T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/605 Esas
KARAR NO: 2025/16
DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 13/08/2024
KARAR TARİHİ: 09/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesini özetle; Davacı tarafça dava konusu ihtilafa ilişkin olarak dava şartı olan arabuluculuk uyuşmazlık çözüm yoluna 16.05.2024 tarihinde başvurulduğunu, ----------- arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin sigortacılık işi ile iştigal eden ----------- önde gelen sigorta şirketlerinden olduğunu, müvekkilinin dava dışı ----------Ş'ne ait emtianın taşıması sırasında doğabilecek rizikoların Nakliyat Abonman Sözleşmesi ile teminat altına alındığını, Sigortalı --------- firmasının --------- mukim dava dışı ----------- firmasına sattığı emtiaların ---------- ------------ taşıma işi gerçekleştirildiğini, emtianın davalı sorumluluğunda hasarlandığını, Sigortalı firma tarafından sigortalanan emtianın ---------- mukim ----------- firmasına sattığı emtianın deniz yolu taşıması öncesi davalı limanda bekletilmesi sırasında meydana gelen deprem hadisesi sonucu emtianın hasarlandığını, net zarar miktarı olan 27.977,00 USD müvekkilince sigortalısına tazmin edildiğini, Davalı ----------- huzurdaki dava konusu olayda emtianın limanda bekletilmesini organize etmiş ise de limanın kouşlları, emtianın deprem sırasında hasarlanmasını engelleyemediğini ve davalının kusuru neticesinde sigortalı emtia hasarlandığını, davalının davadaki sorumluluğunun açık olduğunu, bakiye toplam 27.977,00 USD tutarın ödeme tarihi olan 22.11.2023 tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarının dolar ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi, mahkeme masrafları ve vekalet ücreti ile birlikte davalıdan ve davalıya ait araç ile gayrimenkul kayıtları üzerine üçüncü kişilere devir ve temliklinin önlenmesi amacıyla tebligat icra edilmeksizin ve teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesini özetle; Davacı taraf dava dilekçesinde; Davacı tarafça ileri sürülen iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, 06.02.2023 günü tarihin en büyük felaketlerinden biri yaşanmış ve asrın felaketi olarak adlandırılan depremler meydana geldiğini, bu büyüklükteki depremlerin mücbir sebep hali oluşturduğunu, Mücbir sebep, doktrindeki tanımı itibariyle bir görevin, taahhüdün ve sorumluluğun yerine getirilmesine engel teşkil edebilecek nitelikte bulunan ölüm, iflas, hastalık, tutukluluk, afet ve buna benzer hallerdir. 06.02.2023 depremleri tam da tanımda yer aldığı şekilde, depremin gerçekleştiği andan itibaren hak ve sorumlulukların sustuğu, sürelerin Devlet tarafından ilan edilen olağanüstü hal kararıyla iade edildiği, afetin yarattığı mala ilişkin zararlı sonuçların hiçbir tedbirle engellenemeyeceği bir hal yani mücbir sebep teşkil ettiğini, ----------- yıkılma ve can kaybı zararları olmamış sadece sürekli sarsıntı nedeniyle devrilmeler, sürtünmeler nedeniyle davacının sigortalısına ait konteynerler hasar gördüğünü, Depremin şiddeti ve süresi göz önüne alındığında sarsıntı nedeniyle oluşan hasarların önlenmesinin mümkün olmadığını, Gelişmiş deprem teknolojilerine sahip ülkelerde dahi binaların yıkılması suretiyle meydana gelen can kaybı önlenmeye çalışılmış, ancak sarsıntı sonucu devrilme gibi mal zararlarının önüne geçilmesi mümkün olmadığını, 06.02.2023 tarihinde saat 04.17 ile 05.33 arasında 29 adet deprem üst üste meydana geldiğini, ilk depremin 7.7 şiddetinde gerçekleşmiş, yaklaşık 1 dakika sürdüğünü, akabinde adeta bir deprem fırtınası gerçekleştiğini, fırtına gün boyunca devam ettiğini, yüzlerce deprem meydana geldiğini ve bu durum can ve mal kaybına neden olan bir felaket tablosu oluşturduğunu, takiben 13.24 saatinde meydana gelen ve ------------ depremi olarak bilinen 7.6 şiddetinde ve yine yaklaşık 1 dakika süren büyük bir deprem daha meydana geldiğini ve felaketin boyutlarının katlanarak arttığını, meydana gelen zararların mücbir sebep hali teşkil eden deprem neticesinde meydana gelen hususu depremin akabinde liman sahasında yapılan keşiflerle incelenmiş ve uzman bilirkişi raporları ile de tespit edildiğini, sonuç olarak, Dava konusu olay mücbir sebep halidir ve müvekkil şirkete yüklenebilecek bir kusur olmadığını, Davacının talebine konu zararın deprem nedeniyle doğmuş olduğu ve bu zararın mücbir sebep nedeniyle doğduğu ve sorumluluk iddia edilemeyeceği tartışılmaz bir gerçek olduğunu, Dolayısı ile öncelikle Depremin sonuçlarının mücbir sebep teşkil edip etmediği meselesine karar verilmesi gerektiğini, bu inceleme ve karar Sayın Mahkemenin görev alanı dahilinde olduğunu, depremden doğan zararların önlenemeyeceğini ve bu zararlardan kaçınılamayacağını ve müvekkilin hiçbir kusurunun olmadığını, bu durumun aksinin ise davacı yan tarafından hiçbir somut belge ile iddia ve ispat edilemediği ve edemeyeceğinin açık olduğunu, müvekkil şirketin davacının belirlediği/ödediği bedel üzerinden sorumlu tutulması hakkaniyete aykırı olacağını, zira serbest piyasa ekonomisi gereği dileyen firma mallarını dilediği fiyattan satabilir ancak bu bedel malların gerçek bedelini göstermek zorunda olmadığını, nitekim dava konusu emtiaların bedellerinin davacı tarafından beyan edilen fahiş miktarlarda olması mümkün olmadığını, aynı zamanda, bir sigorta şirketi olan davacı tarafın, sigortalısının emtiaları için deprem ve yangın hadisesine ilişkin sigorta koruması sağlarken, bu risklerin oluşabileceğini de öngördüğünü ve üstlendiğini, hal böyle iken, sigortalısından yüksek miktarlarda prim tahsil ederek teminat kapsamına aldığı ve yukarıda yer alan açıklamalarımızda belirttiğimiz üzere doğrudan mücbir sebep hali teşkil eden deprem ve depreme bağlı çıkan yangın hadisesi nedeniyle ortaya çıkan zararlara ilişkin müvekkil şirketten talepte bulunması sigorta hukukunun da dinamiklerine aykırı olduğunu, davanın reddi gerektiğini, davanın reddi ile tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava haksız fiil nedeniyle rücuen tazminat istemine ilişkindir. HMK 'nun 6. Maddesinde, genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu; HMK 'nun 116-1/a maddesinde, kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazı ilk itiraz olduğu; HMK 'nun 131 maddesinde, ilk itirazların süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesi ile ileri sürüleceği düzenlenmiştir.Yargı yetkisini, Anayasanın 9. Maddesine göre, Türk Milleti adına kullanan Mahkememizce, uyuşmazlık konusu hakkında, yapılan açık duruşma sonunda(Ay. m.141); toplanan deliller, ticaret sicil kayıtları, poliçe, iddia ve savunmalar ile tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; haksız fiilin ve zararın ----------- meydana geldiği, Nakliyat Abonman Sözleşmesine göre zarar görenin dava dışı ----------Ş. adresinin ---------- olduğu, davalı şirketin adresinin ise ticaret sicil kaydına göre ----------- olduğu, davalı vekilinin cevap süresi içerisinde yetki itirazında bulunarak uyuşmazlığın çözümünde İskenderun mahkemelerinin yetkili olduğunu beyan ettiği(HMK m.19/2), davalının yetki itirazının süresinde ve usulüne uygun olduğu, uyuşmazlığın kamu düzeniyle ilgili konulara veya kesin yetki hâllerine ilişkin olmadığı, Mahkememizi yetkili hale getiren her hangi bir yetki kuralı bulunmadığı, davalının yetki itirazı ile birlikte Mahkememizin yetkisinin sona erdiği, bu halde genel yetki(m.6) kuralına göre, yetkili mahkemenin ------------Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatı ile) olduğu sonuç ve vicdani kanaatine(Ay. m.138) varılarak yargılama harç ve giderleri yetkili mahkemede değerlendirilmek üzere Mahkememizin yetkisizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Mahkememizin yetkisizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,
2-Karar kesinleştiğinde 6100 sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince davacının iki hafta içinde mahkememize başvurması halinde dava dosyasının görevli ve yetkili --------- NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi halde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
3-Yargılama giderlerinin HMK 331/2 maddesi uyarınca yetkisizlik kararından sonra davaya devam edecek olan ---------- NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNCE hükmedilmesine, yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmez ise talep halinde yargılama giderleri hakkında Mahkememizce karar verilmesine,
4-Dosyada artan avansın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı diğer tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 09/01/2025