T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/315 Esas
KARAR NO : 2025/378
DAVA : İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/05/2021
KARAR TARİHİ : 30/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesini özetle; Davacının 22.06.2016 tarihinde davalı borçlu şirkette %50 pay sahibi olup yönetim kurulu üyesi iken 14.03.2019 tarihinde payını devrederek yönetim kurulu üyeliğinden çıktığını, bahse konu alacağın ticari işletme ile ilgili olmayıp şahsi alacağına ilişkin olduğunu, Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde ticari davaların genel tanımı yapılarak her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan davaların ticari dava olduğunun belirtildiğini, devam eden fıkrasında, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava sayılacak işler arasında bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve diğer ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan kaynaklanan davalar da sayıldığını, buna karşılık Türk Ticaret Kanunun 4. Maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia, fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedeceğini, Türk Ticaret Kanununun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğinin ticari hale getirmeyeceğini, zira Türk Ticaret Kanunun, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğini, bu nedenle davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacının davalı borçlu -----------Ş.'ne kendi nam ve hesabından göndermiş olduğu borca ilişkin----------- İcra Müdürlüğünün ----------- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiğini, davalının takibe 29/08/2019 tarihinde itiraz ettiğini ve icra takibinin durduğunu, davacının davalı tarafa ödenen borcun iadesi hususunda sözlü alarak defalarca uyarıda bulunduğunu, davalı tarafın bahse konu borcunu uzun zaman boyunca ödemekten imtina ettiğini, davanın kabulüne,--------- İcra Müdürlüğünün ------------ Esas sayılı dosyasında yapılan takibe itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak kaydıyla davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin ------------Ş. adı altında kurulduğunu, unvanının 22.06.2016 tarihli değişiklik ile -----------Ş. olduğunu, şirketin kurucu ortaklarından ----------- ait %50 hissenin, şirketin unvan değişikliği ile aynı tarihte davacı tarafından devralındığını, davacının bu tarihten şirket yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini bildirir 14.03.2019 tanzim tarihli ihtarname tarihine kadar da bu sıfatının haiz olduğunu, şirket yönetim kurulu üyesi olduğu tarihte şirket hesabına aktarıldığı iddia edilen ve bu davaya konu icra takibine dayanak gösterilen davacı alacağının tüzel kişiliği haiz davalı şirket ile tüzel kişilik yönetim kurulu üyesi arasındaki ilişkiden kaynaklandığından nispi nitelikte ticari bir iş olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenle huzurdaki davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, bu yüzden öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın bu dava öncesinde ------------ Arabuluculuk Bürosu'nun ----------- büro, ----------- arabuluculuk numaralı dosyası ile de ticari uyuşmazlıklarda zorunlu olan arabulucuk başvurusunda bulunduğunu ve görüşmelerin yapıldığını, davacı tarafından da dosyanın ticari niteliğinin bu itibarla kabul edildiğini, ancak davanın Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açıldığını, bu davaya dayanak icra takibine davalı şirketçe 07.08.2019 tarihinde itiraz edildiğini, bu davanın 20.05.2021 tarihinde itirazdan yaklaşık 1,5 yıl sonra açıldığını, İİK'nun 67. Maddesi gereği genel hükümlere göre itirazın iptali davasının açılmasının 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, bu itibarla da bu davanın yasal süresi içinde açılmadığından usulden reddinin gerektiğini, davacının yönetim kurulu başkan yardımcılığı vasfını haiz olduğu dönemde elinde bulundurduğu imkanları şahsi amaçları için kullandığının davalı şirketçe tespit edildiğini, bunun üzerine kendisine 20.03.2019 tarihli ----------- numaralı fatura kesildiğini, ancak davacı tarafından herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine taraflarınca ---------- İcra Müdürlüğünün ----------- Esas sayılı dosyasından dava konusu faturanın tahsili amacıyla davacısı aleyhine icra takibi başlatıldığını, bunun üzerine davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak 02.05.2019 tarihinde davalı şirket aleyhine ------------ İcra Müdürlüğünün ----------- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, anonim şirketlerin bağımsız tüzel kişiliklerinin haiz olduğunu, ortakların şirketlere para aktarmalarının da tüzel kişiliğin idame ettirilmesinin bir gereği olduğunu, yalnızca şirket hesabına aktarıldığı iddia edilen bir meblağ nedeniyle tüzel kişilik adına kayıtlı mal varlığı üzerinde şahsi hak iddia etmek veya bu durumu şirketten şahsi bir alacağı olduğu şeklinde değerlendirmenin hukuken izah edilemeyeceğini, şirket kayıtları incelendiğinde de davalı şirketin davacı yana herhangi bir borcu olmadığını, davanın öncelikle görev yönünden usulden reddine, davanın esasına girilmesi halinde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: HMK 150/1 maddesinde, usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan tarafların, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verileceği, 150/5 maddesinde ise işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davanın, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılacağına ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kaydının kapatılacağı düzenlenmiştir. İş bu davanın HMK 150 maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına karar verildiği 30.01.2025 tarihinden itibaren üç aylık yasal süre içerisinde yenilenmediği anlaşılmakla HMK 150/5 madde hükmü gereğince davanın açılmamış sayılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. İşlemden kaldırma tarihinden itibaren üç aylık sürede davanın yenilenmediği anlaşılmakla, HMK'nun 150/5 maddesi hükmü gereğince DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın H.M.K.'nun 150. maddesi uyarınca AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı başlangıçta peşin alınan 1.074,90 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 459,50 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu 300,00 TL posta ve tebligat giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T gereğince alınması gereken 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ---------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, istinaf yoluna başvurulmasının İİK'nın 36. maddesi saklı kalmak kaydıyla kararın icrasını durdurmayacağı, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağı açıklanmak suretiyle oy birliği ile karar verildi. 12/05/2025