T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/567 Esas
KARAR NO: 2025/705
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/07/2024
KARAR TARİHİ: 15/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesini özetle; ----davalı ---- arasında -------- imzalandığını, bu protokolün mevcut borçların ifa edilmesi, tahsil ve tasfiyesine ilişkin olduğunu, taraflar arasında akdedilen protokolün 4. Maddesi borçların tespitini ve ödeme şeklini düzenlediğini, bu madde uyarınca; alacaklılar ile borçlular arasında varılan mutabakat çerçevesinde toplamda 700.000,00 TL tutarında vekalet ücreti dahil olmak üzere ana para borcu bulunduğu kabul edildiğini, tarafların aynı zamanda bu borcun on eşit taksite bölünmek suretiyle ödeneceğini kararlaştırdıklarını, protokolün 5. Maddesinde ise; alacaklıların, protokole konu borç için daha önceden verilen tüm çeklerin, bonoları ve 600.000,00 TL vadesiz teminat bonosunu protokole şahit olarak imzası bulunan ------------ teslim edileceğinin düzenlendiğini, bu yükümlülüğün yanı sıra alacaklıların, davacı aleyhine açılan icra takiplerini ibra edeceklerini beyan ettiklerini, protokolün imzalanmasının ardından davacı tarafından ------ tutarında bono birinci taksidi ---- tarihinde davalı ---- ait---- hesabına yatırıldığını, ---- tutarında bono ikinci taksidi --- tarihinde davalı vekili ----hesabına yatırıldığını,---- tutarında bono üçüncü taksidi ---- tarihinde davalı vekili ---- hesabına yatırıldığını, ----- tutarında bono dördüncü taksidi ---- tarihinde davalı ----- hesabına yatırıldığını, ----- tutarında bono beşinci taksidi ---- tarihinde davalı ----- hesabına yatırıldığını, ----- tarihinde davalı -----hesabına yatırıldığını,---- tutarında bono yedinci taksidi ----tarihinde davalı ----- hesabına yatırıldığını, ---- tutarında bono sekinci taksidi ------ tarihinde davalı -----ı hesabına yatırıldığını, ------ tutarında bono dokuzuncu taksidi ---- tarihinde davalı -----hesabına yatırıldığını, ------ tarihinde davalı ------ hesabına yatırıldığını, davacı tarafından protokole konu borcun tamamının ödenmesinin ardından alacaklılara ------- yevmiye no'lu ihtarnamesi gönderildiğini, bu ihtarname ile alacaklılara yükümlülüklerini yerine getirerek protokole konu çek ve senetlerin asıllarının iade edilmesi ile davacı aleyhine başlatılan icra dosyalarına haricen tahsil bildiriminde bulunulması ihtar olunduğunu, işbu ihtarname davalıya ---- tarihinde tebliğ edildiğini, ancak davalı taraf ihtarnamede belirtilen hususlara aykırı davranarak protokolden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini ---- esas sayılı dosya üzerinden icra takibini sürdürdüğünü, İşbu sebeple taraflarınca takibin taliki veya iptali konulu dava ikame edildiğini, ------ tarihli kararı ile söz konusu takibin iptaline karar verdiğini, Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, ------- tarihli kararı ile davalının istinaf talepleri kısmen kabul edilmiş olup takibin talikine karar verildiğini, Söz konusu davanın temyiz incelemesi sürdüğünü, bu davanın yanı sıra taraflarınca taraflar arasında akdedilen protokolün geçerliliğinin tespiti talep ve dava edildiğini, yapılan yargılama neticesinde ------- tarihli kararıyla protokolün taraflar arasında geçerli olduğu tespit edildiğini, görüleceği üzere taraflar arasındaki protokolün geçerli bir protokol olduğu ve davacının protokole uygun olarak borcunu ödediğini ve bu sebeple davalı tarafa yönelik herhangi bir borcu kalmadığı yargı kararlarıyla da ortaya konduğunu, somut olayda davacı aleyhine---- esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibinin ardından taraflar arasında ----- tarihinde Borç Tasfiye Protokolü imzalandığını, bu protokol ile tarafların mutabakatıyla vekalet ücreti dahil ana para borcu 700.000,00 TL olarak belirlenmiş olduğunu borcun on eşit taksit olarak ödeneceği kararlaştırıldığını, alacaklı taraf ödemelerin gerçekleştirilmesine müteakiben protokole konu çek ve bonoları ------ teslim edecek olup davacı aleyhine başlatılan icra dosya borçlarını ibra etmeyi üstlendiğini, ancak ödemelerin tamamını gerçekleştirilmesine karşın davalı taraf protokolden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu sebeple davacının herhangi bir borcu olmamasına rağmen----------- esas sayılı icra dosyası ibra edilmediğini, işbu sebeple menfi tespit davasını açma zorunlulukları hasıl olduğunu bildirdiklerini, müvekkilinin davalı tarafa herhangi bir borcu olmadığının tespitini, İİK 72-III hükmü uyarınca talep ettikleri ihtiyati tedbir talebinin kabulünü, takip konusu alacağın mercice bir oran belirlenmesi suretiyle bu miktarın tarafımızca mahkeme veznesine depo edildiğinde İİK'nın 72-III maddesi gereğince icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmesinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasını, takdir edilen teminat tutarı yatırıldığında mahkemesince tedbir kararının infazı için ilgili İcra Müdürlüklerine yazı yazılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesini özetle; Davalı adına taraflarınca----- sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibine başlanmış olup davacı ------ tarafından işbu takip konusu borca ilişkin olarak huzurunuzdaki menfi tespit davası ikame edildiğini, Davacı taraf, dava dilekçesinde, davalı---------tarihli borç tasfiyesi protokolü yapıldığını ve protokol gereği taraflarca belirlenen borç miktarı üzerinden 10 eşit taksit yapıldığını belirttiğini, devamında protokolde dökümü sunulan vade tarihlerinde ödemelerin yapıldığını iddia ederek işbu dava konusu icra takibi -------------Sayılı dosyanın iptal edilmesi gerektiğini iddia ettiğini, davacı borçlu tarafın iddiaları gerçekten uzak ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın ----- tarihli ihtarnamesinde ve dava dilekçesinde, her ne kadar senet tutarı bedellerin ödendiğini iddia etse de, ---- tarihli borç tasfiyesi protokolünde belirtilen sürelere uyulmadığını ve senetlerin vadesinde ödenmediğini, dolayısıyla ----- tarihli borç tasfiyesi protokolü geçerliliğini yitirdiğini, davalının alacaklı olduğu icra dosyaları ile alakalı, takiplerden sonra borçlu/davacı taraf ile anlaşma masasına oturup alacaklarından ciddi anlamda indirim yapıp sulh olmasına rağmen, davacı tarafın art niyetli davranarak protokole aykırı hareket ettiğini, anlaşılan miktarları dahi süresinde ödemeyip aradaki iyi niyete dayalı sulh protokolünü çekilmez bir hale getirdiğini, borçlunun kararlaştırılan vadelere uymaması ve temerrüde düşmesi nedeniyle protokolün geçersiz olması borçlunun kusuru sonucu olduğunu, borç tasfiye protokolü ----Numaralı borçların kabulü, tespiti ve ödeme şekli başlığı altına dökümü sunulan senetler incelendiğinde açıkça 10 senedin ödeme tarihleri yazdığını, fakat davacı tarafın ödeme dekontları incelendiğinde 4.taksitin (4.senet) ---- tarihinde, 5. Taksit (5.senet) -----tarihinde, 6. Taksit (6.senet) ------- tarihinde protokole aykırı biçimde vade tarihinde ödemesi yapılmadığını, takibe konu alacaklar incelendiğinde alacak miktarının protokolde yazan miktarın çok üzerinde olduğu anlaşılacağını, davalı ----- kendi inisiyatifi ile alacak miktarlarından protokole uyulması kaydı ile iyi niyet göstererek indirim yaptığını, davacı tarafın protokolü ihlal etmesi ve senetlerin ödeme günlerini geçirmesi sebebiyle protokolün geçerliliğini yitirdiğini davalının talebi doğrultusunda taraflarınca mevcut hukuki işlemlere devam edildiğini, davacı tarafça ---- sayılı takip dosyasının iptaline ilişkin dava ikame edilmiş olup ----Esas sayılı dosyası ile yargılama yapıldığını, ardından yerel mahkemece verilen karar taraflarınca istinaf edilmiş ------ Karar sayılı ilamla talepleri kabul olunduğunu, bu karar uyarınca yerel mahkemenin vermiş olduğu hukuka aykırı iptal kararı kaldırıldığını, dosya en nihayetinde temyiz merciine gittiğini----- Karar numaralı ilamı ile onandığını, Görüldüğü üzere üst derece mahkemesi nezdinde de haklılıkları ispat olunmuş olup davalı tarafça ikame edilen işbu haksız menfi tespit davasını reddine karar verilmesi olduğunu, bununla birlikte davacı tarafça tespit davası ileri sürülmüş olup işbu tespit davası halihazırda ------Esas sayılı dosyası ile görülmeye devam ettiğini, dolayısıyla davacı tarafça ileri sürülen hususların hiçbiri ispat olunmamış aksine yukarıda da sunulduğu üzere mahkemeler nezdinde lehlerine kesin karara hükmolunduğunu, davacı taraf dava dilekçesinde sadece üzerinde anlaşılan 700.000,00 TL'nin ödendiğine dair dekont sunmuşsa da görüleceği üzere protokolde taraflarınca yapılan haciz masraflarının ve tahsil harcını ödenmesi yönünde anlaşma sağlandığını, ancak, davacı taraf haciz masrafları ve tahsil harcı için hiçbir şekilde ödeme yapmadığını, davacı tarafın borçlu olduğu dosyaların birden fazla olduğu, her dosyadan birden fazla haciz yapıldığı ve çoğu hacizde mahcuzların muhafaza altına alındığı göz önüne alındığında yapılmış olan masrafların azımsanmayacak miktarlarda olduğu anlaşılacağını, Ekte sunmuş oldukları haciz tutanaklarında ne kadar masraf yapıldığı anlaşılacağını, haciz tutanaklarında davalının binlerce lira masraf yaptığı açıkça görüldüğünü, Ekte haciz tutanaklarını sunduklarını, davalıya bu yönde bir ödeme yapılmamışken ikame edilmiş olan menfi tespit davası hukuka aykırı olup davanın reddi gerektiğini, protokolün bütün şartları ve yükümlülükleri bir bütün olduğunu, sadece birinin yerine getirilmesi ile davalıdan yükümlülüklerini yerine getirmesi beklenemeyeceğini, davalı asıl alacağının büyük bir kısmından vazgeçtiği gibi icra dosyalarındaki vekil olarak lehlerine doğan vekalet ücretlerini dahi anlaşılan miktara dahil ettiğini, davalı hem asıl alacağının önemli bir kısmından vazgeçip hem de vekilinin hak kazandığı karşı vekalet ücretlerini üstlenmişken bir de dosyalarda yapılmış olan icra masraflarını da üstlenmesi mümkün olmadığını, dolayısıyla, öncelikle davacı/borçlunun vadesinde ödeme yapmamış olması ve protokole bağlanan iradesine aykırı davranması nedeniyle protokolün geçersiz olduğu gibi ayrıca, protokolde üzerine düşen masrafları da ödemediğinden protokol doğrultusunda takibin iptalini istemesi ve ardından menfi tespit davası açması sözleşmeler hukukuna aykırı kötü niyetli bir talep olduğunu, açıklanan tüm nedenler ile sayın mahkeme tarafından re'sen gözetilecek ve yargılama sırasında ortaya çıkacak nedenlerle, haksız ve kötü niyetli açılmış olan işbu davanın reddini, yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep ve beyan etmiştir.Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesini özetle; Davalı ------ takibin iptali yönündeki ilk derece mahkemesi kararı akabinde, istinaf başvurusunun kabul edildiği ve haklılığının ispat edildiği şeklindeki beyanları gerçek dışı nitelik arz ettiğini, Öyle ki, süreç içerisindeki her bir karar, davalı iddialarının aksine taraflarının haklılığını ortaya koymakta, mevzubahis icra takibi kapsamında davacının bir borcu kalmadığını sübuta erdirdiğini,-------- sayılı kararıyla birlikte, İİK m.71 hükmü doğrultusunda mezkur icra takibinin iptaline karar verildiğini, İşbu ilk derece mahkemesine karşı davalının istinaf kanun yoluna gitmesi üzerine, -------- sayılı kararıyla birlikte, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun itfa edildiğinden bahisle İİK m.71 değil İİK m.33/2 hükmü uygulanarak icranın geri bırakılmasına hükmedildiğini, İstinaf mahkemesi kararındaki bu değişiklik, yalnızca olay bazında uygulanan hukuki gerekçenin değişiminden ibaret olduğunu, Zira icra takibinin kesinleşmesinden önceki devrede borcun itfasını düzenleyen İİK m.71 hükmü yerine, kesinleşmeden sonraki devrede itfayı düzenleyen İİK m.33/2 hükmü tatbik edildiğini, Buna karşılık davalı, istinaf başvurusunun kabul edildiği ve haklılığının ispat olunduğu gibi, gerçek dışı beyanlar ileri sürmekte olup, bu beyanların hiçbir dayanağı olmadığını, Şu halde, hukuka ve usule uygun istinaf mahkemesi kararı------sayılı kararı ile birlikte onanmış olup, bahse konu borcun itfa edildiği, müvekkilin mezkur icra takibi kapsamında davalıya bir borcunun bulunmadığını, Belirtilmelidir ki, taraflar arasında ---- tarihli borç tasfiye protokolünün imzalandığı, protokol uyarınca tayin edilen taksitlerin ödendiği, neticeten son 3 taksitin vadesi dahi beklenmeden ---- tarihinde kalan taksitlerin erken ödendiği hususlarında bir çekişme olmadığını, Davalının süreç içerisindeki temel savunması, mezkur protokol kapsamında ----- tarihinde yapılması lazım gelen ödemelerin vadesinde yapılmadığı ve bu nedenle protokolün geçersiz kaldığı üzerine şekillendiğini, kuşkusuzdur ki sunulan bu dönme isteminin hukuki dayanağı yoktur, zira ---- vadeli ödemeler yalnızca bir gün sonra, ------- vadeli ödeme ise araya giren bayramdan hemen sonra ödendiğini, hal böyle iken, sırf bu nedenle sözleşmeden dönüldüğünü, sözleşmeye aykırı davranıldığı gibi iddiaların sunulması, ahde vefa ilkesine aykırılık teşkil etmekte, MK m.2 uyarınca dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını, kaldı ki; sözleşme lafzıyla açık olduğu üzere, taksitlerin vadesinde ödenmemesi halinde protokolün geçersiz kalacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığını, doğrudan veya dolaylı olarak, bu yönde yorumlanacak hiçbir sözleşme maddesi olmamasına karşılık, davalı tarafından sunulan savunmaların hukuk nezdinde bir karşılığı olmadığını, belirtilmelidir ki, ilgili icra takibine sunulacak feragat beyanının yegane şartı, ilgili madde uyarınca tüm senetlerin ödenmesinden ibaret olduğunu, taraflar arasında senetlerin ödendiğine ilişkin hiçbir çekişme olmaması karşısında, dosyaya davalı tarafça feragat beyanı sunmak için yeterli şart gerçekleştiğini, taraflarınca davalıdan talep edilen tek husus, işbu beyan olup, tahsil harcının da davalı tarafından ödenmesine yönelik bir talep hiçbir zaman gündeme gelmediğini, kuşkusuzdur ki sunulacak feragatin akabinde, taraflarınca da mevzubahis harç ödeneceğini, Buna karşılık kötü niyetli bir biçimde tahsil harcının ödenmemesi olgusuna dayanan davalının, harç taraflarınca ödense dahi akde aykırı bir biçimde icra takibine devam edeceğini, sunulan beyan, salt protokol kapsamındaki borcundan haksız bir biçimde kaçınma amacına matuf olduğunu, davalı tarafça aksi yönde ileri sürülen her bir iddia, MK m.2 kapsamında dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, sunulan beyanlar, sözleşme lafzıyla bağdaşmamakta olup, açıkça zorlama bir yorum niteliği arz ettiğini, neticeten dava konusu icra takibine konu edilen borç, 10 taksit halinde vadelere bölünmüş, bu borçların da ödenmesiyle davalı alacak hakkına kavuştuğunu, hal böyle iken sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerine uymayıp icra takibini devam ettiren davalının, haksız ve hukuka aykırı hareket ettiğini, detaylı bir biçimde izah olunduğu üzere, akdolunan protokole ve davacıca borcun ifa edilmesine karşılık davalı, kötü niyetli bir biçimde bahse konu takibe devam etme niyetinde bulunduğunu, İcra hukuk yargılamasında takibin geri bırakılmasına, tespit davasında mevzubahis protokolün geçerli nitelik arz ettiğine dair pek çok mahkeme kararına rağmen davalı, zorlama yorumlarına devam etmekte, kararların aksi yönünde iddialarını dile getirdiğini, davacıyı hukuka aykırı cebri icra tehdidi ile karşı karşıya bırakan davacının kötü niyetli olduğu ve aleyhine tazminata mahkum edilmesi gerektiğini, Yargıtay kararları nezdinde, protokole rağmen devam edilen icra takibi mevcut ise, alacaklının haksız ve kötü niyetli olduğu ve davacı lehine İİK m.72/5 kapsamında tazminata karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı vekilinin İkinci Cevap Dilekçesini özetle; Davacı tarafın ----- tarihli ihtarnamesinde ve dava dilekçesinde, her ne kadar senet tutarı bedellerin ödendiğini iddia etse de, ------- tarihli borç tasfiyesi protokolünde belirtilen sürelere uyulmadığını ve senetlerin vadesinde ödenmediğini, dolayısıyla ------------- tarihli borç tasfiyesi protokolü geçerliliğini yitirdiğini, davalının alacaklı olduğu icra dosyaları ile alakalı, takiplerden sonra borçlu/davacı taraf ile anlaşma masasına oturup alacaklarından ciddi anlamda indirim yapıp sulh olmasına rağmen, davacı tarafın art niyetli davranarak protokole aykırı hareket ettiğini, anlaşılan miktarları dahi süresinde ödemeyip aradaki iyi niyete dayalı sulh protokolünü çekilmez bir hale getirdiğini, borçlunun kararlaştırılan vadelere uymaması ve temerrüde düşmesi nedeniyle protokolün geçersiz olması borçlunun kusuru sonucu olduğunu, borç tasfiye protokolü 1------- Kabulü, tespiti ve ödeme şekli başlığı altına dökümü sunulan senetler incelendiğinde açıkça 10 senedin ödeme tarihleri yazdığını, fakat davacı tarafın ödeme dekontları incelendiğinde 4.taksitin (4.senet)---- tarihinde, 5. Taksit (5.senet) ---- tarihinde, 6. Taksit (6.senet) ------ tarihinde protokole aykırı biçimde vade tarihinde ödemesi yapılmadığını, takibe konu alacaklar incelendiğinde alacak miktarının protokolde yazan miktarın çok üzerinde olduğu anlaşılacağını, davalı------ kendi inisiyatifi ile alacak miktarlarından protokole uyulması kaydı ile iyi niyet göstererek indirim yaptığını, davacı tarafın protokolü ihlal etmesi ve senetlerin ödeme günlerini geçirmesi sebebiyle protokolün geçerliliğini yitirmiş olup davalının talebi doğrultusunda taraflarınca mevcut hukuki işlemlere devam edildiğini, ayrıca davacı tarafın protokolün geçerli olduğuna yönelik sunduğu------sayılı tespit davasında henüz kesinleşmiş bir karar bulunduğunu, her ne kadar yerel mahkeme tarafından davalı aleyhine karar verilmişse de, taraflarınca söz konusu karar için istinaf kanun yoluna başvurulduğunu,---------Esas sayılı dosya ile istinaf incelemesinde olup halihazırda anılan dosya kesinleşmediğini, Dolayısıyla davacı tarafça ileri sürülen hususların hiçbiri kesin bir şekilde ispat edilmemiş olup yargılamaları devam ettiğini, borç Tasfiye Protokolünün 5. Sayfa ilk paragrafında açıkça ''işbu protokol borçlusu-------aşağıda yazılı bulunan icra takip dosyalarından (-------------- tarihli protokolde belirtili taraflarda bahse konu tahsil harcı ve haciz masraflarını ödediği taktir de takip konusu evrak asılları ------------------ teslim edilecektir) muhafaza edilen taşınır mallar yediemin ücreti ve teslim masrafları borçlu tarafından karşılanmak kaydıyla yediemin depolarından mahcuz malların teslimi için alacaklı tarafça icra dosyalarına muvafakat verilecektir.'' yazmakta olup işbu masrafların da ödenmesi yönünde anlaşmaya varıldığını, davacı tarafın dava dilekçesinde sadece üzerinde anlaşılan 700.000,00 TL'nin ödendiğine dair dekont sunmuşsa da görüleceği üzere protokolde taraflarınca yapılan haciz masraflarının ve tahsil harcının ödenmesi yönünde de anlaşma sağlandığını, ancak, davacı taraf haciz masrafları ve tahsil harcı için hiçbir şekilde ödeme yapmadığını, davacı tarafın borçlu olduğu dosyaların birden fazla olduğu, her dosyadan birden fazla haciz yapıldığı ve çoğu hacizde mahcuzların muhafaza altına alındığı göz önüne alındığında yapılmış olan masrafların azımsanmayacak miktarlarda olduğu anlaşılacağını, haciz tutanaklarında davalının binlerce lira masraf yaptığı açıkça görüldüğünü, protokolde açıkça belirtildiği üzere haciz masrafları ödendiği takdirde takip konusu evrak asılları borçluya teslim edileceğini, davalıya bu yönde bir ödeme yapılmamışken davalının da evrak asıllarını teslim etme yükümlülüğü olmadığını, huzurdaki menfi tespit davasının hukuka aykırı olup davanın reddi gerektiğini, protokolün bütün şartları ve yükümlülükleri bir bütün olduğunu, sadece birinin yerine getirilmesi ile davalıdan yükümlülüklerini yerine getirmesi beklenemeyeceğini, davalı asıl alacağının büyük bir kısmından vazgeçtiği gibi icra dosyalarındaki vekil olarak lehimize doğan vekalet ücretlerini dahi anlaşılan miktara dahil ettiğini, Şöyle ki; yine protokolün 5. Sayfasının son paragrafında açıkça şu yönde hüküm bulunduğunu: ''Yukarıda numarası belirtilen icra dosyalarında avukat --------------- vekili olduğu icra dosyaları ile ilgili vekalet ücretleri dosya alacaklısına ait olup ödeme tasfiye protokolündeki toplam rakam içerisine dahil edilmiştir''. Davalı hem asıl alacağının önemli bir kısmından vazgeçip hem de vekilinin hak kazandığı karşı vekalet ücretlerini üstlenmişken bir de dosyalarda yapılmış olan icra masraflarını da üstlenmesi mümkün olmadığını, dolayısıyla, öncelikle davacı/borçlunun vadesinde ödeme yapmamış olması ve protokole bağlanan iradesine aykırı davranması nedeniyle protokolün geçersiz olduğu gibi ayrıca, protokolde üzerine düşen masrafları da ödemediğinden protokol doğrultusunda takibin iptalini istemesi ve ardından menfi tespit davası açması sözleşmeler hukukuna aykırı kötü niyetli bir talep olduğunu, davacı tarafın her ne kadar taraflarına -------- tarihlinde protokol gereği senetlerin ödendiği iddiasıyla, senetlerin iadesi için ihtarname göndermiş olsa da taraflarınca ---------- tarihli ihtarnameye cevap yazısında protokol hükümlerinin gereği gibi ifa edilmediği, senetlerin sürelerinde ödenmediği, bu nedenle protokolün bir hükmünün kalmadığı bildirilerek ihtarnameye cevap verildiğini, taraflarınca imzalanan protokol davacı tarafın kusuru ile hükümsüz kaldığını, ortada geçerli bir protokolün olmaması nedeniyle davacı tarafın işbu davası haksız ve kötü niyetli olduğunu, TTK 18.MD gereği her tacir, ticari işlerinde basiretli tacir kavramına uygun hareket etmesi gerektiğini, davacı tarafın tacir olduğunu, Protokolün ihlali durumunda yaptırımlarının ne olacağını bilmek yükümlülüğü altında olduğunu, ödeme tarihleri ve protokol incelendiğinde davacı tarafın protokol konusu senetleri süresinde ödemediği anlaşılacağını, dolayısıyla da mevcut alacak ve ferileri güncel borç miktarı ile icra takiplerinde olduğu gibi devam ettiğini, haksız çıkar sağlamak amacıyla iyi niyet ve dürüstlük kuralına aykırı olarak hakkını kötüye kullanan ve yargı makamlarını bu maksatla meşgul eden davacının asıl alacak tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep ve beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ------- Esas sayılı dosyasına ilişkin menfi tespit istemli dava olduğu taraflar arasında ----------- tarihinde imzalanan "Borç Tasfiye Protokolü"nün geçerliliği ve bu protokolden doğan edimlerin (yükümlülüklerin) tam olarak ifa edilip edilmediğidir. Davacı, Borç Tasfiye Protokolü uyarınca, vekalet ücreti dahil toplam 700.000 TL tutarındaki anapara borcunu on eşit taksitle ödemeyi kabul ettiğini ve bu borcu protokole uygun olarak tamamını ödediğini (son üç taksiti vadesi gelmeden 11.08.2020 tarihinde erken ödediğini) iddia etmektedir. Davacı, ödemelerde yaşanan kısa süreli gecikmelerin (bazı taksitlerde 1 gün, bir taksitte ise 11 gün gecikme) protokolün geçersizliğine neden olmayacağını savunmaktadır. Bu hususta-------- sayılı kararıyla da anlaşıldığını beyan etmiştir. Yargıtay kararlarına göre de bu kadar kısa gecikmelerin dürüstlük kuralına aykırı şekilde (TMK m. 2) hakkın yok edilmesine yol açmayacağı belirtilmiştir.Davacı, uygulamadaki teamül gereği, öncelikle dosya alacaklısının (Davalı) icra dosyasına feragat beyanını sunması gerektiğini, ancak bu beyan sonrasında tahsil harcının hesaplanıp ödenebileceğini savunmaktadır. Bu nedenle önce ifa yükümlüsünün davalı olduğu iddia etmektedir.Davacı borcunu ifa etmesine rağmen davalının icra takibini haksız ve kötü niyetle devam ettirmesi sebebiyle, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmektedir. Davalı taraf ise davacı tarafın, 4., 5. ve 6. taksitleri vadesinde ödememesi (birkaç gün veya on bir gün gecikmeyle ödenmesi), protokole aykırı bir hareket olup, bu durumun protokolün geçerliliğini yitirmesine neden olduğunu iddia etmektedir. Davalı, bu ödemelerin vadesinde yapılmasının ticari hayat için büyük önem arz ettiğini belirtmektedir.Protokolün yalnızca 700.000 TL ana para ve vekalet ücretini kapsamadığını; bunun haricinde tahsil harcı, haciz masrafları, yediemin ücreti ve teslim masraflarının da borçlu tarafından ödenmesinin protokol kapsamında ve zorunlu bir edim olduğunu ileri sürmektedir. Davacının bu masrafları ödememesi nedeniyle icra takibinin tüm ferileri bakımından devam ettiğini savunmaktadır.Davalı, davacının (borçlu) tüm edimlerini (masraflar dahil) tam ve eksiksiz yerine getirmeden kendisinden (alacaklı) takip hakkından vazgeçmesini talep edemeyeceğini, bu durumun TBK m. 97 uyarınca ödemezlik def'i hakkı doğurduğunu iddia etmektedir. Davalı taraf Davacının haksız ve kötü niyetli dava açtığı gerekçesiyle, davanın reddini ve davacı aleyhine %20 tazminata hükmedilmesini talep etmektedir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer --------------------Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer -----
Somut olayda; protokol içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde taraflar arasında takibin kesinleşmesinden sonra düzenlenen borç tasfiye protokolü ile dava konusu icra takibinin dayanağı olan borç ile birlikte diğer borçlara karşılık daha uzun vadeli yeni senetler düzenlenmek suretiyle, söz konusu borçların yenilendiği, ardından uzun vadeli senetlere bağlanan iş bu borçların son vade tarihinden önce tamamen ödendiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, davaya konu edilen asıl alacak işlemiş ve işleyecek faiz ve icra vekalet ücreti bakımından takibe devam edilmesine olanak bulunmamaktadır. Uygulamadaki teamül gereği, haricen tahsillerde öncelikle dosya alacaklısının (Davalı) icra dosyasına feragat beyanını sunması gerekmekte olup ancak bu beyan sonrasında tahsil harcının hesaplarak ödenebileceğini açıktır. Alacaklı tarafından harici tahsil beyanında bulunulması gerekmekte olup bu beyandan sonra davacının tahsil veya feragat harcı doğacağı açıktır. Haciz masrafları da protokol kapsamı dışında bırakılmış olup davacının bu konuda talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Mahkememizce yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyetinin yaptığı değerlendirme hükümde dikkate alınmış, mahkememizce rapor olaya uygun ve kanaat verici bulunmuş, tüm bu açıklamalar ışığında ve sunulan hükme elverişli rapor doğrultusunda açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Davacı tarafın şartları oluşmadığının kötüniyet tazminatı talebinin reddine de karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklanan nedenlerle;
1-Davacının MENFİ TESPİT DAVASININ KISMEN KABULÜ ile; ------ Esas sayılı dosyasından dolayı davacının davalıya asıl alacak işlemiş ve işleyecek faiz ve icra vekalet ücreti bakımından borçlu olmadığının TESPİTİNE,
( icra takiplerine yapılması gereken feragat/tahsil harçları ile haciz masrafları hariç)
2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 127.552,35 TL karar ve ilam harcının, başlangıçta alınan 31.888,09 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye kalan 95.664,26 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 31.888,09 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı, 30.000,00 TL bilirkişi masrafı, 680,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 62.995,69 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu masraf bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 265.398,32 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 3.120,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 15/10/2025