T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/131 Esas
KARAR NO: 2025/214
DAVA: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)
DAVA TARİHİ: 20/02/2024
KARAR TARİHİ: 12/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ----------, ----------- Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne -----------mersis numarası ile kayıtlı ----------- Şti.'de %40 hissedar olarak bulunduğunu, şirkette gerçekleşen sermaye artırımına yönelik genel kurul kararları ile birlikte kendisinin hiçbir sermaye artırımı hakkında bilgisi olmadığını ve dolayısıyla katılmadığını ve hisse oranının 9601 (binde bir) oranına düşürülerek sahtecilikle ketmedildiğini öğrendiğini “limited şirketin esas sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti ile payının tespiti” talepleriyle ----------E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, şirket ortağı “------------" eli ürünüyle, davacı "-----------" yerine sahte imzalar atılması nedeniyle "özel belgede sahtecilik" suçundan yaklaşık 5 yıl hapse mahküm edildiğini, bu suç yönünden mahkumiyetinin kesinleştiğini, davacının hissesini yüzde 40 oranından yüzde 6.67 oranına düşürerek davacıya isabet etmesi gereken 5.762.700TL miktarın kendisinin de hissedarı olduğu şirket bünyesinde kalmasına ve böylece müştekinin zarara uğramasına neden olarak "hizmet nedeniyle emniyeti suistimal" suçundan, 3 yıl hapis ve 1.500 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırıldığını, davacı -----------, ----------- mersis numarası ile kayıtlı ---------- Şti.'de %40 oranında hissedar olarak kayıt ve tescilinin yapılması için ----------- Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne13.01.2023 tarihinde başvuru yapıldığını, başvuruya ilişkin olarak ------------ Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 24.03.2023 tarih, ----------- sayılı yazı ile, ilgili mahkeme kararı gereğince sicil kayıtlarının değiştirilmesinin mümkün olmadığını, kararın icrası için son yapılan hisse devri ile 2022 tarihli iki sermaye artırımı kararının iptal edilmesi ve ayrıca kararı veren mahkeme tarafından, pay oranlarının 23.10.1995 tarihli ortaklar kurulu kararındaki son ortaklık yapısına uygun hale getirilecek şekilde değiştirilerek maddi hatanın düzeltilmesi gerektiğini belirtilerek gereklerin yerine getirilmediğini, davalının, ortağı ve yetkilisi bulunduğu şirket aleyhine iş ve işlemlerde bulunduğunu davalının şirket temsilciliğinden mahkeme kararı ile azline, müvekkilin bu süreçte münferiden yetkili sayılmasını, Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davalının yerine kayyım atanmasını, davalının temsil yetkilerinin kaldırılması nedeniyle 3. kişilerin iyi niyet iddialarını bertaraf etmek üzere davalının temsilcilik görevinden kaldırıldığına ilişkin ---------- ilan yapılmasını ve
davalı tarafından şirkete verilen zararın tespiti ile şirkete iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Şirkette güncel ticaret sicil kayıtlarına göre ortak statüsü bulunmayan davacının şirket müdürüne sorumluluk ve tazminat davası açma yahut şirkete kayyım atanmasını talep etme ehliyetinin olmadığını, davanın esas yönünden de hukuki bir dayanağı bulunmadığını, davacının iddialarına dayanak yaptığı ------------- Esas nolu davası henüz derdest iken, Yargıtay aşamasında ----------- payları icra yoluyla ------------- geçtiğinden ve ihale kesinleşip Ticaret Sicilde tescil ve ilan edildiğinden ötürü aktif husumet yokluğu durumu meydana geldiğini, buna rağmen yerel mahkemenin vermiş olduğu tespit hükmü hukuka aykırı şekilde kesinleştiğini, ayrıca davacının Ticaret Sicildeki tescil başvurusu da kararın güncel ticaret sicil kayıtları ile örtüşmemesi sebebiyle reddedildiğini, davacının ticaret sicil müdürlüğü kararına ilişkin itirazı da ------------ Asliye Ticaret Mahkemesinde açmış olduğu-----------Esas nolu davası kapsamında aktif husumet yokluğundan reddedildiğini, -----------ATM'nin vermiş olduğu karar hukuka aykırı şekilde kesinleşmiş olduğunu ancak sadece 1995 yılındaki pay durumuna ilişkin bir tespit kararı olduğunu, -------- yeniden şirket ortağı statüsüne sokmayacağını, sonraki yıllarda yapılan kesinleşmiş icra ihalesi ile ------------ tüm paylarının ------------ geçişini iptal edemeyeceğinin ya da ---------- usule uygun satın aldığını hisseye dair mülkiyet hakkını ortadan kaldıramayacağını, mevcut 760 payın
tamamı elinden icra ihalesi ile çıkmış olan davacının, 1995 yılı itibarı ile yüzde kaç ortak olduğunun tespiti yahut tescili hususunda dava açma-talepte bulunma ehliyeti ve yetkisi de kalmadığını, yeni ortaklarla iki farklı sermaye artırım kararı alınmıştı ve bu kararlar o dönem şirkette denetim kayyımı olan ------------ tarafından da onaylandığını, davacı yan, tespit kararının kesinleşmesi sonrası şirkete ait iki adet gayrimenkulün ziraat bankasına "satıldığını ve mal kaçırıldığını" düşündüğünü ancak böyle bir durum söz konusu olmadığını, davacının satış sandıkları ve şirket müdürünü haksız yere itham ettikleri husus ------------- isimli bir leasing yönteminden ibaret olduğunu, 2013 yılından bu yana bahse konu iki gayrimenkul üzerinden şirket bu yolla ticari kredi kullandığını, ------------ işlemi 2013 yılından bu yana tadil sözleşmeleri ile bugüne dek 3 kez yapıldığını, hem sat-geri kirala sisteminden kaynaklanan vergisel avantajlar hem de gayrimenkulü bir nevi kullanılacak kredilerin ayni teminatı haline getirerek, kredinin bitimi ile birlikte gayrimenkul tekrar şirkete devredilmekte o esnada ise kiralama gündeme geldiğini, haksız ihtiyati tedbir talebinin ve şirkete kayyım atanması talebinin reddini talep ve beyan etmiştir. Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle: kesinleşmiş mahkeme kararı ile de sabit olduğu üzere, müvekkilin dava dışı şirketteki %45 oranlı hissesi, şirket ortağı ------------ müvekkil yerine sahte imzalar atması suretiyle ve devamındaki hukuka aykırı işlemlerle %0.1'e düşürüldüğünü, davalının cevap dilekçesinde ileri sürdüğü, müvekkilin 760 adet paya sahip olduğu, sonrasında ----------- tarafından icra ihalesi suretiyle iktisap edildiği şeklindeki iddia, Sayın Mahkemenin aldatılmaya yönelik olduğunu, ------------ tarafından icra ihalesi yoluyla müvekkilin dava dışı şirketteki hisselerini iktisap ettiği yönündeki iddiada bahsedilen hisseler de, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkilin ----------- sahte imzaları ve devamındaki hukuka aykırı işlemlerle %0.1'e düşürülen hisseler olduğunu, davalının cevap dilekçesinde yer verdiği hususun huzurdaki dava ile hiçbir etkisinin olmadığını, bu hususların yargıtay hukuk genel kurulu tarafından zaten değerlendirildiği ve söz konusu mahkeme kararının kesinleştiğini, hakkında kesin hüküm bulunan bir iddianın yeniden gündeme getirilmesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkilin dava dışı şirkette %40 oranında hissedar olduğu kesinleşmiştir, dolayısıyla müvekkilin huzurdaki davayı açmakta yüzde yüz aktif husumet ehliyeti bulunmaktadır, aksi yönde değerlendirme yapılması da mümkün olmadığını, şirketin tüm ticari defter ve kayıtları, tapu kayıtları ile banka kayıtlarının incelenmesi suretiyle şirketin uğramış olduğu zararın tespit edilmesi ve bu tutarların davalıdan tahsili ile şirkete tazminine karar verilmesi gerektiğini talep ve dava etmiştir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Dava, TTK 630/2 maddesi uyarınca davalının müdürlük görevininden azli ile temsil ve ilzam yetkisinin kaldırılmasına ilişkin olup, davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talepli olarak açılmıştır. Davalının yetkilisi olduğu ---------Şti. aleyhine iş ve işlem yapması iddiası nedeniyle şirket üzerinde bulunan yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin TTK'nın 630/2. maddesi gereğince kaldırılması, bunun mümkün olmaması halinde davalının yetkilerinin sınırlandırılması, davalının şirketi zarara uğrattığı iddia edilen bedelin tespiti ile HMK m. 107 gereği şimdilik 100,00 TL'nin davalıdan tahsili ile şirkete iadesi istemli davada koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği belirtilen bu hususların uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır.TTK 625. ve 626. maddelerine göre, müdürler görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdürler.6102 sayılı TTK.nun 630'ncu maddesi; "(1) Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir. (2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. (3) Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. (4) Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklıdır." şeklinde düzenlenmiştir. Şirket müdürünün azli konusunda genel kurulda karar alabilmek olanaklıdır. Karar alınması olanaklı olmadığı takdirde mahkemeden bu konuda talepte bulunulması gerekmektedir. 6102 sayılı TTK.nun 630/2 ve 639/3 maddesi ile Limited şirket müdürünün azli hususunda başvuru hakkı düzenlenmiştir. Her ortak haklı sebeplerin varlığında yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Yöneticinin özenle bağlılık yükümlüğü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul edilir. İş bu yasal düzenleme uyarınca her ortak haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler. Haklı sebep genel olarak sürekli edimli bir hukuki ilişkinin devamını çekilmez kılan sebep olarak tanımlanmaktır. Öte yandan sınırlayıcı olmamakla birlikte azil bakımından haklı sebep TTK.nun 630/3 maddesinde; "Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. " şeklinde düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemece her somut olayın özelliğine göre açıklanan biçimde azil için haklı nedenlerin oluşup oluşmadığı değerlendirilmelidir. Limited şirket müdürlerinin azli davasında haklı sebebin varlığının davacı tarafça ispatlanması gerekmektedir. Azil davasının açılabilmesi için azli isteyen davacının şirket ortağı olması gerekir ki uyuşmazlıkta yargı kararlarına göre ortak kabul edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacının aktif husumet ehliyeti mevcuttur. Somut olayda davacının şirket müdürünün görevden alınmasına ilişkin talebinde “-----------” işlemlerine dayandırıldığı, konuya ilişkin uzman görüşünün “------------- işlemi, doğru planlama ve koşullar altında faydalı bir finansman aracı olabildiği, ancak bu işlemi yaparken, her iki taraf da sözleşme hükümlerini dikkatle değerlendirmelidir.” yönünde olduğu bunun yanı sıra dava dosyasının mevcut kapsam ve içeriğinde, dava dışı -----------Şti.'nin mali ve idari açıdan kötü yönetildiği bu bağlamda “müdürün görevde kalmasının şirket için çekilmez bir hâl almasına neden olan sebeplerin mevcudiyetine ilişkin” herhangi bir bilgi ve belgenin de yer almadığı anlaşılmaktadır.Mahkememizce yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi raporunda deliller değerlendirerek rapor sunulmuş, bilirkişi heyetinin yaptığı inceleme hükümde dikkate alınmış, mahkememizce rapor olaya uygun ve kanaat verici bulunmuş, tüm bu açıklamalar ışığında ve sunulan hükme elverişli rapor doğrultusunda açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-DAVANIN REDDİNE
2-Harçlar Yasasına göre alınması gerekli olan 615.40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T gereğince alınması gereken 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 12/03/2025