T.C.
İSTANBUL
ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO: 2025/79
KARAR NO: 2025/786
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 25/10/2024
KARAR TARİHİ: 24/11/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, uluslararası nakliyat ve kargo işi ile uğraştığını, davalının, cari hesap ilişkisi çerçevesinde müvekkili şirketten hizmet aldığını, davalıya birtakım taşıma hizmeti sunulduğunu, taşıma hizmetleri neticesinde oluşan fatura ve cari hesaba dayalı borçların ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla ... 13. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, borca haksız ve kötü niyetli olarak, zaman kazanma amacıyla itiraz edildiğini, takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, itirazın iptali ile davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin görevsiz olduğunu, Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu, müşterisi olan dava dışı ...'a yapılan ve teslim edilen gönderi ücretinin alıcıdan alınması gerektiğini, hizmet bedelinin fahiş olduğunu, neye göre alındığının belli olmadığını, sadece bir taşıma hizmeti olduğunu, tek bir işlem için defalarca fatura kesildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Dava; ticari hizmet (taşıma) satım ilişkisine dayalı cari (açık) hesap borcunun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Davacının ... 13. İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyası ile 07.08.2024 tarihinde, davalı aleyhine, cari hesaba dayanarak, 244.692,09.-TL asıl alacak, 12.489,09.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 257.181,44.-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, (...) ödeme emrinin borçlu/davalıya 12.08.2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 14.08.2024 tarihinde hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına, faize ve icra dairesinin yetkisine itiraz ettiğini, müvekkilin yerleşim yeri "..." olup ... İcra Dairesinin yetkili olduğunu belirterek takibi durdurduğu, itiraz dilekçesinin davacı/alacaklı vekiline 28.06.2024 tarihinde tebliğ edildiği, davacının da 25.10.2024 tarihinde 244.692,09.-TL asıl alacak üzerinden 1 yıllık yasal hak ... süre içinde huzurdaki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır.
Davalı taraf icra müdürlüğüne verdiği itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz etmiştir. TBK.nun İfa yeri başlıklı 89.maddesi gereğince; Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, ifa edilir, hükmü gereğince icra dairesinin ve mahkememizin yetkili olduğu kabul edilmiş, itiraz yerinde görülmemiştir.
Taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı tartışma konusu değildir.
Çözümlenmesi gereken sorun, davacının dava ve icra takibine konu ettiği fatura içeriğindeki hizmet nedeniyle talep ettiği bedelin fahiş olup olmadığı veya fazla ücret talep edilip edilmediği, kargo ücretinden karşı taraf/alıcının sorumlu olup olmadığı, dolayısıyla davacının taşıma ücretini davalıdan talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda;
Taraf defterleri üzerinde inceleme yapmaya ihtiyaç bulunduğundan ve bu iş uzmanlık gerektirdiğinden, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce alınan 11.08.2025 tarihli heyet bilirkişi raporunda özetle;
Davacının ibraz ettiği e-defter ve belgeler incelendiğinde, 2024 yılı ticari e-defterlerinin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince açılış/kapanış tasdiklerinin yapıldığı, e-defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir.
Davalı ...’ın ikinci sınıf işletme olarak işletme defteri mükellefi olduğu, defter-beyan sistemi üzerinden alınan gelir-gider işletme defter dökümünü incelemeye sunmuştur.
Davaya konu asıl alacak yönünden; davacının kendi ticari e-defterlerine göre davaya konu asıl alacak tutarı olan 244.692,09.-TL davalıdan alacaklı olarak göründüğü, Davalı ...'ın, davaya ve takibe konu edilen faturayı kabul etmediğinden iade faturası düzenlediği, ... 9. Noterliği... Tarih ... numaralı ihtarname ile davacı ...Kargo şirketine; "15.10.2024 tarih ... Nolu 244.692,09.-TL tutarlı e-faturanın e-fatura sistemi üzerinden tebliğ edildiğini, İhtar ve itiraz eden keşideci firma ile firmanız arasında herhangi bir sözleşme olmadığı gibi, firmamızın tarafınıza herhangi bir borcu da bulunmamaktadır. Bu nedenle faturaya yasal süresi içerisinde itiraz ettiklerini" belirttiği, davalı ... davacı yana borcu olmadığını beyan ederek faturaya noter aracılığı ile iade/itiraz ettiği, taşıma sözleşmesi ve ifası süreci bakımından davacının taşıyıcı ve dava dışı alıcı ... firrması arasında uluslararası kargo taşıma sözleşmesi akdedildiği , değerlendirmesi ile taşıma bedelinden dava dışı alıcının sorumlu olduğu, davacının davalıdan dayanak faturaya göre alacak iddia edemeyeceği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Dava dosyasına sunulan taşıma senedine göre, kargonun "Alıcı Ödemeli" alındığı, davacının asıl müşterisinin dava dışı alıcı olduğu, davacı ile dava dışı alıcı arasında taşıma sözleşmesi şartlarında taşımanın tamamlandığı ve kargonun alıcıya teslim edildiği, davacının sırf kargoyu taşımaya vermesinin davalıyı kargo ücretinden sorumlu yapmayacağı, davacının taşıma bedeli alacağının borçlusunun dava dışı alıcı olduğu kabul edilmiştir.
Davacı vekili bilirkişi raporuna itirazında; Gönderi taahhütnamesinin (b) bendi “alıcı ödemeli gidip alıcımızın her ne sebeple olursa olsun gönderimizin teslimatını kabul etmemesi halinde veya düzenlemiş olduğumuz gönderi belgeleri üzerinde verdiğimiz eksik, yanlış, hatalı bilgilerden veya başka sebeplerden dolayı gönderinin teslim edilememesi halinde ise, hem buradan gidiş taşıma ücretini ve diğer masraflarını, hem de geri getirilmesi ile alakalı masrafları gönderici olarak kayıtsız şartsız nakden ve defaten ödemeyi kabul ve taahhüt ediyoruz” şeklindedir. Bilirkişilerce davalının garanti taahhüdüne neden itibar edilmediğinin, fiyatlandırmanın yüksek olduğu kanaatine nasıl bir çalışma ile vardığının duruşmaya çağrılarak sorulmasını veya ek rapor alınmasını talep etmiştir. Görüldüğü üzere işaret edilen gönderi taahhütnamesinde alıcının gönderiyi kabul etmemesi veya belgelerindeki eksiklik nedeniyle gönderinin teslim edilememesi halinde taşıma ücretinden sorumluluğu davalı garanti etmiştir. Diğer bir anlatımla taşıma ücretini alıcı ödeyecek ancak gönderi teslim edilemeden geri dönerse (davalıya iade edilirse) taşıma ücretini davalı ödeyecektir. Gönderi alıcıya teslim edildiğine göre bu taahhüdün bir anlamı yoktur. Taahhüt ile her ne şekilde olursa olsun taşıma ücretinden alıcı ile beraber müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk davalı gönderici tarafından yüklenilmemiştir. Böyle bir taahhüt bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin itirazların yerinde görülmemiş, 6100 sayılı HMK.nun 30.maddesinde hakime bir görev olarak yüklenen "Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." hükmü gereği dava ve usul ekonomisi gözetilerek, bilirkişinin duruşmaya davet edilerek beyanının alınmasına, veya bu konuda ve söz konusu sonuca göre gönderi bedelinin yüksek oluşu konusundaki değerlendirmenin ayrıntısına girmeye, ek veya yeni bir heyetten rapor almaya gerek duyulmamış, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davanın REDDİNE;
1-Alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 2.892,82-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 2.277,42-TL harcın KARAR KESİNLEŞTİĞİNDE DAVACIYA İADESİNE,
2-Davalı vekille temsil olunduğundan yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin DAVACIDAN TAHSİLİ İLE DAVALIYA VERİLMESİNE,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin KENDİ ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta DEĞERLENDİRME YAPILMASINA YER OLMADIĞINA,
5-Taraflarca yatırılan avansın kullanılmayan kısmının, KARAR KESİNLEŞTİĞİNDE İLGİLİ TARAFA İADESİNE,
6-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6183 sayılı Kanuna göre davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.24/11/2025
KATİP
¸e-imzalıdır
HAKİM
¸e-imzalıdır