T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2016/228 Esas
KARAR NO : 2025/232
DAVA : Menfi Tespit ve Portföy Tazminatı (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ : 23/02/2016
KARAR TARİHİ : 13/03/2025
DAVA:Davacı vekili mahkememize sunduğu 23/02/2016 tevzi tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin davalı ... şirketi ile yapmış olduğu acentelik sözleşmesi ile 21/06/2022 tarihinde başladığını, sözleşmenin 20/10/2004 tarihinde yenilendiğini, 13/10/2004 tarihinde sözleşme yapma ve prim tahsiline yetkili acentelik vekaletnamesinin davacıya verildiğini, davacının acentelik sözleşmesinin feshedildiği 09/06/2015 tarihine kadar elementer sigorta diye tabir edilen sigorta kollarında davalı adına yetkili acente olarak ticari faaliyette bulunduğunu, davacının davalı ... şirketi adına yangın, nakliyat, kaza, makine-montaj, ziraat sigortası branşlarına ilişkin olarak davalı adına teklif almaya, yine zorunlu trafik ve ferdi kaza sigortalarına ilişkin poliçe, zeyilname düzenleme ve prim tahsil etmeye yetkili kılındığını, davalı ... şirketinin uhdesinde davacının 20.000,00 TL'lik teminat mektubu bulunduğunu, sözleşmelerin dönem dönem yenilenmek sureti ile acentelik ilişkisine aykırı olarak 09/06/2015 tarihinde tek taraflı olarak feshedildiğini, daha önce de davacının ekranının kapatılarak ticari faaliyetinin sona erdirildiğini, davacının davalı ... şirketinin acenteliğini en iyi şekilde yürüttüğünü, kendisine verilen tüm yetkilerin alınıp feshedildiğini, buna göre 3 aylık bildirim süresine uymadan acentelik sözleşmesinin feshedildiğini ve ortada hiçbir sebebin olmadığını, teminat mektubunun davacıya iade edilmediğini, davacıya borç çıkarıldığını, 1.116,90 TL borç çıkarılarak ödenmesinin talep edildiğini, borç çıkarılan davacının ihtarname gönderdiğini, ihtar içeriğinde üretim ekranının haber verilmeden kapatıldığını, bu nedenle bazı tahsilatların teslim deildiğini, makbuz ve evrakların da teslim edildiğinin bildirildiğini, davacının tekrar ihtarname göndererek borcunun olmadığının, teminat mektubunun nakde çevrilmesinin kabul edilmediğini ve uygulamanın hukuksuz olduğunun bildirildiğini, sözleşmenin haksız ve tek taraflı olarak feshedilmesinden sonraki dönemde sigortalılar tarafından yapılan satış ve benzeri iptaller nedeni ile doğan borçların müvekkilinin sorumluluğunda olmadığını, davacının devam etmekte iken üretim ekranının kapatılması sonucu iptal edilen veya davacının katkıları ile tamamlanan işlerden ötürü olan alacaklarının da belirlenip davalı şirketçe tanzim edilmesi gerektiğini, davalı ... şirketinin acentelik sözleşmesini haksız ve yasaya aykırı yaptığını, 20.000,00 TL tutarlı teminat mektubu için paraya çevrilmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, uzman bilirkişi tarafından zararın belirlenmesi ve eksik harç için süre verilmesini, davacının uğradığı zararın davalıdan alınarak davacıya verilmesini, belirlenen denkleştirme portföy tazminatının haksız ve fesih durumu da dikkate alınarak en yüksek oranda hüküm altına alınarak davalıdan tahsili ile davacıya verilmesini, davacının haksız fesih öncesi ve sonrasında davalı ... şirketine borçlu olmadığının tespitini, davalı şirketin haksız olarak uhdesinde tuttuğu teminat mektubunun davacı müvekkiline iadesine, teminat mektubu nakde çevrilmiş olması durumunda bedelin tazminat cinsinden davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, teminat mektubunun nakde çevrilmesinden ötünü doğacak davacı zararının ve komisyon giderlerinin davalıdan ayrıca tahsili ile davacıya verilmesini, hüküm altına alınarak olan tüm alacaklara, bankalarca mevduata uygulanan en yüksek ticari faiz oranında faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin hakları ve ıslah hakkının saklı tutulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 10/04/2016 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davalı ... şirketinin acentelik sözlemesinin acentenin verimsiz çalışması nedeniyle yazılı bildirim yapmak suretiyle derhal feshedildiğini savunduğunu, Sigortacılık Kanunu 23/15. ve 16. maddesine atıfta bulunulduğunu, 20 ekim 2004 tarihli sözleşmenin 11.2.bendi kapsamında derhal fesih hakkı olduğunu ileri sürdüğünü, davacı acentenin, bu anlamdaki savunmalarının, sözleşme ve emredici nitelikteki yasal düzenleme ve resmi kayıtlar karşısında hiçbir geçerliliği olmadığını, sözleşme gereğince acentelik sözleşmesi ancak 3 ay önceden bildirimde bulunmak şartıyla yapılabileceğini, davalı tarafın, portföy tazminatına hak kazanmak için acentenin kusuru olmaksızın acentelik sözleşmesinin sona ermiş olması gerektiğini ayrıca sigorta şirketinin öenmli menfaatler elde ediyor olması gerektiğini belirtildiğini, bu iki hususun zaten gerçekleştiğini, sözleşmenin feshinde davacı acentenin hiçbir kusuru olmadığını, sözleşme hükümlerine ve mevzuata uyulmadan sözleşme sigorta şirketi tarafından haksız feshedildiğini, teminat mektubunun iade edilmesine karar verilmesi edildiği anlamına gelmeyeceğini, dava açıldığı zamandaki şartlara tabi olduğunu, bu hususta teminat mektubu iade edilecek olsa bu açıdan karar verilmesine yer olmadığına dair karar bile verilecek olsa davacı yararına olmak üzere yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davanın bu konudaki talebinin açılmasına davalı sigortaşirketi sebebiyet verdiğini, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili 05/04/2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davalı şitket vekilinin cevap dilekçesinde, özetle; davaya konu taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin, davacı acentenin verimsiz çalışması nedeni ile sözleşmenin 11.2 bendi kapsamında feshedildiğini, davacının, davalı şirketten portföy tazminatı talep hakkının bulunmadığını, 20.000,00 TL miktarlı teminat mektubunun davacıya teslim edilmek üzere bankaya iade edildiğini, konuya ilişkin olarak 23.03.2016 tarihinde -------- Bankası --------- Şubesine, ... Sigorta Acenteliği lehine davalı şirkete hitaben düzenlenmiş bulunan teminat mektubu ile ilgili hiçbir hak ve alacaklarının bulunmadığını, bu sebeple bankayı ibra ettiklerini bildirir yazının gönderildiğini, davacının, davalı şirket nezdinde herhangi bir teminatının bulunmadığını, bu nedenlerle, davanın reddi ile yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili 23/06/2016 tarihli ikinci cevap dilekçesinde özetle; Davacı acente ile müvekkili şirket arasında 20 Ekim 2004 tarihli sözleşme Yapma ve Prim Tahsiline Yetkili Acentelik Sözleşmesi akdedildiğini, iş bu sözleşmenin 11.2 bendi kapsamında acentenin verimsiz çalışması nedeniyle ----------Noterliği’nin 09.06.2015 tarihli ve --------- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yazılı bildirim yapmak suretiyle derhal feshedildiğini, ------------ müvekkili şirketten portföy tazminatı talep hakkı bulunmadığını, denkleştirme talebine hak kazanabilmek için acentenin sağladığı "yeni" müşterilerin acente sözleşmesinin sona ermesinden sonra da işletmeye "önemli" çıkarlar sağlamaya devam etmeleri, acentelik sözleşmesi devam etseydi acentenin "yeni" müşteriler dolayısıyla ücret alacak olması, denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olması, acentelik sözleşmesinin feshinin acentenin kusurundan kaynaklanmamış olması gerektiğini, müvekkili nezdinde davacıya ait bir teminat mektubu bulunmadığını, davacının müvekkili şirket nezdinde herhangi bir teminatı bulunmadığını, bu nedenle de davacının 20.000 TL lik teminat mektubu iade talebinin reddi gerektiğini beyan etmiştir.
DELİLLER:-Mali Müşavir bilirkişisi, Sigorta Uzmanı bilirkişisi ve Bilgisayar Mühendisi bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 08/05/2017 tarihli bilirkişi raporu,
Mali Müşavir bilirkişisi, Sigorta Uzmanı bilirkişisi ve Bilgisayar Mühendisi bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 08/05/2017 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "1. Teminat mektubunun iade edilmiş olması karşısında bu konuda herhangi bir irdeleme yapılmasına gerek olmadığı,
2. Taraflar arasında mün'akit Acentelik Sözleşmesinin 11.4. ve 6.3. maddesindeki hükümler sebebiyle davacı acentenin dava anı itibariyle 1.167,69 TL. borcunun bulunduğu, bu borcun da 25.02.2016 tarihinde davacı acentelik tarafından ödenmesi ile birlikte taraflar arasında herhangi bit borç alacak ilişkisinin kalmamış olduğu, tarafların birbirlerine herhangi bir borcunun bulunmadığı,
3. Portföy tazminatının her halükarda ödenecek bir tazminat türü olmaması sebebiyle, bu türdeki taleplere konu olabilecek zararların dayanaklarının ancak talep sahibi acente tarafından bilinmesinin mümkün olabileceği, ilgilisi acente tarafından bit liste/tablo halinde sunulmamış bulunan portföy tazminatına konu olabilecek nitelikteki zararın /tazminatın Heyetimiz tarafından belirlenmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla bu koşullar altında davacı acentenin portföy tazminatına hak kazanamayacağı" sonuç ve kanaatine varıldığı görülmüştür.
-Mali Müşavir bilirkişisi, Sigorta Uzmanı bilirkişisi , Bilgisayar Mühendisi ve Nitelikli Hesap Uzmanı bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 20/01/2020 tarihli bilirkişi ek raporu,
Mali Müşavir bilirkişisi, Sigorta Uzmanı bilirkişisi ve Bilgisayar Mühendisi bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 20/01/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "-Teminat mektubunun iade edilmiş olması nedeniyle bu konuda herhangi bir irdeleme yapılmasına gerek olmadığı,
-Taraflar arasında mün'akit Acentelik Sözleşmesinin 11.4. ve 6.3. maddesindeki hükümler sebebiyle davacı acentenin dava anı itibariyle 1.167,69 TL. borcunun bulunduğu, bu borcun da 25.02.2016 tarihinde davacı acentelik tarafından ödenmesi ile birlikte taraflar arasında herhangi bir borç alacak ilişkisinin kalmamış olduğu, tarafların birbirlerine herhangi bir borcunun bulunmadığı,
-Davalı şirketin fesih tarihinden sonra davacı acentenin portföyünden önemli bir menfaat elde etmediği, davacı acentenin de davalı şirketin feshi sebebi ile portföy kaybı yaşamadığı,
-Davacının acentelik sözleşmesinin yürürlükte kaldığı (Son Beş Tam Yıl Olan) 01.01.2010-31.12.2014 tarihleri arasında 4.436.615,97 TL tutarında Prim ürettiği ve buna mukabil 705.746,46 TL tutarında komisyon alacağının tahakkuk ettiği, (Komisyonun 1/5 inin 141.149,29 TL olduğu,)
-Sayın Mahkeme tarafından davacı yanın portföy (denkleştirme) tazminatı talep edebileceği kanaatine varılır ise talep edilebilecek portföy (denkleştirme) tazminatının üst sınırının 141.149,29 TL olduğu,
-Davacı acentenin, davalı şirketin acentelik sözleşmesini feshetmesine neden olacak şekilde karşılıklı iş ilişkisinin devamını imkansız hale getirecek derecede haklı bir sebep teşkil edecek şekilde faaliyet ve fiillerde bulunduğunu; acentelik sözleşmesinin "Sözleşmenin Süresi" başlıklı 11. maddesinde belirtildiği üzere sözleşme hükümlerine veya ilgili mevzuat ve teamüllere uygun olarak şirket tarafından verilen karar, direktif ve genelgelere uymayarak acentelik sözleşmesi hükümlerini ihlal ettiğini söylemek mümkün gözükmediğinden somut olayda haklı sebeple fesih durumunun mevcut olmadığı; söz konusu fesihin yasal üç aylık süreye uygun olarak yapılmış bir olağan fesih olduğu;
-Acentelik sözleşmesinin davacı acentenin tazminat hakkını kaldırmaya yönelik "Sözleşmenin Süresi" başlıklı 11. maddesinde yer alan düzenlemenin Borçlar Kanunu' nun 115/3 hükmü uyarınca batıl sayılması neticesinde davacı acentenin tazminat talep etme hakkının mevcut olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığı görülmüştür.
-Mali Müşavir bilirkişisi, Sigorta Uzmanı, Bilgisayar Mühendisi ve Nitelikli Hesaplama bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 31/08/2020 tarihli bilirkişi ek raporu,
Mali Müşavir bilirkişisi, Sigorta Uzmanı, Bilgisayar Mühendisi ve Nitelikli Hesaplama bilirkişisi tarafından tanzim edilen 31/08/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Dava dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, 08.05.2017 tarihli kök raporumuzun ve 20.01.2020 tarihli ek raporumuzun sonuç bölümünde değiştirilecek bir husus bulunmamaktadır.
>Tarafımızdan Teminat mektubunun iade edilmiş olması karşısında bu konuda herhangi bir irdeleme yapılmasına gerek olmadığı,
>Davalı şirketin fesih tarihinden sonra davacı acentenin portföyünden önemli bir menfaat elde etmediği, Davacı acentenin de davalı şirketin feshi sebebi ile portföy kaybı yaşamadığı kanaatine tarafımızdan varılmıştır.
>Sayın mahkemenizin tarafından 16.05.2019 tarihli ara kararında " ...davacının sözleşmesinin feshinden önceki ve sonraki ticari kayıtları arasında azalma olup olmadığı, davalı sigortanın kayıtlarının tetkiki ile gelir artışının olup olmadığı incelenerek ayrıntılı denetime ve hükme elverişli Ek Rapor hazırlanmasının istenmesine " karar verilmiştir.
>Davacı yan dava dosyasına 2015 yılına kadar olan ticari defterlerini ibraz etmiş, ek ve kök raporlar, sunulu belgeler üzerinde yapılan inceleme ile tanzim edilmiştir. Davacı yana ait Fesih sonrası dönem olan 2016 ya ilişkin ticari defter ya da Gelir Vergisi Beyannameleri dosyaya sunulu olmadığından bu noktada (davacı yanın fesih sonrası dönemde gelir kaybı yaşayıp-yaşamadığı noktasında) tarafımızdan inceleme yapılamamıştır.
>Sayın mahkemeniz tarafından bu yönde inceleme yapılmasının talep edilmesi halinde; Davacı yanın 2013-2018 yıllarına ait gelir vergisi beyannamelerini dosyaya sunması gerektiği, ancak bu sayede gerekli incelemenin tarafımızdan yapılabileceği kanaatine varılmıştır.
>Davacının portföy (denkleştirme) tazminatı talebinde bulunduğunu, Portföy tazminatı Türk Ticaret Kanunu'nun 122. maddesinde düzenlendiğini, (Madde 2'de) Tazminatın, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz denildiği, Davacı yanın Acentelik sözleşmesinin yürürlükte kaldığı (Son Beş Tam Yıl Olan) 01.01.2010-31.12.2014 tarihleri arasında 4.436.615,97 TL tutarında Prim ürettiği ve buna mukabil 705.746,46 TL tutarında komisyon alacağının tahakkuk ettiği, (Komisyonun 1/5 inin 141.149,29 TL olduğu,)
> Sayın mahkeme tarafından Davacı yanın portföy (denkleştirme) tazminatı talep edebileceği kanaatine varılır ise; talep edilebilecek portföy (denkleştirme) tazminatının üst sınırının 141.149,29 TL olduğu, tarafımızdan tespit edilmiştir." sonuç ve kanaatine varıldığı görülmüştür.
-Mali Müşavir bilirkişisi, Sigorta Uzmanı bilirkişisi , Bilgisayar Mühendisi ve Nitelikli Hesaplama bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 17/05/2021 tarihli bilirkişi ek raporu,
Mali Müşavir bilirkişisi, Sigorta Uzmanı bilirkişisi ve Bilgisayar Mühendisi bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 17/05/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "Dava dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile davacı yana ait 2009-2018 yılı gelir vergisi beyannameleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, tarafımızdan tanzim edilen kök ve ek raporumuzun sonuç bölümünde değiştirilecek bir husus bulunmamaktadır." sonuç ve kanaatine varıldığı görülmüştür.
-Mali Müşavir bilirkişisi, Sigorta Uzmanı bilirkişisi ve Bilgisayar Mühendisi ve Nitelikli Hesaplama bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 24/07/2022 tarihli bilirkişi ek raporu,
Mali Müşavir bilirkişisi, Sigorta Uzmanı bilirkişisi ve Bilgisayar Mühendisi bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 24/07/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "Dosyada Mahkemece Bilgisayar Mühendisi Bilirkişi olarak görevlendirmem dolayısıyla dosya ekleri tüm yönleri ile değerlendirilmiştir. Üretim Ekranı denilen kavram Davalı ... firmasının acentesine izni ile erişimini verdiği web tabanlı bir portaldır. Bu portal vasıtasıyla ilgili acente prim tahsilatlarını, acente aracılığı ile satışını yaptığı portföyü izler ve takibini yapar. Üretim ekranı olmadan ilgili acenta portala erişemeyeceğinden gerekli takip ettikleri işlere erişemeyeceklerinden işyapmaları mümkün olmayacaktır.
Bilirkişi raporuna yapılan 20.01.2020 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde “üretim ekranının, fesih tarihi olan 09.06.2015' ten önce kapatıldığını, bu nedenle üretimin engellendiğini, prim tahsilatı yapamadığı hususunda Ek raporda herhangi bir açıklık veya kanaat getirilmediğini” şeklinde beyan edilmiştir. 22.06.2015 tarihli ...'in sunduğu ihtarnamede açıklama kısmında “2002 yılından itibaren acentemiz olarak ticari faaliyetini sürdürmekte iken 10.06.2015 tarihinde Herhangi bir uyarı yapılmaksızın üretim ve tahsilat ekranım kurumunuz tarafından kapatılmıştır.” Şeklinde kendisi tarafından ifade edilmiştir. Bu noktada belirtilen husus 09.06.2015 tarihinde sözleşme tek taraflı olarak fesih bildiriminden (09.06.2015) sonra üretim ekranın kapatıldığını ...'i belirtilmiştir.
Dava dosyasında Mahkemeye sunulan Bilirkişi raporlarındaki Mali ve hukuki değerlendirmeler ve 2 nolu ek rapordaki Bilirkişi heyetinin kanaatine katılmaktayım. Davacı ... acentasının kaybı yapılan değerlendirme sonucunda Acentelik sözleşmesinin yürürlükte kaldığı (Son Beş Tam Yıl Olan) 01.01.2010-31.12.2014 tarihleri arasında 4.436.615,97 TL tutarında Prim ürettiği ve buna mukabil 705.746,46 TL tutarında komisyon tutarının hesaplandığı, Davacının Komisyon alacağının 705.746,46TL x 1/5 tutarının 141.149,29 TL olacağı değerlendirilmektedir." sonuç ve kanaatine varıldığı görülmüştür.
-Mali Müşavir bilirkişisi, Nitelikli Hesaplama Uzmanı bilirkişisi ve Sigorta Uzmanı bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 27/09/2023 tarihli bilirkişi raporu,
Mali Müşavir bilirkişisi, Nitelikli Hesaplama Uzmanı bilirkişisi ve Sigorta Uzmanı bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 27/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacının, portföy tazminatı talebine hak kazanamadığı;
Davacının, davalı ile yaptığı veya kısa süre içinde yapacağı işlerle ilgili sözleşme ilişkisi devam etseydi elde edeceği komisyonları talebe hak kazanamadığı;
Mahkemece, söz konusu teminat mektubunun “davacıya İadesine” karar verilmesi yerine, süresi sona erdiği için “hükümsüz kaldığının tespitine” karar verilmesi hususunda takdirin tamamen Mahkemeye ait olduğu; Davacının, davalıya borcu bulunmadığı" sonuç ve kanaatine varıldığı görülmüştür.
-Davacı vekili 02/04/2024 tarihli HMK 31 maddesi uyarınca sunduğu beyan dilekçesinde özetle; "1-Müvekkilin fesih tarihi itibariyle borçlu olmadığının tespitiyle, haksız yere kendisinden tahsil edilen 1.167,69-TL'nin müvekkile iadesine,
2-Hesaplanan denkleştirme portföy tazminatının haksız fesih durumu da nazara alınarak TTK m.122 doğrultusunda en yüksek oranda hüküm altına alınarak davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3---------- Bankası ---------- Şubesi’nce verilen 20.000-TL miktarlı teminat mektubu dava açıldıktan (1) ay sonra iade edilmiş olduğundan, yalnızca teminat mektubunun haksız olarak elde bulundurulduğunun tespiti ile karar tarihi itibariyle teslim edilmiş olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına (yargılama giderleri hususunda talebimiz vardır) hüküm altına alınacak olan tüm alacaklara, bankalarca mevduata uygulanan en yüksek ticari faiz oranında faiz uygulanmasına, dazlaya ilişkin haklarımızın ve ıslah hakkımızın saklı tutulmasına," şeklinde beyanda bulunmuştur.
-Davacı vekili 31/05/2024 tarihli talep arttırım dilekçesinde özetle; 60.000,00-TL portföy tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacıdan haksız yere tahsil edilen 1.167,69-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, teminat senedi yargılama sırasında müvekkiline iade edildiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, alacaklara bankalarca mevduata uygulanan en yüksek ticari faiz oranında faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmasına, yargılama giderlerinin, teminat senedine yönelik de dava açılmasına davalı sebebiyet verdiğini, yargılama giderlerine hükmedilirken bu hususun nazara alınmasını ve tüm talepler noktasında yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı ... şirketi üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin kaynaklı borcu olmadığının tespiti ile ,sözleşmenin feshinden kaynaklı portföy tazminatının davalıdan tahsili ile sözleşme uyarınca verilen teminat mektubunun davacıya iadesi istemine ilişkindir.Taraflar arasında acentelik sözleşmesi imzalandığı ve 09/06/2015 tarihinde davalı tarafından fesh edildiği hususu ihtilafsızdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı tarafından acentelik sözleşmesinin acentenin verimsizliği haklı sebebi ile fesh edip etmediği , davacının bu fesih nedeni ile fesihten sonra devam eden işler nedeni ile davalıdan komisyon ücreti ve portföy tazminat talep edip edemeyeceği , davacının davalıya herhangi bir borcu olup olmadığı, sözleşme uyarınca verilen teminat mektubunun dava açıldıktan sonra davalı tarafından bankaya iade edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
Davacının delil olarak dava dilekçesi ekinde sunulan Acentelik Sözleşmesi incelendiğinde, davacı ile davalı ... şirketi arasında 21.06.2002 tarihinde Acentelik Sözleşmesi imzalandığı, sözleşme uyarınca davalının davacıyı ---------- acenteliğine tayin ettiği,Sözleşmenin; 11.1. Maddesinde; “Sözleşme süresiz olarak akdedilmiştir. Sözleşme, taraflardan her birince 3 ay öncesinden bildirilmek şartı ile dilediğinde feshedilebilir. Taraflar, bu fesih dolayısıyla birbirlerinden tazminat ve/veya portföy kaybı ve sair herhangi bir nam altında talepte bulunmayacağını kabul ve taahhüt etmiştir.” hükmünün yer aldığı, 11.2. Maddesinde; “Acente'nin mevzuata, ilgili Kamu kurum ve Kuruluşlarının tamim ve talimatlarına, --------- duyuru ve talimatlarına veya Sözleşme hükümlerine uymaması ve/veya verimsiz nitelikte çalışması ve/veya ------------ ve/veya kendi ticari itibarına zarar verecek tutum ve davranışlar sergilemesi halinde,---------, Sözleşmeyi yazılı bildirim yapmak suretiyle derhal feshedebilir. Acente, bu fesih neticesi, ----------- herhangi bir nam altında hiçbir hak ve tazminat talep edemez. Sözleşme yaptığı işlerin yenilenmeleri ve portföy konusunda bir hak, komisyon, maddi veya manevi zarar karşılığı tazminat veya kar kaybı gibi taleplerde bulunamaz ve bunu peşinen kabul, beyan ve taahhüt eder” hükmünün yer aldığı anlaşılmıştır. ------------ Noterliği kanalıyla keşide edilen 09.06.2015 tarih ve ------------ yevmiye numaralı fesihname incelendiğinde, taraflar arasında akdedilen Acentelik Sözleşmesinin işbu yazının bildirim tarihi itibariyle feshedildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Acentelik sözleşmesinin sona erme sebepleri TTK 121. Madde ile “(1) Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir. (2) Belirli süre için yapılan bir acentelik sözleşmesinin, süre dolduktan sonra uygulanmaya devam edilmesi hâlinde, sözleşme belirsiz süreli hâle gelir. (3) Müvekkilin veya acentenin iflası, ölümü veya kısıtlanması hâlinde, Türk Borçlar Kanununun 513 üncü maddesi hükmü uygulanır. (4) Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır.(5) Müvekkilin veya acentenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi veya iflası sebebiyle acentelik sözleşmesi sona ererse, işlerin tamamlanması hâlinde acenteye verilmesi gereken ücret miktarına oranlanarak belirlenecek uygun bir tazminat acenteye ya da bu maddede vazılı hallere göre onun verine acentelere verilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Acentenin denkleştirme isteminin şartları ise TTK 122. Madde ile ;"(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;
a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,
b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve
c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
(3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.
(4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.
(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır." şekilinde düzenlenmiştir.
Mahkememizce uyuşmazlık noktaları konusunda kanaat oluşturabilmek için tarafların ticari defter ve belgeleri ile dava dosyasındaki delilleri incelenmiş ve farklı bilirkişi heyetlerinden farklı tarihlerde rapor alınmıştır. Dosyada yer alan raporların denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olmadığından dosyanın daha önce rapor sunan bilirkişiler haricinde Sözleşme Hukuku Uzmanı, Mali Müşavir ve Sigorta Uzmanı bilirkişilerden oluşacak heyete tevdi edilerek davacı tarafça talep edilen portföy (denkleştirme) tazminatı ve zarara ilişkin tazminat talepleri ile taraflar arasındaki sözleşmenin feshine ilişkin olarak inceleme yapmak ve bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek rapor tanzimi istenmesine karar verilmiş olup Mali Müşavir bilirkişisi, Nitelikli Hesaplama Uzmanı bilirkişisi ve Sigorta Uzmanı bilirkişi heyeti tarafından 27/09/2023 tarihli rapor tanzim edilmiştir. Davacı ...'in ibraz ettiği 2010, 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin ticari defterlerin noter onayları incelenmiş, dosyaya sunulan 2010, 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yılı Yevmiye ve Envanter Defterlerinin açılış onamaları ile 2012, 2013, 2014 ve 2014 yılı Yevmiye Kapanış onamalarının TIK madde 64, 66 (Eski TIK madde 69, 70/son, 72/3) ve VUK madde 220-226 uyarınca yasal sürelerde ve usulüne uygun şekilde yapıldığı, ancak 2010 ve 2011 yılı ticari defterlerinin kapanış onamalarının bulunmadığı görülmüş olup, ayrıca 2010, 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yılı Kebir defterlerinin dosyaya sunulmadığı anlaşılmış, bu durumda davacının dosyaya sunulan 2010, 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yılı ticari defterlerinin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfının bulunmadığı ,davalı ....'nin 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin onay bilgileri incelenmiş, ibraz edilen 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllı ticari defterlerinin açılış ve kapanış onamalarının TTK madde 64, 66 ve VUK madde 220-226 uyarınca yasal sürelerde ve usulüne uygun şekilde yapıldığı, usulüne uygun olduğu ve birbirini tamamladığı, bu durumlarıyla davalı şirketin 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yılı ticari defterlerinin HMK 222. maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Taraflar ait hesap incelemesinde davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre 2015 yılı sonunda davacının, davalı şirketten alacağı yada borcunun bulunmadığı ,davalının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre 2015 yılı sonunda davalı ... şirketinin davacı acenteden 513,10 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.Dosyada mevcut bulunan ve davalı ... şirketi tarafından davacı adına gönderilen 08.02.2016 tarihli mail içeriği incelendiğinde; 245,34 TL Onaylanmamış Bordro, 277,69 TL Fesih Masrafları, 134,07 TL Fesih Masrafları Bakiyesi,- 9,93 TL Cari Hesap Alacağı, 520,52 TL Yaşayan Poliçeler Kom. Riski olmak üzere toplam 1.167,69 TL'nin ödenmesi, ödeme yapılmadığı takdirde 11.06.2016 vadeli 20.000 TL bedelli banka teminat mektubunun nakde çevrilerek 1.167,69 TL'lik borca mahsup edileceği hususlarının iletildiği ,Davacı ...'in ----------- Bankasındaki ----------- müşteri numarasından 25.02.2016 tarihinde 1.167,69 TL'nin itiraz kaydı saklı tutularak davalı ... şirketinin -----------Ş. nezdinde ki banka hesabına ödendiği , ---------Ş. ----------- Şubesi'nin 21.06.2016 tarihli cevabi yazısında, davacı tarafından davalı ... şirketine verilmiş olan 11.06.2016 vadeli 20.000 TL'lik banka mektubunun davalı ... şirketi tarafından 25.03.2016 tarihinde bankaya iade edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ;Davacı ile davalı ... şirketi arasındaki acentelik sözleşmesinin sona erdirilmesinden kaynaklanan tazminat ve denkleştirme istemine ilişkin olup .davacı acente sözleşmenin haksız sebebe dayalı olarak tek taraflı feshedildiğin TTK 121 ve 122 ile Sigortacılık Kanunu m. 23/16 ve TBK m. 112 gereğince denkleştirme tazminatı ve maddi tazminat talep etmekte olup ,davalı ... şirketince ise, acentelik sözleşmesinin belirsiz süreli hale gelmesi sebebiyle TTK m. 121/1 uyarınca üç aylık ihbar süresine uyularak feshedildiğini ve davacının tazminat ve denkleştirme talep edemeyeceği iddia edilmektedir. Dosyada örneği mevcut acentelik sözleşmesi 10. maddesinde sözleşmenin süresi kararlaştırılmış olup sözleşme süresiz olarak akdedilmiştir . Belirsiz süreli acentelik sözleşmeleri haklı sebep varsa her zaman, haklı sebep olmasa bile üç aylık fesih ihbar süresine uyularak sona erdirilebilir (TTK m. 121/1). Acentenin denkleştirme isteminde bulunması bakımından, müvekkil sigorta şirketinin acentenin getirdiği yeni müşteriler sayesinde sözleşmenin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi gerekmektedir (TTK m. 122/1a, Sigortacılık Kanunu m. 23/16). Dava dosyası incelendiğinde, davalı ...'nin acentenin getirdiği müşteriler sayesinde sözleşmenin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmeye devam etmiş olduğunun ispat edilemediği görülmektedir. Dosyasında yer alan 20.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda, fesih tarihinden sonra davacının portföyünden 16 adet poliçenin yenilenmesi yapıldığı, poliçelerin toplam tutarının 6.949 TL olduğu , belgeler incelendiğinde, sigorta şirketinin önemli menfaat elde etmeye devam etmediği, denklestirme istemi sartlarının oluşmadığı tespit edilmiştir Yine davacı acentenin 2010 yılı ile 2014 yılı arasındaki dönemdeki hedefinin ne olduğu ve bu hedefinin ne kadarlık kısmını gerçekleştirmiş olduğu hususları tespit edilmiş olup tespitlere göre davacı acente, 2010 yılında hedefin %67,65'lik kısmını, 2011 yılında hedefin %36,21'lik kısmını, 2012 yılında hedefin %53,67'lik kısmını, 2013 yılında hedefin %40'lık kısmını, 2014 yılında hedefin % 21,54'lük kısmını gerçekleştirdiği, tespitlere göre de davacı acentenin hedeflerin oldukça az bir kısmını gerçekleştirmiş olduğundan genel itibariyle verimsiz nitelikte çalıştığı tespit edilmiş olup dosyaya sunulan denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli 27/09/2023 tarihli bilirkişi heyet raporu hükme esas alınarak Davalının acentenin verimsiz çalışması nedeniyle kusuru sebebiyle sözleşmeyi haklı olarak feshetmiş olduğu kanaatine varıldığından gerek sözleşmenin 11.2 nolu maddesi hükümleri uyarınca, gerek TTK.md.122/3 hükmü uyarınca, davacı acentenin portföy tazminatı talebine hak kazanamadığı kanaatine varıldığından dava konusu 60.000,00 TL denkleştirme portföy tazminatına ilişkin talebinin reddine, davalı tarafından haklı olarak fesih gerçekleştiriğinden ve usulüne uygun tutulan davalı ticari defterlerine göre davalının davacıdan alacağının bulunması nedeniyledavacının fesih tarihi itibariyle borçlu olmadığının tespiti ile kendisinden fesih masrafları için tahsil edilen 1.167,69 TL'nin iadesine ilişkin taleplerinin reddine, dosyada mevcut bulunan ----------Ş. ----------- Şubesi'nin 21.06.2016 tarihli cevabi yazısında, davacı tarafından davalı ... şirketine verilmiş olan 11.06.2016 vadeli 20.000 TL'lik banka mektubunun davalı ... şirketi tarafından 25.03.2016 tarihinde bankaya iade edildiğinin bildirildiği anlaşılmış olup dava konusu 20.000 TL miktarlı teminat mektubu dava açıldıktan sonra davacıya iade edilmiş olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiş olup her ne kadar davacı dava açıldıktan sonra iade edilen teminat mektubu yönünde yargılama giderleri hususunda talepte bulunduğu anlaşılmış ise de usulüne uygun tutulan ve delil vasfına haiz ticari defterlere göre davalının dava tarihi itibariyle davacıdan alacaklı olduğu ve dava tarihinden sonra 25/02/2016 tarihinde toplam 1.167,69 TL'nin ödenmesi ile borcun sona erdiği anlaşıldığından HMK 331 maddesi gereğince dava tarihinde teminat mektubunun iadesi şartları oluşmadığından tarafların dava tarihindeki haklılık durumu gözetilerek yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-a-Davacının fesih tarihi itibariyle borçlu olmadığının tespiti ile kendisinden tahsil edilen 1.167,69 TL'nin iadesine ilişkin talebinin reddine,
b-Davacının dava konusu 60.000,00 TL denkleştirme portföy tazminatına ilişkin talebinin reddine,
c-Dava konusu ---------- Bankası ----------- Şubesi tarafından verilen 20.000 TL miktarlı teminat mektubu dava açıldıktan sonra davacıya iade edilmiş olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına ,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın başlangıçta peşin olarak alınan 511,39 TL peşin harçtan ve 874,75 TL tamamlama harcından mahsubu ile bakiye 770,74 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca resen yatıran ilgili tarafa iadesine,
6-Davalı tarafından yapılan 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı (e duruşma ile), davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ----------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/03/2025