T.C.
İSTANBUL
ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO: 2022/465
KARAR NO: 2024/491
DAVA:İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 22/06/2022
KARAR TARİHİ: 01/07/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil şirketin, aralarındaki anlaşmaya binaen davalı şirkete farklı zamanlarda mal sattığını, cari hesap ekstresinden de görüleceği üzere satın aldığı mallara ilişkin fatura bedellerini ödemediğini, 5.987,82.-TL alacağın tahsili için ... 3. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı icra dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, 28.07.2021 tarihinde takibe, borca, yetkiye ve ödeme emrine itiraz edildiğini, arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığını belirterek, itirazın iptali ile % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takibin yetkili icra dairesinde açılmadığını, Cari Hesap Ekstresindeki alacak kayıtlarının müvekkil şirketin ticari defterlerinde de kayıtlı olması gerektiğini, TTK.nun 89/2. Maddesi gereğince yazılı olmayan cari hesap ekstresinin geçersiz olduğunu, davacının davasını ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddine ve kötüniyeti aşikar olan davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Dava; ticari mal satım ilişkisine dayalı cari hesap borcunun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davalarının 2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Davacının ... 3. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 12/07/2021 tarihinde, davalı aleyhine, cari hesap ekstresine dayanarak, 5.987,82.-TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, (...) ödeme emrinin borçlu/davalıya 27/07/2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 28/07/2021 tarihinde hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına ve faize itiraz ettiğini belirterek takibi durdurduğu, itiraz dilekçesinin davacı/alacaklı vekiline tebliğ edildiğine dair belgeye rastlanmadığı, davacının da 22/06/2022 tarihinde 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde 5.987,82.-TL asıl alacak üzerinden huzurdaki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır.
Davalı vekili icra müdürlüğüne verdiği borca itiraz dilekçesinde icra müdürlüğünün yetkisine itiraz etmekle beraber, yetkili icra dairesini göstermediğinden HMK.nun 19/2. Maddesi gereğince itiraz dikkate alınmamıştır.
Taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı açıkça inkar edilmemekle beraber tarafların üzerinde uzlaştıkları bir husus bulunmamaktadır.
Çözümlenmesi gereken sorun, davacının dava ve icra takibine konu ettiği fatura içeriğindeki malları davalıya teslim edip etmediği, teslim etmiş ise alacağının miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda;
Taraf defterleri üzerinde inceleme yapmaya ihtiyaç bulunduğundan ve bu iş uzmanlık gerektirdiğinden, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Davalının ibraz ettiği defter ve belgeler incelendiğinde, 2019 yılı defterlerinin yevmiye defteri (PDF olarak) haricinde sunulmadığı, 2020 - 2021 yılı ticari defterlerinin sunulduğu, bu defterlerin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince açılış/kapanış tasdiklerinin yapıldığı, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle 2019 yılı hariç ticari defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir.
Dava dilekçesinde belirtilen 9 adet faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, dolayısıyla davalının ticari defter kayıtlarına göre davacıya borçlu görünmediği, mal ve hizmetin teslimine dair bir kaydın da bulunmadığı ancak bu 9 adet fatura öncesi ve sonrasında taraflar arasında ticari bir ilişki bulunduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiştir.
Davacının ibraz ettiği defter ve belgeler incelendiğinde, 2018 yılı Envanter defterinin incelemeye ibraz edilmediği, 2018 - 2019 - 2020 - 2021 yılı ticari e-defterlerinin sunulduğu, bu defterlerin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince açılış/kapanış tasdiklerinin yapıldığı, e-beratların alındığı, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle ticari defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir.
Davacı tarafça davalıya kesilen söz konusu toplam 505.059,26 TL tutarındaki faturaların E-Arşiv Fatura olarak düzenlendiği, davacının söz konusu faturaları ya elden tebliğ etmiş olması yada davalının izin vermesi halinde elektronik ortamda tebliğ etmesi gerektiği, ancak davacı tarafça söz konusu faturanın davalı tarafa tebliğ edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belgenin (telim alındığına dair imza veya elektronik ortamda gönderildiğine dair belge vs..) dosyaya sunulmadığı, bu aşamada söz konusu faturalardan davalının sorumlu olmayacağı yönünde SMM bilirkişi tarafından görüş bildirilmiştir.
6100 sayılı HMK.nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222.maddesi gereğince; Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın usulüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
30/12/2014 tarih ve 29221 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 443 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin 7.maddesinde (Tebliğin "7.1 397 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile Getirilen e-Fatura Uygulamasına Kayıtlı Olmayan Mükelleflere Faturanın Teslimi" bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.)
"e-Fatura Uygulamasına kayıtlı olmayan mükelleflere e-Arşiv Uygulaması kapsamında düzenlenen faturanın kâğıt ortamında teslim edilmesi esastır. Ancak e-arşiv Uygulaması kapsamında düzenlenen faturalar, alıcısının talebi doğrultusunda ve www.efatura.gov.tr internet adresinde yayımlanan e-fatura format ve standardının kullanılması ve de söz konusu faturanın basılabilir görüntüsünün eklenmesi koşuluyla e-fatura uygulamasına kayıtlı olmayan mükelleflere elektronik ortamda da iletilebilecektir.
Öte yandan, alıcısına malın yanında kâğıt olarak verilen fatura, irsaliyeli fatura yerine kullanılabilir. Ancak bu imkândan yararlanabilmek için faturanın, malın teslimi anında düzenlenmesi ve "İrsaliye yerine geçer." ifadesinin yazılması zorunludur."
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelince:
Taraflar arasında yıllara sari bir ticari ilişkinin bulunduğu bilirkişi raporları ile tespit edilmiştir. Davacı taraf 31.07.2019 tarih ve ... nolu, 657,53.-TL bedelli, 30.09.2019 tarih ve ... nolu, 1.233,99.-TL bedelli, 31.10.2019 tarih ve ... nolu, 58,55.-TL bedelli, 31.10.2019 tarih ve ... nolu, 306,24.-TL bedelli, 30.11.2019 tarih ve ... nolu, 135,11.-TL bedelli, 30.11.2019 tarih ve ... nolu, 247,70.-TL bedelli, 10.09.2020 tarih ve ... nolu, 2.646,00.-TL bedelli, 10.09.2020 tarih ve ... nolu, 599,40.-TL bedelli, 30.09.2020 tarih ve ... nolu, 102,60.-TL bedelli olmak üzere toplam 9 adet 5.987,12.-TL toplam bedelli faturadan kaynaklı alacağı bulunduğunu iddia etmektedir.
Söz konusu faturalar davalının ticari defterlerinde kayıtlı değildir.
Bu faturalar davacının defterlerinde kayıtlı ise de, yukarıda belirtilen Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin 7.maddesine uygun olarak davalıya tebliğ edildiğine dair herhangi bir belge sunulamamaktadır.
Bu nedenle bilirkişi raporunda da işaret edildiği üzere, davacı tarafça davalı adına düzenlenen alacağın ve icra takibinin dayanağı olan faturaların ve muhteviyatlarının davacı tarafça davalıya tebliğ/teslim edildiği ispatlanamadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı her ne kadar kötü niyet tazminatı talep etmiş ise de davacının kötü niyetle hareket ettiği ispatlanamadığından bu talebin reddi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davanın REDDİNE,
Davacının kötü niyetli olduğunun ispat edilememesi nedeniyle kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
1-Alınması gerekli 427,60-TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 80,70-TL harçtan mahsubu ile eksik 346,90-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
2-Davalı vekille temsil olunduğundan yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 5.987,82-TL vekalet ücretinin DAVACIDAN TAHSİLİ İLE DAVALIYA VERİLMESİNE,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin KENDİ ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
4-Taraflarca yatırılan avansın kullanılmayan kısmının, KARAR KESİNLEŞTİĞİNDE İLGİLİ TARAFA İADESİNE,
5-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6183 sayılı Kanuna göre davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, HMK m.341/2 hükmü gereği miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.01/07/2024
KATİP
HAKİM