T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/937 Esas
KARAR NO : 2025/888
DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 28/11/2022
KARAR TARİHİ : 18/12/2025
DAVA:Davacı vekili mahkememize sunduğu 28/11/2022 tevzi tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 19.03.2008 tarihinde davalı ile birlikte -------- Şti. unvanıyla ticaret sicil kaydını gerçekleştirerek dava dışı şirketi beraber kurduklarını, şirketin faaliyet süresi boyunca, müvekkili ile dava dışı şirket yetkilisi davalının 15 yıla yakın bir ortaklık süreci olduğunu, bu süre boyunca davalı ile davacının birlikte şirketi faaliyet alanında önde gelen firmalardan biri haline getirdiklerini, anılan süreçte, dava dışı şirkete dair tüm finansal ve idari işlere yönelik iş ve işlemlerin müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, müşteri şirketlerden yapılan tahsilatlar, çalışan işçilerin ödenekleri, 3. kişilere yapılacak olan ödemeler vb. konuların her daim müvekkili yanın sorumluluk alanında olduğunu, ilgili şirketin temsil yetkisi müvekkili ile beraber davalının olsa da, tüm yönetim ve mali işlerin fiilen müvekkili tarafından yönetildiğini, müvekkilinin 2019 yılında şahsi kefilliğinden kaynaklanan haksız icra takiplerinden dolayı yıllar süren emekleriyle büyütmüş oldukları şirkete zarar gelmemesi adına şirket nezdinde bulunan paylarını şirketin diğer ortağı davalıya kağıt üzerinde devretmek durumunda kaldığını, bu bağlamda 14.01.2019 tarihli ------ sayılı Ticaret Sicil Gazetesi ilanı ile şirket nezdinde bulunan paylarını bedelsiz olarak davalıya kağıt üzerinde devrettiğini, işbu devir üzerine davalının dava dışı şirketin tek ortağı haline geldiğini ancak davalının davacı yanın iyi niyetli bir inançla yapmış olduğu bu devri kötüye kullanmak sureti ile davacı yanın uzun yıllardır verdiği emekle büyüttüğü şirketi, hisse devrini firsat bilerek davacı yandan kaçırdığını, müvekkilinin şahsi kefaleti sebebi ile kendisi aleyhine başlatılan icra takiplerinin son bulması neticesinde payları geri alma düşüncesi ile bedel almaksızın paylarını devrettiğini ancak davalının devri kötüye kullanarak şirketi kaçırması neticesinde ne payları iade alabildiğini, ne de pay bedelini tahsil edebildiğini, bu nedenle öncelikle pay devrinin geçersizliği için, bu mümkün olmadığı takdirde ise pay devri bedelinin davacı yana ödenmesi için işbu davayı açmak zorunlunun hasıl olduğunu belirterek müvekkilinin davalı tarafa yapmış olduğu pay devrinin geçersizliğine ve iptaline, şirketin %50 hissesinin müvekkili adına tesciline, Mahkeme aksi kanaatte ise şirketin gerçek değeri üzerinden bilirkişi marifetiyle hesaplanacak olan gerçek pay bedelinin davacı yana ödenmesine, davanın ---------- vergi numaralı --------- Şirketine ihbar edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili 27/02/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının şirket hisselerini müvekkiline devretmesinin ardından taraflar aralarında yaşanılan başkaca uyuşmazlıklar dolayısıyla müvekkiline güdülen husumetin tezahürünün huzurdaki dava olduğunu, davacı yan --------- Şti bir süre ortağı ve yetkilisi olmasının ardından şirkette yer alan tüm hak ve alacaklarını müvekkiline limited şirketlerde sermaye payının devri (hisse devri),Türk Ticaret Kanunu'nun 595. maddesindeki şartlar esas alınılarak devredildiğini, bu hususun karar defterine işlendiğini, noter tarafından tescili yapıldığını, Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ve --------- Ticaret Odası'na bildirildiğini, gerekli ilan ve sicil düzeltme işlemlerinin hukuka tam olarak uygun olarak yapıldığını, devir işlemleri hem müvekkilinin hem de davacının açık samimi arzusu ve şüpheye mahal vermeyecek ölçüde karşılıklı anlaşma üzerine yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :-------- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 27/01/2023 tarihli yazı cevabı
--------- Başkanlığı'nın 09/02/2023 tarihli yazı cevabı
--------- Şirketi'nin 09/03/2023 tarihli yazı cevabı
--------- Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 20/03/2023 tarihli yazı cevabı
---------- Noterliği'nin 05/02/2024 tarihli yazı cevabı
---------- 04/03/2024 tarihli yazı cevabı
--------- Asliye Ceza Mahkemesi'nin 10/12/2024 tarihli yazı cevabı
-Mahkememiz dosyasına Mali Müşavir Bilirkişi ve Hesap Uzmanı (Ticaret Hukuku Alanında Uzman) Bilirkişi tarafından sunulan 18/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda, "dosyaya celp edilen -------- Noterliği'nin 03.01.2019 tarih --------- yevmiye nolu “Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi” üzerinde yapılan incelemede; Davacı -------- tarafından “şirketteki — payımı, şirketin aktifine ve pasifine ilişkin tüm hak ve borçlarıyla birlikte --------- isimli kişiye 50.000,00 TL bedel karşılığı devir ettim. Devir bedelini kendisinden nakten ve tamamen aldım” denilmek suretiyle, davacı yanın şirketteki hissesinin tamamını 50.000,00 TL bedelle devrettiği, bedelini ise nakden ve tamamen aldığını kabul ve beyan ettiği, tarafımızdan görülmüştür. Davacı yan tarafından devrin kağıt üzerinde yapıldığı iddiası ile huzurdaki davanın ikame edildiği, devrin kağıt üzerinde kaldığı iddiası iddiasının ispata muhtaç olduğu, 08.01.2019 tescil tarihli devir işleminden sonra şirketin şirket merkezinin değiştiği (adres değişikliğinin 15.04.2019 tarihli gazete ile ilan edildiği,) şirket sermayesinin 100.000,00 TL'den 1.000.000,00 TL'ye çıkartıldığı (nakdi sermaye artırımının 02.07.2021 tarihli gazete ile ilan edildiği) yine devir tarihinden sonra dava dışı şirkette amaç ve konu değişikliğine de gidildiği (meşgale değişikliğinin 11.02.2022 tarihli gazete ile ilan edildiği), zikredilen tüm değişikliklerin huzurdaki dava tarihinden önce tescil ve ilan edildiği, tarafımızdan görülmüştür. Davacı yanın “kağıt üzerinde devir” iddiasına tarafımızda itibar edilmemiştir. Sayın mahkemeniz tarafından bilirkişi kanaati aksine, devrin geçerli olmadığı, ve-veya devir bedelinin ödenmediği kanaatine varılması halinde; Davacı yanın (dava ve karar tarihi itibarıyla son açıklanan 2022 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesi dikkate alındığında) dava konusu edebileceği şirketteki çıkma payının 73.332,30 TL olduğu tarafımızdan hesap edilmiştir." şeklinde tespitlerde bulunulmuştur.
-Mahkememiz dosyasına Mali Müşavir Bilirkişisi, Hesap Uzmanı (Ticaret Hukuku Alanında Uzman Bilirkişi ve Şirketler Hukuku Alanında uzman üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından sunulan 24/04/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda, taraflarınca tanzim edilen bilirkişi kök raporunda değiştirilecek bir husus bulunmadığını sayın mahkemeniz tarafından bilirkişi kanaati aksine, devrin geçerli olmadığı, ve-veya devir bedelinin ödenmediği kanaatine varılması halinde;
Özvarlık Defter Değerine Göre; Davacı yanın (dava ve karar tarihi itibarıyla son açıklanan 2022 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesi dikkate alındığında) dava konusu edebileceği şirketteki çıkma payının 73.332,30 TL olduğu ,İndirgenmiş Nakit Akışları Yöntemine Göre; Davacı yanın dava konusu
edebileceği şirketteki çıkma payının satış tarihi itibariyle 219.737 TL olduğu tarafımızdan hesap edilmiştir." şeklinde rapor ibraz edilmiştir.
-Mahkememiz dosyasının 16/05/2023 tarihli celsesinde davacı tanığı ----------, alınan beyanında "Benim farklı bir şirkette ortaklığım vardı. Her iki taraf ile de arkadaşlığım vardır. Benim diğer ortağım şirketten ayrıldıktan sonra davacı bana yardımcı olabilmek için şirketime ortak oldu. Ancak işlerimiz iyi gitmedi. Banka süreci nedeni ile davacı ortağı olduğu -------- isimli şirketin zarar görmemesi adına bedelsiz olarak şirket ortaklığından ayrıldı. Kağıt üstünde ortaklığı bitirdiler ancak fiilen ortak olmaya devam etti. Davalı ile aynı ofisi kullanıyorlardı. Yetkisinin veya imza sirkülerinde isminin olup olmadığını bilmiyorum. Bunun dışında pay devrine ilişkin bildiğim bir husus yoktur. Benim şirketim --------Şti. 'dir. Bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
-Davacı tanığı --------- alınan beyanında , "Ben davalı ile 8-9 yıldır sevkiyat dağıtma işinde birlikte çalışıyordum. Ben hem davaya konu şirketin ürünlerini hem de başka çalışmış olduğum firmanın ürünlerini dağıtma işindeydim. Bildiğim kadarıyla davacı ve davalı ---------- isimli şirkette ortak olarak çalışmaktaydılar. Hisse devrine ilişkin para ödenip ödenmediğini bilmiyorum. Benim bildiğim kadarıyla taraflar anlaşamadıklarından ayrıldılar. Bildiğim kadarıyla davalı daha sonra bu şirket üzerinden tek başına devam etti. Benim davacının hisse devrinden sonra ortaklığının devam edip etmediğine ilişkin herhangi bir bilgim yoktur. Şirket adına kayıtlı aracı yani dağıtımda kullandığımız aracı davalı yakalama kararı çıkartarak yakalattı. Ondan sonra aracın satıldığını duydum. Bu yakalama kararı ve aracın alınmasına ilişkin durumun tarafların anlaşamamalarından kaynaklandığını biliyorum. Bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
-Davacı tanığı -------- alınan beyanında :"Ben davacının yanında 2014 yılından bu yana muhasebeci olarak çalışmaktayım. Benim davaya konu şirket ile herhangi bir bağlantım yoktur ancak davacının bu şirketle ortak olduğunu, sonrasında ortaklıktan resmi olarak çekildiğini biliyorum. Davalı sonrasında bu şirketin adresini haber vermeden taşıdı. Ve şirkete ait araçlara el koydu. Benim hisse devri karşılığında para ödenip ödenmediğine ilişkin bilgim yoktur. Davacı resmi olarak şirketten ayrılmış olsa da fiilen işlerini yapmaya ve prosedür uygulamaya devam etti. Davalı taraf şirketi taşıyarak ve evrakları da alarak ortaklığı bitirmiş oldu." şeklinde beyanda buulnmuştur.
Davacı tanığı --------- alınan beyanında :"Ben davaya konu şirkette depo sorumlusu olarak çalışmaktayım. Yaklaşık sekiz yıl olmuştur. Şirketin işleri ile ilgili davacı ilgilenirdi. Davacı başka işleri nedeniyle şirket ortaklığından ayrılmak zorunda kaldı. Davalı ortak olarak şirkete devam etti. Ancak bizim maaşlarımızla ve şirket yönetimi ile ilgili davacı işlem yapmaya devam etti. Ben taraflar arasındaki hisse devri nedeniyle davacıya para ödenmediğini biliyorum. Davacının başka bir ortaklığı vardı. Orada yaşadığı sıkıntıdan dolayı ayrılmak zorunda kaldı. Şirketin evrakları depomuzdaydı. Davalı o evrakları alarak başka bir adreste faaliyetine devam etti." şeklinde beyanda bulunmuştur
-Davalı tanığı -------- alınan beyanında :"Ben davaya konu şirkette muhasebe işlerinden sorumluyum. Tarafların --------- isimli şirkette ortak olduklarını, sonradan davacının şirket ortaklığından ayrıldığını biliyorum ancak hisse devrine ilişkin davacıya para ödenip ödenmediğini bilmiyorum. Benim davacının şirket ortaklığından ayrılma sebebine ilişkin bilgim yoktur. Davacı resmi olarak hisse devri yaptıktan sonra şirkette fiilen çalışmaya devam etti. Satış ve pazarlama konusunda çalışıyordu. Ben yaklaşık üç yıl önce tarihini hatırlamamakla birlikte şirketten ayrıldım. Taraflar şirketi kapatacağız diye düşünüyorlardı ancak sonrasında şirket kapanmadı. Hatta davalı şirketin devam edeceğini ve benim şirkette çalışmamı istedi. Ben daha sonra şirkette çalışmaya devam ettim. Benim çalışmadığım bir senelik süre zarfında şirketin aktif olduğunu ancak iş yapmadığını biliyorum. Ben şirkete yeniden çalışmaya başladığımda davacı yoktu. Davalı şirketi yönetiyordu. Şirkette de o vardı.
Davalı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: Pay devri yapılırken tarafların taşınmazları satılması ve paralarının paylaştırılması yönünde bir görüşleri oldu. Çünkü şirketin kapatılması yönünde düşünceleri vardı. Sonrasında şirkete ait olan taşınmazların satıldıklarını biliyorum ancak paralarının kime ve nasıl ödendiği hususlarında bilgi sahibi değilim. "şeklinde beyanda bulunmuştur.
-Davacı vekili tarafından sunulan 30/09/2025 tarihli dilekçe ile taleplerini 219.737,00 TL'ye arttırdıklarına ilişkin beyanda bulunulduğu ve bakiye harcın yatırıldığı anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; Dava dışı --------- Şti.'nin %50'lik hisseye ilişkin tescil işleminin iptali ile davacı adına tescili olmadığı takdirde şirketin gerçek değeri üzerinden belirlenecek gerçek pay bedelinin davacıya ödenmesi istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki temel uyuşmazlığın davalının ve davacının ortak olduğu ---------- Şti.'nin %50 hissesine sahip davacının 2019 yılında şahsi kefilliğinden kaynaklanan haksız icra takiplerinden dolayı şirkete zarar gelmemesi adına şirket nezdinde bulunan paylarını şirketin diğer ortağı olan davalıya kağıt üzerinde devredip devretmediği, davacı tarafından paylarının bedelsiz devredilip devredilmediği, devrin usulüne uygun olup olmadığı noktasında toplanmakta olup davacı vekili dava dışı şirkette sahip olduğu %50'lik hisseye ilişkin tescil işleminin iptali ile adına tescili olmadığı takdirde şirketin gerçek değeri üzerinden belirlenecek gerçek pay bedelinin kendisine ödenmesini talep ettiği davalı vekili tarafların --------- Şti bir süre ortağı ve yetkilisi olmasının ardından şirkette yer alan tüm hak ve alacaklarını müvekkili davalıya limited şirketlerde sermaye payının devrini Türk Ticaret Kanunu'nun 595. maddesindeki şartlar esas alınılarak devredildiğini, bu hususun karar defterine işlendiğini, noter tarafından tescili yapıldığını, Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ve-------- Ticaret Odası'na bildirildiğini, gerekli ilan ve sicil düzeltme işlemlerinin hukuka tam olarak uygun olarak yapıldığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.Mahkememizce dava dışı şirketin ticari defterleri ve şirket kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına, davaya konu hisse devrine ilişkin işlemlerin şirket kayıtlarında yer alıp almadığı, ödemelerin bulunup bulunmadığı, hisse devrine ilişkin işlemlerin tam olarak yerine getirilip getirilmediği hususlarında rapor hazırlamasının istenilmiş yine tarafların itirazları ile gelen --------- kayıtlarına göre davacının 2019-2020 yıllarında dava dışı -------- Şirketi'ye hizmeti olup olmadığı ve ---------- Noterliği'nin 04/01/2019 tarih ve-------- yevmiye numaralı devir işlemine konu belgelerin celp edilerek rapor tanzim edilmesi için dosyanın Mali Müşavir Bilirkişisi, Hesap Uzmanı (Ticaret Hukuku Alanında Uzman Bilirkişi ve Şirketler Hukuku Alanında uzman üç kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı vekili19.03.2008 tarihinde davalı ile birlikte -------- Şti. unvanıyla Ticaret Sicil kaydını gerçekleştirerek dava dışı şirketi kurduklarını davacı yanın, şahsi kefilliğinden kaynaklanan haksız icra takiplerinden dolayı şirket nezdinde bulunan paylarını şirketin diğer ortağı davalı --------- kağıt üzerinde devretmek durumunda kaldığını, 14.01.2019 tarihli ---------sayılı Ticaret Sicil Gazetesi ilanı ile şirket nezdinde bulunan paylarını bedelsiz olarak -------- kağıt üzerinde devrettiğini, davalı ---------, dava dışı şirketin tek ortağı haline geldiğini, davalının , hisse devrini fırsat bilerek davacı yandan kaçırdığını, şahsi kefaleti sebebi ile kendisi aleyhine başlatılan icra takiplerinin son bulması neticesinde payları geri alma düşüncesi ile bedel almaksızın paylarını devrettiğini beyan etmiş olup dosyaya celp edilen --------- Noterliğinin 03.01.2019 yevmiye tarih, --------yevmiye nolu “Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi” üzerinde yapılan incelemede davacı -------- tarafından “şirketteki– payımı, şirketin aktifine ve pasifine ilişkin tüm hak ve borçlarıyla birlikte -------- isimli kişiye 50.000,00 TL bedel karşılığı devir ettim. Devir bedelini kendisinden nakten ve tamamen aldım” denilmek suretiyle, davacı yanın pay devri sözleşmesinde şirketteki hissesinin tamamını 50.000 TL bedelle devrettiği, bedelini ise nakden ve tamamen aldığını kabul ve beyan ettiği görülmüş olup nitekim bu belgenin aksinin aynı nitelikteki bir delil ve senet ile bertaraf edilmediği anlaşılmıştır. Her ne kadar devrin kağıt üzerinde yapıldığı iddiası ile huzurdaki dava ikame edilmiş ise de , 08.01.2019 tescil tarihli devir işleminden sonra şirketin şirket merkezinin değiştiği adres değişikliğinin 15.04.2019 tarihli gazete ile ilan edildiği, şirket sermayesinin 100.000,00 TL’den 1.000.000,00 TL’ye çıkartıldığı (nakdi sermaye artırımının 02.07.2021 tarihli gazete ile ilan edildiği), yine devir tarihinden sonra dava dışı şirkette amaç ve konu değişikliğine de gidildiği (meşgale değişikliğinin 11.02.2022 tarihli gazete ile ilan edildiği), zikredilen tüm değişikliklerin dava tarihinden önce tescil ve ilan edildiği anlaşılmıştır. Yine davacı tarafça pay devrine konu şirketin19.03.2008 tarihinde 100.000Tl nominal sermaye ile kurulduğunu, şirketin kuruluşundan 11 yıl sonra 03.01.2019 tarihinde gerçekleşen sözde pay devri işleminde şirketin yarı hissesine karşılık olarak 50.000 TL bedel gösterilmesinin, ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenle sözleşmede devir bedelinin de bulunmadığının kabul edilmesi gerektiğini belirtmiş ise de dava dışı şirketin dava ve rapor tanzim tarihi itibarıyla son açıklanan 2022 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesi dikkate alındığında davacının dava konusu edebilecek dava dışı şirketteki çıkma payının 73.332,30 TL olduğu hesap edilmiş olup aradan geçen zaman diliminde devir sözleşmesindeki bedel ile bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan çıkma pay değeri arasındaki farkın makul olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı şahsi kefilliğinden kaynaklanan haksız icra takiplerinden dolayı şirket nezdinde bulunan paylarını davalı -------- kağıt üzerinde devretmek durumunda kaldığını iddia etmiş ise de; kimsenin kendi muvazaasına dayanarak hak talep edemeyeceği ve dürüstlük kuralı uyarınca hukuk düzeni tarafından bu durumun korunmayacağı , davacı tanıkları davacının paylarını kağıt üzerinde devrettiğini ancak fiilen davacı yanın şirket işleriyle ilgilenmeye devam ettiği yönünde beyan bulunmuşsalar da davacının --------- hizmet dökümüne göre pay devir tarihi olan 03/01/2019 tarihinden sonra 07/02/2019-31/03/2020 tarihleri arasında dava dışı--------- Şti.'nde sgk hizmet kaydı bulunduğundan ortaklık ilişkisi içinde çalıştığı ve şirket işleriyle ilgilendiği iddiasının ispata muhtaç olduğu tüm açıklanan nedenlerle hisse devrinin geçersizliğine ve bedelsiz devredildiği hususunda Mahkememizde kanaat oluşmadığından dava dışı --------Şti.'nin %50 hissesinin tescil işleminin iptali ile davacı adına tescil talebi ile şirketin gerçek değeri üzerinden belirlenecek gerçek pay bedelinin davacıya ödenmesi yönündeki asıl ve terditli taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacının asıl ve terditli talepleri yönünden davanın reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harcın başlangıçta peşin olarak alınan 853,88 TL harçtan ve 2.898,68 TL tamamlama harcından mahsubu ile bakiye 3.137,16 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair, tarafların yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ---------Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, istinaf yoluna başvurulmasının İİK'nın 36. maddesi saklı kalmak kaydıyla kararın icrasını durdurmayacağı, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağı açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/12/2025