T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/318 Esas
KARAR NO: 2025/651
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 11/04/2025
KARAR TARİHİ: 18/09/2025
DAVA:Davacı vekili mahkememize sunduğu 11/04/2025 tevzi tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; Davalı sigorta şirketine-------- ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçe numarasıyla sigortalı ---------- plakalı araç, 20.05.2022 tarihinde müvekkiline ait ---------- plakalı araca çarparak hasarlanmasına neden olduğunu, bu kazanın oluşumunda --------- plakalı araç sürücüsü %100 kusurlu olduğunu, kaza sonrası davalı aracın ZMM sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu, ayrıca --------- esasında atanan bilirkişi tarafından hazırlanan raporla 45.268,85 TL hasar bedeli tespit edildiğini, 20.000 TL değer kaybı tazminatı hesabı yapıldığını, sigorta şirketinin 50.000 TL tarafına ödeme yaptığı gerekçesiyle başvurunun reddine karar verildiğini, 45.268,85 tl hasar bedeli tespit etmiş olup, tarafımıza 17.268,73+12.731,27 TL ödendiğini, 20.000,00 TL değer kaybı bedeli tespit edildiğini, tarafına 8.354,95+11.645,05 TL ödendiğini, bu şekilde zmm limiti 50.000,00 TL dolduğunu, ancak meydana gelen hasar miktarının daha fazla olduğunu düşündüklerini, ödenen poliçe limitleri dahilinde en az 15.268,85 TL hasar bedelinin ödenmesini talep ettiğini, dava hakları saklı kalmak kaydıyla; HMK 107/1. madde gereğince belirsiz alacak davasının kabulüne, şimdilik, 100,00-TL hasar(bakiye+hasar) bedelinin, poliçe limitleri dâhilinde, davalı şirketin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizinden aşağı olmamak üzere enflasyon oranında faizi ile tahsiline, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili 05/05/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket nezdinde --------- nolu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (EK'te sunmaktayız.) ile 06/07/2021 -06/07/2022 tarihleri arasında sigortalanan ---------- plakalı aracın 20.05.2022 tarihinde karıştığı iddia edilen kazada --------- plakalı aracın hasarlanması sonucu aracının bakiye hasar bedeli için huzurdaki dava açıldığını, ancak davacının işbu iddiaları haksız ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davacının talebi zaman aşımına uğramış olduğunu, davanın reddi gerektiğini, davacının işbu davayı belirsiz alacak davası olarak ikame etmesinde hukuki menfaati bulunmadığını usulden reddi gerektiğini, davacı taraf aynı konuda ---------- başvuruda bulunulduğunu ve sigorta tahkim komisyonu hakem kararı gereği kendisine ödeme yapılmış olmasına rağmen işbu dava konusu dava açılmakla davanın usulen reddi gerektiğini, müvekkili şirketin davacı yanın hasar bedeli ve değer kaybı zararını karşıladığını, karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında sorumluluğunu yerine getirdiğini, davanın reddi gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla hasar bedeli hesaplanırken iskonto uygulanması gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla hasar bedeli hesaplanırken kdv hariç hesaplama yapılması gerektiğini, davacının belirsiz / kısmi alacak davası açmasında hukuki menfaat bulunmaması sebebiyle davanın usulden reddine, davanın 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığınından reddini, esas incelemesi yapılması halinde davanın esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :--------- 28/04/2025 tarihli müzekkere cevabı,
--------- 13/05/2025 tarihli müzekkere cevabı,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, 020/05/2022 tarihinde meydana gelen maddi trafik kazasında davacıya ait --------- plakalı araçta oluştuğu iddia edilen bakiye hasar bedelinin davalı sigorta şirketinden İMM sigorta poliçesi kapsamında tazmin edilmesi istemine ilişkindir.Davacının davalı sigorta şirketinin sigortalısı -------- plakalı araç sürücüsü %100 kusurlu olduğunu, kaza sonrası davalı aracın ZMMS sigortacısına başvuruda bulunulduğunu, --------- Esas dosyasında atanan bilirkişi tarafından hazırlanan raporla 45.268,85 TL hasar bedeli ve 20.000 TL değer kaybı tazminatı hesabı yapıldığını, sigorta şirketinin 50.000 TL ödeme yaptığı gerekçesiyle başvurunun reddine karar verildiğini, meydana gelen hasar miktarının daha fazla olduğunu İMM poliçe limitleri dâhilinde davalı sigorta şirketinden zararın tazmin edilmesini talep etmiştir.
Dava konusu kazaya karışan -------- plakalı aracın kaza tarihinde hem trafik sigorta poliçesi hem de ihtiyari filo sigorta poliçesi ile davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğu anlaşılmış olup --------- 17/08/2022 tarihinde yapılan başvuru üzerine --------- sayılı ilamı ile trafik sigorta poliçesi kapsamında yapılan ödeme nedeniyle başvurunun reddine karar verildiği , itiraz üzerine--------- sayılı ilamı ile itirazın kabulü ile yargılama sırasında ödeme yapıldığından karar verilmesine yer olmadığına dair kesin olarak karar verilmiştir.
Davacı vekili trafik sigorta poliçesini aşan kısım yönünden İMM sigorta poliçesi kapsamında zararın tazmin edilmesi için 29/02/2024 tarihinde -------- başvuruda bulunduğu -------- sayılı ilamı ile başvurunun usulden reddine karar verildiği itiraz üzerine ---------- sayılı ilamı ile Uyuşmazlık Hakem Kararı'nın kaldırılmasına ve uyuşmazlığın Mahkemece çözülmesi gerektiğinden" Dosyadan El Çekilmesine" dair karar verilmiştir.Görülmekte olan davada, davanın; zamanaşımı süresi içerisinde açılıp açılmadığı hususunda yanlar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı; alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden, dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade etmektedir. Sonucu alacak hakkına son verme değil, onu eksik borç haline getirme olarak ortaya çıkmaktadır. Zamanaşımına ilişkin düzenlemelerin temelinde iddia edilen alacağın aradan uzun zaman geçmiş olmasına rağmen kullanılmaması karşısında borçlunun oldukça uzak geçmişte kalan bir borçtan doğabilecek ihtilaflara karşı korunması, kendi alacağına karşı uzun süre kayıtsız kalan kimsenin bu hakkının artık korunmaya layık olmadığını kabul etmiş sayılması yatmaktadır.Diğer bir ifadeyle özel hukukta teknik bir kavram olan zamanaşımı, bir hakkın kazanılmasında veya kaybedilmesinde yasanın kabul etmiş olduğu sürenin tükenmesi anlamına gelmektedir.---------- sayılı 05/02/2019 tarihli kararında da; "Zamanaşımına uğrayan alacağın tahsili hususunda devlet kendi gücünü kullanmaktan vazgeçmekte, böylece söz konusu alacağın ödenip ödenmemesi keyfiyeti borçlunun iradesine bırakılmaktadır. Şu hâlde zamanaşımına uğrayan alacak ortadan kalkmamakla beraber artık doğal bir borç hâline gelmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, alacağın salt zamanaşımına uğramış olması, onun eksik bir borca dönüşmesi için yeterli olmayıp borçlunun kendisine karşı açılmış olan alacak davasında alacaklıya yönelik bir def'ide bulunması gerekir denilmiştir.Yargıtayın istikrar kazanmış son uygulamalarına göre, zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır.2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinde haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerlerinin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır.Yine maddi ve manevi tazminat istemlerinin bağlı olduğu zamanaşımı süreleri 6098 sayılı TürkBorçlar Kanunu'nun 72. (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60.) maddesinde de düzenlenmiştir.6098 Sayılı TBK'nın 72/1. maddesinde "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır." denilerek mülga 818 sayılı 6098 Sayılı TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/1.) maddesi, özellikle zamanaşımının başlangıç anını belirleyen bir düzenlemedir. Bu düzenlemeye göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Burada, uygulamada "kısa süreli zamanaşımı" olarak adlandırılan süre söz konusu olup, sürenin başlangıcı sübjektif bir koşula bağlanmıştır. Çünkü, sürenin başlaması zarar görenin zararı ve tazminat sorumlusu kişiyi öğrenmesi gibi sübjektif bir koşulun gerçekleşmesi ile mümkündür. TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/2.) maddesinde düzenlenen üçüncü süre ise "ceza zamanaşımı süresi"dir. Zarara neden olan eylem, aynı zamanda ceza kanunları uyarınca suç teşkil eden bir eylem oluşturuyor ve bu eylem için ceza kanunlarının öngördüğü zamanaşımı süresi daha uzun bir süre ise bu takdirde uygulanacak olan zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu ceza zamanaşımı süresidir. Ceza zamanaşımı süresinin başlangıç anı da zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir.Dolayısı ile görülmekte olan bir davada, yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunulması halinde mahkemece, zamanaşımına yönelik savunma değerlendirilir. Zamanaşımı def'inin değerlendirilmesi sırasında, zamanaşımını kesen veya durduran sebepleri titizlikle değerlendirilmeli, zamanaşımını kesen veya durduran nedenlerin varlığı halinde gözardı edilmemelidir. Bu çerçevede, 2918 Sayılı Yasa kapsamında belirlenen zamanaşımı süreleri açısından da, TBK'nın 153 ve 154. maddelerinde düzenlenen zamanaşımını durduran ve kesen sebeplerin uygulanmasında ayrık bir durum bulunmadığından, 2918 Sayılı Yasadan kaynaklanan tazminat taleplerinde de uygulanır. Yine özel yasalarda da, genel olarak zamanaşımının durmasına yahut kesilmesine yönelik getirilen düzenlemelerde, ayrık bir durum söz konusu olmadıkça 2918 Sayılı Yasadan kaynaklanan maddi tazminat davalarında da uygulanır.
Bu açıklamalardan sonra TBK'nın 154. maddesi "(1)Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir:
1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse.
2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa" denilerek, zamanaşımını kesen nedenleri, TBK'nın 156. maddesinde borcun ikrar edilmesi yahut karara bağlaması ile zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlayacağı, düzenlemiş, TBK'nın 158. maddesinde ise ;"Dava veya def’i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir." denilerek davanın reddi halinde ek süre düzenlemiştir.
Somut uyuşmazlık ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ; davaya konu maddi hasarlı trafik kazası 20/05/2022 tarihinde meydana gelmiş olup, zamanaşımı süresi KTK'nın 97. maddesi kapsamında sigorta şirketine başvuru nazara alınmasa yahut TBK'nın 154. maddesi kapsamında başkaca zamanaşımı süresini kesen neden olmasa dahi, davacının --------- trafik sigorta poliçesini aşan kısım yönünden İMM sigorta poliçesi kapsamında müracaat ettiği tarih olan 29/02/2024 tarihinde tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. ---------- sayılı ilamı ile başvurunun usulden reddine karar verildiği itiraz üzerine--------sayılı ilamı ile Uyuşmazlık Hakem Kararı'nın kaldırılmasına ve uyuşmazlığın Mahkemece çözülmesi gerektiğinden davadan el çekilmesine dair 29/10/2024 tarihinde karar verilmiştir. Kararın niteliği talebin mahkemede görülebileceğine ilişkin olup verilen hakem kararı TBK'nın 158. maddesi gereğince ek zamanaşımı süresi verilmesi gerektiren mahiyettedir, bu nedenle TBK'nın 158. maddesinin davada uygulanma imkanı bulunduğundan el çekme karar tarihinden itibaren davacı tarafa 60 günlük ek süre hakkının verilmesi gerekmektedir.Yine 6325 Sayılı Arabuluculuk Kanun 18/A maddesindeki dava şartı arabulucuk başvurunun zamanaşımını durduran sebeplerden olduğu anlaşılmış olup somut davada arabuluculuk başvurunun 11/02/2025 tarihinde yapıldığı, son tutanağın 21/03/2025 tarihinde düzenlendiği davanın ise 11/04/2025 tarihinde açıldığı anlaşılmış olup ---------- tarafından verilen el çekme kararı ve tebliğ tarihinden itibaren TBK'nın 158. maddesi gereğince 60 günlük ek zamanaşımı süresi sona erdikten sonra arabuluculuk başvurunun yapıldığı anlaşılmış olup davalı sigorta şirketi tarafından cevap dilekçesi ile dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını yönündeki defi de değerlendirilerek davanın zamanaşımı süresi içinde açılmamış olması nedeniyle ---------- sayılı ilamı da nazara alınarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca resen yatıran ilgili tarafa iadesine,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A maddesinin 11 ve 13. fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 4.600,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının belirtilmesi nedeniyle gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ----------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/09/2025