T.C.
İSTANBUL
ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO: 2022/496
KARAR NO: 2024/536
DAVA: ALACAK (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 04/07/2022
KARAR TARİHİ: 11/07/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen ALACAK davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile ... arasında 18 Temmuz 2017 imza tarihli, 96.581.674,27.-YTL bedelli Yapım İşlerine Ait Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme ile almış oldukları ihale konusu işin bir kısmını davalı ile akdedilen 4 Mart 2010 imza tarihli, 1.360.374,67.-TL bedelli ...Ana Ulaşım Yollarında Kullanılmak Üzere Yol Beton Elemanı Alımı ve Yaya Alanları ile Trafik Sirkülasyon ve Geometrik Düzenleme Yapılması (UTK) İşi Kapsamında Yol Bakım ve Onarım Müdürlüğü 1.Bölge Ana Ulaşım Yollarında Yaya Alanları ile Trafik Sirkülasyon ve Geometrik Düzenleme Yapılması (UTK) Sözleşmesi ile davalıya ihale ettiğini, müvekkilinin alt yüklenicisinde görev alan personellerden bazılarının müvekkil şirkete ya da üst işveren ...'ye karşı işçilik alacaklarına ilişkin birtakım davalar ikame ettiğini, davaların işçiler lehine sonuçlanarak kesinleştiğini, ilamlara ilişkin icra takip dosyalarına ödemeler yapmak zorunda kalındığını, sözleşmeler ile kanundan doğan hakları doğrultusunda ödemiş olduğu bedelleri, dava açan işçinin O şirketteki çalışma süresiyle sınırlı olarak alt yüklenicilerine rücu ettiğini, dava dilekçesinde ayrıntılı olarak verilen tabloda ismi geçen ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'e yapmış oldukları ödemeler için 23/01/2021 tarihli ve 39.391,53.-TL tutarlı, ...için 01/11/2021 tarih ve 2.210,93.-TL bedelli, ... için 11/08/2021 tarihli ve 5.755,10.-TL bedelli, ... için 13/12/2021 tarih ve 3.221,22.-TL bedelli faturaları tanzim ederek davalıya tebliğ ettiklerini, söz konusu faturalara herhangi bir itirazda bulunulmadığını, bu nedenle davalı için tutulan cari hesap tablosunda müvekkili şirketin 50.578,78.-TL'lik alacağı bulunduğunu, sözleşme'nin 29. Maddesi delaletiyle Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin “Yüklenicinin Çalıştırdığı Personel” başlıklı yedinci bölümünde; yüklenicinin hem kendi personellerinin hem de alt yüklenicisi varsa bunların personellerinin ödenmesinden doğrudan doğruya sorumlu olduğu düzenlendiğini, TBK.nun167. Maddesi gereğince rücu haklarının bulunduğunu (Emsal; Yargıtay 13. HD.nin 2015/14986 E. 2017/1929 K.) zorunlu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.578,78.-TL'nin her bir ödemenin yapıldığı tarihten itibaren ayrı ayrı hesaplanacak olan ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu işçilerin 2010-2011 yılları arasında müvekkili firma nezdinde sigortalı olarak çalışmış olup aradan 10 yılı aşkın bir süre geçtiğini, rücu talebinin zamanaşımına uğradığını, rücu talebine dayanak işçilik alacakları davalarının kendilerine ihbar edilmediğini, faturalarda belirlenen miktarları kabul etmediklerini, yeniden hesaplanma yapılması gerektiğini, asıl işverenin alt işverenle birlikte işçilik alacaklarından yarı oranında sorumlu olduğunu, davacının ödediği bedelin tamamı üzerinden rücu talebinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, feshe bağlı alacaklardan (kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti) asıl işverenle birlikte son alt işverenin sorumlu olduğunu, işyeri devri kuralları gereği feshe bağlı işçilik alacakları dışındaki ücret alacaklarından devreden işveren devralan işverenle birlikte 2 yıl sorumluluğu bulunduğunu, rücu talebi tarihlerinde 2 yıllık sürenin geçtiğini, müvekkili tarafından işçilerin tüm hakedişlerinin eksiksiz olarak ödenmiş olup rücu alacağına konu işçilerin müvekkil firmadan hak ve alacağı bulunmadığını, dava dışı işçi...'ın müvekkili kurum nezdinde çalışması bulunmadığını, yine dava dışı işçi ... işçilik alacakları yönünden yerel mahkemenin gerekçeli kararı nedeniyle de rücu edilemeyeceğini, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren faiz talep edilemeyeceğini, temerrütün gerçekleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Dava; işçilik alacaklarından kaynaklanan ödemelerin, aralarındaki sözleşmeye dayanarak alt yükleniciden rücuen tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır.
Taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı tartışma konusu değildir.
Çözümlenmesi gereken sorun, davacının, davalı ile aralarındaki sözleşme ve yasa hükümleri çerçevesinde işçilik alacakları nedeniyle yaptığı ödemeleri rücu etme koşullarının bulunup bulunmadığı, rücu koşulları var ise alacağının miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda;
Zamanaşımı Yönünden;
Öncelikle davalı vekili zamanaşımı def'inde bulunduğundan bu hususun tartışılması gerekmektedir. İşçilik alacaklarının ödendiği tarihin 2021 yılı olması karşısında, rücu hakkının doğduğu tarihten sonra alacak talebi için TBK.nun 146.maddesinde belirtilen 10 yıllık süre dolmadan 04/07/2022 tarihinde dava açıldığı anlaşıldığından, davalı vekilinin zamanaşımı def'i kabul edilmemiştir.
Davanın konusu olan işçilik alacaklarının rücu edilmesi ile ilgili olarak asıl işveren ile alt işverenin birbirine karşı sorumluluk paylarına ilişkin 6098 Sayılı TBK.nun "III. İç İlişki 1. Paylaşım" başlıklı 167. Maddesi gereğince; "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar.
Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.
Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler." denilmektedir.
Yine aynı yasanın "Alacaklıya Halef Olma" başlıklı 168.maddesi gereğince;
"Diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur.
Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır."
Yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, davacı asıl işveren ile davalı alt işveren işçiye karşı müteselsilsen sorumlu bulunsalar da kendi aralarındaki iç ilişkide (rücuda) teselsül yoktur. İç ilişkideki sorumluluk işçiyi bağlamaz.
Esas Yönünden;
Bilirkişi raporunda, davalı alt işverenin “işçiye karşı” sorumlu olduğu kıdem tazminatı miktarları devir tarihindeki ücret seviyesi üzerinden hesaplanmakta ise de, işçi-işveren ilişkisinde uygulanması gereken iş hukuku hükümlerinde geçerli bu ilkenin asıl işveren-alt işveren arasındaki iç ilişkide (rücu ilişkisinde) uygulanması yasaya, hakkaniyete ve Yargıtay'ın içtihatlarına uygun olmadığı, zira rapora alınan Yargıtay 13. HD.nin emsal niteliğindeki 12.05.2015 tarih ve 2014/18882 E. 2015/15117 K. sayılı kararında işaret edildiği üzere, dava dışı bir işçinin, davalı şirketlerdeki çalışmalarının, bir yıldan az bir süre olması nedeniyle rücuen tazminat dışında kaldığı belirtilerek, adı geçen davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmişse de, az yukarda da belirtildiği gibi dava, Borçlar Hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gereken asıl işverenin alt işverenlere karşı açmış olduğu rücuen tazminat istemine ilişkin olduğundan, olayda iş hukuku mevzuatı hükümleri esas alınamaz.Dava konusu uyuşmazlığın, Borçlar Hukuku kapsamında, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, dava dışı işçinin, her bir davalı nezdinde çalıştığı dönem itibariyle davacının davalılara rücu edebileceği miktarlar ayrı ayrı belirlenerek, her bir davalının kendi dönemi ile sınırlı olmak üzere sorumluluklarına karar verilmesi gerekli: Bu sürenin bir yıldan az olması da, asıl işverenin alt işverene karşı, işçinin kendi nezdinde çalıştığı dönem itibariyle rücuen tazminat isteminde bulunmasına engel değildir. Davalı şirketlerin, kendi dönemleri ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre rücuen tazminata ilişkin sorumlulukları belirlenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir, demek suretiyle uygulamaya yol göstermiştir. Bu nedenle haklı olarak dava dışı işçilere yapılan ödemelerin, her bir alt işverenin sorumlu olacağı bölümünün, kendi dönemlerine isabet eden toplam hizmet süresi ile oranlanmak suretiyle tespit edilmesi gerektiği bilirkişi görüş ve tespitlerine itibar edilmiştir.
Dosyaya dahil edilen ve davacıyla davalılar arasında düzenlenen ... Ulaşım Daire Başkanlığı Yol Bakım ve Onarım Müdürlüğü Yapım İşlerine Ait Sözleşmenin 29.maddesi ile "Yüklenicinin sözleşme konusu işte çalıştıracağı personelle ilgili sorumlulukları ve buna ilişkin şartlarda Yapım İşleri Genel Şartnamesi Hükümleri uygulanır." denilerek Yapı İşleri Genel Şartnamesine atıf yaptığı, şartnamenin 34. Vd. maddelerinde, güncel yargı kararlarında alt yüklenicinin sorumluluğu tamdır.
Bilirkişi raporunda da işaret edildiği üzere TBK.nun 167/1.maddesinde belirtildiği şekliyle sözleşmede sorumluluk oranları açık ve net olarak belirtilmemiş ise de davacının sorumluluk oranının "...Firmanın % 100 oranında sorumlu olacağı..." şeklinde sözleşmeye yazılmak yerine Yapı İşleri Genel Şartnamesine atıf yapılmış olması sorumluluğun paylaştırılacağı anlamına gelmemektedir. Yasal düzenlemeden bu çıkarılamaz. Esasen yasa koyucunun amacı bu da olamaz. Şartnamede sorumluluğun tam olduğu anlaşılmaktadır. Böylelikle rakamsal olarak ifade edilmese de davacının kendisinin sorumlu olmadığı bu şekilde kabul edilmiştir. Son Yargıtay içtihatlarında da bu durum anlatıldığı gibi kabul görmektedir. Bu nedenle bilirkişi raporundaki görüş doğru kabul edilmiş, açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sorumluluğun eşit olarak paylaştırılması görüşüne iştirak edilmemiştir.
04.04.2023 tarihinde alınan bilirkişi raporunda; Raporun 29.sayfasında 10 işçi bakımından tablo yapılarak, her bir işçi için davalının sorumluluk miktarları belirlenerek ödeme ve temerrüt tarihleri belirlenmiş, işçi ... yönünden ödeme tarihinin tespit edilemediği yönünde görüş bildirilerek, toplamda davalının sorumluluğunun 33.209,25.-TL olduğu ve temerrüt tarihinin de 04.07.2022 olduğu bildirilmiştir.
İtirazlar üzerine alınan 13.04.2024 tarihli EK bilirkişi raporunda; dava dışı işçiler ..., ... ve ... isimli işçilerin davalarının henüz derdest olduğu ve kesinleşmediği işbu dava dosyaları kesinleşmeden sorumluluk tutarı denetime elverişli olarak tespit edilemeyeceğinden ek rapor ile işbu işçilere ait rücu sorumluluk oranına dair hesaplama yapılmadığı, davalının itirazları doğrultusunda kök raporda "yargılama gideri, harç, ilam vekalet ücret" tutarlarından davalının sorumlu olduğu asıl alacak tutarlara dikkate alınmaksızın tüm "yargılama gideri, harç, ilam vekalet ücret" tutarları nazara alınarak rücu tutarları belirlenerek hataya düşüldüğü anlaşılmakla bu kez davalı itirazları doğrultusunda, öncelikle kesinleşen ilamlar dikkate alınarak; davalının tüm asıl alacak tutarlarından kendisinin sorumlu olacağı asıl alacak tutarlarına oranına tespit edilerek sorumlu olacağı; yargılama gideri, harç, ilam vekalet ücreti tutarları tespit edildikten sonra; bu kez icra takip gideri ferileri olan "faiz, icra masrafı, icra vekalet ücreti" ne de aynı oran üzerinden sorumlu olacağı tutar tespiti yapıldıktan sonra farklı alt işverenler nezdinde geçen sorumluluk yüzde oranı ile davalının sorumlu olacağı tutarlar hesaplandığı, buna göre raporun 10.sayfasında belirtilen tabloya göre, dava dışı işçiler..., ...ve ... isimli işçilerin davalarının henüz derdest olduğu ve kesinleşmediği işbu dava dosyaları kesinleşmeden sorumluluk tutarı kapsam dışı bırakılarak, dava dışı işçiler ... yönünden 4.997,86.-TL (ödeme tarihi 08.03.2019), ... yönünden 3.128,18.-TL (ödeme tarihi 07.12.2018), ...yönünden 3.138.44.-TL (ödeme tarihi 07.12.2018),...yönünden 2.575,97.-TL (ödeme tarihi 07.12.2018), ... yönünden 2.390,06.-TL (ödeme tarihi 15.06.2020), ... yönünden 4.275,53.TL (ödeme tarihi 07.06.2021), ... yönünden (talep:2.210,93.-TL) 3.538,75.-TL (ödeme tarihi 26.07.2021) olmak üzere davalının toplam sorumluluğunun 24.044,79.-TL olduğu belirlenmiştir.
Rapora itibar etmemek için bir neden görülmediğinden hükme esas alınmıştır. Hakkındaki davalar kesinleşmeyen yukarıdaki işçiler hakkındaki talepler kabul edilmemiş, belirtilen işçiler yönünden toplam alacak 24.044,79.-TL olarak kabul edilmiştir. Ancak; Dava dışı işçi ... yönünden dava dilekçesine ekli tabloda davalının sorumlu olduğu miktar 2.210,93.-TL gösterildiğinden, taleple bağlı kalınarak bu miktar esas alındığında neticeten toplam 22.716,97.-TL hüküm altına alınmıştır.
Bilirkişi raporunda temerrüt tarihi 04.07.2022 dava tarihi esas alınmış ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.02.2017 tarih ve 2017/3-993 E. 2018/202 K.sayılı içtihatlarında da işaret edildiği üzere, rücu hakkı, nihai olarak başkasının ödemesi gereken bir borcu tamamen veya kısmen ifa eden kişinin, yapmış olduğu ifayı asıl borçluya dönerek isteme hakkıdır. Söz konusu hak, başkasına ait bir borcu ifa ettiği için mal varlığında kayba uğrayan kişiye tanınan ve mal varlığındaki bu eksilmeyi gidermeye yönelen, tazminat niteliğinde bir talep hakkıdır. Rucü hakkı, alacaklı ile asıl borçlu arasındaki asıl borç ilişkisinden bağımsız, rücu eden ile edilen arasındaki hukuki ilişkiden doğan tamamen yeni bir haktır. Diğer bir anlatımla asıl alacağı ödeyen kişi, bu alacaktan bağımsız olarak kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel hâle gelmektedir. Keza ödeyenin mal varlığındaki zarar, ödeme anında doğmaktadır. Bu durumda, davalıya ait borcu mahkeme ilamı uyarınca ödemek zorunda kalan davacının zararı ödeme tarihinde doğduğundan, açtığı rücu davasında ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebilmesi için karşı tarafı ayrıca bir ihtar ile temerrüde düşürmesine gerek olmadığı Hukuk Genel Kurulunca kabul edilmiştir. Mahkememizce de temerrüt tarihi olarak her işçi için ödeme tarihi esas alınmıştır. Tarafların tacir olması nedeniyle avans faizi talebi kabul edilmiştir.
Hesaplamanın ne şekilde yapıldığının anlaşılamadığı, hesaplamanın hatalı olduğu yönünde bilirkişi raporuna taraf vekilleri itiraz etmişler ise de itirazlar soyut niteliktedir Hesap hataları somutlaştırılarak gösterilmemiştir. Yine faiz türü ve başlangıcı, sorumluluk oranı, taleple bağlılık yönlerinden de itirazda bulunulmuş ise de bu hususlar mahkememin hukuki değerlendirmesi, bilgisi ve takdiri ile çözümlenebilecek nitelikte bulunduğundan; 6100 sayılı HMK.nun 30.maddesinde hakime bir görev olarak yüklenen "Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." hükmü gereği dava ve usul ekonomisi gözetilerek yeniden bir ak rapor almaya gerek duyulmamıştır. İtiraza konu hususlar yukarıda açıklanmış olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
A-Dava dışı işçiler ..., ... ve ... isimli işçiler nedeniyle rücu talepleri ile ilgili davalar dava tarihi itibariyle kesinleşmediğinden usulden REDDİNE,
B-22.716,97.-TL alacağın davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
Bu miktarın 4.997,86.-TL'sine 08.03.2019, 3.128,18.-TL'sine 07.12.2018, 3.138.44.-TL'sine 07.12.2018, 2.575,97.-TL'sine 07.12.2018, 2.390,06.-TL'sine 15.06.2020, 4.275,53.TL'sine 07.06.2021, 2.210,93.-TL'sine 26.07.2021 tarihinden geçerli olmak üzere avans faizi UYGULANMASINA,
Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE,
Dava dışı işçi ... yönünden fazlaya ilişkin hakların SAKLI TUTULMASINA,
2-Alınması gereken karar ve ilam harcı 1.551,80-TL olup, peşin alınan 863,76-TL harcın mahsubu ile bakiye 688,04-TL karar ve ilâm harcının DAVALIDAN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan posta ve tebligat masrafı 262,50-TL, bilirkişi ücreti 4.000,00-TL toplamı 4.262,50-TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre hesaplanan 1.914,46-TL yargılama gideri ile ilk dava açma gideri (başvuru harcı, peşin harç toplamı) 944,46-TL'nin toplamı 2.858,92-TL yargılama giderinin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, BAKİYESİNİN DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükteki AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan (kabul olan dava değeri üzerinden) 17.900,00-TL vekâlet ücretinin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükteki AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan (reddolan dava değeri üzerinden) 17.900,00-TL vekâlet ücretinin DAVACIDAN TAHSİLİ İLE DAVALIYA VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE,
7-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul/red oranına göre 592,86-TL'sinin davalıdan, 727,14-TL'sinin davacıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK.nun 345.maddesi gereğince, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/07/2024
KATİP
HAKİM