T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/253 Esas
KARAR NO : 2025/355
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ : 29/03/2024
KARAR TARİHİ : 30/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: davalı -----------Ş.'nin 29.01.2024 tarihinde gerçekleştirdiği, Davacıdan da temsilcileri ile birlikte asaleten katıldığı 2022 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında hukuka aykırı olarak alınan, keyfi şekilde kâr payı dağıtılmaması yönünde alınan 7 numaralı kararın iptali talebinden oluştuğunu, aktif bilgi alma hakkının ihlal edildiği konusunda herhangi bir şüphe olmadığını, Bilgi alma ve inceleme hakkının ihlali, usule dair bir sakatlık olup, etkinin varlığı halinde genel kurul kararının iptali sonucunu doğurduğunu, Buradaki ihlalin niteliksel bir ihlal olması sebebiyle etkinin sayısal olarak yorumlanabilmesi mümkün olmadığını, toplantı esnasında talep edilen ve finansal tablolar ile ilgili olan, bu yönüyle oy iradesine etki edebilecek konularda bilgi verilmemesinin, genel kurulda oluşan iradenin sakatlanması açısından nedensel olduğu kabul edildiğini, Davacıca talep edilen bilgi ve belgeler dikkate alındığında finansal tabloların içeriği ve oy iradesi ile ilgili olan konularda aktif olarak kullanılan bilgi alma ve inceleme hakkının ihlali ve bunun kararın alınmasında etkili olması dolayısıyla finansal tabloların tasdikine/onaylanmasına dair karar sakatlandığını, bağımsız denetçinin toplantıya katılmaması ile pekişen bu durumun da ötesinde, denetim raporu içeriği ile farklılıklar taşıyan tabloların gerçekliği ve geçerliliği de şüpheli hale geldiğini, İhlalin ve nedenselliğin varlığı sabit olduğundan, hangi açıdan bakılırsa bakılsın sakat olan finansal tabloların onaylanmasına dair kararın iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, Davacı ile Davalı Şirket'in hem yönetim kurulu başkanı hem de çoğunluk pay sahibi olan ----------- 1991 yılından bu yana evli olduklarını, Aralarındaki evlilik ilişkisi sebebiyle davacı, dava dışı ------------ duymuş olduğu güvene istinaden bu zamana kadar yapılan genel kurul toplantılarına ilişkin bilgi alma ve inceleme talebinde bulunmadığını, bu doğrultuda en son iştirak ettiği genel kurul toplantısı da dâhil yönetsel temel haklarını kullanamadığını, Davacının bu güveninin dava dışı yönetim kurulu başkanı ---------- tarafından kötüye kullanıldığı anlaşıldığını, Davacı, 29.01.2024 tarihli olağan genel kurul öncesinde Davalı Şirket tarafından kendisine iletilen ------------ Şirketi adına sorumlu denetçi ------------ tarafından hazırlanan bağımsız denetçi raporunu incelediğinde, 2021 yılında Davalı Şirket tarafından 200.000.000 Türk Lirası gibi oldukça yüksek bir meblağda kâr dağıtımı yapıldığını görmüş ve büyük bir şaşkınlık yaşadığını, Davalı Şirket nezdinde %30 oranda pay sahipliği bulunan davacının söz konusu bağımsız denetçi raporunu inceleyene kadar böyle bir kâr dağıtımı yapıldığından haberi dahi olmadığını, Bunun en önemli nedeni ise bu zamana kadar genel kurulun kâr dağıtım yetkisini, anonim ortaklığın temel yapısına aykırı olacak şekilde yönetim kuruluna devretmesi ve bunun da ötesinde, davacının şahsi banka hesaplarından hiçbirine bu oranda bir para girişi gerçekleşmediğini, konunun yalnızca malvarlığı hakkı kapsamında kâr payı boyutu ile ilgili olup yalnızca 2021 yılı ile sınırlı bir yönü de olmadığını, Davacıya fiilen dağıtılan bu denli yüksek tutara rağmen kâr payı ödemesi yapılmamış olması, davacının uzun zamandır kâr payı hakkından mahrum kalmasının bir göstergesi olduğunu, Gerçekten de bu zamana kadar “kâr payı ödemesi” adı altında Davalı Şirket tarafından bir ödeme yapılmamış olması bir yana yapılan kâr payı dağıtımları hukuken geçersiz bir genel kurul kararına dayandığını, Daha da vahim olan, geçersiz olsa da davacıya hiçbir şekilde ödeme yapılmamış olduğunu, Davalı Şirket'in özellikle son yıllarda gerçekleştirmiş olduğu genel kurul toplantılarında kâr payı dağıtımına ilişin olarak, kâr payı dağıtım yetkisini yönetim kuruluna devretmesi şeklinde karar almadığını, Yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu incelendiğinde Davalı Şirket'in 2022 Yılı Dönem net kârının 217.352.147,03 Türk Lirası olduğu, Bağımsız Denetim Raporu'nda ise bu rakamın 217.068.183 Türk Lirası olduğu tespit edildiğini, Davalı Şirket oldukça yüksek kârlar ederek faaliyetini sürdürdüğünü, Ancak Davalı Şirket'in yüksek kârlılığına karşın genel kurul toplantısında Davalı Şirket yönetim kurulu tarafından şirketin ticari gerekçeleri ve yatırım planları herhangi bir somut gerekçe ile desteklenmeksizin ve ileri sürülen hususları destekleyen herhangi bir belge/delil sunulmaksızın kâr dağıtımı yapılamayacağı yönünde görüş verildiğini, Bu sözde gerekçe üzerine kâr dağıtımı yapılmasını talep eden davacının bu istemi, dava dışı ------------ olumsuz oyları sebebiyle oy çokluğuyla reddedildiğini, Davalı Şirket çoğunluk pay sahibi kanadı ve yönetim kurulu, davacının mali haklarını alıkoymak suretiyle kâr payı dağıtımlarını, kötü niyetli hareketle geçmişte bütün kâr paylarını ---------- gidecek şekilde gerçekleştirmiş, davacının Davalı Şirket üzerinde sahip olduğu haklarının farkına varmasının ardından yapılan ilk genel kurul toplantısında adeta davacıyı cezalandırır gibi Davalı Şirket'in 2022 dönemine ilişkin olarak net 217.352.147,03 Türk Lirası kârı mevcut olmasına rağmen somut bir gerekçe ileri sürülmeksizin ve ileri len hususları destekleyen herhangi bir belge/delil sunulmaksızın kâr dağıtımı yapılmamasına öneride bulunduğunu, Taraflar arasındaki dinamiğin geldiği nokta göz önüne alındığında alınan kâr payı dağıtılmaması yönündeki karar, kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, Hangi açıdan bakılırsa bakılsın, kanuna ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı olan kâr payı dağıtmama yönündeki kararın iptaline karar verilmesi ve konunun tekrar genel kurul gündemine taşınarak hukuka uygun bir şekilde karar alınmasının gerektiğini bildirmişlerdir.Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davalının şirketin, 2022 yılına ait faaliyet raporları, finansal tabloları, 2022 yılına ait Bağımsız Denetim Raporu, değerlendirilmesi için davacı yana verilmiş ve bunlara ilişkin soruları açıklıkla cevaplanmış iken kanun lafzına ve ruhuna aykırı şekilde bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edildiğinin değerlendirilmesi söz konusu olmayacağını, Mevcut genel kurulda denetçinin bulunması hali ancak ileriye dönük olarak şirket bağımsız denetçisini, şirket pay sahiplerinin olası sorumluluk iddialarına karşı korumak amacıyla getirildiğini, Kanun koyucu tarafından korunmak istenen hukuki menfaat ise; yönetim kurulu ve bağımsız denetçinin olası sorumluluklarının doğmaması adına kendilerine söz hakkı tanımak; finansal tablolar ve raporlara yönelik savunma ve açıklama yapmasını sağladığını, Davalı şirket, hem "------------Ş" tarafından, hem de "------------Ş" tarafından denetlendiğini, Şirket faaliyetleri, şirket hesapları son derece şeffaf bir şekilde raporlarda yer aldığını, Davalı şirket yönetiminin isabetli kararları ile şirketin yükselen başarı grafiği bu raporlardan açıkça görüldüğünü, Davalı şirketin sürekli yükselen başarı grafiği, şeffaf yönetimi ve hesap verebilirliği karşısında davalı şirket organlarının kanunu veya esas sözleşmesini ihlal ettiği, bu suretle şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattığı iması bile iyi niyetten uzak olup, pay sahipliği hakkının ihlal edilmesi, kötüye kullanılması olduğunu, Bu nedenle zorlama ile Bağımsız Denetçi Raporu ve Faaliyet Raporu arasında farklılık olduğu yönünde kanaat oluşturmaya çalışmak, adaleti yanıltmak ve kötü niyet olduğunu, Davacı, her konuyu bildiği gibi Genel Kurul öncesinde kar dağıtımı yapılmayacağını ve nedenlerini bildiğini, Aşağıdaki davacıya ait ------------ mesajının tarihi 29.11.2023 olduğunu, Davacı, eşi ve davalı şirket yönetim kurulu başkanı olan-----------, kar dağıtmama kararını değiştirmesi konusunda adeta talimat verdiğini, neden kar dağıtımı yapılamayacağını pay sahibi olan esine tekrar tekrar anlattığını, Keza davalı şirkette, 1997, 2003, 2004, 2006, 2007, 2010 yıllarında sermaye artışı yapılmış, davacı sermaye artışlarında payına düşen ödemeyi hiç yapmadığını, Tüm ödemeler şirket karından yapıldığını, Ancak davacı bu konuyu hiç dile getirmediğini, Davacı 2012 yılından beri hiç çalışmadığını, Ondan öncesine ait parça parça çalışmaları ise kariyer odaklı olup, para kazanmaya yönelik olmadığını, Ancak örnek mahiyetinde sunulan kredi kartı harcamalarından görüldüğü gibi harcamaları ile iddiaları örtüşmediğini, Davacı harcamalarını eşi ------------ek kredi kartı ile yaptığını, Davacı bu harcamaları yaparken bu paranın nereden geldiğini hiç sorgulamadığını, Bu durum hayatın normal akışına aykırı olduğu gibi davalı şirketin kazandırdıkları ile standartların üzerinde yaşam süren eğitimli bir insan için de normal olmadığını, Davacı, davalı şirkete maddi-manevi herhangi bir katkı sunmadığı gibi beş kuruş sermaye de ödemediğini, Davacı, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ve eşi olan ------------- sadece kar payı veya kredi kartı olarak görmüş ve kullandığını, Bu nedenle davacının iddiaları külliyen kötü niyetli ve şahsi menfaat teminine yönelik olduğunu, 1998 yılından beri aynı şekilde, aynı usulde yapılan Genel Kurullara herhangi bir itirazı olmayan, yönetimin ibrası için oy kullanan davacının, davalı şirket yönetim kurulu başkanı olan eşinden boşanmaya karar vermesi ile 2023-2024 yılında yapılan 2022 yılı Genel Kurul'unda her maddeye itiraz şerhi koymasının iyi niyet ile izahı mümkün olmadığını, 1998'den beri sürekli yükselen bir başarı grafiği izleyen davalı şirket 2022 yılında başarı grafiğini oldukça yükseltmiş iken, davacının Genel Kurul'da finansal tabloların tasdikine muhalefet etmesi iyi niyet ile izah edilemediğini, Sirket Yönetim Kurulu, TTK hükümleri gereğince; basiretli bir tacir olarak tüzel kişiliği sevk ve idare etmek zorunda olduğunu, Genel kurulda da şirketin ticari gerekçeleri ve yatırım planları nedeniyle kar dağıtımı yapılamayacağı davacıya bildirildiğini, 2020-2021-2022 yıllarında şirket menfaati açısından kar dağıtımı yapılmadığını, Çünkü; 2020-2021-2022-2023 yıllarında pandemi,----------- savası, yüksek enflasyon, kur dalgalanmaları gibi etkenler sirket faaliyetlerinin yürütülmesinde önemli sorunlar ortaya çıkardığını, Davalı şirket, hammadde ve bitmiş ürünlerini ithalat yoluyla tedarik ettiğini ve tedarik genellikle Euro cinsinden yapıldığını, Dünya genelinde ham madde temininde yaşanan sıkıntılar, kur artışları şirket faaliyetlerine olumsuz şekilde yansıdığını, İthalat döviz cinsinden ve pesin ödeme seklinde yapılırken, yurt içinde satışlar TL cinsinden ve 45-90 gün vadeli olarak yapıldığını, Dolayısıyla her zaman likit bulundurma ihtiyacı olduğunu, Pandemi nedeniyle piyasada tutunamayan ürünler yerine konacak projeler için yapılacak yatırımlar, döviz kuru nedeniyle piyasada yok olan ürünler yerine konması planlanan ürün projeleri v.s nedeniyle nakit bulundurma ihtiyacı şirketin devamı için zorunlu olduğunu, davalı şirkette, her yıl kar payı dağıtımının yapılacağı yönünde yerleşik bir uygulama da söz konusu olmadığını, daha ziyade bir kaç yıl arayla kar payı dağıtıldığı ve pay sahiplerinin kanuni kar pay haklarının eksiksiz kendilerine ödendiğini, bu nedenle davacı iddiaları iyi niyetli olmadığını, bilakis davacı azınlık pay sahibine tanınan hakları kötüye kullandığını, şirketin doğru yönetimi umurunda olmadığını, bu amaçla şirketin geleceğini tehlikeye atmaktan çekinmediğini, azınlık haklarını tmk m. 2 anlamında dürüstlük kurallarına aykırı olarak açıkca kötüye kullanan davacının fiilleri dolayısıyla davalı şirketin uğrayacağı her türlü zararımızı tazmin ve tazminat talep haklarımızı saklı tutarak, davacının şirket faaliyetlerini riske atarak şahsi çıkarları için ikame ettiği iş bu davanın reddini talep ettiklerini bildirmişlerdir.
Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davacı hiçbir şekilde Davalı Şirket tarafından iletilen Ortak Hesap Sözleşmesi'ni imzaladığını hatırlamadığını, Bu sebepten ötürü, imzasının taklit edildiği kuşkusuyla, söz konusu dokümanlarda uzman incelemesi yaptırdığını akabinde, Grafoloji ve Sahtecilik Uzmanı ------------, E. Teknik Grafolog --------- ve Kriminalistik İncelemeler Görüntü Aktarma ve Düzenleyen ---------- tarafından hazırlanan teknik mütalaada “İnceleme konusu 22.11.2018 tarihli renkli fotokopi belgede ---------Ş. ---------- Şubesi “yeni ortak hesap açılış talimatı” başlıklı belgede kutu içerisine ... adına atfen atılmış imza ve 24.01.2018 tarihli renkli fotokopi 5 sayfalık -----------Ş. “ortak hesap sözleşmesi” nde ... adına atfen atılmış imzaların bilgisayar ortamında hazırlanarak kopyalama yapıştırma sistemi ile yapılmış olduğu düşünülmektedir.” ibarelerine yer verilmesine karşılık davacı tarafından ----------- ------------Ş. Genel Müdürlüğü ----------- ------------ -------------Ş. ------------- Şubesi Yetkilileri hakkında Güveni Kötüye Kullanma, Özel Belgede Sahtecilik ve Re'sen tespit edilecek diğer suçlar isnadıyla suç duyurusunda bulunulduğunu, Söz konusu suç duyurusuna ilişkin soruşturma ------------ CBS. No dosyasında devam ettiğini, Davalı Şirket tarafından ileri sürülen ve davacının kötü niyetli olduğu ve ticari davalar açarak sermayenin devamlılığına zarar verdiği yönündeki iddialarına kesinlikle katılmadıklarını, Ortada bir kötü niyet mevcutsa bu tamamen Davalı Şirket'e ve Davalı Şirket'in tek imza yetkilisi olan yönetim kurulu başkanı ----------- aittir. Davacının işbu davayı açmaktaki asıl amacı, dilekçelerimizde de tekrarladıkları üzere hakkını aramaktan öteye gitmediğini bildirmişlerdir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde;Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Davanın konusu 29.01.2024 tarihinde yapılan hissedarların tamamının katılımı ile gerçekleştirilen 2022 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısının 5. maddesinin yokluk veya iptali ve 7. maddesinin iptali talebi istemli dava olduğu anlaşılmaktadır. Butlan, genel kurul karanın içeriği itibariyle kanunun emredici hükümlerine aykırı olmasını ifade ettiği hâlde yokluk, hukuki işlemin kurucu şekli unsurlarını düzenleyen emredici hukuk kurallarına aykırılık nedeniyle hukuki işlemin varlık kazanamamasını ifade eder .İptal sebepleri başlıklı TTK'nın 445. Maddesinde "(1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." denilmektedir. İptal davası açabilecek kişiler başlıklı TTK'nın 446. Maddesinde "(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir." denilmektedir. Genel kurul toplantısına hazır bulunan pay sahibinin kararların yasa, esas sözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık nedeniyle iptalini talep edebilmesi; 6102 sayılı TTK'nın 446/1-a maddesi ile olumsuz oy kullanılması ve muhalefetin toplantı tutanağına geçirtilmesi şartına bağlanmıştır. Özel dava şartı olan bu husus yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen incelenmeli ve kanun yolu dahil yargılamanın her aşamasında gözetilmelidir. Mahkememiz taraflar arasındaki tespit edilen tüm uyuşmazlık konuları ile ilgili olarak sulh olmaya teşvik etmiş, ancak taraflar sulh da olmamışlardır. Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi heyeti düzenlemiş olduğu rapor usulüne uygun olarak taraflara tebliğ edilmiştir. Tarafların rapora yönelik itiraz ve beyanları alınarak mahkememizce değerlendirilmiştir. Madde 5 bakımından inceleme yapıldığında ise; Somut olayda yönetim kurulu üyesi --------- kendi ibrasında oy kullandığı, bu hususun TTK m. 436/2 hükmüne aykırılık oluşturduğu, zira TTK m. 436/2 uyarınca ------------ ibra kararına ilişkin olarak oy hakkından yoksun olduğu, ---------- ait 11.515.000 olumlu oy çıkartıldığında, yönetim kurulu üyesinin ibrasına ilişkin olarak 4.935.000 olumsuz oy verildiği, olumlu oyun bulunmadığı, dolayısıyla işbu kararın hukuken geçerli olmadığı, bu bakımından Mahkememizce “yokluk” yönünde davacının bu yöndeki talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Madde 7 bakımından inceleme yapıldığında ise ; Somut olayda Yargıtay'ın kâr payı dağıtımının genel kurul tarafından sınırlandırılması açısından objektif iyiniyet kurallarını dikkate alan dengeli bir yaklaşımının tespit edilmesi yönünde olduğu, bu bağlamda davalı şirketin kâr dağıtımı neticesinde maddi güçlük çekmeyeceği yönündeki mali tespit dikkate alındığında, uyuşmazlık konusu genel kurulun 7. Gündem maddesine konu “kâr payı dağıtılmaması ” yönündeki kararın iptali kabil olduğu davacının bu yöndeki talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. TTK m. 445-446 uyarınca iptal davası açılmasına ilişkin şartların da gerçekleştiği (davanın süresinde açıldığı, davacının toplantıya katıldığı, karara olumsuz oy verdiği, peşinen muhalefetin bulunmadığı ve davacının muhalefetinin tutanağa geçirdiği) anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre alınan raporlar dosyadaki verilere uygun, gerekçeli ve denetime uygun olduğu görülmekle hükme esas alınmış olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davacı paysahibidir. Tek bir paya sahip olanlar da davayı açabilirler. Birden ziyade dava açılmışsa birleştirme yoluna gidilir. Davacının, davayı açtığı sırada pay sahibi sıfatını taşıması ve davanın sonuna kadar sıfatını devam ettirmesi zorunludur. Dava sırasında payın devri davayı düşürür; yeni malik aynı davayı yürütemez. Çünkü, dava paya bağlı değildir; pay sahipliği sıfatından doğmaktadır. Dosyada deliller toplanmış ve toplanan deliller tartışılmış olmakla davacı yargılama boyunca pay sahipliğini korumuş Mahkemece pay sahipliğinin iptali yönünde bir karar verilmemiş olmakla davalı tarafın bekletici mesele talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Davanın KABULÜ ile ; davalı şirketin davaya konu edilen 2022 yılına ait 29.01.2024 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 5 nolu kararın YOK HÜKMÜNDE OLDUĞUNUN TESPİTİNE,
Davalı şirketin davaya konu edilen 2022 yılına ait 29.01.2024 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 7 nolu kararın İPTALİNE
2-Başlangıçta peşin olarak alınan 427,60 TL harcın alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan tahsili hazineye irat kaydına,
3.Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 427,60 TL, peşin harç 427,60 TL, posta ve tebligat gideri 241 TL, bilirkişi ücreti 30.000,00 TL olmak üzere toplam 31.096,20 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davalı tarafça yargılama sırasında yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5.Davacı taraf yargılama sırasında kendilerini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
6.Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; artan delil avansının davalı tarafa iadesine,
Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OY BİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 30/04/2025