T.C.
İSTANBUL
ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO: 2025/134
KARAR NO: 2025/293
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 01/03/2016
KARAR TARİHİ: 21/04/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının mahkememizde yapılan yargılaması neticesinde verilen 01/03/2016 tarih ve ... E....K.sayılı kararın İstinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 20/01/2025 tarih ve ... E. ... K.sayılı kararı ile hükmün kaldırılarak dosyanın iadesi üzerine yeniden yapılan açık yargılama sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunduğunu, bu ticari ilişkin çerçevesinde müvekkili tarafından davalıya çeşitli zamanlarda kömür satışı yapıldığını ve faturalar düzenlendiğini, davalı tarafça ödemelerin yapıldığını, ancak davalının bakiye 47.921,09 TL 'lik cari hesap borcunun ödenmemesi üzerine ... 30. İcra Dairesi'nin... E sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalının 06/03/2015 tarihli itiraz dilekçesi ile borca ve yetkiye itirazda bulunduğunu, davalının mal alış faturalarını BA formuyla vergi dairesine bildirdiğinden alacağının ispatlanmış sayılması gerektiğini, takip dayanağı cari hesap borcunun dayanağı fatura konusu malların, sektöre özgü ticari teamül gereği davalıya teslim edilmek üzere sevk irsaliyeleri nakliyecilere imzalatılmak suretiyle davalıya gönderildiğini ve teslim edildiğini belirterek davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile aralarında hiçbir ticari ilişkinin söz konusu olmadığnıı, bahse konu ticari mal alımlarının tarafınca yapılmadığını, dava konusu alımlar ile ilgili düzenlenen faturalardaki T.C. kimlik numarası dışında hiçbir bilgi unvan, adres, sevk irsaliyelerindeki imzalar ve tahsilat makbuzlarındaki unvan ve isimlerin kendisine ait olmadığını, mevcut mal alımlarını yapan kişileri davacı vekilinin ve davacının kendisinin de çok iyi bildiğini, dava konusu malların kendisi tarafından yapılan araştırma sonucu ... kimlik numaralı ...tarafından alındığını tespit ettiğini, davacı firmanın o dönemde malları bu şahsa gönderen ... isimli satış sorumlusunun da bu malları ...'a yolladığını doğruladığını, davacı tarafından dosyaya sunulan sevk irsaliyelerindeki imza ve sevk adresinin kendi işyeriyle ilgisi bulunmadığını, faturaların görüşmediği muhasebecisi tarafından defterlere kaydedilip vergi dairesine bildirilmiş olabileceğini, ancak kendisine takip dayanağı fatura ve sevk irsaliyelerinde yazılı malların teslim edilmediğini, kendisinin davacıya talimat vererek malı teslim etmesini istediği bir nakliyeci de bulunmadığını, bu satışa ilişkin ödemelerin bir kısmının kendisine ait işyerinin kapanmasından sonraki tarihlere tekabül ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Dava; ticari mal satım ilişkisine dayalı cari hesap borcunun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Davacının ... 30. İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyası ile 11.02.2015 tarihinde, davalı aleyhine, cari hesaba dayanarak, 47.921,09.-TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, (...) ödeme emrinin borçlu/davalıya tebliğ edilemediği, borçlunun 06.03.2015 tarihinde hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına ve faize ve yetkiye itiraz ettiğini belirterek takibi durdurduğu, davacının da 01.03.2016 tarihinde 47.921,09.-TL asıl/toplam alacak üzerinden 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde huzurdaki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır.
Davalının icra dairesinin yetkisine yaptığı itiraz, mahkememizin 14.11.2016 tarihli celsesinin (7) nolu ara kararı ile yetkili icra dairesi gösterilmediğinden reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonunda verilen verilen 01/03/2016 tarih ve ...E. ... K.sayılı kararı ile "Davalının vergi dairesine Ba formlarıyla davacıdan aldığı faturaları bildirmiş olması davacının davalıya fatura teslimlerini ispatlar mahiyette ise de, özellikle davacının sunduğu sevk irsaliyelerinde mal sevk adreslerinin davacı işyeri adresleriyle ilgisi olmaması, sevk irsaliyelerinde davacının veya yetki verdiği kişinin malı teslim aldığına dair kayıt-imza bulunmaması, davacı vekilince emtianın davalıya teslim edilmek üzere nakliye aracı sürücülerine teslim edildiğinin, bizzat davalıya veya çalışanlarına teslim edilmediğinin açıkça beyan edilmiş olması, davalının bu sürücüleri kendisine teslim konusunda yetkilendirdiğine dair davacının sunduğu bir delil bulunmaması, tarafların sunduğu kısmi ödemelere ilişkin tahsilat makbuzlarında davalının ünvanı yazsa da imzası bulunmaması ve dava dışı başka birinin (...) isminin yazılı olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, mal teslimini ispatla yükümlü olan davacının davalıya mal teslimini davalının Ba bildirimleri nedeniyle tek başına ispatlar mahiyette olduğundan bahsedilemez. Kaldı ki davacının delil olarak sadece kendi ticari defter-kayıtlarına dayanmış olması, davacı defterlerindeki kayıtların HMK 222/3 kapsamında davalının ticari defter kayıtlarıyla birebir uyuştuğunun tespit edilememiş olması hususları da gözetildiğinde, davacının akdi ilişkiye dayalı alacak hakkının ticari defter deliliyle ispatlandığından söz edilemez. Tüm bu nedenlerle mal teslimi, kısmi ödemelerin davalı tarafından yapıldığı hususları yönünden ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün davacı vekilince istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 20/01/2025 tarih ve ... E. ... K.sayılı kararı ile "...Her ne kadar mahkemece, sevk irsaliyelerinde davalı imzası bulunmadığı, teslimin davalıya yapıldığının ispatlanamadığı, ödemelerin de davalı yanca yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı yanca düzenlenen faturaların, beş adedi hariç gerçek kişi tacir davalı tarafından BA formları ile vergi dairesine bildirildiği, davacı faturaları ile BA formlarının karşılaştırılarak bir değerlendirme yapılmaması hatalı olmuştur.
Ayrıca davalı adına davacı kayıtlarında yer alan ödemelerin davalı yanca yapıldığının tespit edilemediği yönündeki gerekçe de yerinde değildir. Zira TBK'nın 83/1 maddesi uyarınca borcun, bizzat borçlu tarafından ifa edilmesinde alacaklının menfaati bulunmadıkça borçlu, borcunu şahsen ifa etmekle yükümlü değildir.
Bu durumda mahkemece, davacı yanca düzenlenen beş adet fatura haricindeki diğer faturalara ilişkin BA formlarının davalı yanca vergi dairesine bildirilmesinin teslimin ispatı bakımından değerlendirilmesi ve ödeme kayıtlarının değerlendirilmesi yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi..." gerekçesi ile mahkememiz kararının HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiş, dosya mahkememize iade edilmiştir.
Dosyanın mahkememize iadesi üzerine yeniden yapılan yargılama sonunda.
Taraflar arasında üzerinde uzlaşılan bir nokta bulunmamaktadır. Zira ticari ilişki davalı tarafından kabul edilmemektedir.
Çözümlenmesi gereken sorun, taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunup bulunmadığı, davacının dava ve icra takibine konu ettiği cari hesaptan kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda;
Taraf defterleri üzerinde inceleme yapmaya ihtiyaç bulunduğundan ve bu iş uzmanlık gerektirdiğinden, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Tarafların ticari ilişkilerine ait BA/BS formları ilgili vergi dairelerinden getirtilmiştir.
Davalının ticari defterlerinin incelenmesi için ... Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmış, davalı taraf, ticari defterlerinin kayıp olduğundan bahisle defterlerini ibraz etmemiştir.
Mahkememizce alınan 05.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda;
Davacının ibraz ettiği defter ve belgeler incelendiğinde, 2012-2013 yılı ticari defterlerinin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince açılış/kapanış tasdiklerinin yapıldığı, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir.
Davacının ticari defterlerinin incelenmesinde, davalı adına düzenlenen faturaların davalı aleyhine barç kaydedildiği ve davalı adına ödenen tutarların da davalı lehine alacak kaydedilerek muhasebeleştirildiği, 31.12.2012 tarihi itibariyle davalı cari hesabının 64.921,09 TI. borç bakiyesi ile 2013 yılına devrettiği, 2013 yılının 17.01.2013 - 29.03.2013 tarihleri arasında davalı adına toplam 17.000.00 TL ödeme kaydı yapıldığı, 29.03.2013 tarihi itibariyle davalı ... in cari hesabının 47.921,09 TL borç bakiyesi verdiği, bir başka deyişle davalının 47.921,09 TL borçlu olduğu ve davacı tarafından bu tutar üzerinden alacağının tahsili için ... 30.İcra Müdürlüğünün...F. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Raporda BA/BS formlarının raporda irdelenmediği gerekçesi ile mahkememizin 26.02.2018 tarihli celsesinde ek rapor istenmiştir.
Mahkememizce alınan 27.04.2018 tarihli bilirkişi EK raporunda;
Dosyada mevcut evraklara göre, davacı...A.Ş. ile davalı ...arasında alım-satım nedeniyle ticari ilişki bulunduğu, davalı tarafından Vergi Dairesi Müdürlüğüne verilen BA form bilgilerine göre de davacı ile davalı arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğunun anlaşıldığı, BA Form bilgilerinin 02.12.2017 tarihli kök bilirkişi raporunda gösterilmiş olan faturalarla karşılaştırıldığında, ilgili dönemlerde kesilen fatura toplamları ile BA bilgilerinin örtüştüğü, bununla birlikte BA bilgileri içerisinde yer almayan 2012/2 döneminde 2.261.00 TL, 2012/3 döneminde 4.609 TL tutarında kesilen KDV hariç fatura toplamları BA bildirimlerine esas olan 5.000 TL limitini aşmadığından BA formu ile bildirilmediği, 2012/6 dönem fatura toplamları 7.566 TL olmasına rağmen bu döncm bilgilerin Vergi Dairesinden gönderilen BA bilgileri içerisinde rastlanılmadığı, yukarıda belirtilen sebeplerle, daha önce düzenlenen 02.12.2017 tarihli kök bilirkişi raporumda belirtilen sonucu etkileyecek bir olgu bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Davacının usulüne uygun olarak tutulmuş, lehine delil olarak kabul edilen defter kayıtlarına göre taraflar arasında kömür alış verişi nedeniyle açık hesap üzerinden bir ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından davalı adına kesilen fatura bedellerine yönelik kısmi ödemelerin bulunduğu, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların, taraflarca BA/BS formları ile vergi dairesine bildirildiği, bildirimlerin birbiri ile uyumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Öncelikle, yasal olarak 5.000,00.-TL altındaki satış faturalarının BA/BS formları ile vergi dairesine bildirilmemesi yasal düzenlemeden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle bu faturaların BA/BS formları ile bildirilmemiş olması malların teslim edilmediğini tek başına ispatlamamaktadır.
Davalı usulüne uygun tebligata rağmen defter ve belgelerini inceleme gününde ibraz etmemiştir. Defterlerin kaybolduğunu söylemekle beraber zayi belgesi de ibraz etmemiştir.
6100 sayılı HMK.nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222.maddesi gereğince; Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın usulüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Davalı ticari defterlerini ibraz etmediğinden davacı iddialarını ispatlamış durumdadır (Emsal; Yargıtay HGK.nun 17.02.2022 tarih ve ... E....K.). Zira karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır (Emsal: Yargıtay15. Hukuk Dairesi'nin 23.01.2017 tarih ve ... E. ...K.).
Bu nedenle, davacı kayıtlarına göre taraflar arasında ticari ilişki olduğu, davacının usulüne uygun defter kayıtlarına göre davalıdan toplamda 47.921,09.-TL faturalardan kaynaklı bakiye alacağı bulunduğu, davalının defter ve belgelerini ibraz etmediği anlaşıldığından davacının davalıdan 47.921,09.-TL alacaklı olduğu kabul edilmiştir.
Davacının talebine konu alacak likit (belirlenebilir) olduğu anlaşılan faturalara dayalı olduğundan, asıl alacak üzerinden davalının haksız itirazı nedeniyle takdiren % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davanın KABULÜNE,
1-Davacının ... 30. İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine başlattığı icra takibine İTİRAZIN İPTALİNE,
Takibin takip tarihindeki koşullarla aynen DEVAMINA,
Asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanunun 2. Maddesine göre takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi UYGULANMASINA,
İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (47.921,09.-TL) üzerinden % 20 hesabıyla 9.584,21.-TL İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
2-Alınması gereken karar ve ilam harcı 3.273,49-TL olup, peşin alınan 578,77-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.694,72-TL harcın DAVALIDAN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 581,15-TL, bilirkişi ücreti 700,00-TL'den oluşan 1.281,15-TL yargılama gideri ile 29,20-TL başvuru harcı, 578,77-TL peşin harç toplamı 1.889,12-TL yargılama giderinin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACI TARAFA VERİLMESİNE,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.21/04/2025
KATİP
HAKİM