T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/942 Esas
KARAR NO : 2025/389
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 23/11/2023
KARAR TARİHİ : 14/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı aleyhine ---------- İcra Müdürlüğü -------------- E. Sayılı dosyası ile cevher zenginleştirmesinden kaynaklanan işgali ücreti alacağından dolayı İcra Takibi açıldığını, Davalı aleyhine yapılan icra takibine, davalı tarafından 31/10/2023 tarihinde itiraz edildiğini, --------- Şirket ile davalı --------- Şirketi arasında yapmış olduğu anlaşma gereği 10 bin ton cevher zenginleştirme işlemi davalı şirketin talebi doğrultusunda ve davalı şirketin talep ettiği süre de yapıldığını, anlaşmaya göre cevher zenginleştirmesi 03/06/2022 tarihinde fatura edilmiş ve fatura davalı tarafa tebliğ edildiğini, Tebliğ edilen faturaya göre cevher zenginleştirmesini 03/06/2022 tarihinde ya da 05/06/2022 tarihinde davalı tarafından alınması gerekirken zenginleştirilmiş cevherlerini davalı tarafından alınmadığını, ------------ Şirket adına imal edilen zenginleşmiş cevheri 1500 - 1700 ton civarında olup davacı ------------şti. şirketinin ---------- Mah. ---------- mevki no : ----------- ------------ da ki deposunda bulunduğunu, davalı tarafından talebi doğrultusunda ve talep ettiği süre içerisinde yapılmış ve davalı tarafından süresinde teslim alınmadığını, Süresinde teslim alınmayan 1500- 1700 ton civarındaki zenginleştirilmiş cevherinin işgali ücreti ton başına 1,5 $ ( U.S.A ) olup bugüne kadar birikmiş işgaliye ücreti 36 bin $'ı olduğunu, süresinde teslim alınmayan 1500- 1700 ton civarındaki demir cevherinin işgali ücreti ton başına 1,5 $ olup bu ücret dilekçe ekinde de sunmakta olduğumuz ------------ kooperatifi ton başına verilecek olan bedeli 1,5 $ olduğu belirtildiğini, taraflarınca davalı şirkete ----------- Noterliğinden İhtar edilmiş olan 09/10/2023 tarih ve ----------- yevmiye numaralı İhtarname çekilmiş ise de davalı tarafından 1500 - 1700 ton civarındaki zenginleşmiş cevherini teslim alınmamış ve işgaliyle ücreti ödenmediğini, davalı borçlunun itirazı, borçlu itirazı ile devam edilmeyen ilamsız takibe konu alacağın varlığı tespit edilerek, icra takibine devam edilmesi ve dolayısıyla takibe konu alacağın borçludan tahsil edilmesi amacıyla itirazın tebliğini takiben taraflarınca yasal süre içerisinde borçlunun itiraz ettiği alacağın varlığının saptanması gerektiğini, davalı taraf tüm ihtarlarına rağmen borcunu ödememiş olması nedeniyle ---------- İcra Müdürlüğü------------ esas sayılı dosyası kapsamında takibe geçilmiş olup: davalı tarafından ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, davalının----------- İcra Müdürlüğü -------------- esas sayılı icra dosyası kapsamındaki borcuna ilişkin yapmış olduğu 31/10/2023 tarihli itirazının iptali ile icra takibinin devamına, icra inkar tazminatı ile yargılama giderleri ve vekalet ücretininde davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında yapılmış bulunan anlaşmaya göre yapılan zenginleştirilmiş cevher 1680 Ton olup, zenginleştirilmiş cevherin 03/06/2022 tarihine kadar alınması gerekmekte ise de davalı taraf zenginleştirilmiş cevheri almaması üzerine davacı şirketin deposunda bekletildiğini, zenginleştirme davalı tarafın talepleri doğrultusunda olup talebe aykırı herhangi bir imalat bulunmadığım, nitekim; davalı tarafa 03/06/2022 tarihinde TTK hükümlerine göre fatura tebliğ edilmiş olmasına rağmen süresi içerisinde yine TTK hükümlerine uygun olarak herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davacı şirket TTK hükümlerine uygun olarak basiretli bir tüccar gibi hareket ettiğini, davalı tarafından her ne kadar cevherin davacının sahasında teslim alınmasına yönelik herhangi bir şart ve koşul belirtildiği iddia edilmiş ise de zenginleştirilmiş cevherin 3-5 Haziran 2022 tarihinde alınacağım, davalı tarafa keşide edilen ihtarnamede de belirtildiğini, davalı tarafın zorlu kış koşullarına rağmen cevheri teslim alma girişiminde bulunulduğu iddia edilmiş ise de davalı taraf üretilen cevheri teslim alma girişimine bulunmadığı gibi 09/10/2023 tarihinde keşide edilen ihtarnameye rağmen 30/01/2024 tarihinde mahkemenize sunulan beyan dilekçelerinde de anlaşılacağı üzere davalı tarafından talepte bulunulması üzerine yine davalı tarafından yüklemeler yapılmış ancak çamur olması nedeniyle alınamayan bir kısım kaldığını, 30/01/2024 tarihli dilekçelerinde de belirtildiği üzere davalı tarafın bu talebi dahi tevil yolu olarak davayı kabul anlamında olduğu gibi üretilen cevherleri de alma zorunluluğunun bulunduğunu, davalı taraf her ne kadar belirtilen miktarda ürünün alınamadığını ifade etmiş ise de yine yukarıda açıklandığı üzere yüklenilen ürünlerin 21 adet fişleri mahkemenize sunulmuş olup kalan bölümü sahanın müsait olmaması nedeniyle davalı tarafından alınamamış olup bu hususta davacı şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, üretilen ürün davalının talebi doğrultusunda ve talebe uygun olarak üretilmiş, teslim edilen ürünlere de bugün kadar herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davalının davaya cevap dilekçesinde ileri sürmüş olduğu davacıya ait ---------- soruşturma numarası ile devam eden tahkikat davayı bulandırmaya yönelik olup, gerçeği yansıtmadığını, davalı tarafından bu husus ileri sürülerek borçtan kurtulmaya çalışılmak istenildiği kanaatinde olduklarını, davalı tarafından her ne kadar işgaliye bedeline itiraz edilmiş ise de yapılan itiraz yerinde olmadığını, işgaliye bedeli bu konuda yetkili olan ---------- alınmış 28/09/2023 tarihli resmi belgeye dayalı olarak belirlenen ücrete göre talep edildiğini, davalının bu husustaki itirazı da yasal dayanaktan uzak olduğunu, davalı tarafından sunulan davaya cevap dilekçesi kendi içeriğinde dahi birbirine aykırılık teşkil ettiğini, davalının cevap dilekçesindeki beyanı da yasal olmadığını, ihtarnamenin keşide edildiği tarihte ve 2022 yılının yaz ayları geçtikten sonra teslim alma teşebbüsü veya alınmadığı iddia edilen 717.22 tonluk cevher davalının müsait olmayan hava şartlarından kaynaklı olarak ürünleri teslim almasından kaynaklanmakta olup davalı hava şartlarına uygun olarak ve basiretli bir tüccar gibi davranmadığını bildirmişlerdir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ---------- davacının "cevher zenginleştirme" yönündeki ısrarlı istek ve teklifleri ile zenginleştirme işlemi neticesinde yüksek kalitede ürün temin edeceği yönündeki taahhütlerine istinaden;---------- ait 10.000 tonluk demir cevherinin deneme kapsamında zenginleştirilmesi için davacı ile anlaştığını, anlaşma çerçevesinde --------- davacıya 10.000 tonluk tüvenan işlenmemiş) cevher sevk edecek; davacı da tüvenan haldeki bu cevheri kendi tesisinde zenginleştirme işlemi gerçekleştireceğini, davalının bu işlem yönünden amacı, sürekli olarak davalı ile iletişime geçerek cevher zenginleştirme teklifinde bulunan ve ısrarlı isteklerde bulunan davacıya bir deneme şansı sunmak olduğunu, bu denemeler kapsamında, davacıdan beklenen 10.000 tonluk cevherden *6 62 Fe ve üzerinde, ihracata da uygun bir nitelikte cevher elde edilmesi olduğunu, zenginleştirme işleminin gerçekleştirilmesi için talepte bulunan davalı değil davacının kendisi olduğunu, davalı da davacıya bir şans vermek maksadıyla kendisine deneme mahiyetinde ve bu kapsamda mutabık kalınmış ödeme yükümlülükleri çerçevesinde anlaşılan tonajda cevher sevki gerçekleştirdiğini, basiretli bir tacir olduğu düşünülen davacı ile davalı arasındaki sözleşmede, zenginleştirmeye tabi tutularak üretilecek cevherin ne zaman ve ne şekilde teslim edileceği ile ilgili herhangi bir şart ve koşul belirlenmediğini, davacının hangi anlaşmaya dayanarak işgaliye bedeli talebinde bulunduğunun hukuki herhangi bir zemini bulunmadığını, sayın mahkemenin öncelikli olarak bu hususu değerlendirerek davacının talep ettiği alacak tutarının dayanaktan yoksun olması dolayısıyla reddine karar vermesi gerektiğini, davacı davalı ---------- 09.10.2023 tarih ve ----------- yevmiye numarasıyla bir ihtarname keşide ederek "1.500-700 ton arasındaki cevherin alınması" yönünde ihtarda bulunduğunu, gerek --------- gerekse davacının işlettiği maden sahalarının konumları incelendiğinde, bu alanların yükseklik, eğim ve doğa şartları bakımından olağan ticari işletmelerden çok farklı dinamiklere sahip olduğu görülebileceğini, hem davalı ------------ hem de davacıya ait işletme sahaları çok yüksek rakımlarda bulunmakta, yollarının eğimleri tehlikeli olmakta ve yağmur başta olmak üzere kış şartlarının ağır hüküm sürmesi dolayısıyla belli dönemlerde bu sahalara ulaşım ve nakliye mümkün olamadığını, kış şartları da deniz seviyesine yakın lokasyonlarda olduğu gibi aralık-ocak aylarında değil, ekim ayı sonu itibariyle hüküm sürmeye başladığını, bu alanlarda kasım ayı itibariyle kar örtüsü de görülmeye başlanmakta, dolayısıyla nakliye imkanı zorluk ve tehlike teşkil ettiğini, ihtarnamede hem de bu dava kapsamında, kendi sahasında 1500 - 1700 ton arasındaki miktarda demir cevheri bulunduğunu belirten davacının sahasına sevk işlemi için gidildiğinde, toplamda yalnızca 962,78 ton demir cevheri teslim alınabilmiştir. davacının 30.01.2024 tarihli beyan dilekçesi incelendiğinde, dilekçenin ekinde sunulmuş olunan sevk kayıtlarındaki tonajlar da hesaplandığında, 25-26 Ocak 2024 tarihlerinde toplamda 962,78 tonluk demir cevheri teslim alınabildiği, davalıya ait toplam 1.680 ton olduğu tespit edilen cevherin 717,22 tonunun ise davalıya teslim edilmediğini görülebileceğini, davacının davalıya ait maden sahasındaki alanlara ve alanda bulunan demirbaşlara yönelik de bir takım hukuk dışı girişimleri olmuş, bu girişimlerin hukuka aykırılık teşkil etmesi dolayısıyla davalı tarafından savcılık nezdinde soruşturma başlatıldığını, ---------- soruşturma numarası ile devam eden soruşturma sürecini takiben davacının alacak taleplerini ileri sürmesi, davacının kendine bir alacak yaratma çabasının bir ürünü olduğunu, davacının 2022 yılında zenginleştirme işlemi gerçekleştirilmiş cevhere, 2023 yılında bir işgaliye bedeli iddiasında bulunması; sözde alacağına yönelik talebinin arka planını, yani bu sözde talebinin bahse konu soruşturma sürecine karşılık olduğunu gözler önüne serdiğini, davacı zenginleştirme işlemini kendisinden beklenen nitelikte gerçekleştirmemesine rağmen davalı fatura bedelini ödemişken, sözleşmede teslim şartına yönelik herhangi bir hüküm bulunmazken; davacının hala alacak talebinde bulunuyor olmasının herhangi bir hukuki izahı da iyi niyet izahı da bulunmadığını, davalı, 1.680 tonluk demir cevheri bahse konu satış anlaşması için teslim almak umuduyla, zor kış şartlarında yüklü bir miktarda nakliye masrafı da üstlendiğini, beklenen tonajda ve nitelikte cevheri teslim alamadıkları ve satış anlaşması yaptığı üçüncü kişi firmaya karşı teslim yükümlülüğünün yerine getirilememesi sebebiyle önemli düzeyde bir maddi zararla karşı karşıya kaldığını, zararlara yönelik davalının gerekli hukuki yollara başvuracağını sayın mahkemeye belirtmek istediklerini, davalı kendisine bildirilen cevher miktarının tamamını kendisine teslim edilmediği için teslim alamadığını, 717,22 tonluk eksik ve davalıya teslim edilmeyen cevher dolayısıyla, davalının davacıya ödemiş olduğu fazla tutarın da davalıya iadesi gerektiğini, yapılan hesaplamalara göre teslim alınamayan 717,22 tonluk cevhere yönelik fazladan ödenmiş olduğu tespit edilen 1.476.562,50 TL tutarında bir zararla karşıya karşıya kalındığını belirtmek istediklerini, davalı nezdinde uğramlan bu zararların tazmini noktasında ayrıca hukuki yollara başvurulacağını da beyan etmek istediklerini bildirmişlerdir.Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle: Davacı talep edilen işgaliye bedelinin "resmi belgeye" dayandığını iddia ettiğini, ------------ alınmış olan ve dava dilekçesi ekinde yer alan belgenin hangi mevzuat hükmü çerçevesinde "resmi belge" niteliğinde olduğu anlaşılamadığını, ilgili belgede yer alan "USD" cinsinden bedelin hangi yasal mevzuat hükmüne göre teklif edilmiş olduğunun, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde; her iki tarafın da ----------- merkezli olduğu şirketlerin uyuşmazlığında hangi yasal zeminde USD cinsinden bir işgaliye bedeli uygulanabileceği merak konusu olduğunu, bilindiği üzere 32 sayılı Türk parası kıymetini koruma hakkında karar ile Türk parasının döviz karşısındaki değerini korumak amacıyla döviz üzerinden ve/veya dövize endeksli olarak yapılan tüm işlemlerle ilgili çerçeve bir düzenleme oluşturulduğunu, düzenleme ile dövize üzerinden ve dövize endeksli sözleşme yapılabilmesi ancak istisnalar dahilinde mümkün kılındığını, davacının sözde işgaliye alacağı ise bu istisnalar dahilinde yer almadığını, yalnızca bu noktadan dahi davacının iddiaları hukuki olarak karşılıksız kaldığını, bu bedelin hangi kıstaslara göre tespit edildiğinin de açıklanması şart olduğunu, ilgili tüzel kişilik tarafından tavsiye edilmiş işgal bedelinin hangi değişkenler dikkate alınarak belirlendiğinin de davacının ve ilgili tüzel kişiliğin samimiyeti açısından belirtilmesi gerektiğini bildirmişlerdir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde; Dava İİK 67. Maddesi gereği itirazın iptaline ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkeme, genel hükümlere göre yapacağı inceleme sonucunda, borçlunun borçlu olduğu kanısma varırsa, borçlunun itirazının iptaline(ve şartları varsa, icra inkâr tazminatına) karar verir .Mahkemenin, kararında (hüküm fıkrasında) icra takip (dosya) numarasını da yazarak borçlunun o icra takibine karşı yapmış olduğu (ödeme emrine) itirazının iptal edildiğini açıkça belirtmesi gerekir. Türk Medeni Kanununun 6. maddesine göre, Kanunda aksine hüküm yoksa herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. HMK’nın 190. maddesine göre de, İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. İspatın hangi delillerle yapılacağı HMK’da ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. HMK’ya göre, ikibinbeşyüzlirayı aşan hukuki işlemlerin senetle ispatı zorunludur. HMK’ya gore, ikrar edilen olguların aksinin ispatı gerekmez. Bu nedenle, eldeki davanın çözümünde tarafların ispatla mükellef olduğu hususların ayrıntılı bir şekilde belirlenerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekmektedir.
Ecrimisil, malikinin rızası dışında taşınmazının gerçek veya tüzel kişilerce işgal veya tasarruf edilmesi sebebiyle ödenen tazminattır. Malikinin rızası dışında taşınmazı eline geçiren, elinde tutan veya her ne şekilde olursa olsun bu malı kullanan veya tasarrufunda bulunduran gerçek veya tüzel kişiler de fuzuli şagil ( işgalci ) denir. TMK' nın 995. maddesine göre kötüniyetli zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız olarak alıkoymuş olmasından doğan tazminatı karşılamak zorundadır. Davalı iyiniyetli ise, tazminatla yükümlü olmayacak, suiniyetli ise sorumlu kılınacaktır. Rızaya dayalı kullanımda kötü niyet söz konusu olamaz. Ayrıca, taşınmazı kullanan kişi, haklı bir sebebe dayandığına inanarak veya bir edim karşılığı ya da davacının rızası dahilinde kullandığından bahisle yararlanmayı sürdürüyorsa ( harici satış, fiili taksim, kira sözleşmesi vs ), rızanın ortadan kalkması veya tarafların aldıklarını iade etmesine kadar taşınmazı elinde bulundurma haksız ve kötü niyetli kullanım olarak kabul edilemez. Kişinin bu kullanımı haksız ve kötü niyetli bulunmadığından tazminat ile de sorumlu tutulamaz.Somut olayda cevher zenginleştirme işi için yapılan sözleşme kapsamında talep edilen süre içerisinde cevher zenginleştirme işleminin yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafından süresinde zenginleştirilmiş cevheri teslim almamasından kaynaklanan alacağın sözleşme kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Sözleşmede depolama hizmet bedeli kapsamında bir hüküm bulunmadığı ve zenginleştirmeye tabi tutularak üretilecek cevherin ne zaman ve ne şekilde teslim edileceği ile ilgili herhangi bir şart ve koşul belirlenmemiş olduğundan sözleşmede yer almayan bir depolama bedelinin işgaliye bedeli adı altında uygulanmaması gerekmektedir. Teslim alınan zenginleştirilmiş cevherin sözleşmede belirtilen nitelikte olup olmadığı ancak teslim alınan cevherden teslimat alınma aşamasında yerinde alınan numunelerin analizi ile belirlenebilecektir. Cevherin işlenmesi ve yüklenmesi sırasında zayi olması doğal ve kaçınılmaz olup cevher zenginleştirme işlemine ilişkin dava dışı ------------ Şirketi ile davalı ------------- Şirketi arasında bir sözleşme olduğu, huzurdaki davanın tarafları arasında bir sözleşme bulunmadığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK m.1/2 “Mahkeme, hakkında ticari bir hüküm bulunmayan ticari işlerde, ticari örf ve âdete, bu da yoksa genel hükümlere göre karar verir.” hükmü yer almaktadır. Dava konusu icra takibinin dayanağı “işgaliye bedeli”ne ilişkin taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığı gibi işgaliye bedeli ödenmesinin bir ticari örf olmadığı, davalıya ait cevherin davacıya işlenmek için teslim edildiği rızası hilafına sahada bulunmadığı, davacının maden cevherinin bulunmasından nasıl zarara uğradığına ilişkin ispat yükünü yerine getirmediği, davalının dava konusu ecrimisilden sorumlu olmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. İtirazm iptali davasmı kazanan borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebihnesi için, davacı alacaklının yaptığı icra takibinin haksız bulunması tek başma yeterli değildir; bundan başka, m.67,II'de açıkça yazıh olduğu (ve yukardaki misallerde de görüldüğü) gibi, bu icra takibinin kötü niyetle yapılmış olduğunun da ispat edilmesi (alacaklının “kötü niyetli görülmesi”) gerekir; icra takibinin kötü niyetle yapıldığı ispat edilemezse, itirazın iptali davası reddedilen davacı alacaklı kötü niyet tazminatına mahkûm edilemez Davalı tarafça takibin kötüniyetle yapıldığı ispat edilmediğinden ve şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatı taleplerinin reddi gerekmiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN REDDİNE, şartları oluşmadığından davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine
2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 615.40 TL karar ve ilam harcı başlangıçta peşin alınan 13.740,53 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 13.125,13 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu masrafların üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T 13 maddesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
5-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A maddesinin 11 ve 13. fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 3120 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca yatıran ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 14/05/2025