T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/184 Esas
KARAR NO : 2025/676
DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 15/03/2022
KARAR TARİHİ : 01/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: davacılar ile davalı ----------, ... ve ... dava dışı ---------- Şti. Ortakları olduğunu, ... ve ... aynı zamanda -------- ortak ve yetkilisi olduğunu, Bu kişiler --------- imza yetkilisi ve vekili olarak temsilen -----------; -------- Şti. ortak olduklarını, Davacılar ile dava dışı ... ve ...'ın yetkili oldukları --------- şirketi arasında 02.02.2018 tarihli bir ortaklık sözleşmesi imzalandığını, İşbu sözleşmeye göre --------- İlçesi --------- Mahallesi --------- Parselde bulunan inşaat ile ilgili anlaşmaya vardıklarını, Bu ortaklık sonuç davalı şirket olan ---------- isimli şirket kurulduğunu, Davalı şirket inşaat faaliyetleri yürütmek amacıyla kurulmuş olup adet bina inşa edildiğini, İşbu inşaatın giderleri davacılar tarafından karşılandığını, İnşaata Sermaye katkıları olduğunu, Bu katkılar neticesinde; İnşaatın tamamlanması sonrası, biri dubleks iki daire müvekkillerden ... adına, dükkanın 96 18,79 hissesi ise davacılardan ---------- verilmesini kararlaştırıldığını, Davacılardan ... adına tescil edilmesi gereken taşınmaz bilgileri; ---------- İli ---------- İlçesi --------- Ada ---------- Parsel Bağımsız Bölüm -------- numaralı daire ile; -------- İli ---------- İlçesi --------- Ada --------- Parsel Bağımsız Bölüm ----------- numaralı daire olduğunu, davacılardan --------- hisse devri yapılması gereken dükkan bilgileri ise;-------- İli --------- İLçesi --------- Mah. --------- Parsel Bağımsız Bölüm ------- ve --------- de bulunan dükkanlar olduğunu, Davalılar tarafından birlikte hareket edilerek dava dışı -------- Şti. zararlandırıcı eylem ve işlemlerle şirkete ait gayrimenkulleri satış göstererek dava dışı Dav at ---------, ----------, ----------, -----------, --------- ----------- Soruşturma Dosyası ile soruşturma devam ettiğini, Davalı şirket yetkilileri Arsa Sahibine karşı da dolandırıcılık fiilini işlemişler ve onu zarara uğrattıklarını, Savcılık dosyası her iki dosya içinde birleşerek tek dosya olarak soruşturma devam edildiğini, Davacılar kendilerinin yükümlülüğünde olan sermaye borçlarını ödedikleri gibi diğer ortaklardan --------- yetkilileri --------- ve ... tarafından birlikte hareket edilerek kendi paylarına düşen Sermaye borçlarını da davacılara ödetildiğini, davalı şirket --------- İli --------- İlçesi --------- Mahallesi --------- Parselde bulunan inşaata başladığından itibaren inşaatın devam ettiği süreçte tamamlanmasına kadar davacılardan para aldıklarını, Bu paralar davacıların sermaye borcu dışında inşaatın tamamlanması için vermiş olduğu paralar olması sebebi ile davacılar davalı şirketten alacak haline geldiğini, Bu dönemde şirket aktifleri de davacılardan alınan paralarla arttığını, Davalı şirketin davacılardan almış oldukları paralar neticesinde şirket aktifleri ve karı arttığını, Bu süreçte davalı şirket daire niteliğindeki taşınmazlar satın aldığını, Almış olduğu daireler nedeniyle de karı devamlı olarak arttığını, Dolayısıyla davacılar ayrıca bu şirket karının artmasından ötürü şirket karından pay ve haklarını alamadıklarını, Bu sebeple --------- Asliye Ticaret Mahkemelerinde şirket karından payını ve alacaklarının tahsili amacıyla dava açma hakkımız saklı olduğunu, Davalılar aldatma kastı ile birlikte hareket ederek şirketi zararlandırıcı eylemleri sebebi ile doğal zararların tazminini ve davacıların ortakları olduğu International ---------- Şti Tahsilini, ----------- Şti. Üzerinde kayıtlı bulunan taşınmazları mülkiyetinden çıkarılan taşınmazların iadesi ile mümkün değilse bedelin tahsi --------- Şti. Aktifinde bulunan para ve ekonomik değerlerin İnternational ---------- Şti. Tazminen ödenmesi talep ve dava etmiştir. Davalı Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle; Davacı tarafça ----------Ş ve imzaya ve temsile "yetkilisi" olarak ... da taraf gösterilerek huzurda görülen dava ikame edildiğini, Davada tüzel kişiler yetkili organları tarafından temsil edilmesi gerektiğini, Bu organ, anonim şirketlerde yönetim kurulu olduğunu, Anonim şirketler, yönetim kurulu tarafından yönetildiği ve temsil olunduğunu, Yönetim kurulu esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabileceğini, Davacı taraf her ne kadar ...”ın -------Ş.'nin imzaya yetkili temsilci oldukları söylenmişse de bu husus gerçeği yansıtmadığını, ...; Davalı şirket ---------Ş.'yi münferiden temsile yetkili olmadığını, Taraflar arasında ortaklık sözleşmesi imzalandığı tarihte de davalı şirketi Münferiden temsile yetkili kişi ... olduğunu, Adi kağıda yazılı ortaklık sözleşmesinde de bunun açık olduğunu, Bu husustan dolayı davanın husumetten reddi gerektiğini, Davacı taraflar ile dava dışı şirket ortağı olan ---------- tarafından ortaklık ilişkisine dayalı edimler yerine getirilmediğinden davaya konu olayda asıl zarara uğrayan taraf davalı şirket ----------Ş. olduğunu, Davalı firma tarafından yapılan talep üzerine davacılar tarafından” Önce işe başlanılması, masrafların davalı tarafından yapılması akabinde kısmi ödemeler yapılacağı” söylenildiğini, İnşaat maliyeti ile kıyaslandığında yapılan ödemlerin inşaat maliyetine göre çok cüzi olduğu, davacının iddiasının soyut bir iddiadan öteye gitmediği ortaya çıkacağını, Davacıların kendi yükümlülüklerindeki sermaye borçlarını ödedikleri gibi diğer ortakların paylarına düşen sermaye borçlarını da karşıladıkları iddiasının gerçek olmadığını, Davaya konu daireleri satış göstermek suretiyle, ortaklığa konu firmanın mal varlığını azalttığı, muvazaalı işlemler yapıldığı iddia edilmişse de bu husus gerçeği yansıtmadığını, Taraflarca yapılan görüşme sonrasında davaya konu dairelerin satış işlemlerine başlanıldığı ve tüm satışlar satış tarihindeki rayiç bedellere göre yapıldığını, davacılar ile dava dışı ortak tarafından kendi üzerilerine düşen edimler, yükümlülükler yerine getirilmediğinden dolayı ve bu hususun davacılar ve dava dışı ortak tarafından da kabul edilmesinden dolayı, ilk başta anlaşılan paylaşımdan vazgeçildiğini, davacılar tarafından yapılan eksik ödemelerin karşılığı olarak sadece bir adet dubleks dairenin kendi üzerilerine devri hususu kabul edildiğini, İkinci paylaşıma bu zamana kadar herhangi bir itiraz veya hak iddiası olmadığını, Bu sebeple paylaşımın davacılar tarafından da kabul edildiğini, Davaya konu binanın yapı maliyetleri, davacılar tarafından ödendiği edilen bedellerin tespiti ile ödenen bedellerle inşaat maliyetinin karşılaştırılmasını talep etme lüzumu hasıl olduğunu bildirmişlerdir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Uyuşmazlığın davaya konu taşınmazların davalılar tarafından muvazaalı bir şekilde üçüncü kişilere devredilip devredilmediği ve taşınmaz bedelinin davalılardan alınarak davacılara verilip verilemeyeceği hususlarında olduğu anlaşılmaktadır. Davacı taraf, davanın öncelikli olarak Türk Ticaret Kanunu (TTK) kapsamında açılmış bir sorumluluk davası olmadığını, taleplerinin Ortaklık Sözleşmesi'ne aykırılıktan kaynaklandığını savunmaktadır.Davacılar, diğer ortaklar davalıları --------- aktifinde bulunan taşınmazların muvazaalı devirlerle şirketten çıkarılması suretiyle kendilerini zarara uğrattıklarını iddia etmektedir.TTK 553.maddesinde düzenlenen Kurucuların, Yönetim Kurulu Üyelerinin, Yöneticilerin ve Tasfiye Memurlarının sorumluluğuna gidilebileceği hükme bağlanmış olup, TTK 555.maddesinde de şirketin uğradığı zararın tazmini için kimlerin dava açabilecekleri; " (1)-Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler." şeklinde düzenlenmiştir. Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarının söz konusu olabilmesi için görevlerini yaparken kanun ve anasözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etmiş olmaları gerekir. Ayrıca şirketin ihmali ya da sorumluların şirkete hakim olmaları nedeniyle dava açılmaması ihtimaline karşı pay sahiplerine de dava açma yetkisi verilmiştir. TTK 555.maddenin birinci fıkrasında şirketin uğradığı zarardan söz edilmesine göre bu zarar şirket yönünden doğrudan doğruya bir zarardır. Söz konusu zarar, pay sahipleri yönünden dolaylı bir zarardır. Şirketin doğrudan doğruya uğradığı bu zarar için şirketçe bir dava açılmamışsa, bu zarar pay sahipleri yönünden dolaylı zarar olduğundan pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesi istemiyle dava açabilirler. Bu husus maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde açıkça düzenlenmiştir.
Somut olayda uyuşmazlığın hukuki niteliğinin, davalılar tarafından ortağı bulundukları şirketin muvazaalı satışlar yapmak suretiyle zarara uğratıldığı gerekçesiyle açılan "şirketin zararına" yönelik bir tazminat davası olduğu anlaşılmıştır. TTK m. 555/I hükmü, şirketin uğradığı yansıma zararın tazmini için şirket ve her bir pay sahibinin dava açabileceğini düzenlese de, pay sahipleri bu tazminatın ancak şirkete verilmesini talep edebilirler. Ortaklar için oluşan zarar bu durumda dolaylı zarar olarak kabul edilmektedir.Yargıtay'ın istikrar kazanmış kararları, pay sahiplerinin, şirketin uğradığı zarar gerekçesiyle açtıkları davada, tazminatın bizzat kendilerine ödenmesini talep etmeleri halinde, davanın dinlenemeyeceği veya dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği yönündedir. Davacının bu talebinin toplanan deliller kapsamında davacıların tazminatın bizzat kendilerine ödenmesini talep etmeleri sebebiyle davacının usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Davanın REDDİNE
2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 615,40 TL'nin başlangıçta alınan 5.980,47 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 5.365,07 TL'nin karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde talep halinde davacılara iadesine,
3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu masrafların üzerinde bırakılmasına,
4-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu masraf bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,
6-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 1.600,00 TL'nin davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 01/10/2025