T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/177 Esas
KARAR NO: 2025/530
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/02/2025
KARAR TARİHİ: 01/07/2025
DAVA:Davacı vekili mahkememize sunduğu 27/02/2025 tevzi tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'in, ---------- markasıyla --------- bölgesinde makina ve kart tamiri de dahil olmak üzere çeşitli kollarda otomasyon hizmet verdiğini, 23/07/2024 tarihinde müvekkilinin, sağladığı hizmetleri içerir "Müşteri Teklif ve Sipariş Formu" davalı/borçlu şirketin yetkilisine göndermesiyle başlayan ticari ilişki neticesinde müvekkilinin davalı/borçluya iki günlük servis ve tamir hizmeti sağladığını, 06/09/2024 ve 09/09/2024 tarihlerinde iki ayrı "Müşteri Servis Formu" düzenlendiğini, bu servis hizmetlerinin karşılığı olarak müvekkili tarafından, Euro cinsinden olan hizmet bedelinin fatura tarihindeki kur oranı üzerinden yapılan hesaplama ile 10/10/2024 tarih ve ------------ numaralı, KDV dahil toplam 72.760,84₺ bedelli fatura tanzim edildiğini, davalı/borçlu şirket yetkilileri ile müvekkili arasında yapılan eposta yazışmalarında davalı tarafın müvekkili tarafından Teklif Formunda açıkça, tamiri yapılacak ilk makinanın yalnızca ----------- olması durumunda hizmetin fatura edilmeyeceğini yani diğer tüm durumlar için fatura düzenleneceğini belirttiğini, davalı/borçlu tarafın müvekkilinin haklı fatura alacağını ödemediğini, bunun üzerine davalı/borçluya karşı 11/11/2024 tarihinde ---------- İcra Müdürlüğü ---------- esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, 20/11/2024 tarihinde davalı/borçlu tarafından haksız olarak borca itiraz edildiğini, müvekkili tarafından davalı/borçlunun işyerine gidilerek hizmet sağlandığı hususunda ihtilaf olmadığını, müvekkilinin alacağının tahsili ve davalı şirket aleyhine başlatılan takibe devam edebilmek amacıyla arabuluculuğa başvurulduğunu, tarafların anlaşamadığını, fazlaya ilişkin talep ve dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile, davalı/borçlu şirketin ödeme emrine karşı yapmış olduğu tüm itirazların iptali ve ------------ İcra Müdürlüğünün ------------ esas numaralı dosyası ile davalı şirket aleyhine başlatmış olduğu takibinin asıl alacak ve faizi de dahil tüm alacak kalemleri yönünden devamına, davalı şirket tarafından yapılan itirazların haksız ve kötüniyetli olması sebebiyle, müvekkili lehine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili 03/04/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı dava dilekçesinde her ne kadar faturaya dayalı bir haksız bir alacaktan bahsetmişse de davacının 10/10/2024 tarihli ----------- no'lu e faturaya müvekkili tarafından süresi içerisinde 14/10/2024 tarihinde müvekkili şirketin hizmeti alamaması nedeniyle Türk Ticaret Kanununun 21/2 uyarınca --------- Noterliği 14/10/2024 tarihli ----------- yevmiye numaralı ihtarname ile faturaya itiraz edildiğini, işbu ihtarname davacıya 28.03.2025 tarihinde tebliğ olunduğunu, davacının dava dilekçesinde her ne kadar faturaya dayalı bir alacaktan bahsetmişse de faturalar tek başına alacağın varlığını kanıtlayamayacağını, faturalarla birlikte aynı zamanda fatura konusu işlemin gerçekleştiğinin ispatlanması gerektiğini, davacı tarafından bahse konu fatura bedeli karşılığı iş yapılmadığını, müvekkili şirketin davacıdan böyle bir fayda sağlamadığını, iddia edildiği gibi müvekkili şirketin, davacıya karşı bahse konu fatura veyahut başkaca bir borcu bulunmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin temerrüde düşürülmesi ve fatura tarihi itibariyle faiz işlemesi de kabul edilemeyeceğini, davacının icra inkar tazminatı talebi dahi hukuka aykırı olduğunu, takip konusu fatura kesinleşmediğini, alacak likit nitelikte kabul edilemeyeceğini, mahkemece davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, istemin kabulü doğru görülmediğini, davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:---------- Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 20/06/2025 tarihli müzekkere cevabı,
---------İcra Müdürlüğü'nün 03/03/2025 tarihli müzekkere cevabı ile ---------- Esas sayılı dosya Uyap sureti,
----------- Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 04/03/2025 tarihli müzekkere cevabı,
------------Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 05/03/2025 tarihli müzekkere cevabı,
----------- 04/03/2025 tarihli müzekkere cevabı,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Talep; ---------- İcra Müdürlüğünün --------- Esas sayılı takip dosyasına yapılan vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. ---------- İcra Müdürlüğünün ------------ Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde ; davacı alacaklı ... tarafından davalı borçlu ----------Ş aleyhine fatura alacağı istemiyle toplam 72.760,84 TL üzerinden ilamsız takip başlatıldığı davalının borca itirazı üzerine huzurdaki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmşıtır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır.Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen incelenir.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.Türk Ticaret Kanununun 3. Maddesinde , "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.TTK'nın 14. maddesine göre " bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir." Aynı Kanunun 17. maddesi hükmüne göre de ; iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir." düzenlemesi yer almaktadır.5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, ---------- Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK'nın 1463. maddesinde de önce 17. maddeye gönderme yapılarak , Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardar aşağıya gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.19.02.1986 tarih ve ----------- sayılı ------------ yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.HMK Madde 2’ye göre, “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk mahkemesidir.”Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek yapılan incelemede; Davanın tacir sıfatı bulunup bulunmadığına ilişkin mahkememizce yapılan araştırma doğrultusunda ----------- kaydının aktif olarak devam ettiği, ---------- Vergi Dairesi yazılan müzekkereye verilen 04/03/2025 tarihli yazı cevabında , davacının 24/06/2024 yılında faaliyete başladığı ve işletme esasına göre defter tuttuğu belirtilmiş olup davacının dönem içindeki ticari işletme hesap özetinde belirtilen tutarların Vergi Usûl Kanununun 177/1. maddesinin birinci fıkrasınında belirtilen sınırları aşmadığı, vergi dairesinden gelen müzekkere cevabına göre davacının faaliyetinin esnaf boyutunda olduğu, dava konusu uyuşmaz bakımından davacı tarafın tacir sıfatının bulunmadığı ve uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde de bulunmadığı anlaşıldığından, taraflar arasındaki uyuşmazlık açısından ticaret mahkemelerinin görevli olduğundan bahsedilemeyeceği, bu durumda HMK'nın 2.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde genel görevli mahkemeler olan asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE,
2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ----------Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tefhim/tebliği ile İHTARINA,
4-Dava dosyasının talep üzerine gönderilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ----------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/07/2025