T.C.
İSTANBUL
ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO: 2025/140
KARAR NO: 2025/309
DAVA: TAZMİNAT (Haksız Fiilden - Trafik Kazasından - Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/02/2025
KARAR TARİHİ: 25/04/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen TAZMİNAT davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03.11.2024 günü saat 06:50 sıralarında (dava dışı) sürücü Sabahattin ÖNER
sevk ve idaresindeki, (işleteni ...) ... plaka sayılı aracıyla ...istikametinde seyir halindeyken karşı yönden rampa aşağıya inen sürücü (davalı) ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracıyla kontrolsüz şekilde kayarak çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, 03.11.2024 tarihli kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere, bu kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsünün % 100 kusurlu olduğunu, ... plaka sayılı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, davalıların hasardan ve zarardan sorumlu olduklarını, işleten ...'dan alacak haklarını (02.11.2024 tarihli "Alacağın Temliki Sözleşmesi" ile) temlik aldıklarını belirterek, öncelikle müvekkilin alacağının semeresiz kalmaması ve alacağının güvence altına alınması için trafik kazasına sebebiyet veren davalılar adına başkaca taşınır ve taşınmaz olması durumunda taşınırların tescil kaydına, taşınmazların ise tapu kayıtlarına, 3. Kişilerdeki hak ve alacağına İhtiyati Haciz Şerhi konulmasına, HMK m.107 gereğince fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; Araç Hasar Bedeline Mahsuben 30.000,00-TL, Araç Değer Kaybına Mahsuben 10,00-TL, Araç Mahrumiyet Zararına Mahsuben 10.000,00-TL olmak üzere toplam 40.010,00.-TL tazminatın davalıdan tahsiline, davalının dava açılmasına sebebiyet vermesinden dolayı HMK gereğince disiplin para cezasına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi zararların giderilmesi talebine ilişkin tazminat davasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması zorunludur.
Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 19/02/2019 tarih ve ... E. ... K. Sayılı ilamı ile benzer içtihatlarında da işaret edildiği üzere: 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerekir. Kanunun 5. maddesi uyarınca ticari davalarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olup, dava tarihi itibariyle de Asliye Hukuk Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisidir.
Bir davanın Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için açılan davanın mutlak veya nispi ticari davalardan olması gerekmektedir. Mutlak ticari davalar 6102 sayılı TTK'nun 4. Maddesi uyarınca TTK'nda düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan davalar ile TTK'nun 4. Maddesinde belirtilen özel kanunlardaki davalardır.
Huzurdaki dava; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde yer alan mutlak ticari dava değildir.
Nispi ticari davalar ise her iki tarafın tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu davalardır.
Her ne kadar davacı taraf ...Tic. Ltd. Şti.ise de bu şirketin "Temlik Alan" konumunda olduğu, kazanın karşı tarafı olan ..."un haklarını temlik aldığı, bu nedenle onun yasal halefi konumunda olduğu açıktır. Bu nedenle görev hususu belirlenirken Temlik Veren ...'un hukuki durumu incelenmelidir. Zira;
TBK.nun "İradi Devir" başlıklı 183. maddesi gereğince; "Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir."
TBK.nun "Yasal Veya Yargısal Devir Ve Etkisi" 185. maddesi gereğince; "Alacağın devri kanun veya mahkeme kararı gereğince gerçekleşmişse, bu devir özel bir şekle ve önceki alacaklının rızasını açıklamasına gerek olmaksızın, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir." hükümleri gereğince davacı şirket yasal halef konumundadın
03/07/1944 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun ... E. İle...K. sayılı kararında da işaret edildiği üzere, davada, dava dışı temlik veren ...'un sahip olduğu tüm haklara halefiyet gereği davacı da sahiptir. Huzurdaki dava, temlik veren ... tarafından davalılar aleyhine açılmış olsa idi nasıl aradaki ilişkinin ticari bir iş değil olmadığını ve sorunların çözüm yerinin de Asliye Ticaret mahkemelerinin olmadığını, görevli mahkemelerin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu söyleyebiliyorsak, halefiyet prensibi gereği de aynı şeyi düşünmek zorunludur. Değişen tek şey davacının taraf sıfatındadır. Bu da halefiyet prensibi gereği davada davacıya aktif husumet ehliyeti tanımaktadır. Diğer bir anlatımla sırf davanın taraflarına bakarak her iki tarafın da ticaret şirketi olmasından dolayı davanın ticari nitelikli bir dava olduğu kabul edilemeyeceği gibi, taraflar arasında da zaten meydana gelmiş bir haksız fiil ilişkisi yoktur. Diğer bir anlatımla davacı taraf kazanın tarafı değildir. Davacı sıfatını yasal halefiyet (Temlik Alan) gereği taşımaktadır. Bu nedenle dava dışı temlik veren ...'un tacir olup olmadığı araştırılarak değerlendirmeye alınmıştır.
Gelir İdaresi Başkanlığı ... Defterdarlığı ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 13.03.2025 tarihli cevabi yazılarına göre davalının tacir olmadığı esnaf büyüklüğünde basit usulde vergi mükellefi olup, defter tutmadığı, ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde Gelir Vergi Beyannameleri ile eki performans bilgileri tablosu ve işletme hesap özetlerine göre VUK 177/1-3 madde hükümleri uyarınca 1. sınıf tacir olmadığı, bilanço esasına göre veya işletme hesabı esasına göre defter tutan kimselerden olmadığı, yıllık alış satış hadlerine göre basit usulde vergi mükellefi olması nedeniyle en fazla esnaf olarak değerlendirilebileceği anlaşılmıştır.
6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür ve görev hususu HMK'nun 114/c maddesi uyarınca dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.
Açıklanan nedenlerle huzurdaki dava, davacının esnaf olması nedeniyle ticari bir dava değildir. Davada, mahkememiz görevli olmayıp, genel mahkemeler görevli olduğundan (Emsal: Yargıtay 3.HD.nin 24.11.2022 tarih ve ... E. ...K.ile 06.10.2022 tarih ve... E. ...K.ile 16/06/2022 tarih ve...E. ... K. ile 19.01.2016 tarih ve ... E. ...K.ile Yargıtay 23.HD.nin 28.12.2015 tarih ve... E. ... K.ile 25.11.2015 tarih ve ... E. ... K. Yargıtay 11.HD.nin 23.05.2023 tarih ve... E. ... K. İle 29.04.2015 tarih ve ... E. ... K.ile Yargıtay 17.HD.nin 16.04.2015 tarih ve ... E. ...K. Vb), görevsizlik kararı verilerek dosyanın Asliye Hukuk mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
Açılan davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK.114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden REDDİNE,
6100 sayılı HMK.nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
6100 sayılı HMK.nun 331.maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerin görevli mahkemece, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise yargılama giderlerinin mahkememiz dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nun 345.maddesi gereğince, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.25/04/2025
KATİP
HAKİM