T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/467 Esas
KARAR NO: 2025/431
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/02/2021
KARAR TARİHİ: 29/05/2025
DAVA:Davacı vekili mahkememize sunduğu 26/02/2021 tevzi tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket aleyhine ----- esas sayılı dosyası ile --- ödeme tarihli ---- bedelli bonoya istinaden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığını, bononun --- keşide tarihli olduğunu, davacı ------- tarihinde hayatını kaybettiğini, bu hali ile keşide tarihinde organsız olan şirket için bono düzenlenmesi mümkün olmadığını, davacı şirkete yönetim organsız kalması nedeni ile----- tarihli ilamı gereği------- yönetim kayyımı olarak atandığını, kayyımın atanma tarihine kadar şirketin herhangi bir yetkilisi olmadığını, yetkilinin ölüm tarihi olan -----ile kayyum atama tarihi olan ------ arasında şirketin herhangi bir yetkilisi bulunmadığını, davaya konu bonoyu keşide etmesi veya borçlanması mümkün olmadığını, davacı şirketin, bononun ön yüzünde bulunduğunu, basiretli bir tacir gibi davranması gereken davalı şirketin, bononun imzası sırasında şirket adına atılan imzanın kimin tarafından atıldığını, bononun borçlusu şirketin yetkilisinin kim olduğunu, bono tanzim etmeye yetkili şirket yetkilisi bulunup bulunmadığını kontrol ile yükümlü olduğunu, bu yükümlülüklerini ihlal eden ve basiretli bir tacir gibi davranması gereken davalı şirket tazminat ile doğrudan sorumlu olduğunu, ------ bedelli bono nedeniyle davacı şirketin herhangi bir borcunun olmadığının tespitine, kontrol yükümlülüklerini ihlal eden , basiretli bir tacir gibi davranması gereken ve kötüniyetle hareket ederek açıkça müvekkiline zarar veren davalının %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili ---- tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkil lehine -----bedelli bono keşide edildiğini, işbu bononun vade tarihinde ödenmemesi üzerine taraflarınca davacı aleyhine--------- Esas sayılı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, davaya konu icra takibinden gönderilen ödeme emrinin davacıya -------- tarihinde tebliğ edildiğini, davacı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacı şirkete ait iki petrol ve lpg istasyonuna ilişkin davacı şirketle müvekkili şirket arasında sözleşmelerin akdedilerek ticari ilişki başladığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme doğrultusunda müvekkili tarafından davacıya mal satılarak faturalar kesildiğini, davacı tarafından mallar teslim alınarak faturaların hiçbirine itiraz edilmediğini, ancak davacı şirket tarafından alınan malların bedellerinin ödenemediğini, akabinde davacı tarafından müvekkiline olan borçları nedeniyle davaya konu kambiyo senedi teslim edildiğini, işbu kambiyo senedinin davacı şirket tarafından düzenlendiğini, senette yer alan düzenlenme tarihinde değil, daha sonra müvekkiline olan borçlarının ödenmesi için müvekkili şirkete teslim edildiğini, davacı şirket tarafından müvekkili şirketten hala mal aldığını ve karşılığı ödemeleri yapıldığını, davacı şirket tarafından her ne kadar ----- ölmesi nedeniyle şirketin organsız kalmasından dolayı müvekkili şirkete borçlanmasının mümkün olmadığı iddia etmişse de iddialarının kötü niyetli ve gerçeğe aykırı olduğunu, ------ sayılı dosyasıyla ilamsız takibe geçildiğini, 07.11.2020 tarihinde ödeme emri borçlu şirkete tebliğ olunduğunu, davacı şirketin söz konusu takibe yasal süresi içerisinde itiraz etmeyerek icra takibinin kesinleştiğini, işbu icra takibi hakkında da herhangi bir dava açılmadığını, taraflar arasında ticari ilişkinin olmadığı, davacı şirketin organsız kaldığı iddia edildiğini, taraflar arasında ticari ilişkinin olduğu,nu davacı şirketin yetkilisinin vefat etmesine rağmen şirketin ticari faaliyetlerine devam ettiği her türlü izahtan vareste olduğunu, bütün bu hususların yanı sıra davacı vekilinin gerek arabuluculuk sürecinde gerekse dava sürecinde sunduğu ----- Yevmiye No'lu vekaletnamesi incelendiği takdirde söz konusu vekaletnamenin -------- tarafından verildiğinin görüleceğini, dolayısıyla davacı tarafın vekaletnamenin hukuken bir geçerliliğinin bulunmadığını, davacı şirketinin yetkilisinin ölümüyle davacı vekilinin vekil olarak görevinin sona erdiğini, bu hususun dava şartı arabulucuk tutanağına da geçirildiğini, davacı şirket vekili yine aynı vekaletnameyle arabuluculuk sürecine katıldığını, bu nedenle dava şartı yerine getirilmemiş davanın öncelikle usulden reddinin gerektiğini beyan etmiş, tüm bu nedenlerle; davacının haksız ve hukuki mesnetten yoksun davasının reddine, davayı kabul manasına gelmemekle birlikte; davacıların kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine, davacının kötü niyetli olduğu yukarıdaki açıklamalarımız çerçevesinde ortada olduğundan dava değerinin %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
-------- Esas sayılı dosya aslı,
------- Esas sayılı dosya aslı,
------- İflas sayılı müzekkere cevabı,
-Davacı -----ait nüfus kayıt örneği uyap sureti,
------- tarihli müzekkere cevabı ile ------ Esas sayılı dosya gerekçeli karar ve kesinleşme şerhi sureti,
----- tarihli müzekkere cevabı,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, İİK. 72/3. maddesine istinaden icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı --- tek ortaklı olarak --- tarafından kurulduğu, ---- tarihinde vefat ettiği hususunda ihtilaf bulunmadığı, davacı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan -----tarihli ölümü ile şirketin organsız kalıp kalmadığı, davaya ve takibe konu bono senedin davacı şirket adına keşideci olarak davalı şirket lehine düzenlenip düzenlenmediği, davacı şirketin tek ortağı ve imza yetkisi olan müteveffa ----- davaya ve takibe dayanak bono senedi düzenleyerek davalı şirkete verip vermediği, bono senetteki imzanın şirket adına müteveffa tarafından imzalanıp imzalanmadığı, davacı şirketin davalı şirkete davaya konu bono senet nedeni ile borçlu bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir.---- Eass sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ----olduğu, borçlularının ---- bedelli bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı anlaşılmıştır.Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Bonoda şekil şartları TTK’nın 776.maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konulabilir.--------kararlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Bedel kaydı, kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin, senedin lehdarından karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, soyut bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip, edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def'i nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Bu kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydı ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir.Malen ibaresi bulunan bir bonoda malın teslim alındığı, borçlu tarafından ikrar edilmiştir. Alacaklının teslim ettiğini kanıtlamak yükümlülüğü yoktur. Yazılı ikrarın aksini diğer bir deyişle, malın teslim edilmediğini borçlu kanıtlamak yükümlülüğündedir. ------Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ; davacı vekili dava konusu senedin tanzim tarihinde şirket yetkilisinin ölü olduğunu ve şirket yetkili olmadığından davacı tarafından senedin düzenlenme imkanı olmadığını ve senet senediyle borçlu olunmadığının tespitini talep etmiş olup ---- tarihli cevabi yazısı ile davacı şirketin sicil kaydında --- Yönetim Kurulu Başkanı olduğu ve şirket yetkilisinin münferiden --- olduğu, şirketin son tescil tarihinin ----- tarihi olduğu bildirilmiş olup ---- nüfus kaydının incelenmesinde --- tarihinde vefat etmiş olduğu anlaşılmıştır. Kambiyo senetleri temel hukukî ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu kapsamda bono; ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez,senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığı iddiasında ispat yükü kaydın aksini iddia edene aittir. Senedin tanzim tarihi itibariyle uygulanması gereken TTK hükmüne göre, bonoda tanzim tarihinin bulunması zorunludur. Ancak bu tarihin gerçeğe uygun olması gerekmez --------Tanzim edildiği tarihten önce veya sonraki bir tarihi taşıyan bono da geçerlidir. Öte yandan TTK.nun 778. maddesi yollamasıyla uygulanması gerekli TTK. nun 680 maddesi uyarınca, açık bono düzenlenmesi mümkündür. Alacaklı, bonoyu tedavüle çıkarırken tanzim tarihini doldurabilir. Borçlunun, bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu yönündeki iddiasını yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. Nitekim ----------Karar sayılı ilamlarında da benzer şekilde karar verilmiştir. Bononun TTK 680.maddesi uyarınca açığa senet şeklinde de düzenlenmesi mümkündür. Bu nedenle senedin bazı unsurlarının sonradan doldurulmuş olması senedin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmaz. Senedin işleme konulmadan önce zorunlu unsurlarının tamamlanabilmesi mümkündür. Dava konusu senedin TTK 776.maddesi uyarınca zorunlu unsurlara havi bono vasfında olduğu, keşidecisinin davacı, lehtarının davalı olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı taraf dava dilekçesi ile senedin tanzim tarihinde şirket yetkilisinin ölü olduğunu ve şirket yetkili olmadığından davacı tarafından senedin düzenlenme imkanı olmadığı iddiası ile borçlu olmadığını iddia etmiş ise de bu hususunun senedin geçerliliğini etkilemediği, dava konusu senette malen/ nakden kaydının bulunması nedeniyle taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında verilip verilmediğinin ispatı amacıyla ticari defterlerin incelenmesi karar verilmiş , davacı vekilinin hazır bulunduğu---- tarihli celsede ticari defterlerin inceleme gününde hazır edilmesi istenmiştir. Davacı vekili ara karardan rücu edilmesini talep ederek ticari defterleri ibraz etmediğinden inceleme yapılmadığı anlaşılmış olup davacının ------Esas sayılı takip dosyasına konu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığı iddiası ispatlanamadığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın Reddine,
2-Davalının kötüniyet tazminat talebinin İİK 72/4 maddesi uyarınca şartları oluşmadığından reddine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan başlangıçta peşin olarak alınan 608,08 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 7,32 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca resen yatıran ilgili tarafa iadesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 100,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A maddesinin 11 ve 13. fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı (e duruşma ile) davalının yokluğunda 6100 sayılı HMK Ek Madde 1/3. fıkrası gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile --------------Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, istinaf yoluna başvurulmasının İİK'nın 36. maddesi saklı kalmak kaydıyla kararın icrasını durdurmayacağı, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağı açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.29/05/2025