T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/235 Esas
KARAR NO: 2025/704
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/03/2024
KARAR TARİHİ: 15/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, ----tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkil tarafından --- kapsamında iş birliği yapılan--- imzalanan sözleşme kapsamında özellikle kaçınılması bildirilen maddenin aksine ------ hesabında gerçekleştirmiş olduğu sinkaflı küfür içerikli, belirli bir topluluğu ırkçı şekilde rencide eden paylaşımı ve bu paylaşıma yönelik kamuoyu tepkisi neticesinde sözleşme ile vermiş olduğu taahhütler ve üstlenmiş olduğu yükümlülüklere aykırı davranmanın yanında, gerçekleştirdiği haksız fiil eylemi sonucunda söz konusu projenin hayata geçirilmesini ------ nezdinde yaşanacak muhtemel kurumsal ve markasal itibar kaybı sebebi ile imkansız hale getirdiğini, bu sebeple, kanundan doğan fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydı ile---- tarafından gerçekleştirilen ticari nitelikteki haksız fiil sebebine dayanarak kendisi ile akdedilen ----- feshedilmiş olup işbu sözleşme ile vadedilen yükümlülüklerin gerçekleştirileceğine inanılarak yapılan ajans, prodüksiyon şirketi, konuk ve oyuncu ----tazmin edilmesi amacı ile işbu davayı açtıklarını, müvekkilinin------ sağlıklı bir yaşam için toplumu harekete teşvik etmek, hareket etmenin en sağlıklı ve eğlenceli araçlarından biri olan bisikleti gündelik hayatın bir parçası haline getirmek amacıyla ----- iş birliğiyle hayata geçirildiğini, müvekkilin, sağlıklı bir yaşam için hareket etmenin gerekliliği konusunda farkındalık yaratıp bisiklet kullanımını teşvik ederek ---- hareketli yaşama öncülük etmek amacıyla ---- başlattığını, müvekkilin popüler projelerinden olan ------ yapılan etki analizi sonuçlarına göre bir sosyal sorumluluk projesi olarak toplum nezdinde %72 gibi oldukça yüksek bir beğeni oranına ulaşarak toplum nezdindeki kabul görmüşlüğünü ispatladığını, müvekkil, bahsi edilen---- sosyal sorumluluk projesi için davalı---- bir iş birliğine girdiğini, ---------- metninde detayları belirtildiği üzere davalı şahsın, belirlenen yükümlülükleri kapsamında söz konusu sosyal sorumluluk projesinde iş birliği ortağı olarak yer almasının planlandığını, müvekkil davacı tarafından oluşturulan sosyal sorumluluk projesine ilişkin iş birliği kapsamında proje konusu tüm bu sözleşmeler doğrultusunda reklam çekimi, prodüksiyon, montaj gibi aşamalar tamamlanıp iş birliği konusu videolar belirlenen tarihte yayına hazır hale gelmişken davalı ile akdedilen sözleşme metninde özellikle kaçınılması bildirilen maddenin aksine davalı şahıs, --------- platformundaki hesabında gerçekleştirmiş olduğu sinkaflı küfür içerikli, belirli bir topluluğu ırkçı şekilde rencide eden paylaşımı ve bu paylaşıma yönelik çığ gibi büyüyen olumsuz kamuoyu tepkisi neticesinde sözleşme ile vermiş olduğu taahhütler ve üstlenmiş olduğu yükümlülüklere aykırı davranmanın yanında, gerçekleştirdiği haksız fiil eylemi sonucunda söz konusu projenin anlamını ve güttüğü amacı ortadan kaldırarak hayata geçirilmesini ------ nezdinde yaşanacak muhtemel kurumsal ve markasal itibar kaybı sebebi ile imkansız hale getirerek müvekkilin zaman, emek ve para kaybına uğramasına sebep olduğunu, Davalı yan ---- hesabından; eşinin-------- notunu düşerek paylaştığı fotoğraflı gönderiyi alıntılayarak-------- şeklinde bir paylaşımda bulunduğunu, davalı yanın, kendisi ile akdedilen sözleşme ve ilgili iş birliğine ilişkin haksız fiil yaratan paylaşımı, toplumda infial yaratmış, birtakım huzursuzluklara, gerginliklere, karşı tehdit, küfür ve hakaretlere yol açtığını, projenin amacı zaten sosyal sorumluluk, toplumsal birlik ve beraberliği, sağlamak, sağlıklı yaşamı özendirmek iken davalı yanın bu yakışıksız, haksız eylemi ile proje sabote edilmiş ve hedeflenen amacı ortadan kaldırarak hayata geçirilmesini imkânsız hale getirdiğini, bu paylaşım nedeniyle projenin sabote edildiğini, müvekkilinin emek para ve zamanı karşılıksız kaldığını, tüm bu ödenen bedellerin müvekkil hanesine zarar olarak yazıldığını, yapılan eylemin haksız fiil sorumluluğu kapsamına girdiğini, davalının bu paylaşımının ifade özgürlüğü kapsamına da girmediğini, hukuka aykırı bir fiil bulunmasa bile ahlaka aykırı bir fiil işleyen kimse TBK md.49/II uyarınca verdiği zararlardan zorunlu olunduğunu, Davalı bu süreçte müvekkili temsil edeceğinden ancak eylemi neticesinde projeye devam edilmesi halinde müvekkil madden ve manen zarar göreceğinden projeye son verilmek zorunda kalındığını ve reklamın kamuya sunulamadığını, davalı şahsın nefret söylemi içeren, ırkçı, küfür içeren, toplumu tahrik ve taciz eden paylaşımları müvekkilin itibarına, duruşuna, ilkelerine ve dolayısıyla amaç ve sosyal sorumluluk projelerine ters düştüğünden artık beraber çalışılamayacağından yapılan tüm yatırım ve masrafların müvekkilin zararını oluşturduğunu, davalının kusurlu, haksız eylemi neden olduğu için davalının sebep olduğu tüm ilgili zararın tazmininin gerektiğini belirterek, davalarının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, 04.07.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından yapılan reklam teklifini kabul eden müvekkil sözleşme gereğini yerine getirdiğini, İlgili reklam çekimlerinin 3 gün sürmüş olduğunu, çekimler ------ gerçekleştirildiğini, sözleşme gereği ses kaydı çekimlerini de video çekimleri sonrasında gerçekleştirildiğini, henüz kurgusunun dahi yapılmadığı ve yayınlanmamış olan reklam nedeniyle davacının müvekkil tarafından zarara uğradığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, sözleşme gereği fatura------- düzenlenmiş olup ödeme de bu firma hesabına yapıldığını, Müvekkilin ilgili şirketin yöneticisi olması bu tüzel kişi ile aynı kişi olduğu anlamına gelmediğini, Kabul etmemekle birlikte iddia edilen tweette geçen -------kelimesinin aşağılama, ırkçılık, azınlık haklarını yok sayma, yaşam hakkını elinden alma gibi bir anlamı olmadığını,---- ---- yapılması öncesi yaşanan gerginlik ve ---- kutsal değerleri olan ----- tarafından bir çok hakaret içerir ----atıldığını, ----posterinin statta açılmasını kabul etmeyen--------- karşı tek vücut olarak tepkilerini gösterdiğini, her ne kadar ilgili ---------------- tarafımızca kabul edilmese de müvekkili ırkçılık ile itham etmek hem niyet okumak hem de Milli değerlere yapılan saygısızlığa herhangi bir vatandaşın verdiği tepkiyi çarpıtarak anlam yüklemek anlamına geldiğini, davacının sözleşme gereği çekilen reklam filmini müvekkili zarara uğratmak, başka reklam harcamalarına kaynak ayırmak ve sair sebeplerle yayınlamak istememesinden kaynaklı olarak sözleşmeyi haksız bir şekilde kötüniyetli olarak fesih ettiğini, müvekkile gönderilmiş TTK 18 kapsamında veyahut başka bir yolla sözlü dahi olsa bir ihtar bulunmadığını, ihtar şartının taraflarca imzalanmış bulunan sözleşmede varlığı ve yerleşik içtihatlarda da feshin ihtar öneline bağlandığı koşullarda ihtar gönderilmesinin şart olduğu da açık iken bu şartı yerine getirmeyen davacının iddialarının dinlenmeyeceğini, sözleşmenin fesih şartlarının oluştuğunu kabul etmemekle birlikte ve sözleşmeye göre ihtar şartı da gerçekleşmemesine rağmen her iki madde de müvekkilin sorumlu tutulabileceği sözleşme bedeli ile sınırlı olduğunu, üst sınırın sözleşmede belirlenen yalnızca sözleşme bedeli kadar yani 900.000-TL+KDV olduğu, dosyaya sunulan 3. kişiler ile yapılan sözleşmeler de belirlenen fiyatların fahiş olduğu, borçlar kanunu 49. maddeye göre sözleşmeye zarar verme kasıtı ile bir hareket bulunmadığını, davacının zarar olarak iddia ettiği bedeller iş veya hizmet karşılığında ödenmiş bedeller olup bir zarar bulunmadığını, talep edilen tazminatta/cezai şartta indirime gidilmesi gerektiğini, talep edilen faiz ticari işlere uygulanacak temerrüt faizi olup talep edilen faiz sözleşmede yer almayan ve Oyuncu olan müvekkilden talep edilemeyecek bir faiz olduğunu ve faiz başlangıç tarihinin de hatalı olduğunu belirterek davanın reddini talep ve beyan etmiştir.Davacı vekilinin 22.07.2024 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davalı yan iddialarının aksine davalı şahıs sözleşmeye konu yükümlülüklerini ihlal ederek davacıyı zarara uğrattığını, müvekkil davacı tarafından oluşturulan sosyal sorumluluk projesine ilişkin iş birliğine ilişkin proje konusu tüm bu sözleşmeler doğrultusunda reklam çekimi, prodüksiyon, montaj gibi aşamalar, sözleşme ile akdedildiği üzere davacıdan fazlaya ilişkin yükümlülükler talep edilmeksizin işin mahiyeti gereği yerine getirilecek olağan edimler doğrultusunda tamamlanıp iş birliği konusu videolar, belirlenen tarihte yayına hazır hale gelmişken davalı ile akdedilen sözleşme metninde özellikle kaçınılması bildirilen maddenin aksine davalı şahıs,--------- medya platformundaki hesabında gerçekleştirmiş olduğu sinkaflı küfür içerikli, belirli bir topluluğu ırkçı şekilde rencide eden paylaşımı ve bu paylaşıma yönelik yine dosyada mübrez somut delillerimizde yer verildiği üzere çığ gibi büyüyen olumsuz kamuoyu tepkisi neticesinde sözleşme ile vermiş olduğu taahhütler ve üstlenmiş olduğu yükümlülüklere aykırı davranmanın yanında, gerçekleştirdiği haksız fiil eylemi sonucunda söz konusu projenin anlamını ve güttüğü amaca bağlı olarak --------nezdinde sözleşmeden ve projeden beklenen faydanın ortadan kalkması ile yaşanacak kaçınılmaz kurumsal ve markasal itibar kaybı sebebi ile projenin hayata geçirilmesini imkansız hale getirip müvekkilin zaman, emek ve para kaybına uğramasına sebep olduğunu, Davacı müvekkil tarafından davalı şahsa yapılan ödeme, davalının kurucusu ve yöneticisi olduğu ----adlı aracı şirket aracılığı ile yapıldığını, bu noktada davalı şahıs ile ------- bağdaştırılamayacağı ve dolayısıyla davalının ödemeye ilişkin muhatap olmadığı iddiası isabetsiz olup davalı yanın hukuken uymakla yükümlü olduğu dürüstlük kuralı ilkesine bağlılığına gölge düşürdüğünü, davalı şahsın ödemeye ilişkin iddialarının bir an için doğru olduğu varsayılsa dahi taraflar arasındaki sözleşme hükümleri yalnızca ilgili ödemeyi kendisine aktarmakla yükümlü ----değil; yapmama yükümlülüğünü bizzat ve münhasıran üstlenen davalı oyuncu -------- tarafından ihlal edildiğini, davalı yanın söz konusu sinkaflı küfür içerikli ifadenin aslında “siktir et arabı iç şarabı” gibi tamamen ilişiksiz bir anlamı ihtiva ettiği ve bunun da en fazla sövme suçu oluşturacağına ilişkin beyanlarının somut gerçeğe aykırı olduğu, davalı yanın söz konusu ifadesinin ırkçılık içerikli bir nefret söylemi olduğu, davalı beyanlarının aksine müvekkilin davalıyı zarara uğratmak, başka reklam harcamalarına kaynak ayırmak ve sair sebeplerle yayınlamak istememesinden kaynaklı sözleşmeyi feshetmiş olması söz konusu dahi olmadığını, sözleşme metninde yer alan 4.6 maddesindeki ------sözleşme süresi boyunca----/-------- ve marka itibarına zarar verebilecek, toplumsal hassasiyet yaratabilecek herhangi bir davranışta ------ bulunmayacağını kabul, beyan ve taahhüt eder. Böyle bir davranışın mevcudiyeti durumunda ---------, sözleşmeyi derhal fesih hakkına sahip olup, ---------- sözleşme bedelini iade etmesi gerekmektedir.” hükmü de özel bir durumu düzenleyen spesifik nitelikli bir madde olduğundan davalı tarafça ihtara gerekçe gösterilen 5.1 numaralı maddeyi ilga ettiğini, davalı vekilinin sözleşmedeki 5.2 maddesini gerekçe göstererek davalıdan talep edilebilecek bedelin bir üst sınır ile belirlendiğini ileri sürse de belirtilen maddede “cezai şartın” üst limiti belirlenmiş olup davalının kusurundan doğan zararın tazmini farklı bir husus olduğundan somut olayda uygulama alanı bulmadığını, Keza “cezai şart” ile “maddi zarar tazmini” farklı kavram olduğunu, davacı müvekkilin olumlu (müspet) zararı, borcun tam ve gereği gibi yerine getirilmemesi sebebiyle alacaklının uğradığı zarar olan 900.000,00-TL (KDV dahil: 1.026.000,00-TL) değerindeki davalı ile akdedilen sözleşme bedeli iken olumsuz (menfi) zararı ise sözleşmenin kurulacağına veya kurulduğuna inanan tarafın güveninin boşa çıkmasından, ifa yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirileceği inancı ile yapılan harcamalara ilişkin zararlar kapsamında olan ajans, prodüksiyon şirketi ve dernek harcamaları olan toplamda KDV dahil 2.112.000,00-TL tutarındaki bedel olduğunu, dolayısıyla davacı müvekkil tarafından yalnızca somut ve maddi zararları toplamı olan net 3.138.000,00-TL tutarındaki zararın tazmini hiçbir surette hukuka aykırı olmamakla birlikte kanıtlanamayan hiçbir harcama zararı bulunmadığından indirime gidilmesinde de hukuki fayda görülmediğini, davacı tarafından talep edilen faiz, sözleşme metninde faiz türüne yer verilmemiş olduğundan yasal faiz olarak uygulanacak olup işbu ihtilaf konusu zararı doğuran paylaşım tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz olarak talep edildiğini, temerrüt faizi talep edilse dahi, davalı şahıs vergi mükellefi bir tacir olduğundan bu hususta da bir hukuken bir engel bulunmadığını belirterek, davalarının kabulünü talep talep ve beyan etmiştir. Davalı vekilinin -------- tarihli ikinci cevap dilekçesinde özetle; Sözleşme şirketle yapılmış ve ödeme şirkete yapıldığını, işbu davada müvekkilin taraf sıfatı olmadığını, davanın ilgili şirkete karşı yöneltilmesi gerekirken, müvekkile davalı sıfat ile dava açılması usule ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin sözleşmeden kaynaklanan bir borcu kalmadığını, davacının uğradığını iddia ettiği zarar kendi verdiği karar ve aldığı aksiyon nedeniyle oluştuğunu, ilgili paylaşımın müvekkil tarafından yapılıp yapılmadığının araştırılması, müvekkil ile bu konuda görüşülüp fikrinin alınması gerektiğini, varsayılan paylaşım müvekkil tarafından yapılmış olsa dahi illiyet bağını kurmanın mümkün olmadığını, İlgili projenin bir sosyal sorumluluk projesi olup sağlıklı yaşamı teşvik etmek amacıyla organize edildiğini, sağlıklı yaşam sosyal projesine zarar verebilecek bir eylemin söz konusu olmadığını, müvekkilin ilgili sosyal sorumluluk projesi için vermiş olduğu hizmete aykırı bir eylemle de itham edilmediğini, Vatandaşlarımız tarafından haksız tahriklere karşı verilen bu tepkilere ırkçılık demek, tüm bir ülkenin değerli vatandaşlarına haksız bir ırkçılık suçlaması yapmak olduğunu, tepki diye sunulan paylaşımların cevap olarak verildikleri paylaşımdan daha çok hakaret ve aşağılama içeren paylaşımlar olduğunu, cevap dilekçesinde de belirtiği üzere Sözleşmenin fesih şartlarının oluştuğunu kabul etmemekle birlikte ve sözleşmeye göre ihtar şartı da gerçekleşmemesine rağmen her iki madde de müvekkilin sorumlu tutulabileceği bedel sözleşme bedeli ile sınırlı olduğunu, sorumlu olduğu iddia edilebilecek tutar sözleşme bedeli kadar yani 900.000-TL+KDV olduğunun açık olduğu, müvekkilinin zarar verme kastıyla bir hareketi ve / veya kusuru bulunmadığını, davacı ile ilgili olmayan, tamamen tüm ----------- ait kutsal değerlere yapılan hakaret karşısında verilen tepkiye haksız fiil demek hukuka aykırı olduğunu, eylemi kabul etmemekle birlikte sövme ile ırkçılık'ın birbirinden farklı kavramlar olduğunu, davacının zarar olarak iddia ettiği bedeller iş veya hizmet karşılığında ödenmiş bedeller olup bir zarar bulunmadığını, müvekkilin firmaya kasten bir zarar verme eylemi bulunmadığını. Çekilen reklamın yayınlanmadığını, müvekkilin davacı ile reklam anlaşması olduğu davacı, müvekkil ve çekimi gerçekleştiren firma dışında bilen bulunmadığını, kabul etmemekle birlikte ve yine de Mahkeme aksi kanaatte ise talep edilen tazminatta ve cezai şartta indirime gidilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep ve beyan etmiştir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı davayı, davalının gerçekleştirdiğini iddia ettiği haksız fiil ve/veya sözleşmeye aykırılık hukuki sebeplerine dayandırarak açmış olduğu davada TBK 49 ve TBK 125/3 maddesi kapsamında uğramış olduğu zararların tazminin talep etmektedir. Uyuşmazlığın haksız fiil iddiasına olmadığı takdirde sözleşmeye aykırılık iddiasına dayalı davalıya ödendiği iddia oyunculuk bedeli prodüksiyon bedeli reklam ajansına verdiği hizmet için ödendiği iddia için bedel ----- iş birliği için ödendiği beyan edilen bedellerin haksız fiilin gerçekleştiği iddia edilen tarihten itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemli dava olduğu anlaşılmaktadır. Müsbet zarar, ifa sebebiyle kazanılacak yararların kaybedilmesinden doğan bir zarardır. TBK.md.125 f.11 bunu "borcun ifa edilmemesinden doğan zarar" şeklinde ifade etmiştir. Alacaklının müsbet zarar talep edebildiği hallerde, sözleşme gereği gibi ifa edilmiş olsaydı doğmayacak olan zararlarını istemiş olur.Buna göre, borçlunun borcunu sözleşmeye uygun olarak ifa etmiş olsaydı, alacaklının uğramayacağı tüm zararlar müsbet zarar kalemlerini oluşturur. Buraya, özellikle alacaklının aynı malı ya da hizmeti borçlu yerine bir başkasından temin etmesi nedeniyle doğan fiyat farkı ile alacaklının uğradığı kazanç kaybı girer. Borçlu borcunu zamanında ifa etmiş olsaydı, alacaklının uğramayacağı yoksun kaldığı kazançlar, müsbet zararın en önemli kısmını oluşturur. Müsbet zararın kanıtlanamadığı hallerde, menfi zarar alacaklının asgari zararı olarak her zaman talep edilebilir. Müsbet zararın tazmini talebi her zaman para ile tazmindir. Borçludan müsbet zarar yerine aynen ifa talep edilemez. Böyle bir talep alacaklının ilk seçimi olan "gecikmiş ifa ve gecikme tazminatında" mevcuttur. Menfi zarar, sözleşmenin geçerliliğine olan güvenin boşa çıkmasından doğan zarardır. Alacaklı müsbet zararının tazmin edilmesini talep ettiğinde, borçluya kendi edimini yerine getirmek zorundadır. Alacaklı bu edimini yerine getirmişse, müsbet zararının tazmin edilmesini talep ettiğinde, bunun kendisine iadesini talep edemeyecektir. Örneğin: Satış sözleşmesinde alıcı satış bedelini ödemiş, satıcının sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle malım teslim edilmesi isteminden vazgeçip, onun yerine müsbet zararının tazmin edilmesini talep etmişse, kendi ödediği satış bedelinin iadesini talep edemeyecektir ------ Ancak alıcı henüz satış bedelini ödememişse, müsbet zarar alacağı ile satış bedeli borcunu takas ederek, bakiye zararının tazmin edilmesini talep edebilmelidir.Dava konu olayda davacı tarafından davalıya karşı davalının sosyal medyada yaptığı paylaşım nedeniyle sözleşmenin haklı feshedilmesinden kaynaklanan zararların tazmini istemiyle açılmıştır. Davacı, projenin gerçekleştirileceği inancıyla yapılan yatırım ve masrafların (toplam 3.138.000,00 TL KDV dahil) tazminini talep etmektedir. Davanın hukuki dayanağı, başlangıçta haksız fiil iddiasına dayanmakla birlikte, davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesi ile öncelikle haksız fiil, aksi kanaat oluşması halinde ise sözleşmeye aykırılık hukuki sebebine dayalı olarak terditli talep edilmiştir. Davacı şirket, -------imzaladığını belirtmiştir. Bu proje, sağlıklı yaşamı teşvik etmek ve bisiklet kullanımını özendirmek amacıyla yürütüldüğü beyan edilmektedir. Davacı tarafından davalının, ----- tarihinde, ------- oynanacağı güne denk gelen bir zamanda, -------- hesabından eşinin bir gönderisini alıntılayarak sinkaflı küfür içerikli ve belirli bir topluluğu ırkçı şekilde rencide eden bir paylaşım gerçekleştirdiğini beyan etmektedir.Bu paylaşımın, Oyuncu Sözleşmesi'nin 4.6. maddesinde yer alan ve ----------de dahil olmak üzere------- imajına ve marka itibarına zarar verebilecek davranışlardan kaçınma yükümlülüğüne aykırı olduğu iddia edilmiştir. Davacı, bu eylemin, sosyal sorumluluk projesinin amacını sabote ettiğini ve şirket nezdinde muhtemel kurumsal ve markasal itibar kaybı riski yarattığını, bu nedenle sözleşmeyi haklı nedenle feshetmek zorunda kaldığını ileri sürmüştür.Davalı, reklam çekimlerini (23-25.12.2023) ve ses kayıtlarını tamamlayarak sözleşme yükümlülüklerini yerine getirdiğini davacının ödemeyi kendisine değil, müvekkilin yöneticisi olduğu -------- yaptığını, dolayısıyla davada taraf sıfatının olmadığını iddia etmiştir. İddia edilen -------------davalı tarafından atıldığını kabul etmemekle birlikte, ifadenin ırkçılık veya aşağılama anlamı taşımadığını, en fazla sövme suçu teşkil edebileceğini savunmuştur. Bu tepkinin, milli değerlere ---------- tarafından yapılan hakaretlere karşı gösterilen bir tepki olduğunu, ırka değil, yapılan saygısızlığa yönelik olduğunu ileri sürmüştür.Sözleşmenin feshi için gerekli olan noter aracılığıyla yazılı bildirim ve 3 günlük ihlalin giderilmesi süresi tanınması şartının davacı tarafından yerine getirilmediğini, bu nedenle feshin haksız olduğunu belirtmiştir.Davacının sözleşmeyi haksız ve kötü niyetli feshettiğini, davalının firmaya kasten zarar verme eylemi bulunmadığını ifade etmiştir. Davalı davacının tüm tazminat talebini reddetmekle birlikte, kabul edilmesi durumunda dahi sorumluluğun sözleşmede belirlenen üst sınır olan sözleşme bedeliyle (1.026.000,00 TL) sınırlı olması gerektiğini savunmuştur. Ayrıca talep edilen miktarların (3.138.000,00 TL) ve faizin fahiş olduğunu, indirim yapılması gerektiğini belirtmiştir.Somut olayda davalının paylaşımının, sözleşmenin 4/6. maddesine ve sadakat/özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiği ve davacı tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği anlaşılmaktadır. Davalının eyleminden sonra reklam yayınlansa idi davalının eyleminin davacı ---------marka değerinin azalmasına, hatta toplumun belirli bir kısmı tarafından dışlanmasına yol açabileceği aşikardır. Sözleşmede ihlalin giderilmesi için bildirim yükümlülüğü olmasına rağmen, atılan ----------- anında dolaşıma girmiş olması nedeniyle, davacı şirketin noter yoluyla bildirimde bulunarak üç iş günü süre vermesinin pratikte bir anlamı olmayacağı açıktır.Şirketin, oyuncu sözleşmesine güvenerek akdettiği diğer bağlı sözleşmeler (prodüksiyon, ajans, dernek ödemeleri) gereği yapılan bedel ödemelerinin de feshin yarattığı olumsuz zarar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve şirketin prodüksiyon öncesi ve sonrası tüm zararının TBK 125 kapsamında davacıya ödenmesi gerekmektedir. Mahkememizce taraflar arasında geçerli bir sözleşme mevcut olduğundan, davalının eyleminin (sosyal medya paylaşımı) esasen sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılmıştır. Sözleşmeyi haklı olarak fesheden tarafın, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini isteyebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda uğranılan zararın türü olumsuz (menfi) zarar olarak tanımlanmıştır. Olumsuz zarar, sözleşme yapılmasaydı ortaya çıkmayacak olan bedel ödemelerini -------- kapsamaktadır. Davacı ticari faiz talep etmiş ise de sözleşmede ticari faiz talebi belirtilmediğinden yasal faiz hükmedilmiş olup faizin türü bakımından yapılan red sebebiyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Davalı husumet itirazında bulunmuş ise de bahsi geçen şirketin davalı adına hareket ettiği sözleşmede menajer olarak geçtiği anlaşılmakla davalının husumete ilişkin itirazlarının reddine gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının Davasının KISMEN KABULÜ ile ; 3.138.000,00 TL asıl alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, asıl alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine
2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 214.356,78 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 53.589,20 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye kalan 160.767,58 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 53.589,20 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı, 45.000,00 TL bilirkişi masrafı, 712,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere bakiye toplam 99.728,80 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 395.040,00 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 3.600,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 15/10/2025