T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/999 Esas
KARAR NO: 2024/869
DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/12/2022
KARAR TARİHİ: 31/10/2024
DAVA:Davacı vekili mahkememize sunduğu 16/12/2022 tevzi tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili ...'ya 12/12/2022 tarihinde lehtarı --------Ş olan 16/02/2022 düzenleme ve 01/12/2022 vade tarihli 36.038,19 TL bedelli senede ilişkin olan ---------- Noterliğinin ----------- yevmiye numaralı ödememe protestosu tebliğ edildiğini, müvekkilinin böyle bir senedin varlığından kendisine tebliğ edilen protesto ile haberdar olduğunu, davalı şirket ile hiçbir ilişkisi bulunmadığını, senette malen kaydı bulunduğunu, müvekkilinin davalı şirketten hiçbir mal almadığını, davalı şirketle hiçbir iletişimi olmadığını, böyle bir senedi imzalamadığını, bu nedenle öncelikle senetteki imzaya, ayrıca senede bağlanan borç ilişkisinin var olmaması nedeniyle bedelsiz senede itiraz etmek adına işbu davayı açmak ve var olmayan bir borçtan dolayı olası bir icra takibinin başlatılması ihtimaline karşı tedbiren icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini Mahkemece takdir edilecek teminatın yatırılmasının ardından 16/02/2022 düzenleme ve 01/12/2022 vade tarihli 36.038,19 TL bedelli senede ilişkin olarak icra takibinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesine, anılan senetteki imzanın müvekkilimiz ...'ya ait olmadığının tespitine, ayrıca senede bağlanan borcun temelinde yatan hukuki ilişkinin mevcut olmaması nedeniyle müvekkilinin davalı ... AŞ'ye borçlu olmadığının tespitine, davalının takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminat ödemesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili 03/03/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin lehtar olduğunu, 16/02/2022 düzenleme ve 01/12/2022 vade tarihli, 36.038,19 TL bedelli senede ilişkin müvekkilinin şirkete hiçbir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin şirket satışlarını belli bölgelerde bayiler aracılığı ile yaptığını, satış işleminin imzalanan senedin eski bayisi --------Şti. İle imzalanan 30/11/2021 tarihli Satın Alma ve İş Birliği Sözleşmesi ile gerçekleştirdiğini, alım satım sözleşmesi, senet ve teslim makbuzu tarafına iletildikten sonra, senet normal prosedür olarak bankaya verildiği, TC kimlik numarası ve adresinin nasıl bu kişiler tarafından kullanıldığının ispatının gerektiğini, şirket yetkilisi ...'e ihbarının talep edildiğini, davanın reddine, masraf ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:---------- Ziraat Odası Başkanlığı'nın 16/05/2023 tarihli müzekkere cevabı,
------------ Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğü'nün 23/05/2023 tarihli müzekkere cevabı ile davacı ...'ya ait 29/09/2022 tarihli ıslak imza evrakının gönderildiği,
----------- Kaymakamlığı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün 26/07/2023 tarihli müzekkere cevabı ile ...'ya ait 2022 tarihli ıslak imza evrakının gönderildiği,
----------- Kooperatifleri'ne ait 31/07/2023 tarihli müzekkere cevabı,
------------ Bankası 11/05/2023 tarihli müzekkere cevabı ile ...'ya ait ıslak imza evrakının gönderildiği,
-01/06/2023 tarihli tutanak evrakı ile;19.04.2006 tarihli 524 numaralı Kredi Genel Sözleşmesi, 21.01.2013 tarihli ---------- numaralı beyanname,21.01.2013 tarihli Ortaklık Payını Çoğaltma Yüken Mektubu, 21.01.2013 tarihli ---------- numaralı Kredi Genel Sözleşmesi, 30.01.2020 tarihli ----------- numaralı Kredi Genel Sözleşmesi, 02.03.2021 tarihli ---------- numaralı senet aslının sunulduğu,
----------Kooperatifleri'ne ait 24/07/2023 tarihli müzekkere cevabı,
----------Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan talimat yazısı ile ----------- Talimat dosyasında davacı ...'nın imza örneklerinin alındığı,
-Adli Tıp Uzmanı bilirkişisinden tanzim edilen 04/03/2024 tarihli raporu,
-Adli Tıp Uzmanı bilirkişisi tarafından tanzim edilen 04/03/2024 tarihli raporunda sonuç olarak: "İnceleme konusu senetteki imza herhangi bir harf formasyonu içermeyen yatay çizginin üzerinde oluşturulan ikili gramatik yapılar ve çizgisel hareketlerle tamamlanmış, düz doğrultulu, basit tersimli, bir imzadır (Şekil A 2). Karşılaştırma belgelerindeki ...” ya ait imzalar farklı morfolojik yapılarda imzalar olup, bir kısmı majiskül “H” harfinin ardından oluşturulan gramalar ve yatay çizgilerle bir kısmı ise gramatik yapılar ve çizgisel hareketlerle oluşturulmuş, belirgin varyasyonlar içeren, işleklik derecesi düşük imzalardır. (Şekil B 1-36).Hem inceleme konusu senetteki imzanın hem de karşılaştırma belgelerindeki ...” ya ait imzaların basit tersimli oldukları, grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından yüksek nitelikte olmadıkları, içerdikleri grafolojik ve grafometrik özellikler karşılaştırıldığında inceleme konusu imza ile karşılaştırma belgelerindeki imzalar arasında uygunluk ve benzerlikler gözlenmediğinden alacaklısı -----------Ş., borçlusu ... olan, 16.02.2022 düzenleme, 01.12.2022 vade tarihli, 36.038,19 TL bedelli senetteki imzanın, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla, ...'nın eli ürünü olmadığının kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır. " şeklinde rapor ibraz edildiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava imza inkarına dayalı İİK 72.maddesine dayalı icra takibinden önce açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili 12/12/2022 tarihinde lehtarı -----------Ş olan 16/02/2022 düzenleme ve 01/12/2022 vade tarihli 36.038,19 TL bedelli senet üzerindeki keşideci imzasının müvekkiline ait olmadığını ileri sürmüştür. Hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir.Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu (İİK)’nun 72.maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Menfi tespit davası, genel hükümlere göre açılır ve görülür. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında icra hukuk mahkemesinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini, menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü imza inkarına dayalı takibin durdurulması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler, --------- E. ----------K; ve ---------- E. --------- K sayılı kararında da vurgulanmıştır.
Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur. Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz ...nın 170. maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin üçüncü fıkrasında, icra mahkemesince imza incelemesinin aynı Kanunun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılması gerektiğine işaret edilmiştir. ...nun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasında ise; “İmza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2. 3. ve 4. fıkraları ve 310. 311. ve 312. maddeleri hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447/2.maddesinde yer alan “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve --------- sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” düzenlemesi nedeniyle uygulanması gereken aynı Kanunun 211.maddesinde ise imza incelemesinin yöntemi gösterilmiş olup, buna göre hakim bilirkişi incelemesine karar verir ise önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzaları, ilgili yerlerden getirtir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir. Anılan belgelerin tamamlanması konusunda ---------- sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle "imzanın borçluya ait olduğunu" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu gözardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir. İmza incelemesinde öncelikle senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin borçlunun uygulamaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişice mukayeseye esas alınmalıdır. Senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin belge bulunamazsa daha sonraki tarihli belgeler, uygulamaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise, borçlunun duruşmada alınan medari tatbik imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır. Sıhhatli bir sonuç alınabilmesi için, inkar edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celbedilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerekir.Mahkememizce imza incelemesi kararı neticesinde Adli Tıp Uzmanı bilirkişisi tarafından tanzim edilen 04/03/2024 tarihli raporda , "alacaklısı ----------Ş., borçlusu ... olan, 16.02.2022 düzenleme, 01.12.2022 vade tarihli, 36.038,19 TL bedelli senetteki imzanın, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla, ...'nın eli ürünü olmadığının kabulü gerektiği kanaati " bildirilmiştir. Dosyada mevcut tüm delillerin incelenerek değerlendirilmesinde; Dava konusu lehtarı ----------Ş olan 16/02/2022 düzenleme ve 01/12/2022 vade tarihli 36.038,19 TL bedelli senede dayalı olara ----------- Noterliğinin ----------- yevmiye numaralı ödememe protestosunun davacıya tebliğ edildiği davacı vekili dava dilekçesinde davalı şirket ile hiçbir ilişkisi bulunmadığını, senette malen kaydı bulunduğunu ancak davalı şirketten hiçbir mal almadığını, böyle bir senedi imzalamadığını, bu nedenle öncelikle senetteki imzaya, ayrıca senede bağlanan borç ilişkisinin var olmaması nedeniyle iş bu davayı ikame ettiği ,davalı vekili ise davalı şirketin satışlarını belli bölgelerde bayiler aracılığı ile yaptığını, satış işleminin imzalanan senedin eski bayisi -----------Şti. ile imzalanan 30/11/2021 tarihli Satın Alma ve İş Birliği Sözleşmesi ile gerçekleştirdiğini, alım satım sözleşmesi, senet ve teslim makbuzu tarafına iletildikten sonra, senet normal prosedür olarak bankaya verildiğini beyan etmiş olup Mahkememizce----------Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığı ile davacı ...'nın imza örneklerinin alındığı ve örnek imza asılları celp edilerek imza incelemesi yapıldığı alınan grafoloji uzmanı raporundan da anlaşılacağı üzere dava konusu senetteki imzanın, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla, davacı ...'nın eli ürünü olmadığının kabulü gerektiğinin belirtildiği ve her ne kadar davalı taraf senedin eski bayisi ----------Şti. ile imzalanan 30/11/2021 tarihli Satın Alma ve İş Birliği Sözleşmesi ile gerçekleştirdiğini, alım satım sözleşmesi, senet ve teslim makbuzu tarafına iletildikten sonra, senet normal prosedür olarak bankaya verildiğini beyan etmiş ise de dava dışı ------------Şti. tarafından senedin kendisine verildiğini ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin ispatlanamadığından dava konusu 16/02/2022 keşide tarihli, 01/12/2022 vade tarihli ve 36.038,19 TL bedelli lehtar ------------Ş. adına düzenlenen senet nedeniyle keşideci olarak görünen davacı ...'nın davalıya borçlu olmadığının tespitine, her ne kadar davacı kötüniyet tazminatı talep etmiş ise de borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takip buulnmadığı ve davalının haksız ve kötü niyetli olduğu ispatlanmadığından davacının kötüniyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
Davanın KABULÜ ile,
1-Dava konusu 16/02/2022 keşide tarihli, 01/12/2022 vade tarihli ve 36.038,19 TL bedelli lehtar -----------Ş. adına düzenlenen senet nedeniyle keşideci olarak görünen davacı ...'nın davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacının kötüniyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine,
3-492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gerekli olan karar tarihinde alınması gerekli 2.461,77 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 615,45 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.846,32 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu peşin harcı 615,45 TL ve başvurma harç 80,70 TL olmak üzere toplam 696,15 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan bilirkişi masrafı 2.000,00 TL, posta, tebligat ve KEP masrafı 780,00 TL, dosya masrafı 75,00 TL, talimat gideri 150,00 TL olmak üzere toplam 3.005,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
7-Mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının uygulanması için davacı tarafça yatırılan teminat tutarı karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
8-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin (e duruşma ile) ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ---------Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/10/2024