T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/518 Esas
KARAR NO: 2025/83
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ: 17/12/2020
KARAR TARİHİ: 30/01/2025
DAVA:Davacı vekili Mahkememize sunduğu 22/12/2015 havale tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; Asıl Borçlu ---------- Şti. ile Müvekkil Banka -------- Şubesi arasında Kredi Genel Sözleşmesi/Sözleşmeleri imzalandığını, asıl borçlu firmaya kredi tahsisi yapıldığını ve işbu sözleşme; davalı ----------- tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, Asıl borçlu firma ile müşterek borçlu-müteselsil kefil diğer borçlu/lar tarafından Müvekkil Bankadan çekilen kredilerin ödenmediğini, borçlulara --------- Noterliği’nin 28.10.2019 tarih,---------- yevmiye no.lu ihtarnamesi keşide edilerek hesap özeti gönderildiğini, İhtarnameye rağmen ödeme yapılmaması üzerine ---------- İcra Müdürlüğü’nün -------- Esas sayılı dosyasından tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından icra dosyasına sunulan dilekçe ile; yetkiye, borca, işlemiş faize, faiz oranına ve borcun tüm ferilerine itiraz edildiğini, imzalanan sözleşme, ihtarname, ticari kredi ödeme planları ile diğer imzalı belgelerde temerrüt faizinin ve diğer faizlerin hangi orandan uygulanacağının gösterildiğini, davalı/borçlu-borçlular ile imzalanan kredi genel sözleşmesinde yetkili mahkeme ve icra dairelerinin açıkça “----------- Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri” olacağının kararlaştırıldığını, taraflar arasında imzalanan yetki sözleşmesi gereği ----------- İcra Müdürlükleri dava konusu takipte kesin yetkili olduğunu, işbu dava konusu icra takibinin tahsilde tekerrür olmamak üzere kefil sıfatıyla ------------ hakkında açıldığını, ------------ İcra Müdürlüğünün ------------ Esas sayılı takibi ise menkul rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip olup, ---------- rehin veren sıfatı ile takibe dahil edildiğini, Gerek yasal mevzuat hükümleri, gerekse doktrin ve Yargıtay kararları ile sabit olduğu üzere kefilin kefalet borcunu teminen verilen bir rehin bulunmaması durumunda kefil hakkında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız icra takibi yapılabildiğini, kefil hakkında kefalet borcunu teminen verilen teminat bulunmadığından ve söz konusu rehin yalnızca asıl borçlunun borcunu teminat altına aldığından kefil hakkında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız icra takibi yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığını beyanla, itirazının iptaline ve takibin devamına, davalının asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili 09/12/2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; İcra takibinde ----------- İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, bu nedenle---------- mahkemelerinin yetkili olduğunu, ayrıca ------------ E sayılı dosyasında söz konusu dava ile ilgili taraf ve konularının aynı olduğunu, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını, davacı tarafın icra ve inkar tazminatına ilişkin taleplerinin yersiz olduğunu, ortada faiz açısından kamu düzenine aykırı olan durumların söz konusu olduğunu, bankaların kamu denetimine tabi olduğunu, kamu tarafından tanzim edilen hususlara aykırı olarak bileşik faiz, fahiş faiz talep edemeyeceklerini temerrüt durumunun söz konusu olmadan geçmiş günlerin faiz olamayacağını beyanla, yetki, derdestlik itirazlarının öncelikle kabulüne mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER:---------İcra Müdürlüğü'nün ---------- Esas sayılı takip dosyası Uyap sureti,
-----------İcra Müdürlüğü'nün ----------- Esas sayılı takip dosyası Uyap sureti,
---------- Esas sayılı takip dosyası Uyap sureti,
---------- Esas sayılı takip dosyası Uyap sureti,
----------- Şirketi'nin 16/12/2021 tarihli müzekkere cevabı,
----------- Esas sayılı dava dosyası Uyap sureti,
----------- ait nüfus kayıt örneği Uyap sureti,
-Bankacı bilirkişi tarafından tanzim edilen 02/05/2023 tarihli bilirkişi raporu,
Bankacı bilirkişi tarafından tanzim edilen 02/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Yukarıdaki açıklamalarımızın ışığında; konunun hukuki nitelemesi, sözleşme ve yasa maddelerinin yorumu, delillerin değerlendirilmesi ve nihai kararı Yüksek Mahkemenize ait olmak üzere ayrıntıları aşağıda verilen inceleme ve hesaplamalarımız sonucunda, Davacı bankanın Davalı Asıl Borçlun ---------- Şirketi arasında aşağıda dökümü yapılan Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı,Davalı kefil ----------- imzaladığı Genel Kredi Sözleşmesi çerçevesinde “İşbu Kefelat Hükmünü ve Genel Kredi Sözleşmesinin tamamını okuduğumu/zu, Banka ile müzakere etmek suretiyle, menfaatime/mize aykırı olabilecek düzenlemeleri sonuçlarını bilerek ve anlayarak kabul ettiğimi/zi, bu suretle müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına girdiğimi/zi, ticari kararımın/mızın bu yönde olduğunu ve işbu Kefalet Hükmünün Genel Kredi Sözleşmesi ile birlikte bir bütün olduğunu, Genel Kredi Sözleşmesinin her sayfasını imza veya paraf etmeye gerek olmadığını, sadece işbu Kefalet Hükmünün devamında imza hanesinin bulunduğu sayfayı imzalamış olmakla işbu Kefalet Hükmü de dahil olmak üzere tüm Genel Kredi Sözleşmesi hükümlerinin hakkında/hakkımızda geçerli olacağını kabul, beyan ve taahhüt ederim/ederiz..” Hükmünde bulunduğu, Dolayısıyla Sayın Mahkeme tarafından --------- ----------olarak kabulü yönünden; toplam 350.000,00 TL kefalet limiti dahilinde doğan tüm borçlardan sorumlu olacağı hususu Sayın Mahkemenin Takdirinde olduğu, Sayın Mahkeme tarafından, Davalıların Taksitli kredi Borçlarından sorumlu olduğu Kabulü yönünden Takip tarihi itibarı ile yapılan hesaplama sonucunda davacı bankanın Tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile;105.650,95 TL alacaklı olduğunun hesaplandığı, Takip tarihinden başlamak üzere 98.674,75 TL asıl alacak tamamen ödeninceye kadar 9628,60 temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden *96 5 gider vergisinin davalıdan istenilebileceği, Tarafların masraf, vekalet ücreti ve benzeri diğer taleplerinin değerlendirilmesi Sayın Mahkemenizin takdirleri içinde kaldığı" sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır. -Bankacı bilirkişi tarafından tanzim edilen 01/10/2024 tarihli bilirkişi ek raporu,Bankacı bilirkişi tarafından tanzim edilen 01/10/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; 07.10.2019 tarihine kadar tüm krediye 4, 28.60 temerrüt faizi işletildiği, Bu hesaplama neticesinde faiz tutarı olarak 4.392,78 TL hesapladığı; Ancak; Hesap çizelgesinde; temerrüt olarak hesaplanan faiz akdi faiz olarak belirtilmiştir.Banka tarafından sunulan hesap çizelgesinde temerrüt tarihi olarak belirlenen 02.11.2019tarihine kadar temerrüt faizi işletildiği
¸Bu çerçevede faizli alacak olarak 95.775,16 TL'ye ulaştığı tespit edilmiştir. Kök raporumuzda Kredi hesabın kat edildiği tarih itibariyle alacağın ulaştığı miktar belirlenerek temerrüt tarihine kadar akdi faiz hesaplanıp bulunan akdi faiz kapitalize edilerek temerrüt tarihi itibariyle asıl alacak üzerinden faiz tespiti yapılmış, detay kök raporda mevcut olup, Temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmiş, 86.146,67 TL ana para 5.885,73 TL işlemiş faiz, 294,29 TL BSMV toplamı olmak üzere toplam 92.326,69 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir." sonuç ve kanaatini bildirir rapor ibraz edildiği anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağa istinaden müşterek borçlu ve müteselsil kefile karşı başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir .Davalı kefil hakkında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ---------- İcra Dairesinin ----------- Esas sayılı takip dosyasında taksitli ticari krediler için 101.557,31 TL Asıl Alacak, 6.643,99 TL İşlemiş Temerrüt Faizi, 332,22 TL BSMV, 676,40 TL Masraf olmak üzere 109.209,92 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmış, davalı kefil tarafından borca itiraz edilmesi üzerine takip durmuştur.Dosyaya yer alan kefalet sözleşmesi ve tüm belgelerin incelenmesinde ; davalının ortağı bulunduğu asıl borçlu dava dışı ---------- Şti. İle davacı bankanın---------- Şubesi arasında Kredi Genel Sözleşmesi/Sözleşmeleri imzalandığı davalı ----------- tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla banka ile yapılan genel kredi sözleşmesine 200.000 TL kefaleti bulunduğu, ayrıca 16/03/2018 tarihli araç rehin sözleşmesi ile--------- model ---------- marka aracı maliki bulunduğu şirketin borcu ile birlikte kendi kefaletinden kaynaklanan borcunu da kapar şekilde 145.559,00 TL bedelli ipotek verdiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından davalı kefil hakkında---------- İcra Dairesinin----------- Esas sayılı takip dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla toplam 109.209,92 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmış olup daha sonra aynı gün dava dışı ------------ Şti ile birlikte davalı kefil adına da aynı kredi sözleşmesine dayalı olarak ----------- İcra Dairesinin --------- Esas sayılı takip dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla toplam 109.209,92 TL üzerinden taşınır rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlattığı, düzenlenen ödeme emrinde hangi icra takip dosyasına tahsilde tekerrür olmayacağına ilişkin de bir açıklama yapılmamıştır.Davalı kefil hakkında başlatılan ---------- İcra Müdürlüğü'nün ----------- Esas sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine ve aynı alacak için aynı gün ------------ İcra Müdürlüğü'nün ------------ Esas sayılı dosyası ile başlatılan taşınır rehnin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan takiplere davalı kefil tarafından itiraz edilmesi üzerine takiplerin durduğu, durdurulmasına karar verilen ilamsız icra takibi yönünden eldeki itirazın iptali davasının açıldığı , --------- İcra Müdürlüğü'nün ----------- Esas sayılı takip dosyasına konu itiraz üzerine ----------- sayılı ilamı ile yargılamanın yapıldığı anlaşılmıştır. 01.07.2012 tarihinden sonra akdedilen genel kredi sözleşmesi yönünden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 583.maddesi uygulanacak olup, 583.maddeye göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. 01.07.2012 tarihinden sonra akdedilen kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılması, kefalet tarihi, müteselsil kefil ifadesi ve davalı kefilin sorumlu olduğu miktarın belirtilmesi sebebiyle kanunda belirtilen şekil şartlarına uygun olarak yapılmıştır. TBK'nun 586/1. Maddesinde kefilin, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceği, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olmasının gerektiği düzenlenmiştir. TBK'nın 586/2.maddesinde ise alacağın, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınması halinde rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamayacağı ancak alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabileceği düzenlenmiştir.Türk Medeni Kanunun (TMK) "teslime bağlı rehin" başlıklı 939.maddesine göre Kanunda öngörülen ayrık durumlar dışında taşınırlar, ancak zilyetliğin alacaklıya devri suretiyle rehnedilebilir. Rehneden de tasarrufta bulunma yetkisi olmasa bile rehin konusu taşınıra iyiniyetle zilyet olan kimse, zilyetlik hükümlerine göre edinimi korunduğu ölçüde rehin hakkı kazanır. TMK'nın "ayrık durumlar" başlıklı 940/2.maddesine göre ise gerçek veya tüzel kişilerin alacaklarının güvence altına alınması için, kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan taşınır mallar üzerinde, zilyetlik devredilmeden de taşınır malın kayıtlı bulunduğu sicile yazılmak suretiyle rehin kurulabilir.
Söz konusu bu düzenleme uyarınca müteselsil kefil hakkında alacağın teslime bağlı menkul rehni (TMK'nın 939. mad.) veya alacak rehni (TMK'nın 954. vd. mad.) ile güvence altına alınması hâli hariç olmak üzere, asıl borçluya ve taşınmaz rehnini paraya çevirmeden başvurabilmek için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekmektedir. Alacağın teslime bağlı menkul rehni veya alacak rehni ile güvence altına alınması hâlinde rehnin paraya çevrilmesinden önce müteselsil kefil hakkında takip yapılamayacaktır.İİK.'nın 45. maddesine göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflâsa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflâs veya haciz yolu ile takip edebilir. Anılan hüküm, asıl borçlu ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin “rehni veren” hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tâbi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğini düzenlemektedir. Buna göre, İİK'nun 45. maddesi asıl borçlu için getirilmiş bir kural olup, müteselsil kefiller hakkında uygulanmaz. Rehin, müteselsil kefilin, kendi kefaletinin teminatı olarak verilmişse, müteselsil kefil asıl borçlu konumuna geleceğinden İİK. 45. maddesi artık müteselsil kefil hakkında da uygulama alanı bulacaktır.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ; Alacaklı banka tarafından borçlu kefil hakkında genel kredi sözleşmesine dayalı olarak genel haciz yolu ile (7 örnek) ilamsız icra takibi başlatıldığı, İİK'nın 45. Maddesi ile asıl borçlular ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin “rehni veren” hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tâbi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğine ilişkin düzenleme olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun müteselsil kefalet başlıklı 586. maddesinde ise, “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir” hükmü yer almaktadır. Öte yandan kefil , hem asıl borç için ipotek vermiş, hem de asıl borca müteselsil kefil olmuşsa, alacaklı o kişiye karşı, hem (asıl borçlu ile birlikte) ipotek veren üçüncü kişi sıfatı ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir, hem de ipotek limiti dışında kalan alacak bölümü için müteselsil kefil sıfatı ile genel haciz yolu ile takip yapabilir. Bu durumda, kredi sözleşmesinin müteselsil kefili, kendi kefaletlerinin teminatı olarak ipotek vermiş ise, ----------- Hukuk Dairesi'nin içtihatları gereğince, bu halde asıl borçlu gibi haklarında öncelikle İİK'nın 45. maddesinde öngörülen rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılması zorunluluğu vardır. Nitekim ----------- sayılı kararı , --------- ve---------sayılı ilamları ile bu yönde içtihatlar oluşturulmuştur.Somut uyuşmazlıkta; alacaklı banka tarafından borçlu dava dışı ---------- Şti.'ye kredi kullandırıldığı, davalının bu sözleşmenin müşterek ve müteselsil kefili olduğu, davalı kefil hakkında öncelikle --------- Esas sayılı takip dosyası ile toplam 109.209,92 TL üzerinden ilamsız icra takibinin, akabinde asıl borçlu ile birlikte---------- İcra Dairesinin --------- Esas sayılı takip dosyası ile toplam 109.209,92 TL alacak için rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibinin başlatıldığı, rehinli takibin dayanağı olan 16/03/2018 tarihli araç rehin sözleşmesinin incelenmesinde, ipoteğin, “ipotek verene ait asalet ve kefalet borçlarının” da teminatı olarak tesis edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, hakkında, alacağın rehinle temin edildiği açık olmakla birlikte, diğer borçlu kefilinde kefalet borçlarının, bu rehnin teminatı kapsamında olduğu anlaşıldığından, İİK’nın 45. maddesinin amir hükmü gereği tüm borçlu hakkında öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması zorunludur. Davalı kefil yönünden tesis edile ipoteğim kefalet borçlarını da kapsadığı nazara alınarak, davalı kefil hakkında öncelikli olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabileceği, ipotek limiti dışında kalan alacak bölümü için müteselsil kefil sıfatı ile genel haciz yolu ile takip yapılmasının mümkün olduğu ancak dava konusu uyuşmazlıkta öncelikle davalı kefile karşı --------- İcra Dairesinin ----------- Esas sayılı takip dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılmadan ilamsız icra takibine başvurulduğu, daha sonra başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip talebinde "tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla" cümlesi bulunmakla beraber hangi icra dosyası yönünden tahsilde tekerrür istenmediği hususunun belirtilmediği, ipotekli takibin paraya çevrilip kalan miktarının belirlenmediği, bu haliyle toplam 109.209,92 TL alacak üzerinden başlatılan ilamsız icra takibinin İİK’nın 45. maddesi ile TBK 586. maddesine aykırı olduğundan emsal nitelikteki ------------ Sayılı ilamı da gözetilerek davanın usulden reddine dair aşağıda yazılı şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın Usulden Reddine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu ve 696 sayılı KHK 11.maddesi gereğince davacı banka harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı banka tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirmediğinden vekalet hususunda karar verilmesine yer olmadığına,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A maddesinin 11 ve 13. fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Mahkememiz kararı kesinleştiğinde ---------- İcra Dairesinin ------------ Esas sayılı takip dosyasının ilgili icra müdürlüğüne iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ---------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, istinaf yoluna başvurulmasının İİK'nın 36. maddesi saklı kalmak kaydıyla kararın icrasını durdurmayacağı, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağı açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/01/2025