T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/133 Esas
KARAR NO:2025/454
DAVA: Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi)
DAVA TARİHİ: 23/02/2023
KARAR TARİHİ: 11/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesini özetle; Davacı müvekkil yukarıda yazılı adreste hizmet veren bir otel işletmesi olup ---- tesisat numarasına ve ----tüketici numarasına sahip elektrik dağıtım hizmeti kullanıcısı olduğunu,-------- müvekkil şirketin yetkilisine, "elektrik kullanımda tasarruf ettirmek üzere sayaca bir çeşit müdahalede bulunabileceğini" söyleyen bir şahıs tarafından sayaca müdahale edildiğini, işbu olaydan çok kısa bir süre sonra, davalı kurumun yetkilileri otel işletmesine gelerek elektrik sayacında inceleme yaptığını --- tarihinde sayaç kurum yetkililerince değiştirildiğini, akabinde ----- numaralı tesisatta kaçak kullanım tespit edildiğini ve---- nolu kaçak tutanağı düzenlendiğini, ---tarihinde ise işletmenin elektriğinin kesildiğini, ----nolu kaçak tutanağında kaçak enerji tüketim bedelinin --- olarak hesaplandığını, müvekkile -----tarihli fatura gönderildiğini, davacı müvekkilin, ----- nolu işbu faturaya itiraz ettiğini ve kendisine şifahen itirazının reddedildiğinin bildirildiğini, elektriğin kesilmesi ile işletme sekteye uğradığından kuruma başvurularak işbu faturanın taksitlendirildiğini ve peşinat olarak ------- tarihinde davacı müvekkilce mecburen ödendiğini, işbu ödeme sonrası işletmenin elektrik kullanımı yeniden sağlandığını, dava konusu fatura bedelinin, yukarıda detaylıca anlatılan sayaca müdahale işlemi sonrasındaki kullanım süresi ve miktarı göz önüne alındığında yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacağı üzere, fahiş miktarda olup işbu faturaya itiraz etme zorunluluğu doğduğunu, taraflarınca menfi tespit ve istirdada konu miktarın tam olarak belirlenmesi mümkün olmadığını, işbu bedel yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda tespit edilecek ve dava değerinin buna göre taraflarınca artırılacağını, dava konusu elektrik tesisatının, davacı müvekkil şirkete ait bir otel işletmesinin olduğunu, bu nedenle, herhangi bir elektrik kesintisi halinde davacı müvekkilin işletmeyi sürdürmesi olanak dışı olup herhangi bir faturayı ödeme gücü de kalmayacağını, kanaatimizce işbu davada haklı çıkacak olan müvekkilin taksitleri ödeyememesi halinde elektriğinin kesilmesi çok daha büyük zararlara yol açacağını, bu nedenlerle HMK 389 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati tedbire karar verilmesini, bu nedenle, öncelikle teminatsız olarak yahut uygun görülecek bir teminat karşılığında, dava konusu haksız olan kaçak elektrik bedeline dayalı olarak yapılacak elektrik kesme işleminin dava sonuna kadar durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesini özetle; Müvekkili davalı şirket tarafından gerçekleştirilen incelemede, davacının "sayaca müdahale ederek, sayacın yanlış ölçüm yapmasını sağlamak" suretiyle kaçak elektrik enerjisi tüketmiş olduğu tespit edildiğinden; davacı adına kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağı tanzim edildiğini ve işbu tutanak doğrultusunda mevzuat esas alınarak faturalandırma işlemi gerçekleştirildiğini, "Sayaca müdahale" edildiğinin tespiti sürecinde; saha ekiplerince yapılan kontrollerde çeşitli varyasyonlarla karşıladığını, bunlar fiziki bir müdahale tespiti, sayaç yan kısmından veya alt klemens kısmından direnç konulması olabileceği gibi; akım ölçüm değerlerinde bir dengesizlik, bağlantı kabloların olması gereken düzenden farklı bir bağlantı biçiminde olması ve işbu bağlantı biçiminin ölçüme etkisinin olması gibi durumlar da sayaca müdahale edildiğinin göstergesi olduğunu, fiziki olarak bir tespit sağlanamadığını, sayaç ekran görüntüsünün olmadığını; sayaçta yanık olması, sayacın endeks kaydetmesi, gelen akıma göre az tüketim kaydetmesi gibi durumların tespitinde sayacın sökülerek bir müdahale veya sayaç arızası olarak mı tespitinin yapılması için laboratuvara gönderilerek incelenmesi sağlandığını, eldeki dava yönünden; müvekkil şirketin mahalde yaptığı saha araştırması neticesinde; sayaca müdahale edildiği yönünde şüphe oluştuğunu ve durumun tespiti için sayaç muayeneye gönderildiğini, laboratuvarda gerçekleştirilen muayene sonucunda davacının kaçak elektrik kullanmış olduğunun net şekilde tespit edildiğini, sayaca müdahale ederek elektrik enerjisi kullanımı ceza hukuku anlamında "suç" teşkil eden bir eylemdir. Niteliği itibariyle işbu fiil "karşılıksız yararlanma suçu" kapsamında olduğunu, -------- barkod numaralı kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağını incelendiğinde bu sebeple tutanak tanzim edildiği açıkça görüldüğünü, davalı/ borçlu, müvekkilinin Elektrik Piyasası Tüketici Hizmet Yönetmeliği kapsamında 42.madde de belirtilen, kaçak/usulsüz elektrik kullanımı sebebiyle faturalandırılan yine Elektrik Piyasası Tüketici Hizmet Yönetmeliğinin 46. maddesine göre hesaplanan kaçak/ usulsüz elektrik kullanım bedeline itiraz ettiğini, davalı/borçlu hakkında başlatılan icra takibinin tespiti Elektrik Tüketici Hizmet Yönetmeliği hükümlerine göre yapıldığını ve kaçak/usulsüz kullanım bedeli yine bu yönetmeliğe göre belirlendiğini, tahakkuk hesaplaması; laboratuvar sonucu sayaca müdahale tespit edilmesi üzerine, tesisat kurulu gücü esas alındığını ve kullanım yerinin otel olması sebebiyle çalışma saati ------- tarih aralığına ilgili dönem tüketimleri tenzil edilerek yapıldığını, müvekkil şirket kaçak elektrik tüketimi tespit yetkisini ------kaynaklı olarak kullandığını, müvekkil şirket yönetmelikten almış olduğu yetkiyi saha personeli aracılığıyla faaliyete döktüğünü ve kaçak elektrik kullanımı tespit edilen mahalle ilgili yönetmelikte belirtilen usul takip edilerek kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağı tanzim ettiğini, dolayısıyla "kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağı" aksi ispat edilmediği sürece kesin delil niteliğini haiz olduğunu, davaya konu kaçak tutanağını tanzim eden personel dosya kapsamında tanık olarak dinletilecek olup; kaçak kullanım tespitini nasıl gerçekleştirdikleri, kaçak kullanım sorumlusunu ve ödeme yükümlüsünü hangi esaslara göre belirledikleri hususları hakkında beyanda bulunacaklarını, davacı, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği' nin 42. Maddesi kapsamında "kaçak elektrik kullandığından" müvekkilim davalı şirketçe tespit edilen bu durum karşısında, kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan fatura keşide edildiğini, müvekkilinin davalı şirket tarafından gerçekleştirilen iş ve işlemler mevzuata uygun olduğundan, davanın reddi gerektiğini talep ve beyan etmiştir. Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesini özetle; Davalı taraf cevap dilekçesinde her ne kadar yapılan işlemlerin, hesaplanmaların usule ve mevzuata uygun olduğundan bahsetmişse de bu durumun taraflarınca kabul edilmediğini, kaçak tüketim hesaplaması ve faturalandırmasının usule uygun olup olmadığı en nihayetinde uzman bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, sayaca müdahale edildiğine itirazları olmamakla birlikte sayaca müdahale işlemi sonrasındaki kullanım süresi ve miktarı göz önüne alındığında fahiş miktarda fatura kesildiğini, davalının cevap dilekçesindeki hususları kabul etmediklerini, itiraz ettiklerini, davanın kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesini özetle; Davacı tarafından dosyaya sunulan cevaba cevap dilekçesi taraflarınca tebliğ edilmiş olduğunu, davacı tarafından dilekçeye eklenen yargıtay kararından daha güncel tarihli olan yargıtay kararı doğrultusunda; menfi tespit davasının kısmi dava olarak açılamayacağı değerlendirilmediğini, ayrıca dava konusu bedelin "belirsiz" olduğu iddia ediliyorsa işbu davanın belirsiz dava olarak açılması gerektiğini, dava dilekçesinin sonuç kısmında açıkça "belirsiz dava" olduğu belirtilmeyen davaların ancak kısmi dava olarak kabul edilebileceğini, belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmesi gerektiğini, kısmi davada davanın değerinin ya da miktarının davacı tarafından açıkça belirlenebileceği mümkün olmasına rağmen belirsiz alacak ve tespit davasında davacı bu olanaktan yoksun olduğunu, belirsiz alacak davalarında, dava değerinin ve miktarının netleşmesi, yasaya uygun şekilde yapılması gereken bir bilirkişi raporu ile (yani faiz hesabı yada temerrüt tarihinin saptanması gibi nedene dayalı rapor olmaması kaydı ile ) ve davalının ya da üçüncü kişilerin vereceği bilgi ile belirlenmesi gerektiğini, davacı tarafın dava konusu talebin belirsiz olduğunu iddia etmesine rağmen davayı "belirsiz dava" olarak ikame etmediğini, bu haliyle davanın usulden reddi gerektiğini, bu halde davacının dava değerini açıklayarak, harcını tamamlaması gerektiğini, cevap dilekçesinde ayrıntılı açıklandığı üzere; davacı, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği' nin 42. Maddesi kapsamında "kaçak elektrik kullandığından" müvekkilim davalı şirketçe tespit edilen bu durum karşısında, kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan fatura keşide edildiğini, müvekkilinin davalı şirket tarafından gerçekleştirilen iş ve işlemlerin mevzuata uygun olduğundan, davanın reddi gerektiğini, davacının 30 Mayıs 2018 Tarihli, 30436 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren; Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği' nin 42. Maddesinin ( c ) bendi uyarınca kaçak elektrik tüketimi yaptığının kabulünü, kaçak elektrik tüketimi tespiti sonrasında gerçekleştirilen faturalandırma işlemlerinin de mevzuata uygun olduğunun; davacının ilgili mevzuat doğrultusunda hesaplanan kaçak bedelinden sorumlu olduğunun kabulünü, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesini özetle; Bilirkişi raporua karşı beyan ve itirazları doğrultusunda ek rapor düzenlenmek üzere dosyanın bilirkişi heyetine tevdini, mahkemeniz aksi kanaatte ise talep artırım dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesini özetle; Bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere, davacının ---- yayımlanarak yürürlüğe giren; Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği' nin 42. Maddesinin (c) bendi uyarınca kaçak elektrik tükettiğinin , müvekkil davalı şirket tarafından gerçekleştirilen Kaçak elektrik tüketim hesaplamasının mevzuata uygun olduğunun kabulünü, davanın reddini, bilirkişi kök ve ek raporlarına yapmış oldukları itirazlar doğrultusunda, kaçak elektrik tüketim bedeli hesaplamasının Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği 45/5 maddesi ve ilgili mahallin turistik bir iş yeri olması ve davacının dava dilekçesinde ilgili mahalde hizmet veren bir otel işletmesi olduğunu ikrar ettiğinden, müvekkil davalı şirket personeli tarafından ilgili mahalde 21 saat kaçak elektrik kullandığı tespit edildiğinden, dolayısıyla 21 saat üzerinden hesaplama yapılması gerektiği dikkate alınarak, kaçak elektrik tüketim bedeli hesaplamasının günlük 21 saatlik çalışma saati üzerinden yapılmasını, aksi kabul halinde, bilirkişi raporundaki hesaplamanın kaçak elektrik tüketilen adresteki çalışma saati bakımından mevzuata aykırı olması dolayısıyla bilirkişi kök ve ek raporlarına yapmış oldukları itirazları karşılanmaksızın, birbirlerini tekrarlar mahiyette raporlar hazırlandığından yeni bir bilirkişiden ek rapor alınmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Dava, kaçak kullanım sebebiyle tahakkuk ettirilen fatura ve tespit tutanağına ilişkin menfi tespit istemine, istirdat istemlerine ilişkindir. Türk Medeni Kanununun 6. maddesine göre, Kanunda aksine hüküm yoksa herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. HMK’nın 190. maddesine göre de, İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. İspatın hangi delillerle yapılacağı HMK’da ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. HMK’ya göre, ikibinbeşyüzlirayı aşan hukuki işlemlerin senetle ispatı zorunludur. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle, kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir --------- Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder ---------Bu durumda İİK’nın 72/6 maddesi gereğince bedele dönüşen isteminin temeli menfi tespit davasıdır. Menfi tespit davası devam ederken, icra takibi konusu borcun bir kısmı ödenirse, menfi tespit davası ödenen borç kesimi için (kısmi) istirdata dönüşür. Ödenmeyen borç kesimi için ise menfi tespit davası olarak kalmakta devam eder. Yani bu halde menfi tespit davasına kısmi tespit davası ve kısmi istirdat davası olarak devam edilir. Davacı borçlu, davalı alacaklının temerrüt faizi ve icra takibinde ödemiş olduğu icra harç ve giderlerini (m.138/2,3) ödemeye de mahkum edilmesini istemiş ise, davanın borçlu lehine hükme bağlanması halinde, mahkemece davalı alacaklıyı, borçlunun icra takibinde ödemiş olduğu paradan başka (ödeme tarihinden itibaren) temerrüt faizi ve icra harç ve giderlerini de (davacı borçluya) ödemeye mahkum eder. -------Somut olayda Davacının kaçak kullanımı sabit olmakla, laboratuvar raporu ve tespit raporuyla sabit olduğu üzere, 42. madde uyarınca sayaçta tahrifat yaparak izinsiz elektrik tüketiminde bulunduğu anlaşılmaktadır. 44. madde gereğince tespit raporunda vardiya verilerinin bulunmaması ve tespit sonrası tüketimle uyumlu olması nedeniyle günlük 8 saatlik çalışma varsayımı haklı olduğu, alınan üç rapordan ikisinin bu hususu desteklediği anlaşılmakla davacının menfi tespit ve istirdat taleplerinin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurma yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının MENFİ TESPİT davasının KABULÜ ile; Davacının davaya konu -------- nolu kaçak tutanağında kaçak enerji tüketim bedelindeki 2.215.257,63-TL'lik kısmından davacının borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacının İSTİRDAT davasının KABULÜ ile; 100.000 TL'nin ------- tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 158.155,25 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 10.246,50 TL peşin harcı ve 29.292,31 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye kalan 118.616,44 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 10.246,50 TL peşin harç, 179,00 TL başvuru harcı, 33.000,00 TL bilirkişi masrafı, 477,75 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere bakiye toplam 43.904,15 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 314.678,34 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.11/06/2025