T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/313 Esas
KARAR NO:2025/426
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 18/07/2017
KARAR TARİHİ: 28/05/2025
Mahkememizden verilen -------- Karar sayılı ilamıyla BOZULMAKLA, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendi. Davacılar vekili ---- tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili --- diğer müvekkilleri ------ müşterek çocukları olduğunu, müvekkilinin gebelik takibinin en az üç farklı tarihte Kadın Doğum Uzmanı Dr.---- tarafından yapıldığını, davalı------- Tescil Nolu Kadın Doğum Uzmanı Dr.---- başlangıç, ---- bitiş tarihli, ----- tanzim ederek tarifede belirlenen teminat limiti dahilinde maddi, manevi zarardan doğan sorumluluğu üstlenmiş bulunduğunu, davalı ---- sorumluluğunun TTK'nun 1485/1 hükmünün TTK 1458 hükmüne atfı nedeniyle geriye dönük 10 yıllık süreyi de kapsadığını, zamanaşımı süresinin ise TTK 1482 nedeniyle de 10 yıl olduğunu, müvekkilinin ------- hamileliği boyunca davalının sigortalısı doktor tarafından takip edildiğini, doktorun genel olarak tıbbi kötü uygulaması sonucu, down sendromu hamilelikte teşhis edilememiş ve küçük ------ sendromlu olarak doğduğunu, doktor ile hasta arasındaki ilişki vekalet akdi olarak kabul edilmekte olduğunu, BK'nda herhangi bir şekil şartı öngörülmediğinden doktorun gebelik takibine ilişkin herhangi bir eylem veya işlemi ile vekalet akdi kurulmuş olduğunu, doktor ile hasta arasında bir vekalet akdinin kurulduğu tartışmasız olduğunu, artık doktorun bilgilendirme dahil tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispat yükünün davalıya ait olduğunu, vekalet akdi kapsamında doktorun yükümlülüklerinin tıbbi yardımı bizzat yerine getirme, hasta öyküsü (anamncz) alma, muayene etme, bilgilendirme/aydınlatma, tanı koyma, uygun tedavi yöntemini seçme ve uygulama, yüksek özen gösterme, konsültasyon önerme, kişisel verileri ve sırrı koruma, hastanın kişilik değerlerine saygı gösterme, kayıt tutma olduğunu, sigortalı doktorun müvekkilini gebelikte olabilecek hastalıklar, yaptığı (yapacağı) tarama testleri, Down sendromunun ne olduğu, down sendromu ve benzeri hastalıkların teşhis ve tespitiyle ilgili seçenekler konusunda bilgilendirmediğini, aydınlatılmadığını, rızasını (onam) almamış, ileri testleri önermediğini, konsültasyon istemediğini, --------yapmadığı gibi bilgilendirme de yapmayarak aslında birkaç basit test ile saptanabilecek down sendromunu gebelikte saptayamayarak, anne ve babanın gebeliğin sonlandırılması imkanını elinden aldığını, bu suretle sakat bir çocuğun doğumuna neden olduğunu, Down Sendromun hayat boyu devam eden, kişiyi sürekli başkasının yardımına muhtaç bırakan bir işgöremezlik hali olup öncelikle müvekkilim küçük --------- bu işgöremezlik hali nedeniyle maddi zarara uğradığı ve dahi bizzat bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle de manevi zarara uğradığı izahtan vareste olduğunu, BK 56/2 hükmü Borçlar Kanunu'na yeni giren bir hüküm olmakla bu kapsamda artık bedensel zarara düçar olan kimsenin yakınlarına da manevi tazminat ödeneceğinin (önceden Yargıtay kararlarıyla şimdi ise) yasal olarak öngörüldüğünü, müvekkilleri anne ----- hayat boyu çocuklarını down sendromlu olarak görerek acı çekmeye devam edeceğini, davalının sigortalısı doktorun tibbi kötü uygulaması sonucu bebeğin down sendromlu olduğu hamilelikte saptanamadığını, ve doğumdan sonra down sendromlu olduğunun anlaşıldığını belirterek fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilim küçük ----- için: 15.000 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti dahil maddi) tazminatı, 20.000 TL manevi tazminat, müvekkili anne ---- için 10.000 TL manevi tazminat, müvekkilim baba ---için 10.000 TL manevi tazminat, olmak üzere toplam 55.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretiyle davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ----- havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın C.9 Zamanaşımı maddesi ile TTK.nun Zamanaşımı başlıklı 1420. Maddesine göre iki yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra davanın açıldığını, zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davalı hekim ...’nın müvekkil şirkete -------- tarihleri arasında sigortalı olduğunu, müvekkil şirktin sorumluluğundan bahsedebilmek için öncelikle riziko tarihinin doğru belirlenmesi ve söz konusu zarar meydana gelmesinde Hekimin Sorumluluğu olup olmadığı hususunun netleştirilmesi gerektiğini, görülmekte olan davada müvekkil şirketin sorumluluğunu saptamak için davaya konu tıbbi uygulamanın niteliğinden evvel iddia edilen poliçe kapsamında sorumluluğunun araştırılması gerektiğini, bu bakımdan Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’nın Genel ve Özel Şartları ’nın ayrıntılı olarak irdelenmesi gerektiğini, hekimlik uygulamasının uygulamanın gerçekleştirildiği tarihin değil, hekimin kendisine yahut sigorta şirketine yönelik tazminat talebinde bulunulduğu tarihteki -------tarafından teminat altına alındığının anlaşılacağını, rizikonun gerçekleşme tarihinin doğru tespit edilebilmesi için davacıların huzurdaki davadan önce -------- başvuruları olup olmadığı, hakkında yapılmış bir şikayet ile haberdar olup olmadığı hususlarının araştırılması gerektiğini, hekimin yapılan işlem sonucu sorumluluğunun doğabilmesi için; hukuka aykırı eylem, kusur, zarar, nedensellik bağı şartlarının dördünün de olayda mevcut olması gerektiğini, tedavi sözleşmesinde kusurun hekimin tedavi sözleşmesinin kendisine yüklediği yükümlülükleri kasten veya ihmal ile ihlal etmiş olması olduğunu, hastane kayıtları ve hekimin davaya dahil edilmesi sonrası anlaşılacağı üzere, hekim gerekli testlerin yapılmasınının önerdiğini, sonuçlar negatif çıkmış ise davacıların çocuklarının down sendromlu olarak dünyaya gelmesinde hekime atfedilebilecek bir kusur olmayacağının açık olduğunu, sorumluluğun belirlenebilmesi için konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınmasının gerektiğini, davanın konusu itibariyle hekime ihbar edilmesi gerektiğini, miktar açısından tazminat taleplerine karşı, davacının maddi zararını ve sebebini somut delillerle kanıtlaması gerektiğini, ayrıca manevi tazminat taleplerinin ise zenginleşmeye sebep olacak yükseklikte ve fahiş olduğunu, bu nedenlerle miktar bakımından da davacı taleplerinin yerinde olmadığını belirterek kusur durumu, uygun illiyet bağı gibi maddi ve hukuki gerekçelerle huzurdaki davanın reddini, yapılacak yargılamada, sınırlı sorumluluk ilkesi, gerçek zararın giderilmesi ilkesi, kusur oranında sorumluluk ilkesi, gözetilerek kusur ve tazminat miktarının hesaplanmasını, davanın hekim ---- ihbar edilmesini, yargılama masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davada İhbar Olunan ------ havale tarihli dilekçesinde özetle; davacıların zamanaşımı süresi geçtikten sonra huzurdaki davayı ikame ettiklerini, anne ------- hamileliği süresince toplam 3 defa muayene olduğunu, ilk olarak yaptırdığı ikili tarama testinin sonuçlarının riskli çıkması nedeniyle 17 haftalık hamileyken muayene olduğunu, bu muayenede rutin kontrollerin yapıldığını ve bu kontrollerin normal çıktığını, ancak ikili tarama testinin riskli çıkması nedeniyle ihbar olunan doktor tarafından kendisine üçlü tarama testi önerildiğini, davacı------- ise testi yaptırmayı kabul etmediğini, ikinci olarak 20 haftalık hamilelik esnasında davacının ihbar olunan doktora kontrole geldiği ve bu kontrolde hem rutin muayenelerin yapıldığı hem de ihbar olunan doktorun yeniden bilgilendirmesi ile bu defa üçlü tarama testinin yapıldığını, rutin kontrollerin yine normal çıktığını, davacı annenin son kez 27 haftalık hamilelik esnasında davalının sigortalısına muayene olduğunu, bu muayenede de rutin testlerin yapıldığını ve yine davacı anneye ikili tarama testini riskli çıkması nedeniyle ileri tetkiklerin yapılmasının önerildiğini, fakat son muayeneden sonra davacı annenin bir daha hastaneye müracaat etmediğini ve ihbar olunan doktorunda bir daha hastayı muayene etmediğini, ---- davacı anneye her muayenede ileri tetkik yapılmasını önerdiğini, bu tetkiklerin yapılması sonucunda bile yüzde yüz doğruluk payı olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını ve bu nedenle, ihbar olunan doktorun sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davacı vekili 06/09/2021 havale tarihli ıslah dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, bilirkişi tarafından tanzim edilen 02.09.2021 tarihli rapora göre davacının; sürekli iş göremezlik maddi zararı 2.420.497,48 TL olduğu, bakıcı gideri maddi zararı 3.196.584,00 TL olduğunun tespit ve hesap edildiğini, olay tarihinde yürürlükte olan poliçe teminat limiti 800.000,00 TL olduğundan talebimiz poliçe limiti ile sınırlı olduğunu belirterek fazlaya dair talep ve dava hakkımız mahfuz kalmak kaydıyla; ---- müvekkili küçük ----- 760.000,00 TL iş göremezlik(bakıcı ücreti dahil)-maddi tazminat, 20.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili anne ----n 10.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili baba -----10.000,00 TL manevi tazminat, olmak üzere, toplam 800.000,00 TL tazminatın dava tarihinden (18/07/2017) itibaren avans faizi, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretiyle davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde;Dava konusu uyuşmazlığın ; davalı nezdinde Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı dava dışı hekim tarafından hamileliğin takibi sonucunda davacı küçüğün down sendromlu olarak doğması olayında, davalı şirket sigortalısı hekim tarafından diğer davacılara gerekli tıbbi müdahale ve bilgilendirmenin yapılıp yapılmadığı, bundan dolayı hekimin kusuru bulunup bulunmadığı ve davalı -------- talep edilen maddi ve manevi tazminattan sorumlu olup olmayacağı noktasındadır.Anayasa'nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12 nci maddesi, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir...", Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlıklı 17 nci maddesi, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..." düzenlemelerini içermektedir. Öte yandan 31.12.2008 tarihli, 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin Giriş bölümünde (h) bendinde, İşbu Sözleşmeye Taraf Olan Devletlerin, "...Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek,..." aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya vardıkları belirtilmiş olup Yaşama Hakkı başlıklı 10 uncu maddesinde, Taraf Devletlerin her insanın yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacağı, Kişisel Bütünlüğün Korunması başlıklı 17 nci maddesinde, engelli her kişinin, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta down sendromlu doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir sebebe dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde hukuki yarar bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal etmektedir. Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemez. Sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuğun de yararlanacağı şüphesizdir. ------------sayılı kararı da bu doğrultudadır. Davacı küçük hakkında açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle redddine karar vermek gerekmiştir. Davacı küçüğün down sendromlu olarak dünyaya geldiği ve %100 malul olduğunun belirlendiği, yaşı ve maluliyet durumuna göre hayat boyu bakıcıya ihtiyaç duyacağı, dolayısıyla davacılar anne ve babanın da çocukla birlikte ömür boyu bu sendromun getirdiği zorlukları birlikte yaşayacakları, sürecin ağır ve meşakkatli bir süreç olduğu anne ve baba içinde ciddi bir travma yarattığı, sigortalı hekimin ağır kusurlu olduğu, davalının sigortalısının kusurundan kaynaklı bu zarardan da poliçe limitleri dahilinde sorumluluğunun bulunduğu sonucuna varılarak davacı anne babanın manevi tazminat istemlerinin de kabulüne karar verilmiş, her ne kadar davacı taraf tazminat taleplerine dava tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesini talep etmiş is de davacıların tacir olmadığı, davalı ---- sigortalısının da doktor olup, tacir vasfında olmadığı, davalı ---- tacir olmasının ise işin vasfını ticari kılmayacağı, dolayısıyla avans faizi talebinin yerinde olmadığı sonucuna varılarak hükmedilen tutarlara yasal faiz uygulanmasına karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Davacı ----- MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile Davacı----- 10.000,00 TL Davacı ----10.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 18/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine
2-Davacı ------ maddi ve manevi tazminat davasının hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddine,
3-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 1.366,20 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 187,86 TL peşin harç, 2.545,00 TL ıslah harcı olmak üzere bakiye toplam 2.832,86 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 1.466,66 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacılara iadesine,
4-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 187,86 TL peşin harç, 31,40 TL başvuru harcı, 1.366,20 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.585,46 TL'nin davalıdan alınarak davacı anne babaya verilmesine,
5-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 3.700,00 TL bilirkişi ücreti, 687,00 TL Adli Tıp (Maluliyet) fatura bedeli, 724,40 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere bakiye toplam 5.111,40 TL'nin davanın kabul-red oranına göre hesaplanan 127,78 TL'nin davalıdan alınarak davacı anne babaya verilmesine, arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu 200,00 TL posta ve tebligat giderinin davanın kabul-red oranına göre hesaplanan 195,00 TL'nin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, arta kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı anne babaya verilmesine,
8-Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davacı ---- alınarak davalıya verilmesine,
9-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacılar vekili yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak YARGITAY yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.28/05/2025