T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/688 Esas
KARAR NO: 2025/155
DAVA: Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)
DAVA TARİHİ: 13/09/2024
KARAR TARİHİ: 19/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesini özetle; Müvekkili ---------- ile davalılar ----------, ----------- ve diğer kardeşleri ---------- ve --------- müştereken hareketle --------Ş'yi 18.10.1999 tarihinde her biri eşit oranda hisseder olmak suretiyle kurduklarını, şirketin üretim faaliyetini ----------bölgesine yer alan 100.000 m2 arazi üzerine kurulu 25.000,00 m2 kapalı alana sahip modern fabrikasında ---------, ---------, ---------, ---------, ----------, ---------, --------- gibi markaları ile sürdürdüklerini, şirketin son olarak külotlu yetişin hasta bezi yatırımı ile --------- ilk ve tek yerli sermayeli külotlu bez üreten ve önemli oranda ithalat talebi olan bu ürünü yerli olarak üretmeyi başarmış tek yerli şirket olduğunu, şirketin hasta bakım, bebek bakım, temizlik kağıtları, Hijyenik Kağıt, Islak havlu, Kişisel bakım ve kullan at ürün gruplarında 500'e yakın ürün çeşidi ürettiklerini, müvekkilinin aile şirketi olarak kurulan üç ayrı şirketin kuruluşunda hissedar olduğu gibi aynı zamanda ---------- şirketinde yetkili müdür ---------Ş'de ise yıllarca Yönetim Kurulu başkanlığı yaptığını, Aynı zamanda kardeş olan şirket ortakları uzun süre oldukça uyumlu ve verimli çalışmakta iken gördüğü lüzum üzerine müvekkil 17.04.2019 tarihinde ---------- Şti 17.04.2019 tarihinde ---------- Şti müdürlüğünden ve 26.01.2017 tarihinde ---------Ş yönetim kurulu başkanlığından istifa ettiğini, İstifa sonrası şirketlerin müdürlük ve yönetim kurulu üyeliği ve başkanlığı davalılar tarafından üstlenildiğini, müvekkilinin ve diğer hissedarlar arasında yönetimsel nedenlerle sorunlar yaşanmaya başladığını ve müvekkile şirketin iş ve işlemleri ile ilgili bilgi ve belge verilmediği gibi keyfi, şeffaf olmayan, hesap verilebilirlikten uzak, özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı iş ve işlemler yaptıkları müvekkilce anlaşıldığını, hatta tespit edildiğini ve tespit edilen hususlara ilişkin bilgi talep edildiğini, fakat Yönetim Kurulu üyeleri --------- ve --------- özen ve sadakat yükümlülüklerine aykırı davrandığını, kayıt dışı işlemlerle şahsi menfaat sağlayan yönetim kurulu üyeleri aleyhine taraflarınca dava açıldığını, Şirket hissedarlarından ---------- payını gizlilik sözleşmesi ile usulsüz bir şekilde şirket kaynaklarını kullanarak, hukuka aykırı biçimde, kendi adlarına devir alan --------- ve ---------- bu yöntemle çoğunluk hisseyi de ele geçirerek şirketi keyfi ve hukuka aykırı bir şekilde yönetmeye başladıklarını, Devir sonrası ortakların hisse adedinin ve tutarının ---------Ş yönetim kurulu üyeleri ---------- ve ---------- bu usulsüzlüklerin yanısıra 17/05/2023 tarihinde fiili faaliyet alanı ve ana sözleşmesi ---------Ş ile birebir aynı olan --------- Şirketini kurmak sureti ile rekabet yasağına aykırı olarak haksız rekabete başladığını, Müvekkil ile davalı taraflar arasında yukarıda kısaca özetlenen şekilde yaşanan süreç içerisinde davalılar mevcut aile şirketlerinin ve davalı ----------Ş nin içini boşaltmak,ortak oldukları diğer ticari faaliyetlerini minimum düzeye indirmek ve mal varlığını aktarmak maksadıyla --------- sicil no ile 17.05.2023 --------- Şti'ni kurmaları ve ticari faaliyetlerini tüm uyarımıza rağmen sürdürmeleri TTK 369 m açık aykırılık teşkil ettiğini, bahsi geçen şirkette davalı şirketin Yönetim Kurulu üyeleri eşit oranda ortak olduğunu şirketin kuruluş adresi diğer şirketlerinin kurulu olduğu ----------- Mah. ---------- Sk. No:--------- No:--------- --------- adresi olduğunu, rekabet yasağına aykırı kurulan --------- Şti ile ----------Ş.'nin faaliyet alanı ve ana sözleşmelerinin birebir aynı olduğunu, 18/09/2023 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısında bu durumun ifade edilerek tutanağa geçtiğini, --------Ş ürettiği ürünleri direkt müşterilerine satışını yapabilecekken, --------- ŞTİ üzerinden yapılması ortakları ve şirketi zarara uğrattığını, 2023 yılı Olağan Genel Kurulunda gündeme alınmasını talep ettikleri “---------Ş Yönetim Kurulu üyelerinin 2023 yılında kurmuş oldukları ----------Şti.'ne ilişkin TK'nun 395 ve 396. maddesi uyarınca genel kurulun iznini almamaları nedeni ile yasal sürecin başlatılması” maddesinde: TTK 364 m gereğince yönetim kurulu üyeleri ----------ve ---------- Genel Kurul tarafindan azli ile yeni yönetim kurulu seçimi yapılamasını müzakere edilerek karara bağlamasını, Haksız rekabet halindeki yönetim kurulu üyelerine karşı şirket tarafından hukuksal süreç başlatılması sureti İle Haksız rekabetin durdurulması ve tazminat davası açılmasının karara bağlanmasını talep ediyoruz." Şeklindeki önerileninin çoğunluğu elinde bulunduran ---------- ve ---------- çoğunluk oyu ile taleplerinin red edildiğini, davalı şirket ile rekabet yasağına aykırı olarak kurulan ---------şti arsında kurgulanmış şekilde yapılan işlemler ile örtülü kazanç transferi yapıldığını ve davalı şirkete ait mal varlığının yeni kurulan şirkete devri rizikosu mevcut olup bu halde müvekkil ve ortağı olduğu şirket yönünden telafisi imkansız sonuçlar doğuracağını, davanın kabulü ve rekabet yasağına aykırı fiillerin önlenmesi ve bağlı davaların açılması aşamasına kadar tedbiren her iki şirket arasındaki iş ve işlemlerin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, Yönetim Kurulu üyelerinin rekabet Yasağına aykırı davranmaları nedeni ile ---------Ş ye " Temsil Kayyımı" atanarak, rekabet yasağına aykırı tüm fiillerin önlenmesi,tazminat davası ve bağlı diğer davaların açılması konusunda yetkilendirilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesini özetle; ----------.ş 18.10.1999 yılında ----------- Şirketi unvanı ile aynı zamanda kardeş olan ----------, -----------, -----------, -----------ve----------tarafından her ortak eşit paya sahip olmak üzere sermaye ile kurulduğunu, kuruluşundan bir müddet sonra sermaye artışı yapılarak o tarihte geçerli olan paraya göre- önce sermayesini artırdığını, devam eden süreçlerde de ser- maye artışı yapmak sureti şirket sermayesinin 11.250.000-TL'ye kadar yükseldiğini, şirket ortaklarından ------------ 01.03.2021 tarihinde şirketteki payının yarısını ------------ diğer yarısını da ------------ devretmek sureti ile ortaklıktan ayrıldığını, bu arada davacının iş bu pay devrinin usulsüz yapıldığı yönündeki beyanlarının asılsız olduğunu, dava konusu olamamasına rağmen şirketin eski ortaklarından ----------- şirket hisselerini satış sürecine ilişkin kısaca bilgi vermek zarureti hasıl olduğunu, şirketin eski ortaklarından ----------- şirketteki %20 payını -----------Noteliği’nin 01 Mart 2021 tarihli ---------- ----------yevmiye no.lu hisse devir sözleşmeleri ile payın %10’nu ----------- %10’unu ise ---------- noter huzurunda devrettiğini, söz konusu pay devrinin ticaret sicilde yayınlanma zorunluluğu bulunmamasına rağmen pay devrine ilişkin devir sözleşmesi 01.03.2021 tarihli ve --------- sayılı Yönetim Kurulu kararı ----------- Noterliğince 02.03.2021 tarih ve ----------- yevmiye numarası ile onaylatıldığını ve 05.03.2021 tarih ----------- sayılı ----------- yayınlandığını, davacının ----------- pay devrinin usulsüz ve gizlilik içinde yapıldığı yönündeki iddiasının doğru olmadığını, usul ve yasaya uygun olarak şeffaf bir şekilde yapıldığını, ----------- ise 04.02.2022 tarihinde vefat etmesi üzerine ortaklık payı ----------- payı mirasçılarına miras payları oranında intikal ettiğini, Halihazırda şirketin 11.250.000 TL’lik esas sermayesini temsil eden payların %30’ u oranındaki kısmı -----------, % 30' u paranındaki payı ------------, %5' i oranındaki payı ----------- %5 i oranındaki payı ------------, %5 i oranındaki payı ----------, %5 i oranındaki payı ----------, ve % 20 si oranındaki payı ise davacı ------------ ait olduğunu, başkaca bir söyleyişle, mevcut ortaklık yapısı itibariyle ----------- herhangi bir kişinin tek başına hâkimiyet oluşturmasının söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin ------------- ------------- markası ile ayçiçek yağı dolumu yaparak ticaret hayatına başladığını, küçük ölçekli bir şirket iken devam eden süreçte ticari hayatına gıda sektöründen ayrılarak ----------- sanayi bölgesinde Temizlik Kağıtları ve Hijyen ürünleri üreten bir işletme haline geldiğini, hali hazırda 270 çalışanı ile 500’ün üzerinde ürün çeşidi ile üretim yapan iç piyasa ve dış piyasaya pazarlayan bir şirket olarak ticari hayatına devam ettiğini, ------------, TK m. 397 ve bu son maddenin uygulanma şartlarını gösteren “Bağımsız Denetime Tabi Olacak Şirketlerin Belirlenmesine Dair Karar” gereğince belirlenen (çalışan sayısı, yıllık cirosu ve aktif malvarlığına ilişkin) ölçütleri aştığından 01.01.2018 tarihinden itibaren bağım sız denetime tâbi olduğunu, davacı, --------- kendisinin şirketi temsil etmesini sağlayacak bir esas sermaye payı ve dolayısıyla oy gücüne sahip olmadığı hâlde, diğer ortakların genel kurul toplantılarındaki olumlu yöndeki oyları ile uzun yıllar yönetim kurulu üyesi/ başkanı olarak görev yapmıştır. Şirketin sektörel faaliyetlerindeki, bu bağlamda şirketin yatırım kararlarında, mal alım satı mında kararlarda ise sektöründeki tecrübeleri, itibarı, ticari portföyü nedeni ile aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan --------- ve --------- belirleyici olduğunu, Şirketin işleyişi uzun yıllardır bu şekilde sorunsuz devam ederken davacı 2021 yılında diğer ortaklara şirketlerden ayrılma isteğini yönelttiğini, Davacı, şirketin kredi yükünün artması, bankalara olan şahsi kefaleti ve şirketin ticari hayatının tehlikeye gireceği sebeplerinin yanında şirketin değerlenmesi ile paralel olarak ortaklık payının değerinin artması da ayrılma kararında etkili olduğunu, davacı bu kapsamda şahsı üzerindeki bir takım mal varlıklarını da yakınlarına devrettiğini ve ortaklıktan ayrılarak ayrılma akçesini almanın derdine düştüğünü, Davacının dilekçesinde sözünü ettiği ----------- Şirketi 17.05.2023 tarihinde aynı unvan ile şirket payının %50 si ---------- % 50 ise ---------- ait olmak üzere 1.000.000,0-TL sermaye ile kurulduğunu,-----------, davacının da ortağı bir takım şirketlerde olduğu gibi halihazırda müvekkiller tarafından temsil ve idare edildiğini, her ne kadar davalı müvekkil şirket ile ----------- kuruluş gazetelerinde benzer faaliyet alanları yazılmış ise de esasında fiili olarak faaliyet konularının farklı olduğunu, ------------, tuvalet kağıdı, kağıt havlu, peçete vb temizlik kağıtları üretimi yanı sıra hasta bezi, yatak koruyucu örtüsü, bebek bakım örtüsü, ıslak mendil ve benzeri bayilere, büyük zincir market guruplarına satış yaparken, ---------- kedi, köpek ürünleri satmakta olan Pet Shop ve Veteriner gibi küçük perakende müşterilerine satış yaptığını, davacı, anılı genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin mali haklarının belirlenmesine ilişkin alınan 8 nolu kararın iptali amacıyla --------- Esas sayılı dosya nezdinde dava açmış ise de yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağına aykırı hareket ettikleri iddiası ile yönetim kurulu üyeleri hakkında dava açılıp açılmaması hakkındaki gündeme ilişkin alınan 14 nolu genel kurul kararının iptali amacıyla herhangi bir dava açmadığını, davacı ne nihayetinde yönetim kurulu üyelerine karşı TK' nun 396/4 uyarınca sorumluluk davası açmak yerine yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağına aykırı fiillerinin önlenmesi, tazminat davası ve bağlı diğer davaları açmak üzere müvekkil şirkete kayyım atanması talepli huzurdaki davayı açtığını, davacının dava dilekçesinde de isabetli olarak dile getirdiği üzere Türk Ticaret Kanunu'nda anonim şirketlere kayyım atanmasına ilişkin düzenleme mevcut olmayıp konu TMK' nın 403/2 maddesinde; kayyımın belirli işleri görmek veya mal varlığını yönetmek için atanacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlarından yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamış ise yönetim kayyımı atanacağı şeklindeki düzenlemeler kapsamında ele alınması gerektiğini, her ne kadar huzurdaki davanın konusu olmamakla birlikte rekabet yasağının ihlali söz konusu olmadığını, davacının rekabet yasağının ihlal edildiği yönündeki iddiasını kabul etmediklerini, 396. Madde kapsamındaki hakların zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı sebebiyle de reddi gerektiğini, Davacı, şirket yönetim kurulu üyelerinin dava dışı şirkete ortak olduğunu, anılı şirketin yapmış olduğu ticari işlemlerin tamamından haberdar olduğunu, davacı aynı yöndeki iddialarını şirketin 18.09.2023 tarihinde yapılan bir önceki genel kurulunda dile getirdiğini ve konu hakkında ihtarnameler gönderdiğini, davacı konu hakkında şirket yöneticilerine karşı ---------- Esas sayılı dosya nezdinde dava açtığını, Bu durumda rekabet yasağının bir an için varlığının kabulü halinde dahi davacının ticari işlerin yapıldığını öğrendiği tarih üzerinden 1 yıldan fazla geçtiğini, bu sebeple açılması talep edilen davaların zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiğini, davanın öncelikle hukuki menfaat yokluğu sebebiyle reddini, hukuk menfaat yokluğu sebebiyle reddedilme şartının bulunduğunun kabulü halinde maddi dayanağı bulunmayan davanın reddini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıdan alınarak müvekkile verilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde ; Dava, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin dava dışı ---------- şirketini kurmak sureti ile rekabet yasağına aykırı fiilleri iddiasına dayalı şirket adına dava açılmak üzere temsil kayyımı atanması istemine ilişkindir.
TTK’nun 396. Maddesinde rekabet yasağı düzenlenmiştir. Maddenin son fıkrasında, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarıyla ilgili hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davası, doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yöneticinin ortaklığının mal varlığının azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Yani davacı tarafın ortağı olduğu yöneticisinin eylemleri nedeniyle uğranılan zarar, şirket açısından doğrudan, davacı ortak açısından ise dolaylı zarar olup, dava tarihinde yürürlükte olan 6102 TTK’nın 555.(6762 sayılı TTK’nın 309.) maddesi hükmü gereğince hükmedilecek tazminatın şirkete verilmesinin talep edilmesi gerekmektedir.TTK’nın 396. Maddesine göre de yönetim kurulu üyeleri genel kuruldan izin almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi aynı tür işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla giremez. Davalı gerçek kişinin, şirket genel kurulunca TTK’nın 396. maddesi gereğince genel kurul izni olmaksızın şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan yönetim kurulu aleyhine şirket tazminat istemekle veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymakta ve üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava etmekte serbesttir.
TTK’nın 396/4. Maddesine göre yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuyla ilgili hükümler saklı tutulmuştur. Yani yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağına aykırı eylemleri nedeniyle ortakların doğrudan doğruya bir zararları oluşursa, ortaklar, doğrudan doğruya kendilerine ödenmek üzere tazminat davası açabilecekleri gibi, iddia edilen zarar şirketin zararı olduğunda da şirket ortakları tarafından, davalı şirket yöneticileri aleyhine rekabet yasağını ihlal ettiği gerekçesiyle zararın şirkete ödenmesine yönelik açılan davalarda, dava açan şirket ortaklarının aktif dava ehliyetlerinin bulunduğu açık olup, aynı doğrultudaki ---------sayılı ilanında da bu hususa dikkat çekilmiştir.
Hal böyleyken, davalı şirkette ortaklığı bulunan davacının, davalı şirketin dava dışı yöneticileri aleyhine rekabet yasağını ihlal ettikleri gerekçesiyle zararın şirkete ödenmesine yönelik dava açmakta aktif dava ehliyeti bulunmaktayken, bu hususta mahkememizce şirkete kayyım atanmasında hukuki yarar bulunmadığından ve davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartı (HMK m. 114/1-h) olup, davanın her aşamasında ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın hakim tarafından kendiliğinden gözetileceğinden (HMK m. 115/1), davacının davalı şirkete kayyımı atanması istemli ayrı bir dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı sonuç ve kanaatiyle HMK m. 114/1-h ve HMK m. 115/2 uyarınca davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 615,40 TL'den başlangıçta peşin alınan 427,60 peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 187,80 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
4-Yargılama sırasında davalı tarafça yapılan masraf bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiklerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı tarafça yatırılan kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin ve davacı asil yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.19/02/2025