T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/518 Esas
KARAR NO : 2025/258
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/07/2023
KARAR TARİHİ : 21/03/2025
DAVA:Davacı vekili mahkememize sunduğu 21/07/2023 tevzi tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, davalı şirket ile kendisi için gerekli olan, emtiaların koyulacağı kutu ve kolilerin üretilmesi için anlaştığını, davalı şirketin kutu ve kolileri fatura ederken sürekli olarak bunların üretilmesi için gerekli olan klişe ve bıçak bedelini davacıya sonradan bedeli veya asılları iade olunmak üzere fatura ettiğini, bu konuda yerleşik ticari teamül de bulunmakla birlikte tarafların e-mail yazışmalarında da bu hususta ikrar mevcut olduğunu, esasen bıçak, kalıp veya klişelerin davacıya özel üretildiğini, davacı tarafından bedeli karşılandığını, fiilen iade edilmezse ise bedelinin iade edilmesi gerektiğini, ticari ilişkin sonlanmasından sonra aradaki yazışmalardan da görüleceği üzere, fiilen bıçak ve klişelerin iadesinin talep ediliğini, davalı şirket bunların bir kısmının yangında zayi olduğunu, kalan kısımlarının ise teslime hazır olup fiilen iade edileceğini beyan ettiğini, davacı şirketin, bunların listesini istediğini, listelerin de gönderilmediğini, fiilen de bunların iade edilmediğini, bunun üzerine ---------- numaralı 04.04.2023 tarihli ve 200.033,60-TL bedelli, klişe ve bıçak ürünleri için iade faturası tanzim edildiğini, davalı şirketinin faturaya --------- Noterliği'nin 10.04.2023 Tarih ve ---------- Yevmiye Sayılı ihtarnamesi ile itiraz ettiklerini, iade faturası düzenleyip gönderdiklerini, davacının aynı şekilde ----------- Noterliği'nin 14.04.2023 Tarihli ve --------- Yevmiye Sayılı ihtarnamesi ile davalı şirketin faturasına itiraz edilerek iade edildiğini, arz ve izah edilen ve re'sen gözeteceği sebeplerle, fazlaya dair hak ve talepler saklı kalmak kaydıyla; davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile ----------- İcra Müdürlüğü'nün ----------- Sayılı takibinin devamına, yapılan kötü niyetli itiraz neticesinde davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, dava harç, gider avansları ile birlikte avukatlık ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili 25/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının, davalı aleyhine haksız ve kötü niyetli şekilde ---------- numaralı 04.04.2023 tarihli ve 200.033,60 TL bedelli, klişe ve bıçak ürünleri için fatura tanzim ettiğini, bu fatura nedeniyle -----------İcra Müdürlüğü ------------ Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davacı şirkete ait "-------- Mah. ------Blv. No:-------- ----------" adresindeki ----------- Şirketi unvanlı, -------------- ticaret sicil no'lu ticari işletme, 22.02.2022 tarihinde yaşanan "yangın" nedeniyle işletme tamamen yanmış, ticari ve hukuki evrakların da zayi olduğu yangın raporu ile tespit edildiğini, zayi belgesi başvurusu yapılıp, ------------ ,07/09/2022 tarihli kararı ile yangın sebebiyle "Zayi belgesi verilmesine" kararı verildiğini, davacı şirketle uzun bir süredir ticari ilişkide olan davalının siparişini teslim ettiklerini, alacağını alamadığını, siparişlerin hatalı olduğu ve sair iddialar ortaya atıp ödemeyi geciktirdiğini, davacının, ticari ilişkinin sonlanması sebebiyle bir anda müvekkile karşı ısrarlı şekilde klişe ve bıçakların iadesi talebinde bulunduğunu, ürünlerin bir kısmının yangında yandığı; ancak yangında yanmamış olanların hazırlanarak iade edebileceğini ve bu işlemin yangın sebebiyle çok kısa bir sürede olamayacağını belirtmesine rağmen, davacı tarafın hemen hazır olmasını ve kısa sürede iade işleminin tamamlanmasını aksi taktirde parasının iadesini isteyeceğini belirtiğini, davacının mail yazışmasında belirttiği üzere " yangın oldu diyorsunuz geçmiş olsun ama bu bizim sorunumuz değil sonuçta sigortadan paranızı aldınız...kalıp ve klişe bedellerini ödememek için işi yokuşa sürdüğünüz apaçık ortada" şeklinde ifadelerde bulunduklarını , davacının icra inkar tazminatına itiraz ettiklerini, İtiraz hakkının kullanılması kötü niyetli ve haksız olunduğu anlamına gelmediğini, İcra ve İflas Kanunu'nun 67.maddesinin 2. Fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, alacağın likit ve belli olması da gerektiğini, alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerektiğini, yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, bir alacak olması ihtimalinde dahi alacak likid olmayıp, yargılama sonucunda teknik bilirkişi heyeti tarafından belirleneceğinden ve yargılamayı gerektirecek olduğunundan icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın hesaplamayı nasıl ve ne şekilde yaptığı konusu da tartışmalı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir
DELİLLER:----------- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 11/08/2023 tarihli müzekkere cevabı,
-----------15/08/2023 tarihli müzekkere cevabı,
------------ Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 17/08/2023 tarihli müzekkere cevabı,
------------- Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 01/09/2023 tarihli müzekkere cevabı,
------------Noterliği'nin 30/11/2023 tarihli müzekkere cevabı ile 10/04/2023 tarih ve ------------ yevmiye numaralı ihtarname vasıflı işlemi,
------------ Asliye Ticaret Müdürlüğü'nün 04/12/2023 tarihli müzekkere cevabı,
------------ Esas sayılı dosya Uyap sureti,
--------------- Talimat sayılı yazısı ile Mali Müşavir bilirkişisi tarafından tanzim edilen 21/03/2024 tarihli bilirkişi raporu,
Mali Müşavir bilirkişisi 21/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 1)Davacının, davalı aleyhine 200.033,60 TL.- asıl alacak üzerinden 11.04.2023 tarihinde icra takibi başlattığı, takipte işlemiş faiz talep edilmediği, faturalar üzerinden yapılan tespit ve hesaplamaya göre iade faturasının KDV dahil 195.508,30 TL.- olması gerektiği,
2)Davacının, davalı taraftan koli ve kutu gibi ambalaj malzemesi satın aldığı sırada, bu ürünlerin üretilmesi için gerekli olan kalıplar yani klişe ve bıçaklarında alış faturası içinde ayrıca fiyatlandırıldığı, taraflar arasında yazılı sözleşme olmadığı, ürün fiyatına kalıpların dahil olup olmadığının bilinmediği, ancak e-mail yazışmalarında , davalının fabrikasında çıkan yangın nedeniyle ürünlerin kendilerine iade faturasıyla fatura edilmesinin talep edilmekle beraber, taraflarca ürün sayısı konusunda anlaşmaya varılmış bir tutanak vb evrak olmadığından davacının iade faturasının davalı tarafından geri iade edildiği,
3)Dosya içeriğinden yapılan tespitlere göre, davalının uhdesinde 57 adet klişe ile 21 adet bıçağın kaldığı,
4)Davacının yasal defterlerinde kayıtlı olan 04.04.2023 tarihli 39 nolu 200.033,60 TL.- tutarlı elektronik faturanın , davalının yasal süresi içinde itiraz ederek, --------- Noterliğinin 10.04.2023 tarihli ------------- yevmiye nolu noter evrakıyla faturayı davacıya geri iade ettiğinden davalının bu faturayı muhtemelen defter kayıtlarına da almadığı,
5)Davalı şirket adına düzenlenen İADE faturasının içeriğinin birim fiyatlar yönünden araştırıldığı, daha önce davalıdan alınan "alış faturasındaki klişe ve bıçakların birim fiyatları" dikkate alınarak, iade faturasının düzenlendiğinin görüldüğü, alış faturası ile davacının düzenlediği iade faturasında yer alan klişe ve bıçakların birim fiyatlarının 1 adet faturadaki ürün sayısı dışında birbiriyle, birebir örtüştüğünün tespit edildiği,
6)Davacının, davalı adına düzenlediği İADE faturasının içerik olarak doğruluğunun "fiyatlar yönünden" tespit edildiği ancak taraflar arasında imza altına alınmış, davacıya teslim edilmeyen/alınmayan klişe ve bıçakların sayı/adet olarak doğruluğunu gösteren tutanak vb evrak olmadığından, iade ürün sayısının doğruluğunun teknik olarak tespit edilemediği,
7)Davacının yasal defterlerine göre, davalının müşterisi konumunda olduğu, bu nedenle 2022 yılı sonunda davalıya 62.122,32TL tutarında cari hesaptan borçlu olduğu, iade faturasından sonra 137.911,28 TL.- alacaklı hale geldiği,
8)Davaya konu edilen 200.033,60 TL.- tutarındaki iade faturasının sehven yanlış hesaplandığı, iade faturasının 195.508,30 TL.- olması gerektiği, ürün sayılarının taraflarca tespit edilmesi halinde bu tutar üzerinden icra takibine devam edilebileceği,
9)Davada takas mahsup talebi olmadığından 195.508,30 TL.- iade faturasından davalıya olan 62.122,32 TL.- borcundan mahsup edilmediği, mahsup edilmesi halinde davacının davalıdan 133.385,98 TL.- alacaklı hale geleceğine dair görüşe ulaşıldığı " görüş ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
-Mali Müşavir bilirkişisi tarafından tanzim edilen 10/12/2024 tarihli bilirkişi raporu,
Mali Müşavir bilirkişisi tarafından tanzim edilen 10/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Raporumuz içerisinde yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez belge, bilgi, takip dosyası, davacı yanın ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporu, davalı yanın ticari defterleri ve dosya üzerinde yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde;
6.1 Davalı tarafından incelemeye sunulan 2022-2023 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu,
6.2 Davacı yanın davalı yandan takip tarihi olan 11.04.2023 tarihi itibarıyla 133.385,98 TL alacaklı olduğu,
6.3 Davalı vekilinin “bir kısım Klişe Ve Kalıp teslime hazır olduğu,” yönünden iddiasının mevcut olduğu, Makine Mühendisi sektörel bilirkişiden bu hususta görüş alınıp-alınmayacağı noktasında, nihai takdirin sayın mahkemenize ait olduğu, Dosya kapsımın da davalı yan tarafından davacı adına yaptırıldığı, davacı yana özgü kurumsal kimlik bilgilerini içeren (özel ölçü, logo, marka vs), davalı yan tarafından “başka müşteri için kullanılamayacağı” iddia edilen klişelerin, iadesi noktasında hüküm kurulması halinde ise, takibe konu alacaktan mahsup edilmesi gereken tutarın 90.653,50 TL olduğu,
6.4 Davacı yanın TL alacağı için 3095 sayılı yasaya (Md.2) istinaden icra takip tarihi olan; 11.04.2023 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiz talep edebileceği,
6.5 Tarafların, inkâr tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin muhterem Mahkemenizin takdiri içinde kaldığı" sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Davalı tanığı ----------- alınan beyanında Ben davalı ------------ isimli şirkette 16 yıldır muhasebe müdürü olarak çalışıyorum. Çalışmakta olduğum şirketin yanması üzerine şirket borçlarının tespiti amacı ile çalışmış olduğumuz şirketlere cari hesap alacaklarımızı talep ettik. Çalışmış olduğum şirket davacı şirketin talebi üzerine kutu ve koli üretir. Klişe talep edilen kolilerin üzerindeki baskılardır. Davacı şirketten sipariş gelmesi üzerine çalışmış olduğum şirket aracılığı ile dava konusu klişe ve bıçaklar bastırılarak ücreti bu bıçak ve klişeleri basan şirkete ödendi ve davacı şirket olan ------------ fatura edildi. ----------- ve diğer müşterilerimiz ile aramızdaki teamüller gereği bizim tarafımızdan ücreti ödenen ve müşteriden ücreti tahsil edilen bıçak ve klişeler müşteri ile aramızdaki cari hesap ilişkisi sonlandırıldıktan sonra müşteriye iade edilir. ----------- 4 ay boyunca tahsil edilemeyen alacağımızın talebi üzerine --------- klişe ve bıçakların kendisine iade edilmesini istedi. Yapılan mailleşmeler üzerine klişe ve bıçakların gelinip alınması hususunda kendilerine haber verildi. Kendileri klişe ve bıçakları gelip almadıkları gibi aynı gün 200.000,00 TL iade faturası düzenlediler. Oysa ki kendilerine klişe ve bıçakların yaptırılmasından kaynaklı 47.300,00 TL 'lik tutar fatura edilmiş olup davacı şirket tarafından düzenlenen 200.000,00 TL'lik iade faturasının neye ilişkin olduğu anlaşılamamıştır. Tüm ihtarlara rağmen davacı şirket klişe ve bıçakları çalışmış olduğum şirketten almamıştır. Cari hesap alacağımız olduğu için tarafımızca da gönderilmedi. Benzer işi yapan diğer firmalarda bu teamülle çalışmakta olup müşterinin işi bittiğinde klişe ve bıçaklarını kendisi talep ederek alır.Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu; davalı şirkete ait faturalar benim tarafımdan onaylanmaktadır. ----------- muhasebe personelidir. ---------. ---------- tarafından gönderilen "29/03/2023 tarihli" mailden haberdar idim." şeklinde beyanda buulnmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; 04/04/2023 düzenleme tarihli faturaya istinaden alacağın tahsili için yapılan takibe itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.İtirazın iptali davası 2004 sayılı İcra İflas Kanunu madde 67 vd. düzenlenmiştir. Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Dosya kapsamından; davacının 04/04/2023 düzenleme tarihli 200.033,60 TL bedeli " klişe bedeli ve bıçak bedeli" açıklamalı faturaya dayalı alacağının tahsili için -----------İcra Müdürlüğü'nün ----------- Esas sayılı dosyası ile 200.033,60 TL alacağın tahsili için davalı aleyhine takip başlattığı, davalının yasal süresinde takibe itiraz ettiği, davacının bir yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptalini talep ettiği görülmektedir.
Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. Fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. 6102 Sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi tacirler arasındaki hizmetin ayıplı olması halinde yapılması gereken işlemleri düzenlemektedir. Anılan maddeye göre hizmet alan tacir, malın ayıplı olduğu açıkça belli değilse, malı teslim aldıktan sonra malı incelemek veya incelettirmek, malın ayıplı olması halinde 8 gün içinde bu durumu hizmet verene iletmek durumundadır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacı tarafından davalı adın düzenlenen iade edilmeyen klişe ve bıçak bedelleri için iade faturasına dayalı alacağın tahsili istemiyle davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı ile icra inkâr tazminatının tahsili istemiyle dava açıldığı , davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen 21/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda davacının, davalı taraftan koli ve kutu gibi ambalaj malzemesi satın aldığı sırada, bu ürünlerin üretilmesi için gerekli olan kalıplar yani klişe ve bıçaklarında alış faturası içinde ayrıca fiyatlandırıldığı, taraflar arasında yazılı sözleşme olmadığı, dosya içeriğinden yapılan tespitlere göre, davalının uhdesinde 57 adet klişe ile 21 adet bıçağın kaldığı, davacının yasal defterlerinde kayıtlı olan 04.04.2023 tarihli 39 nolu 200.033,60 TL.- tutarlı elektronik faturanın , davalının yasal süresi içinde itiraz ederek, --------- Noterliğinin 10.04.2023 tarihli ----------- yevmiye nolu noter evrakıyla faturayı davacıya geri iade ettiği, davalı şirket adına düzenlenen faturasının içeriğinin birim fiyatlar yönünden araştırıldığı, daha önce davalıdan alınan "alış faturasındaki klişe ve bıçakların birim fiyatları" dikkate alınarak, iade faturasının düzenlendiğinin görüldüğü, alış faturası ile davacının düzenlediği iade faturasında yer alan klişe ve bıçakların birim fiyatlarının 1 adet faturadaki ürün sayısı dışında birbiriyle, birebir örtüştüğünün tespit edildiği, davacının yasal defterlerine göre, 2022 yılı sonunda davalıya 62.122,32TL tutarında cari hesaptan borçlu olduğu, davaya konu edilen 200.033,60 TL tutarındaki iade faturasının sehven yanlış hesaplandığı, iade faturasının 195.508,30 TL olması gerektiği, ürün sayılarının taraflarca tespit edilmesi halinde bu tutar üzerinden icra takibine devam edilebileceği, davalıya olan 62.122,32 TL borcundan mahsup edilmediği, mahsup edilmesi halinde davacının davalıdan 133.385,98 Tl alacaklı olduğu , davalının ticari defterleri incelenmesi neticesinde düzenlenen 10/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafından incelemeye sunulan 2022-2023 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davacı yanın davalı yandan takip tarihi olan 11.04.2023 tarihi itibarıyla 133.385,98 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olup davalı vekilinin “bir kısım Klişe Ve Kalıp teslime hazır olduğu,” yönünden iddia bulunmuş ise de davacı vekili bıçakların gelinip teslim alınmadığını iddiasının asılsız olduğunu, davalı şirket tarafından bu konuda herhangi bir tevdi mahalli belirlenmediği gibi alacaklıyı temerrüte düşürecek bir iş ve işlem de yapılmadığını beyan etmiştir.Davalı vekili bilirkişi raporları tanzim edildikten sonra takas mahsup talebinde bulunmuş olup davacı vekili imzalı beyanında davalı tarafın takas mahsup def'ine konu 62.122,32 TL'lik alacak talebi yönünden takas mahsup def'ine bir diyeceği olmadığını ve takas mahsup def'ine bu miktar üzerinden açıkça muvafakat etmekle birlikte davalı taraf lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesini talep etmiştir.Mahsup, bir alacağın gerçek miktarının belirlenebilmesi amacıyla yapılan bir hesap işlemidir, itiraz niteliğinde olduğundan davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmaz.Mahsup, bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Takastan farklı olarak, mahsupta iki ayrı alacak bulunmamaktadır. Yani mahsupta indirilecek olan değer, farklı bir alacak olmayıp aynı alacak üzerinden tenzil edilmesi gereken değerdir.Emsal nitelikte ---------- sayılı kararında; Mahsup ise, bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak, alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı yükümlülüklerin alacaktan indirilmesidir. Mahsuplaşmada, takastan farklı olarak iki ayrı alacak bulunmamaktadır. Buna göre, alacak miktarından tenzil edilecek değer, karşı alacak olmayıp, gerçek alacağı bulmak üzere hesaplanan alacaktan indirilmesi gereken bir bedeldir. Bu nedenle, mahsupta hukuken karşılıklı alacaklılık ilişkisinden öte, alacağın gerçek miktarının tespiti için yapılan bir işlemin varlığı kabul edilmelidir. Mahsupta, doğmuş bir alacaktan söz edilemeyeceği için, mahsubun borcu sona erdiren bir neden olduğu da düşünülemez.
Takas, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi, Zamanaşımı üst başlığının Birinci Ayırım Sona Erme Hâlleri altında 139. ve 145. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kanunda takasın tanımı yapılmamış bunun yerine takasın unsurlarından bahsedilmiştir.Takas, birbirlerine karşı aynı türden alacaklı ve borçlu olan kimselerden birisinin tek taraflı irade beyanı ile muaccel hale gelen alacak ve borçların birbirlerini karşıladığı oranda sona erdirilmesidir.Takas hakkının doğumu için , borçların dayandığı hukuki sebepler değil tarafların birbirlerine karşı hem alacaklı hem de borçlu konumda olması önemlidir. Borçlar Kanunu’nun (TBK) 139. maddesi;“İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir.Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir.
Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir” hükmüne yer verilmiştir.
---------- sayılı ilamında ifada edildiği şekilde; Takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı (birbirinden borçlu olması) gerekir. Alacak ve borç karşılıklı değilse veya iki kişi arasındaki borç ilişkisinin, dışında kalan kişilerden olan alacaklar ya da borçlar takasa konu olamaz. Takas bildiriminde bulunan kimse karşı tarafa borçlu bulunmalı, aynı zamanda karşı taraftan alacaklı olmalıdır. Ayrıca takas için, yalnız borçlularda değil, borçlarda da karşılıklılık bulunmalıdır. Ancak aynı nitelikteki cins (nevi) veya özdeş edimlerin takası mümkündür. Özdeşliğin, TBK’nın 143. maddesindeki “Borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirdiği anda” mevcut olması gerekir. Karşılıklı alacaklardaki özdeşlik, cins ve nitelik bakımından aranır. Yoksa miktar bakımından bir özdeşlik söz konusu değildir. Çünkü, TBK’nın 143. maddesinin birinci fıkrasında da belirtildiği gibi, takasla, her iki borç, takas edilebilecekleri anda, daha az olan borç tutarınca sona erer. Aynen ifa borcu, sonradan tazminat borcuna dönüşmüşse, diğer tarafın borcu da para borcu ise, özdeşlik gerçekleşmiş olduğundan takas yapılabilir. Özdeşlik koşulu, alacakların kaynağının da aynı olmasını gerektirmez. Bu bakımdan sözleşmeden doğan bir alacağın, karşı tarafın haksız fiilden doğan tazminat alacağı ile takası mümkündür . Başka bir ifadeyle alacakların aynı cinsten olması, borçlanılan edimlerin ifada birbirlerinin yerine geçebilecek nitelikte olması anlamına gelmektedir.
Takas için aranan üçüncü koşul kural olarak her iki borcun muaccel (ifasının istenebilir) olmasıdır. Dördüncü koşul ise, tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olması gerekmektedir. Taraflardan birinin alacağı muaccel olduğu hâlde, karşı tarafa olan borcu için bir vadeden yararlanıyorsa, bu alacak talep edildiğinde diğer taraf henüz muaccel olmayan kendi alacağını takas olarak ileri süremez .Yenilik doğuran bir hak olan takasın, davadan önce ve dava sırasında alacak sahiplerinden her biri tarafından ileri sürüleceği gibi, bu yola gitmeksizin taraflar alacaklarını ayrıca dava konusu edebilirler. Diğer bir anlatımla takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklıdır. İlke olarak, takas def'î de diğer def'îler gibi süresinde verilen cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir.Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Aksi hâlde takastan kurtulmak isteyen borçlu hemen bir ihtilaf çıkartarak amacına ulaşabilir. Öte yandan ihtilaflı alacağın takas edilebilir olduğunu söylemekle de takasın ortaya konulması ile ihtilafın alacaklı lehine hâlledilmiş olduğu anlamı çıkmamalıdır. Sonuçta hâkim anlaşmazlığı çözerek sonucuna göre takas def’î talebini red veya kabul edecektirDavalı da davacıdan alacaklı olduğunu savunarak takas def’inde bulunduğu takasa konu edimin de para alacağı olduğu, alacağın çekişmeli olması takas def’ine engel olmayacağı gibi takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklı ise de takas bir "Defi" olduğundan dava dilekçesine cevap verilirken ileri sürülmelidir. Aksi halde, davalı "savunmanın genişletilmesi yasağı" ile karşılaşabilir. Somut olayda davalı tarafın cevap dilekçesinde ileri sürülmemiş ise de davacı tarafından kendi ticari defterlerinde kayıtlı olan 62.122,32 TL'lik alacak talebi yönünden takas mahsup def'ine açıkça muvafakat etmiştir.. HMK'nın 190 maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Somut uyuşmazlıkta davacı adına özel olarak yapılan klişe ve bıçakların teamül gereği davacıya iade edilmesi gerektiği, davalının bit kısım klişe ve bıçakları teslime hazır olduğunu belirtmesine karşın bu husunda teslim edildiğine yada tevdi mahaline teslimine ilişkin bir belgenin bulunmadığı, usulüne uygun tutulmuş taraf ticari defterlerine göre davalının 04/04/2023 düzenleme tarihli takip konusu faturaya itiraz ettiği anlaşılmış ise de faturaya konu iade edilmesi gereken klişe ve bıçakları iade ettiği hususunu ispat edemediği , davacının cari hesaptan kaynaklı 04/04/2023 düzenleme tarihli takip konusu fatura dışında 62.122,32 TL borçlu olduğu tespit edilmiş olup davacının muvafakatinde olan takas mahsup defi de gözetilerek hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile, davalının --------.İcra Müdürlüğü'nün ----------- Esas sayılı dosyasında yürütülen takibe yaptığı vaki itirazın kısmen iptaline; takibin davalının takas mahsup definin kabulünden sonra kalan 133.385,98TL fatura alacağı üzerinden aynı şartlarda devamına, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, dava konusu asıl alacak faturaya dayalı ve likit olduğundan asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 39.101,66 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ----------, ------------ ve ------------ sayılı ilamı da gözetilerek davanın, takas/mahsup sebebiyle reddedilen kısmı için davalı lehine vekalet ücreti takdir edilemeyeceği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
Davanın KISMEN KABULÜ ile
1-Davalının ----------İcra Müdürlüğü'nün ------------ Esas sayılı dosyasında yürütülen takibe yaptığı vaki itirazın kısmen iptaline; takibin davalının takas mahsup definin kabulünden sonra kalan 133.385,98TL fatura alacağı üzerinden aynı şartlarda DEVAMINA,
2-Davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine,
3-Dava konusu asıl alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 39.101,66 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gerekli olan 9.111,60 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 2.415,91 TL peşin harç, 1.000,17 TL icra peşin harcın mahsubu ile bakiye 5.695,52 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu başvurma harcı 269,85 TL, mahsup edilen peşin harç 2.415,91 TL, 1.000,17 TL icra peşin harcın olmak üzere toplam 3.685,93 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan 2.250,00 TL bilirkişi ücreti, 89,00 TL talimat gideri, 104,00 TL dosya masrafı, 7,00 TL KEP masrafı ve 619,00 TL posta masraf olmak üzere toplanm 3.069,00 TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre belirlenen 2.999,57 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yargılama sırasında yapılan 3.000,00 TL bilirkişi ücreti yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre belirlenen 67,87 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
9-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca red edilen miktar üzerinden hesaplanan 4.525,30 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
10-Dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusunun bulunduğu ve sonuç alınamadığı nazara alınarak, arabuluculuk ücretinin haklılık oranlarına göre taraflardan alınıp hazineye irat kaydına karar verilmesi gerekiyor ise de arabuluculuk dosyasında sarf kararı bulunmadığından arabuluculuk ücretinin Hazine tarafından dava ya da takip yolu ile tahsil edilmesinde muhtariyetine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ---------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, istinaf yoluna başvurulmasının İİK'nın 36. maddesi saklı kalmak kaydıyla kararın icrasını durdurmayacağı, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağı açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/03/2025