T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/1038 Esas
KARAR NO : 2026/377
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/12/2024
KARAR TARİHİ : 21/04/2026
DAVA:Davacı vekili mahkememize sunduğu 30/12/2024 tevzi tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı arasındaki mal/hizmet sözleşmesine istinaden müvekkilinin edimini yerine getirdiğini ancak davalıdan karşılığını alamadığını, davalı ile müvekkili arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen ve takip talebinde de belirtilen 01.08.2024 tarihli --------- nolu, 11.03.2024 tarihli ---------- nolu, 04.03.2024 tarihli ---------- nolu, 30.12.2023 tarihli ---------- nolu, 1.12.2023 tarihli --------- nolu ve 12.12.2023 tarihli --------- nolu fatura alacakları davalı yan tarafından bugüne kadar ödenmediğini, bununla beraber 20.11.2023 tarihli ---------- nolu faturadan kalan kısmi alacak ödemesinin de yapılmadığını, bunun üzerine davalı hakkında --------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- Esas sayılı dosyasıyla faturaya dayalı olarak 192.252,74 TL asıl alacak ve 26.882,00 TL işlemiş faiz toplamının tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalı tarafın 09.09.2024 tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı yetkilisi ile davacı şirket yetkilisi arasında geçen ----------- konuşmasında da itirazdan sonra davalı yan 13.09.2024 tarihinde borcunun bulunduğunu ikrar ederek, ödeme için süre istediğini, müvekkili bu süre zarfında da iyi niyetli olarak beklediğini ancak herhangi bir olumlu dönüş gerçekleşmediğini, davalı icra takip dosyasına numaralarını belirttikleri faturadan dolayı borçlu bulunmakta olduğunu, icra takip dosyasına sunulan fatura ile ilgili herhangi bir açıklama getirmediğini ve ödeme belgesi de sunmadığını belirterek davanın kabulüne, davalının --------- İcra Müdürlüğü'nün --------- Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili 03/02/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; itirazın iptali davası, icra takibindeki borç sebebi ile sıkı sıkıya bağlı bir dava olup davacı, icra takibinde ileri sürmediği borç sebebini, itirazın iptali davasında ileri süremeyeceğini, müvekkili şirketin davacı şirkete olan borcunun tamamını haricen ödediğini, davacı şirketin müvekkili şirketten hiçbir hak ve alacağı kalmadığını, müvekkili şirketin borcu olmadığından -------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının haklı olduğunu, davacının haksız davasının reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :--------- İcra Müdürlüğü'nün --------- Esas sayılı dosyası
---------- Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 03/012025 tarihli yazı cevabı
---------- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 06/01/2025 tarihli yazı cevabı
---------- Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 07/01/2025 tarihli yazı cevabı
-27/02/2026 tarihli bilirkişi raporu
-Mahkememiz dosyasına Mali Müşavir Bilirkişi tarafından sunulan 27/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ticari defterlerinin açılış-kapanış tasdiklerinin usulüne uygun süresinde yaptırıldığı, belgeleri ile uyumlu ticari defterlerin sahipleri lehine delil olma özelliğine haiz olduğunun Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, davalı ticari defterlerinin açılış-kapanış tasdiklerinin e defter beratlarının usulüne uygun süresinde yaptırıldığı, belgeleri ile uyumlu ticari defterlerin sahipleri lehine delil olma özelliğine haiz olduğunun Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, davacı ticari defter bakiyesine göre davalının davacıya 129.500,59 TL bakiye ile borçlu olduğu, davalı ticari defter bakiyesine göre davalının davacıya 130.380,00 TL bakiye ile borçlu olduğu, davacının 22.05.2025 tarihli dilekçesi ile dava konusu işin teslimi için irsaliye yerine geçer şerhini haiz fatura düzenlendiği dilekçe ekinde teslime ilişkin fotoğraflar sunulduğu, teslim hususundaki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Yerleşmiş Yargıtay uygulamasına göre karşılıklı ticari defter bakiyeleri uyumlu değil ise "ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanamayacağı" yani alacağı ispat yükü altında bulunan davacı lehine davalı ticari defterlerindeki bakiyenin davacı alacağı kabul edilemeyeceği şeklindeki Yargıtay uygulamasının derdest dosyaya uygulanmasının takdir edilmesi halinde davacı alacağının 129.500,59 TL olarak kabul edilebileceği, taraflar arasında temerrüt sözleşmesi, ödeme vadesi ya da temerrüt ihtarnamesi tespit edilmediğinden temerrüdün takiple oluştuğu, davacının takip talebi ile yasal faiz talep ettiği takipten itibaren yasal faiz talep edilebileceği görüş ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; faturalara dayalı alacağın tahsili için--------- İcra Müdürlüğü'nün --------- Esas sayısında başlatılan takibe yapılan vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.İtirazın iptali davası 2004 sayılı İcra İflas Kanunu madde 67 vd. düzenlenmiştir. Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Dosya kapsamından; davacı tarafından 30.000,00 TL bedelli 01.08.2024 tarihli --------- sayılı, 4.080,00 TL bedelli 11.03.2024 tarihli ---------- sayılı 16.300,00 Tl bedelli 04.03.2024 tarihli ---------- sayılı, 126.668,74 TL bedelli 30.12.2023 tarihli --------- sayılı , 6.900,00 Tl bedelli 21.12.2023 tarihli ---------- sayılı , 6.132,00 Tl bedelli 12.12.2023 tarihli -------- sayılı, 20.11.2023 tarihli ---------- numaralı faturadan kalan 2.172,00 Tl ödenmemiş fatura bedelli toplamı ile 26.882,00 TL işlemiş faiz olmak üzereTL 219.134,74TL alacağının tahsili için --------- İcra Müdürlüğü'nün ----------- Esas sayılı icra dosyası üzerinden davalı aleyhine takip başlattığı, ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği, davalının yasal süresinde itiraz ettiği davacının bir yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptalini talep ettiği görülmektedir.
Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. Fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Salt fatura düzenlenmesi adına fatura düzenlenen kişiyi borçlu
kılmaz. Adına fatura düzenlenen kişinin fatura düzenleyene borçlu sayılabilmesi
için ya düzenlenen faturayı tebliğ aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde fatura ve
münderecatına itiraz etmemiş olması ya da faturanın ihtiva ettiği mal veya
hizmetin tarafına tesliminin yapılmadığını ya da ayıplı olduğunu ispatlamalıdır.
6102 Sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi tacirler arasındaki hizmetin ayıplı olması halinde yapılması gereken işlemleri düzenlemektedir. Anılan maddeye göre hizmet alan tacir, malın ayıplı olduğu açıkça belli değilse, malı teslim aldıktan sonra malı incelemek veya incelettirmek, malın ayıplı olması halinde 8 gün içinde bu durumu hizmet verene iletmek durumundadır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; HMK'nın 190 maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Davacı tarafından 30.000,00 TL bedelli 01.08.2024 tarihli -------- sayılı, 4.080,00 TL bedelli 11.03.2024 tarihli --------- sayılı 16.300,00 Tl bedelli 04.03.2024 tarihli --------- sayılı, 126.668,74 TL bedelli 30.12.2023 tarihli --------- sayılı , 6.900,00 Tl bedelli 21.12.2023 tarihli ----------- sayılı , 6.132,00 Tl bedelli 12.12.2023 tarihli --------- sayılı, 20.11.2023 tarihli --------- numaralı faturadan kalan 2.172,00 Tl ödenmemiş fatura bedelli toplamı 192.252,74 Tl mal ve hizmete ilişkin fatura düzenlendiği Mali Müşavir bilirkişi tarafından tarafların ticari defterleri incelenmesi neticesinde sunulan raporda davacı ticari defter bakiyesine göre davalının davacıya 129.500,59 TL bakiye ile borçlu olduğu, davalı ticari defter bakiyesine göre davalının davacıya 130.380,00 TL bakiye ile borçlu göründüğü anlaşılmıştır. Davalı şirket vekili tanık deliline dayanmış ve ödeme definde bulunmuş olup tanığın bildirilen adresinin tebligat yapılamamış olması nedeniyle davalı vekiline tanık -------- tebliğe elverişli adresini bildirmesi için 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde adres bildirilmediği takdirde davalının ilgili tanığı dinletmekten vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiş yine cevap dilekçesinde belirttiği tüm ödeme belgelerini sunması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde beyanda bulunulmadığı takdirde yargılamaya mevcut deliller ile devam edileceği hususunun işbu ihtarına karar verilmiş olup davalı vekiline duruşma zaptının 17/03/2026 tarihinde tebliğ edildiği, ancak tanık ---------- tebliğe elverişli adresi ve cevap dilekçesinde belirttiği ödemeler hakkında herhangi bir beyanda bulunmadığı görüldüğünden dosya kapsamındaki tüm belgeler ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirilerek taraf vekillerinin rapora karşı beyan ve itirazlarının yeniden rapor alınmasını gerektirmemesi nedeniyle ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Tarafların usulüne uygun tutulmuş ticari defter kayıtları yapılan tespitler ile davacının 129.500,59 TL fatura alacağının bulunduğu anlaşılmıştır.
TBK’nın 117/2. maddesine göre, “borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmiş veya.. taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle gerçekleşmişse, bu günün geçmesiyle ... borçlu temerrüde düşmüş olur." Eğer böyle bir tarih belirlenmemişse, bu kez aynı maddenin 1. fıkrası uygulanır ve bu fıkrada da muaccel bir borcun borçlusunun, alacaklının ihtarıyla mütemerrit olacağı belirtilmiştir. Nihayet böyle bir ihtar da yoksa temerrüt icra takibi ya da dava açılmasıyla gerçekleşir.
TTK'nın 1530. maddesi, sadece mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda ve iki ticari işletme arasında akdedilen sözleşmeler bakımından uygulanır. Maddede, borcunu zamanında ödemeyen borçlunun ihtara gerek olmadan temerrüde düşmesi ve alacaklının faize hak kazanması öngörülmüştür. Ancak söz konusu hüküm mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup, satış sözleşmelerinde uygulanması mümkün değildir. Temerrüt faizine hükmedilmesi için davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir. VUK'un 230. maddesinde fatura içeriği belirtilmiş olup, faturada bulunan vadenin alacağın muaccel olduğu tarihi göstermesi ve faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle, kararlaştırılan kesin vade olarak kabulü mümkün değildir. Somut olayda taraflar arasında temerrüt sözleşmesi, ödeme vadesi ya da temerrüt ihtarnamesi tespit edilmediğinden temerrüdün takiple oluştuğu, TTK 1530 maddesinin uygulama imkanı bulunmadığından davacının takip öncesi işlemiş faiz talep edemeyeceği anlaşılmış olup; davanın kısmen kabulü ile, davalının --------İcra Müdürlüğü'nün --------- Esas sayılı dosyasında yürütülen takibe yaptığı vaki itirazın kısmen iptali ile; takibin toplam 129.500,59 TL fatura alacağı üzerinden aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava konusu asıl alacak faturaya dayalı olup likit olduğundan asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 25.900,11TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-Davalının ---------İcra Müdürlüğü'nün ----------- Esas sayılı dosyasında yürütülen takibe yaptığı vaki itirazın kısmen İPTALİ ile; takibin toplam 129.500,59 TL fatura alacağı üzerinden aynen DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Dava konusu asıl alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 25.900,11TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 8.846,18 TL harcın başlangıçta peşin olarak alınan 3.742,28 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.103,90 TL'nin davalı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden red edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
6-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan bilirkişi masrafı 10.000,00 TL, posta ve tebligat masrafı 640,00 TL, KEP gideri 2,50 TL, dosya masrafı 490,00 TL olmak üzere toplam 11.132,50 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre hesaplanan 6.578,89 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
7-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu başvurma harcı 427,60 TL, mahsup edilen peşin harç 3.742,28 TL olmak üzere toplam 4.169,88 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A maddesinin 11 ve 13. fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 3.600,00 TL'nin kabul ve ret oranına göre hesaplanan 2.127,46 TL'sinin davalıdan taraftan, 1.472,54 TL'sinin davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile --------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, istinaf yoluna başvurulmasının İİK'nın 36. maddesi saklı kalmak kaydıyla kararın icrasını durdurmayacağı, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağı açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/04/2026