T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
1. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/26
KARAR NO: 2024/253
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2023/632 Esas (derdest)
ARA KARAR TARİHİ: 17/10/2023
DAVA: Elatmanın Önlenmesi ve Ecrimisil
DAVA TARİHİ: 19/09/2023
KARAR TARİHİ: 05/02/2024
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen ara karar davacı vekilince yasal süre içerisinde istinaf edilmiş olmakla Dairemizce öncelikli olarak ( elektronik) dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemli olarak tüzel kişiliğe sahip davacı şirket tarafından tüzel kişiliğe sahip davalı şirket aleyhine açılan işbu davada, davalının müşterek ... Mah. ... Cad. ... Merkezi ... Blok No: ... Ümraniye/İstanbul adresinde kain ofise yapılan müdahalesinin mennine, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkları saklı kalmak kaydıyla geriye dönük 6 aylık şimdilik 10.000,00 TL ecrimisil bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, banka hesapları ve emtiaların bulunduğu depolar ile ilgili tedbir alınması ve dahi mallara yargılama boyunca el konulması ve yediemin deposuna alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince 17/10/2023 tarihli ara karar ile; ''İhtiyati tedbir öğretide "...kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır." şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.Bu hukuki güvence (koruma) karşı tarafın tasarruf hakkını sınırlandıran bir koruma olduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 389 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbirin talep edilebilmesi kanunda belirtilen belirli şartların varlığına bağlıdır. HMK’nun 389. maddesinin birinci fıkrası “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” şeklinde düzenleme içermektedir. Bu madde ile davanın açılmasıyla, hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması olasılığı vebu değişiklikler nedeniyle dava sonunda elde edilecek hükmün icrasının olanaksızlaşması veya güçleşmesini önlemek amacıyla, geçici hukuki koruma işlemleri kapsamında geliştirilen ihtiyati tedbir yöntemini düzenlemekte olup; ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir nedeninin ortaya çıkması da tedbir kararı verilebilmesinin temel koşullarındandır.Buna göre, maddede sayılan bu iki husus hem ihtiyati tedbir verilmesi için varlığı gereken şartlardandır hem de bu kararın gerekçesidir. Bu şartların varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı talep edilebilecek ve ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Kanunun lafzında “verilebilir” hükmü yer aldığından, bu şartların varlığı başlı başına ihtiyati tedbir kararı verilmesi sonucunu doğurmayacaktır. Zira bu husus hâkimin takdirine bırakılmıştır. Hakim, ispat kuralları çerçevesinde gerekli incelemeleri yaparak kanunda belirtilen olumsuz, sakıncalı, zararlı ihtimalin var olduğu kanaatine varırsa ihtiyati tedbir kararı verebilecektir.HMK'nun 390/3 maddesine göre tedbir talebi eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Burada sözü edilen ispatın ölçüsü ise, "yaklaşık ispat" kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunun kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle ihtiyati tedbire karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunanadan kural olarak teminat alınır.Geçici hukuki koruma kararlarından olan ihtiyati tedbir kararı verirken asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar verilmemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbirin amacını gözetilmesi gerekli ve zorunludur.Bu kapsamda yapılan değerlendirmede; Huzurdaki davanın davacıya ait olduğu iddia edilen işyeri ve deponun kullanımının davalı tarafından engellendiği iddiasına dayalı taşınmaza yönelik müdahalenin men'i ve ecrimisil istemine ilişkin olduğu, davacı vekilince her ne kadar ihtiyati tedbir kapsamında banka hesapları ve emtiaların bulunduğu depolar ile ilgili tedbir alınması ve dahi mallara yargılama boyunca el konulması ve yediemin deposuna alınması, Gümrük Bakanlığı ilgili birimlerine müzekkere yazılmasına karar verilmesi talep edilmiş ise de somut uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin müdahalenin meni istemi olup taşınır mallar yönünden dava dilekçesinde iddia ve beyan bulunmadığı, bu halde uyuşmazlık konusu olmayan taşınır mallar yönünden ihtiyati tedbir isteminin hukuki dayanağı bulunmadğından talebin reddine karar verilmesi gerekmiştir.6100 sayılı HMK 33. Madde kapsamında hukuki nitelendirme Mahkememize ait olmakla, "ecrimisil" istemi yönünden talebinin ihtiyati haciz istemi olarak değerlendirilmesi halinde ise; dosyada davacı taraf iddiası dışında somut hiçbir delil sunulmadığı görülmekle aşama itibariyle alacağın varlığı ve muacceliyeti yönünden Mahkememiz nezdinde "yaklaşık ispat" koşullarının gerçekleşmemiş olduğu'' şeklindeki gerekçelerle tedbir talebinin reddine karar verildiği işbu ara karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava dilekçesinde belirttiği zararın tazmini için dava açtıklarını, davalı tarafın bu zararı muhtemel mal kaçırmasına binaen tedbir uygulanması gerektiğini, 16/10/2023 tarihinde davalının yetkilisi yanında 3 kişi ile birlikte müvekkiline ait depodan eşyaları kapıyı kırmak suretiyle çalmaya çalışırken güvenlik tarafından engellendiğini, olay yerine Ümraniye Çakmak Polis Karakoluna ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcığına intikal ettiğini, yine aynı davalının sahte beyanlarla müvekkiline ait iş yerinde kira kontratı hazırlatmak ve gerçek dışı benyanlara dayanarak düzenlediği kontrata dayanarak ... Dış Ticaret Ltd.Şti ünvanlı şirketi kurduğunu ve müvekkiline borçlarını ödemediğini belirtip, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir taleplerinin reddine ilişkin ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava; mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve haksız işgal tazminatı niteliğinde ecrimisil istemine ilişkindir. İhtiyati tedbir öğretide "...kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır." şeklinde tarif edilmiştir. İhtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır. HMK’nın 389/1. maddesine göre, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için; şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerekir.Somut olaya gelince; HMK. 389 maddesinde mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği öngörülmüş ise de, davacının ihtiyati tedbir talebinin davanın sonucunda elde edilebilecek bir hususun ihtiyati tedbir yolu ile elde edilmesi niteliğinde olup davanın esasını çözümleyecek veya böyle bir sonuç doğuracak biçimde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden İlk Derece Mahkemesince yasal dayanağı bulunmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, Harçlar Kanunu uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan (1) Sayılı Yargı Harçları Tarifesine göre alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, İstinaf başvuru giderlerinin istinafa başvuran davacı üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya (elektronik) üzerinde ön inceleme sonucunda HMK 362/(1).f maddesi uyarınca kesin olmak üzere 05/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.