(5271 S. K. m. 279, 280) (5237 S. K. m. 86, 87)
Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 sayılı CMK'nin 279. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda;
Dairenin yetkisi, başvurunun süresi, kararın niteliği ve başvuranın sıfatı yönünden sanık müdafinin istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve 5271 sayılı CMK'nin 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilmekle işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık hakkında, mağdur R. E.’ı silahla yaşamını tehlikeye sokacak biçimde kasten yaralama suçundan 5237 sayılı TCK'nin 86/1 ve 86/3-e maddeleri uyarınca hükmolunan "1 yıl 6 ay hapis" cezasından aynı Kanunun 87/1-d maddesi gereğince bir kat artırım yapıldıktan sonra, hapis cezasının "2 yıl 12 ay" yerine, "3 yıl hapis" biçiminde belirlenmesi suretiyle ara işlemde fazla cezaya hükmolunmuş ise de, TCK'nin 87/1-d-son maddesi uyarınca cezanın "5 yıl hapis" cezasına yükseltilmesi nedeniyle, ara işlemdeki bu hata sonuca etkisi olmadığından kararın kaldırılması nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre,
Gereği görüşülüp, düşünüldü;
1-Açıklanmakla hükmün esasını oluşturan kısa kararın bulunduğu 28.12.2016 tarihli oturuma ilişkin duruşma tutanakları ile gerekçeli kararın hâkim (137430) G. T. A. tarafından elektronik veya fizikî imzayla imzalanmaması suretiyle CMK’nin 219/1 ve 232/4. maddelerine aykırı davranılması,
2-Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.07.2015 gün ve 2015/3 (E) - 2015/135 (K) sayılı ek kararıyla, gerekçeli kararın usulsüz biçimde tebliğ edildiği gerekçesiyle tekerrüre esas alınan aynı mahkemenin 20.03.2015 gün ve 2015/3 (E) - 2015/135 (K) sayılı hükmünün infazının durdurulduğunun anlaşılması karşısında, Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinden, sanık K. A. hakkındaki 09.07.2015 gün ve 2015/3 (E) - 2015/135 (K) sayılı hükmün kesinleşip kesinleşmediği sorularak, duraksamaya yer bırakmayacak biçimde saptandıktan sonra tekerrüre esas alınıp alınmayacağının belirlenmesi gerekirken hatalı gerekçeyle yazılı biçimde uygulama yapılması,
3-İstanbul Adlî Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporda, mağdur H. D.’ın yaralanmasının kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı ve basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğunun belirtilmesine rağmen, sanık K. A. hakkında mağdur H. D.’ı kasten yaralama suçundan, hatalı gerekçeyle ve dayanağı da gösterilmeden TCK’nin 86/2. maddesi yerine, aynı Kanunun 86/1. maddesi ile ceza tayini,
4-Mağdur İ. F. K.’ün aşamalarda özü değişmeyen anlatımlarında tüfekle ateş edilmesi fiili nedeniyle yaralanmadığını söylemesine ve mağdur İ. F. K.’ü kasten basit yaralama fiilinin kalkışma aşamasında kaldığının da hükmün gerekçesinde belirtilmesine karşın, mağdur İ. F. K.’ü kasten basit yaralamaya kalkışma suçundan kurulan hükümde, sanık K. A. hakkında TCK’nin 35. Maddesi ile uygulama yapılması gerektiği gözetilmeksizin hüküm kurulması suretiyle CMK’nin 230/1-c maddesine aykırı davranılması,
5-Kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasıyla mahkûmiyetine hükmolunan sanığın, TCK’nin 53/1. maddesi uyarınca kendi altsoyu dışındaki kişiler bakımından cezanın infazı tamamlanıncaya kadar aynı Kanunun 53/1-c maddesinde belirtilen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık K. A. müdafinin istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 289. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi aracılığıyla aynı Kanunun 280. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
KESİN olmak üzere 04.05.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)