T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/791 Esas
KARAR NO : 2026/413
DAVA : İstirdat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
DAVA TARİHİ : 10/09/2024
KARAR TARİHİ : 05/05/2026
DAVA:Davacı Vekili Mahkememize Sunduğu 10/09/2024 Havale Tarihli Ve Aynı Tarihte Harçlandırdığı Dava Dilekçesinde Özetle; Davacının arkadaşı olan -------- alacağı olduğunu ve buna karşılık kendisine 250.000,00-TL lik çek verildiğini, çekin kargoda kaybolduğunu, çeke ödeme yasağı gelmesi için Asliye Ticaret Mahkemesine dava açtığını ve durdruma kararının bankaya iletildiğini, çekin davalı --------- eline geçtiğini ve ---------- ciro ederek kendi ticaretinde ----------Şti.'ne verdiğini, ---------- şirketininin de ---------- Genel İcra Dairesi ---------- E. Sayılı dosyası ile hakkında icra takibi başlattığını, banka hesaplarına bloke konduğunu bu sebeple 250.000,00-TL alacaklı vekiline ve 104.981,00-TL icra masrafı olarak ödediğini, haksız olarak alınan 250.000,00 TL icra bedeli ve 104.918,00-TL icra masrafının ve diğer masrafların yasal faizi ile birlikte olayda adı geçenlerden tahsiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
SAVUNMA:Dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir tensip zaptı davalıya tebliğ edildiği ancak davalı tarafından dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi sunulmadığı görüldü.
22.12.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Tarafımdan yapılan inceleme ve hesaplama sonucunda; davaya konu çekin davacı --------- Şti. kayıtlarında rastlanılmamıştır. davacı ile davalı arasında iade/fiyat farkıfindirim faturası kaydına astlanılmamıştır. Davacı ile davalı arasında ticari ilişki olmadığı kanaati oluşmuştur. Davacının davalıdan talepte bulunup bulunamayacağı Mahkemenin takdirinde davaya konu asıl alacak miktarının 354.981,00- TL olduğu, (Talep: 358.390,00-TL) mahkemeniz tarafından mezkür dosyada resen bilirkişi seçilmem üzere tarafıma tevdi edilen dosya incelenmiş olup, davacının iddia ettiği alacağının dava dosyasına sunulan evrakların tetkikinden yukarıda hesaplanan toplam sonuçlar tespit edilmiş olup huzurdaki davada, Davacı adına tahakkuk etmiş bir alacak veyahutta davalı adına tahakkuk etmiş bir borcun bulunup bulunmadığı hakkında takdir mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KANAAT :Yargı yetkisini, Anayasanın 9. Maddesine göre, Türk Milleti adına kullanan Mahkememizce, uyuşmazlık konusu hakkında, yapılan açık duruşmalar ve yargılama sonunda(Ay. m.141), toplanan/sunulan deliller, ticaret sicil kayıtları, takip dosyası, bilirkişi raporu, çek iptali dosyası, davacı tarafça bildirilen CBS dosyaları iddia ve savunmalar ile tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; Dava, davacının elinden rızası dışında çıktığı iddia edilen ve icra takibine konu edilen çeke ilişkin davacı tarafça ödenen icra masraflarının davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir.İcra dosyanın incelenmesinde takibin --------- Şİrketi tarafından başlatıldığı, işbu davanın ise davalı --------- Şirketine karşı açıldığı anlaşılmkatadır. Dava konusu çekin incelenmesinde; davacı ve davalının ciranta oldukları ve davacının kendisinden sonraki cirantaya karşı işbu davayı açtığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı tarafça davalı taraf hakkında Cumhuriyet Savcılığı'na şikayette bulunduğu bildirilmişse de davacı tarafça bildirilen dosya numaraları ile böyle bir şikayet ve davalılar hakkında başlatılmış bir soruşturma ya da açılmış bir Mahkememizce yapılan araştırmaya rağmen tespit edilememiştir. TTK'nın 792. maddesine göre; "Çek herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790.maddesine göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle hükümlüdür." aynı Kanunun 790. maddesinde ise "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve bir birine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir beyaz ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır" düzenlemesi bulunmaktadır. TTK'nın 790. maddesine göre, iktisap anında ciro silsilesinde görünüş itibari ile kopukluk olup olmadığını inceleme yükümlülüğü bulunmaktadır. Çeki iktisap edene bunun dışında daha fazla yükümlülük yükleyen bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır.Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çekin iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır. Bu davada, davacının çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve çeki elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir. TTK'nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, TTK’nın 792. maddesindeki ''Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...'' ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, yukarıda da belirtildiği gibi çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabilir .
Dava konusu çek üzerinde yapılan incelemede ciro silsilesinin görünürde düzgün olup, şeklen çeki elinde bulunduran kişinin hamil sıfatını ispat eder nitelikte olduğu kabul edilmiştir. Ciro silsilesinde bir kopukluk söz konusu olmadığından hamil senedin illetten mücerret olması ilkesinden yararlanır. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Bu bilgilere göre somut olayda davacı, dava konusu olan, keşidecisi tarafından düzenlenip kendisine verilen çekin hamili iken rızası dışında elinden çıktığını ve davalının çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Davacının bu hususları dosya kapsamı itibariyle ispat edememiş olması nedeniyle ve ayrıca davanın icra takibini başlatan kişiye karşı açılmamış olması da dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanununa göre alınması gerekli 732,00 TL harcın, davacı tarafça dosyaya yatırılan 6.120,41 TL peşin harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, arta kalan bakyie 5.505,01 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine.
3-Dosyada sarf edilen yargılama giderlerinin davacının üzerine bırakılmasına,
4-Dosyada artan avansın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacının yüzüne karşı, diğerlerinin yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile --------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, istinaf yoluna başvurulmasının İİK'nın 36. maddesi saklı kalmak kaydıyla kararın icrasını durdurmayacağı, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağı açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/05/2026