taraflarınca 01/11/2024 tarihli beyanlarında açıkça yöneltilen sorulara ve maddi tespit taleplerine cevap verilmemesi nedeniyle, bu eksik ve yetersiz rapora itibar edilmeksizin, söz konusu sorulara yanıt içerecek şekilde ek rapor düzenlenmesi için bilirkişilere yeniden yazılı talimat verilmesi, ek rapor alınması yeterli görülmezse, HMK m. 281 uyarınca mevcut bilirkişi heyetinin duruşmaya davet edilerek mahkeme huzurunda dinlenmesini talep ve beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Dava, satım sözleşmesine aykırılık iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacı şirket ile 2 nolu davalı şirket arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, 1 nolu davalı şirketin diğer davalı şirketin acentası sıfatı ile sözleşmenin kurulmasına aracılık yapıp yapmadığı, sözleşme yapılmış ise sözleşmenin uygulanıp uygulanmadığı, uygulanmamış ise davacı şirketin sözleşme uyarınca zarara uğrayıp uğramadığı uğramış ise miktarı ve 1 nolu davalının da bu zarardan sorumlu olup olmadığı hususlarının uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 125. maddesi gereğince sözleşmelerde; borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararın istenmesidir.Menfi zarar uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşme hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar. Bu husus Borçlar Kanunu'nun 108. ( 6098 sayılı TBK'nın 125/son) maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır. Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Menfi zarar kavramına, sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler, sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabulü için yapılan masraflar, sözleşmenin yerine getirilmesi dolayısıyla (gönderilen şeyin kaybolması gibi) uğranılan zarar, sözleşmenin geçerliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zarar, başka bir sözleşmenin yerine getirilmemesi dolayısıyla uğranılan zarar ve dava masrafları, noter masrafı, karar pulu, KİK payı, gerçekleştirilen imalat bedeli, personel gideri vb kalemler örnek olarak verilebilir.
Müspet zarar ise, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur. Sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmemesinden değil, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu gözardı edilmemelidir." . Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüde düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde, yahut borçlunun temerrüdü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur . Davacı yanca müspet zararın istenebilmesi için sözleşmenin feshinde kusurlu olmaması gerekmektedir. Somut olayda davalının sözleşme konusu panelleri teslim etmemesi nedeniyle, davacının sözleşmeden dönerek yaptığı yeni sözleşme ile her iki sözleşme arası 119.576.70 USD olarak hesaplanan zararın müspet zarar niteliğinde bir nolu davalı ---------- talep edebileceği ,dava konusu sözleşmenin iki nolu davalı tarafından kendi nam ve hesabına yapıldığı, iki nolu davalı tarafından bir nolu davalıya acentelik ilişkisi kapsamında üçüncü kişilerle sözleşme yapılması konusunda muvafakat verilmediği, bir nolu davalının sözleşmenin tarafı olmadığı ve iki nolu davalı adına da sözleşme yapmadığı anlaşılmakla bu bir nolu davalıya husumet yöneltilemeyeceğinden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının bekleme sebebiyle şantiye masrafları istenmiş ise davacının bu hususu ispat edemediğinden reddi gerekmiştir. Mahkememizce yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyetinin yaptığı hesaplama hükümde dikkate alınmış, mahkememizce rapor olaya uygun ve kanaat verici bulunmuş, tüm bu açıklamalar ışığında ve sunulan hükme elverişli rapor doğrultusunda açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ; ile 119.576,70 USD alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek alacağa 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak sureti ile ödeme günündeki ----------- Bankası dolar kuru üzerinden Türk Lirası karşılığı üzerinden davalı ----------- şirketinden alınarak davacıya verilmesine ,fazlaya ilişkin talebin reddine
2- Diğer davalıya karşı açılan davanın PASİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİYLE REDDİNE
3- Harçlar Yasasına göre alınması gereken 42.327,23 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 10.814,23 TL peşin harç, 200,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 11.014,23 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 31.223,00 TL'nin davalı ---------- alınarak hazineye irat kaydına,
4-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 10.814,23 TL peşin harç, 200,00 TL tamamlama harcı, 35,90 TL başvuru harcı olmak üzere bakiye toplam 11.050,13 TL'nin davalı ----------- alınarak davacıya verilmesine,
5-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 70.000,00 TL bilirkişi masrafı, 58,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 70,058.00 TL'nin davanın kabul-red oranına göre hesaplanan 66.555,10 TL'sinin davalı ----------- alınarak davacıya verilmesine, arta kalan kısmın ve davalı ----------- yönünden yapılan 214,50 TL tebligat giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Yargılama sırasında davalı ------------ yapmış olduğu 21.000,00 TL posta ve tebligat giderinin davanın kabul ret oranına göre hesaplanan 1.050,00 TL'sinin davacıdan alınarak davalı ----------- verilmesine, arta kalan kısmın davalı ----------- üzerinde bırakılmasına,
7-Yargılama sırasında davalı ------------ yapmış olduğu 148,85 TL'nin davacıdan alınarak davalı ------------- verilmesine,
8-Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 96.945,18 TL nispi vekalet ücretinin davalı ---------- alınarak davacıya verilmesine,
9-Yargılama sırasında davalı ----------- kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ----------- verilmesine,
10-Yargılama sırasında davalı ------------ kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı --------- verilmesine,
11-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 09/07/2025