(5271 S. K. m. 231, 279, 280, 286) (5237 S. K. m. 22, 50, 52, 53, 54, 62, 86, 87, 89, 170) (6136 S. K. m. 12)
I-ÖN İNCELEME
Hükmün tebliğinde bir eksiklik bulunmadığı, istinaf dilekçesinin tebliğine gerek bulunmadığı, hükmün istinaf incelemesine tabi hükümlerden olduğu, başvuranın istinaf istemeye yetkisi bulunduğu, başvurunun süresinde yapıldığı, CMK'nun 279/1-b maddesindeki red sebeplerinin bulunmadığı, Dairemizin yetkili olduğu ön incelemede anlaşılmakla işin esasına geçilmiştir.
II-USUL İNCELEMELERİ
Yapılan yargılamada usul kurallarına ilişkin esaslı bir aykırılık bulunmadığı, hukuka aykırı delil kullanılmadığı tespit edilmiştir.
III-ESASA İLİŞKİN İNCELEME
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında açılan kamu davasının, Büyükçekmece 16.Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılaması sonucu verilen kararın, sanık E. T. müdafi tarafından istinaf edilmesi üzerine, duruşmalı inceleme yapılmasına karar verilmekle, dairemizde yapılıp, bitirilen açık yargılaması sonucunda;
A-İDDİA
Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 02/03/2016 gün ve 2016/3069 sayılı iddianamesiyle, sanığın, ruhsatlı tabancası ile işyerinde havaya ateş ettiği ve müştekiyi basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, hayati tehlike geçirecek ve 2.derecede kemik kırığı olacak şekilde kasten yaraladığı iddiası ve TCK'nun 170/1-c,1, 86/1, 87/1-d,son, 87/3, 53, 54 maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
B-SAVUNMA
Sanık soruşturma aşamasında emniyette vermiş olduğu 26.11.2015 tarihli savunmasında aynen; "Ben P.. inşaat isimli şirketin ortağıyım. Sorduğunuz A. A. isimli Suriye uyruklu şahsı tanımam. Ben şantiyemde yabancı uyruklu şahıs çalıştırılmamasına özen gösteririm. Şantiyede işleri taşeron firmaları yapar. Tüm işçilerim sigortalıdır. 300'ün üzerinde işçim vardır. Bana sorduğunuz 24.11.2015 günü saat 16.00-17.00 sıralarında inşaatımızın yan tarafından bulunan dükkan kısımlarında ortağım C. C. Y. ile birlikte günlük kontrolleri yaparken bağırma sesi duydum. İnşaatımdan birinin düşmüş olabileceğini, ya da elektrik çarpması gibi iş kazası geçirmiş olabileceğini düşünerek Ş. D. isimli çalışanımı aradım. Ş. şirketimizde getir götür ve inşaatın düzeni konusunda takipleri yapar. Bu nedenle Ş.'yi aradım. Ş.'ye birinin bağırdığını, bakıp düşüp yaralandı ise acil hastaneye kaldırılmasını söyledim. Sonrada telefonu kapattım. Ben normal şekilde şoförüm ve ortağım ile araca binerek ayrıldım. Benim taşıma ruhsatlı silahım vardır ve şantiyede genellikle gezdiğimden aracımın torpido gözünde bulundururum. Üzerimde şantiyede iken taşımam. Daha sonra Ş. ve şirket çalışanlarından hatırlamadığım kişiler beni arayarak düştüğünü sandığım şahsın silahla yaralandığını ve M. Hastanesine kaldırıldığını söylemeleri üzerine bilgi sahibi oldum. Bugünde polisler beni silahımla çağırınca kendim gelip silahımı ve taşıma ruhsatımı incelenmek üzere teslim ettim. Bana sorduğunuz A. D.'in beyan ettiği Range Rover marka aracımla olay yerine gelmedim. Uzaktan ses duymam üzerine Ş.'yi aramıştım. Ben olayın şantiyenin neresinde ve hangi katında olduğunu dahi bilmiyordum. Sadece seslere istinaden araç getirip ya da 112 aranarak düşen şahsı hastaneye kaldırtın diye talimat vermiştim. Benim olayla ilgili söyleyeceklerim ve bildiklerim bunlardan ibarettir. Benim yaptığım ticari faaliyetten dolayı silah taşıma belgem vardır." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık soruşturma aşamasında emniyette vermiş olduğu 24.02.2016 tarihli savunmasında aynen; "Ben daha önceden bu olay ile ilgili 26.11.2015 günü tanık olarak beyanda bulunmuştum. Beyanım halen geçerlidir. İfademde de belirttiğim gibi silahla yaralanma olayı sırasında olay yerinde değildim. İddiaları kabul etmiyorum. Ben sadece olay yerine yakın mesafede bulunduğumdan bağrışmaları duymam üzerine olay yerine gelmiştim. İnşaattan düşme zannettiğim için acil olarak yaralıyı hastaneye gönderttirdim. Ben elimden geldiği kadarıyla şahıslara yardımcı olmaya çalıştım. Bu olaydan sonra sık sık yaralının yakınları şirketimizin önünü mesken tuttular. Bizden değişik miktarlarda para talep etmektedirler. Bugünde yani 24.02.2016 günü iş yerimde olduğum sırada yine yaralının yakınları ve beni teşhis eden A. isimli şahıs iş yerime geldiler. Uzlaşmak istediklerini, para vermemiz halinde davayı geri çekeceklerini söylediler. Hatta A. isimli şahıs özellikle kendisinin olaya tanık olduğunu belirtti. Ben bu şahsı olay günü hiç görmedim. Olay sırasında da polisler orada iken beni polislere gösterip teşhis etmedi. Olaydan 1 ay sonra Emniyete gelip benim resmimi teşhis etmiş. Bunun kasıtlı olarak yönlendirilmesi sonucu beni teşhis ettiğini düşünüyorum. Amaç yaralı ve yakınlarının benden para koparma isteğidir. Benim yaptığım ticari faaliyetten dolayı silah taşıma belgem vardır. Silahımı siz görevlilere rızaen teslim ettiğimden dolayı can güvenliğim açısından koruma talebim halen devam etmektedir. Silahımın iadesini isterim. Kesinlikle ben kimseyi silahla yaralamadım üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık soruşturma aşamasında savcılıkta vermiş olduğu savunmasında aynen; "Atılı suçlamayı kabul etmem, esasen ben yaralanan şahsı tanımıyorum. Muhtemelen taşeron firmalardan birinin getirdiği bir işçi olabilir. Ben hiçbir yerde tabancamla ateş etmedim. Mağdurun yaralanmasıyla da herhangi bir ilgim yoktur. Önceki ifademde belirttiğim şeklide bu olay kullanılarak bizden sürekli olarak para talep ediliyor. Başka bir diyeceğim yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık ilk derece mahkemesinde vermiş olduğu savunmasında aynen; "Olay anında ben orada değildim. Mağduru ben vurmadım. Kimin vurduğunu da bilmiyorum. Benim beyaz range rover marka arabam vardır. Silahım da ruhsatlıdır. Ancak silahımı kesinlikle olay günü kullanmadım. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatimi istiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
C-DELİLLER
C-1-Sözlü Deliller
C-1-a-Müşteki Beyanları
Müşteki F. A. soruşturma aşamasında emniyette vermiş olduğu beyanında aynen; "24.11.2015 günü saat 19.00 sıraları öz oğlum olan 1999 doğumlu A. A.'in silahla yaralandığını öğrenip, Özel M. Hastanesine gittim. Oğlum ile görüştüm. Daha önce tanımadığı, görse de tanıyamayacağı, ancak eşgalini tarif ettiği bir şahıs tarafından yaralandığını öğrendim. Oğlumun kimseyle bir husumeti yoktur. Düşmanımız da yoktur. Herhangi bir kimseden davacı şikayetçi değilim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mağdur A. A. soruşturma aşamasında emniyette vermiş olduğu beyanında aynen; "Suriye, Halep'te ailem ile birlikte ikamet etmekte iken, yaklaşık 4 ay önce gayri resmi yollardan Türkiye'ye giriş yaptık. Halen ailemle birlikte, Pınar Mahallesinde, açık adresini bilmediğim devlet hastanesine çok yakın bir yerde ikamet etmekteyim. İnşaatlarda yevmiyeli olarak çalışmaktayım. Atatürk Mahallesi, Kazım Karabekir Caddesi üzerinde bulunan P.. İnşaata ait inşaatta çalışmaktayım. 24.11.2015 günü, saat 16.30 sıraları inşaatta iken, şantiyede duvar örüyorken birden silah sesi duydum. Sol karın boşluğumdan yaralandığımı fark ettim. Ateş eden şahsı görmedim. Ancak elinde silah ile bir şahıs geldi. Bana yardımcı oldu. Bu şahsı daha önce görmedim. Görsem de tanıyamam. Şahıs 30 yaşlarında, 180 cm boylarında, 90 kg ağırlığında, beyaz tenli idi. Türkçe konuşuyordu. Siyah takım elbiseliydi. Şahıslar 3 kişilerdi. Plakasını bilmediğim beyaz küçük arabada gelmişlerdi. Diğer şahısları da tanımam. Açık kimlik ve adresini bilmediğim, Türk vatandaşı A. ile Suriye vatandaşı olan açık adres ve kimliğini bilmediğim, ancak evini gösterebileceğim A. vardı. Beni yaralayan şahıstan davacı ve şikayetçiyim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
C-1-b-Tanık Beyanları
Tanık M. T.: Soruşturma aşamasında emniyette vermiş olduğu beyanında aynen; "24.11.2015 günü saat 17.00-17.30 sıralarında bir olay olduğunu inşaat elemanlarından birisi gelerek söyledi. Ancak yaralanmanın, inşaattan mı düşme ya da kaza mı olduğunu bilmiyorum. Yaralı şahsı Ş. Bey'in hastaneye götürdüğünü öğrendim. Bende işyerinden çıkarak hastane yakınından geçtiğimden Ş. Bey'i arayarak durumu öğrenmek istedim ve hastaneye gittiğimde doktor kontrolünden ve röntgenlerinden sonra silahla yaralandığını öğrendim. Yaralı şahsı tanımam. Hastanede de görmedim ve tanımam. Bizim inşaatta çalıştığını da bilmem. Daha sonra şahsın durumunu öğrendikten sonra ikametime geçerek istirahate çekildim. Polislerin araması ile büronuza geldim. Ş. Bey'e ben şantiyede iken yaralı olduğunu söylemedim. Sadece hastaneye geçerken aradım. Daha sonra da şahsın durumunu öğrenmek için aramış olabilirim. Konu ile ilgili bildiklerim bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık A. D.: Soruşturma aşamasında emniyette vermiş olduğu beyanında aynen; "Ben gurbetçi olarak İstanbul İline 3 hafta önce geldim. İstanbul İlinde Atatürk Mahallesi 521 Sk. İmran Sitesi D Blok No.19 Esenyurt adresinde bekar olarak geçici kalmaktayım. Ben adresini verdiğim yerde inşaat işinde çalışırım. 24.11.2015 günü ara ara üç gündür çalışmakta olan Suriye uyruklu A. A. ve diğeri de A. olan şahıslarla çalışmakta iken saat 16.50 sıralarında inşaat şantiye alanında depoya malzeme götürmekte iken birden silah sesi duydum ve A. An isimli Suriyeli şahıs koluma düştü ve nefes almakta zorlandığını görünce yaralandığını anladım ve bağırarak yardım istedim. Bu sırada daha önceden beyaz Range Rover marka araçla inşaat çevresinde gezen 180 cm boylarında, 90 kilolardaki şahıs ve 3-5 şahıs daha geldi. Bu iri yarı beyaz Range Roverli şahıs şirketi ya da 112'yi arayın araba göndersinler dedi. Bu sırada kimin aradığını görmedim. Biraz bekledikten sonra inşaatta sorumlu taşeron olarak bildiğim Ş. isimli şahıs gelerek yaralı Suriyeli şahsı inşaat şantiyesinden araca alarak diğer Suriyeli şahısta binerek hastaneye götürdüler. Ben de bu sırada depoya takımları götürdükten sonr olay yerine geldiğimde kimse yoktu. Ben de kimse olmadığını görünce bekar evime gittim. Diğer Suriyeli şahsın açık adresini ve kimliğini bilmem. Bu Suriyeli şahıslarla Suriyeli C. isimli şahısla irtibat kurarak işçi lazım olduğunda konuşuruz. Suriyeli şahsı kimin yaraladığını görmedim ve bilmiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
İlk derece mahkemesinde vermiş olduğu beyanında aynen; "Mağdurla iş yerinde birlikte çalışıyorduk, olay günü mesai bitimine 15 dk vardı, takımlarımızı topluyorduk, depoya doğru gidiyorduk, birden silah sesi duyduk, 3-4 el silah sesi duydum, mağdur tam yanımdaydı, mağdur gözlerini korkudan kapatmıştı, daha sonra baktığımda koltuk altına mermi isabet ettiğini gördüm, mağdurun vurulduğunu söyledim, sonra aşağıdan 3-4 kişi geldi, aralarında sanıkta vardı, kimsenin elinde silah yoktu, kimin ateş ettiğini görmedim, A. günlük yevmiyeci olarak çalışırdı, sanığın müteahhit olduğunu olay sonrasında öğrendim, sanıkla mağdur arasında herhangi bir husumet olduğunu duymadım, ben mağdurla yürürken çevremizde binalar vardı, arkamızda site vardı, arka çapraz kısmımızda da otopark vardı, silah sesi arka tarafımızdan geldi, kurşunun tam olarak nereden geldiğini görmedim, ancak sekip geldiğini düşünüyorum, olaydan sonra sanık ve yanındakiler arkamızdaki otoparktan çıkıp geldiler. Silah sesini duyduğumuzda sırtımız otoparka dönüktü, sesin o taraftan geldiğini düşündüğüm için otoparktan geldiğini düşünüyorum, yanımızda başka bir Suriyeli kişi daha vardı, ismi A. A.'dır, ben bu kişiye olayı kimseye anlatma demedim, olay saat 16:45-16:50 civarında oldu, kış ayı olduğu için hava kararmaya yakındı. Olay anında etrafımız siteler ile çevriliydi, silah sesini duyunca üçümüzde panikledik, A. benim kucağıma düştü, ona yardımcı oldum, mağdurun ve A. A.'nın ateş edeni görmesi mümkün değildir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık Ş. D.: Soruşturma aşamasında emniyette vermiş olduğu beyanında aynen; "Adresi verdiğim P.. inşaatta getir götür işlerini yaparak 4 yıldır çalışırım. 24.11.2015 günü saat 16:00 - 16:30 sıralarında ben elektrikçinin yanında bulunduğum esnada inşaat firmanın satış işlemlerini yapan M. T. beni arayarak "şantiyede kaza olduğunu, acil gelmemi" istedi. Bende hemen inşaat alanına yakın olduğumdan gittiğimde yerde inşaatta çalışıp çalışmadığını bilmediğim Suriyeli bir şahsın yerde yattığını ve yanında bir Türk vatandaşı ile bir Suriye vatandaşı başında bekliyordu. Ben hemen aracın kapısını açarak Suriyeliyi araca kendi arkadaşı olan Suriyeli ile bindirdim ve süratli bir şekilde M. Hastanesine götürdüm. Hastanede silahla yaralanmış olduğunu öğrendim. Diğer Suriyeli ise kapıda beklerken ortadan kayboldu. Polisler geldi. Olayın etkisi ve heyecanı ile olay yerini yanlış gösterdim. Bende işim bitti düşüncesi ile ikametime gittim. Daha sonra ise tekrardan polisler aradığında Büronuza geldim İkametimde kendi kendime düşünürken olay yerini heyecanla yanlış gösterdiğimi fark ettim. Beyaz Range Roverı olan şahıs E. T.'dir. Ara ara inşaata gelir. İnşaatın ortaklarındandır. Suriyeli şahsın inşaatta çalışıp çalışmadığını bilmem. Çünkü işçiler ile ben ilgilenmem. Sadece inşaatın getir götür işlerini yaparım. Olay anını ve kim tarafından yapıldığını görmedim. Dediğim gibi amacım polisleri yanıltmak değildi. Amacım delilleri karartmak değildi. Böyle bir amacım yoktur. Olayın heyecanı ve etkisi ile olay yerini yanlış gösterdim. Üzerime atılı suçlamayı anlattığım şekli ile kabul ediyorum." Şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık A. A.: Soruşturma aşamasında emniyette vermiş olduğu beyanında aynen; "Ben 29.11.2014 tarihinde Türkiye'ye geldim. Türkçe bilmediğimden birlikte geldiğim D. D. Ç. tercümanlığında ve refakatinde ifademi vermek istiyorum. Suriye'de üniversitede öğrenci idim. Suriye'deki iç savaş nedeni ile Türkiye'ye gelmiştim. A. D. isimli şahıs aracılığı ile inşaata çalışmak üzere gelmiştim. 23.11.2015 günü itibari ile inşaatta işe başladım. 24.11.2015 günü çalıştıktan sonra akşam iş çıkışı için saat 04:40 sıralarında hazırlanıyorduk. Bizim olduğumuz yerde A. A., ben, A. D. vardık. Bizim olduğumuz yere yakın ise iş yeri patronu olarak bildiğim biri ile sağ gözü mavi olan ve ama olduğunu sandığım bir şahıs ve saçının önü olmayan şişman yapılı uzun boylu biri daha vardı. A. D. isimli şahıs herkesi tanımakta idi. Ancak bize bir şey görmediğini söyledi. Oysaki olayı gördü. Bu saçı olmayan şişman yapılı şahıs elinde silah ile 6 el havaya ateş etti. Sonrada silahı indirirken bir daha tetiğe basınca yine silah ateş aldı. Bu sırada A. A. sol yan tarafından silahla yaralandı. A. A. yere düşünce ateş eden ve yanında bulunanlar bizim yanımıza geldi. Bu sırada A. D. anlamadığım Türkçe bir şeyler söyledi. Sonra biri telefonla arayıp araba çağırdı ancak o an kimin aradığını bilmiyorum. Sonra biz A.'i araca bindirip hastaneye getirdik. Beni hastaneden aracı kullanan şahıs "A.'in bir şeyi yok, sıyırmış, sen git" diye söyleyip gönderdi. Bende eşyalarımı almak için inşaata geldiğimde birilerinin el feneri ile mermi kovanı aradığını gördüm ancak onlar polis değildi. Ben şantiyeden çıkarken A. ile gözü âma olan şahıs ile karşılaştık. Bana "sen bir şey görmedin, kimseye bir şey söyleme" diye söyledi. Hastaneye saat 17:00 sıralarında vardık ise de hastane kayıtlarına 20:00 sıralarında geldiğimiz yazıldı. Polise de bu nedenle geç bilgi verdiler. Ateş eden şahsı görsem tanırım. Bu şahsın silahı siyah renkli normal büyüklükte bir tabanca idi. A. bize A.'in hastane masraflarının 20.000 TL tuttuğunu, devletin ödediğini söyledi. Ben olaya bu hali ile tanık oldum. Benim söyleyeceklerim bunlardan ibarettir." Şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık Y. Y.: İlk derece mahkemesinde vermiş olduğu beyanında aynen; "Benim sanığın ofisinin bulunduğu yerin yaklaşık 150 metre ötesinde ofisim vardır, olay günü ofisimdeydim, silah sesi duymadım, ofisimin önünden sanık ve M. G. isimli kişilerin geçtiğini gördüm, ben de dışarıya çıktım, ofisimin yaklaşık 200 metre ilerisinde bir şahsın yaralandığını öğrendim, ben yaralanan şahsı görmedim, başka bir şahsında yaralanan şahsın koluna girdiğini gördüm, olay anını görmedim, sanığın üzerinde silah görmedim, hiç taşıdığını da görmedim, yaralanan kişiyi tanımıyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık M. G.: İlk derece mahkemesinde vermiş olduğu beyanında aynen; "Olay günü sanığın ofisindeydim, sanıkla birlikte oturuyorduk, aşağıdan bekçiler geldi, bir işçinin düştüğünü söylediler, sanıkla birlikte ofisten çıkıp olay yerine gittik, arasında yaklaşık 250-300 metre mesafe vardı, sanığın üzerinde silah görmedim, olay yerine gittiğimizde 2 kişi ayakta duruyordu, sanık taksi çağırın dedi, bu iki kişi sağlıklı görünüyordu, daha sonra biz sanıkla birlikte satış ofisine gittik." şeklinde beyanda bulunmuştur.
C-2-Maddi Deliller
C-2-a.Adli Raporlar:
Büyükçekmece Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 25.01.2016 gün ve 2016/440 sayılı raporunda sonuç olarak;
Kişide tanımlanan ateşli silah yaralanmasının, kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu, kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, birden fazla kemik kırığı olması nedeniyle skorlama yapılarak kişide saptanan kırıkların yaşam fonksiyonlarını orta (2) derecede etkileyecek nitelikte olduğu belirtilmiştir.
Tutanaklar:
18.12.2015 günlü resimden teşhis tutanağında sonuç olarak; resimlerin A. A.'a gösterildiği, eli ile 4.sırada bulunan E. T.'ye ait resmi göstererek silahla ateş eden şahıs olduğunu kesin olarak teşhis ettiği belirtilmiştir.
Emniyet Genel Müdürlüğü İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 28.12.2015 gün ve .............. uzmanlık numaralı raporunda;
"Tetkik için gönderilen;
1-a)"..........." numaralı silah; 9mm. Çaplı Parabellum tipi fişek atar, ABD yapısı, .............. marka, ............. model, yarı otomatik bir tabancadır.
Yapılan muayenesinde; ateş etmesine mani mekanık herhangi bir arızasının bulunmadığı, Laboratuvarımızda yaptığımız tatbiki atışlarda, çap ve tipine uygun fişekleri patlattığı görülmüştür.
Birlikte gönderilen dokuz (9) adet fişek; 9mm. Çaplı Parabellum tipi olup, çap ve tiplerine uygun silahlarda kullanılmak üzere imal edilmişlerdir. Bu fişekler birlikte gönderilen tabanca ile deneme ve mukayese atışlarında kullanılmış ve fişeklerin patladıkları görülmüştür.
Bu itibarla söz konusu tabanca ve fişekler; 6136 sayılı Yasaya göre yasak niteliğini haiz ateşli silah ve fişeklerdendirler.
Ancak inceleme konusu tabanca, 6136 sayılı yasanın 12/4. Maddesinde belirtilen vahim silahlardan değildir.
Deneme ve mukayese atışları sırasında kullanılan fişeklerden elde ettiğimiz mukayeseye elverişli kovan ve mermi çekirdekleri hıfzedilmiştir.
b) İnceleme konusu silahtan elde edilen mukayese kovanlarının, Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlükleri Silahı Tespit Edilemeyen Olaylar Arşivlerinin, Merkezi Balistik Görüntü Analiz ve Tanıma Sisteminde (BALİSTİKA'da) kayıtlı bulunan çap ve tipine uygun kovanlar ile yapılan ilk karşılaştırılmalarında; genel izlere atfen aralarında bir ilişkinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
2-İki (2) adet mermi çekirdeği gömleği parçası; çap ve tipine uygun fişek atar silahlarda kullanılmak üzere imal edilmiş, 6136 sayılı yasaya göre yasak niteliğini haiz fişeklere aittirler.
İki (2) adet mermi çekirdeği gömleği parçasının yapılan tetkikinde; çarpma, sürtünme ve kopmadan mütevellit üzerinde bulunan teşhis ve tespite elverişli nitelikteki karakteristik izleri yitirdikleri görülmüş olup, bu nedenle söz konusu mermi çekirdeği gömleği parçaları üzerinde hangi silah ya da silahlardan atıldıklarının tespiti yönünde bir inceleme yapılması mümkün değildir." şeklinde rapor düzenlenmiştir.
D-İNCELENEN KARARDAKİ KABUL, GEREKÇE ve HÜKÜM:
İlk derece mahkemesince aynen;
"İddia, savunmalar, mağdur ve müşteki beyanları, tanık beyanları, soruşturma aşamasında alınan ifadeler, resimden teşhis tutanağı, ifadeli teşhis tutanağı, tutanaklar, ifadeler, genel adli muayene formu, uzmanlık raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Olay günü sanık E. T.'nin emanetin 2016/996 sırasında kayıtlı 6136 sayılı kanun kapsamında kaldığı ekspertiz raporu ile tespit edilen ruhsatlı tabancası ile işyerinde iken meskun mahalde havaya 6 el ateş ettiği, sanığın tabancası ile inşaatta işçi olarak çalışan mağdur A. A.'e de bir el ateş ettiği, mağdurun sanığın tabancasından çıkan kurşunla yaralandığı, Büyükçekmece Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün 25/01/2016 tarih ve 80924092.103/--2016/440 sayılı raporunda mağdur A. A.'in yaralanmasında kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu, kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, vücuttaki kemik kırıklarının yaşam fonksiyonlarına etkisi; HAFİF (1), ORTA (2-3) ve AĞIR (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında; birden fazla kemik kırığı olması nedeniyle skorlama yapılarak kişide saptanan kırıkların yaşam fonksiyonlarını ORTA (2) derecede etkileyecek nitelikte yaralandığı anlaşılmıştır. Sanık atılı suçları kabul etmemişse de, soruşturma aşamasında beyanı alınan A. A.'ın 18.12.2015 tarihli ifadesi, 18.12.2015 tarihli resimden teşhis tutanağı, 24.02.2016 tarihli ifadeli canlı teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Tanık A. A.'ın aşamalarda tutarlı beyanlarının bulunması, beyanında sanığın 6 el havaya ateş ettiğini, silahı yere indirirken bir daha tetiğe bastığını ve mağdurun silahla yaralandığını, silahla ateş eden kişinin sanık olduğunu beyan etmesi, tanığın sanığı kesin ve net olarak teşhis etmesi, tanığın sanığa iftira atmasını gerektirecek bir durumun dosyaya yansımamış olması, diğer tanık A. D.'in sanığın yanında çalışan kişi olması nedeniyle sanık lehine beyanda bulunabileceği kanaatine varılarak beyanlarına itibar edilmemiş, diğer tanıklar Y. Y. ve M. G.'ün de sanıkla olan ilişkileri ve soruşturma aşamasında isimleri hiç geçmemesine rağmen dosya karar aşamasına geldiğinde ortaya çıkıp ifade vermeleri nedeniyle sanık lehine beyanda bulunabilecekleri kanaatine varılarak beyanlarına itibar edilmemiş, tüm hususlar dikkate alındığında sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olup, dosyadaki bilgi ve belgelerle uyumlu olmadığı anlaşılmış olmakla savunmasına itibar edilmemiş, açıklanan gerekçelerle sanık E. T.'nin 6 el havaya ateş ederek genel güvenliği kasten tehlikeye sokacak tarzda ateş etmek suretiyle üzerine atılı genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunu ve mağduru silahla kasten yaralamak suretiyle üzerine atılı kasten yaralama suçunu işlediği vicdani kanaatine varılmıştır.
Sanığın sabit olan genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan eylemine uyan TCK’nun 170/1-c maddesi uyarınca suçun işleniş şekli, suç sebep ve saiki, korunan hukuki yarar, sanığın, kastının yoğunluğu, suç öncesi ve suç sonrasındaki davranışları dikkate alınarak, taktiren 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Sanığın geçmişi, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak cezasının, TCK’nun 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirilerek 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Taktiren başkaca artırma ve eksiltmeye yer olmadığına, Sanığın kişilik özellikleri, duruşmadaki tutum ve davranışları, pişmanlık duymaması nedeniyle yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaate varılmadığından hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına, Sanık aleyhine hükmolunan 5 ay kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı TCK'nun 50/1-a. maddesi uyarınca sanığın kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre adli para cezasına çevrilmesine, hapis cezasından çevrilen 150 tam gün karşılığı adli para cezasının, 5237 sayılı TCK'nun 52/2. maddesi gereğince, sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri dikkate alınarak takdiren bir gün karşılığı 20,00 TL hesabı ile, 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, Sanığın sonuç ceza olarak hapis cezasından çevrilen 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığa verilen adli para cezasının, 5237 sayılı TCK’nun 52/4. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesi tarihinden itibaren başlamak üzere birer ay arayla 5 eşit taksit halinde ödenmesine, Sanığın adli para cezası ile cezalandırıldığı dikkate alınarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinde düzenlenen güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Sanığın üzerine atılı Kasten Yaralama suçu sübut bulmakla eylemine uyan 5237 Sayılı TCK nun 86/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, sanığın güttüğü amaç ve saik gözönünde bulundurularak sanığın takdiren 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, Sanığın kasten yaralama suçunu silahla işlediği anlaşıldığından TCK.nın 86/3-e maddesi gereğince cezasından 1/2 oranında arttırım yapılarak sanığın 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Mağdurun yaralanmasının yaşamını tehlikeye soktuğunun sabit olması nedeniyle TCK.nın 87/1-d maddesi gereğince sanığın cezası 1 kat artırılarak 2 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Verilecek ceza TCK'nın 87/1.-son maddesine göre 5 yıldan az olamayacağı için sanığın 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, Sanığın fiilden sonraki ve yargılama aşamasındaki davranışları, aksi ispat edilemeyen iyi hali ve cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek cezasından 5237 sayılı TCK’nın 62. maddesi gereğince 1/6 indirim yapılarak 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Sanığın cezasından kanunen ve takdiren başkaca artırma ve eksiltmeye yer olmadığına, Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak 5237 Sayılı TCK nun 53/1-a,b,c,d,e bendlerinde belirtilen haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, 5237 Sayılı TCK'nın 53/3 maddesi gereğince koşullu salıverildiğinde kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından 5237 Sayılı TCK'nın 53/1-c bendinde belirtilen hak yoksunluğunun sona erdirilmesine, Sanık hakkında verilen cezanın miktarı bakımından 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesinde belirtilen seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına, aynı yasanın 51. maddesi gereğince ertelenmesine yer olmadığına, yine 5271 sayılı CMK’nın 231./5 maddesinde ve fıkrasında belirtilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerektiği yolunda Mahkemece tam bir vicdani kanaate varılmıştır." şeklinde hüküm kurulmuştur.
E-İSTİNAF BAŞVURUSUNDA GÖSTERİLEN NEDENLER
Sanık E. T. müdafi tarafından verilen istinaf dilekçesi ile sanığın olayın meydana geldiği inşaatın sahibi olduğu, olay yerine sonradan gelip yaralanan müştekinin hastaneye kaldırılması talimatını verdiği, silahla yaralanma olayı olduğunu sonradan öğrendiği, müşteki ve yakınlarının olaydan sonra devamlı olarak sanıktan para talep ettikleri, olayın nasıl gerçekleştiğinin şüpheli olduğu, mahkemenin somut hiçbir delile dayanmadığı, şüpheden sanığın yaralanması gerektiği, sanık lehine olan tanık beyanlarının nazara alınmamasının kabul edilmez olduğu, hazırlık aşamasında dinlenen ve beyanı sanık aleyhine değerlendirilen tanığın mahkemede dinlenmediği, kabul anlamına gelmemekle birlikte eylemi sanık yapmış olsa bile ancak taksirle yaralamadan bahsedilebileceği, bu nedenlerle kararın kaldırılarak davanın yeniden görülmesi gerektiği belirtilerek istinaf talebinde bulunulmuştur.
F-İDDİA MAKAMININ GÖRÜŞ VE TALEBİ
İddia makamını temsilen duruşmaya katılan Cumhuriyet savcısı "Dairece yapılan yargılama sonucu toplanan delillere göre; sanık E. T. suç tarihinde emanette kayıtlı tabanca ile inşaat alanında havaya ateş ettiği, bilahare ateşe devam ettikten sonra tabancanın namlusunu aşağıya doğru indirmeye çalıştığı sırada yine ateşe devam etmesi üzerine, orada bulunan mağdur Ahmet Ahmet’e merminin isabet etmesi üzerine mağdurun dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu raporunda belirtildiği üzere basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve hayati tehlike geçirecek, 2.derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği, böylece üzerine atılı suçu işlediği iddia, adli rapor ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, Büyükçekmece 16.Asliye Ceza Mahkemesinin 06.07.2017 gün ve 2016/190 esas, 2017/433 karar sayılı kararının kaldırılarak, sanığın eylemine uyan korku kaygı ve panik yaratacak şekilde ateş etmek suçundan TCK’nun 170/1-c, yaralama suçundan eylemine uyan TCK’nun 89/1, 2 ,b,e,son, 22/3 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütala olunur." şeklindeki görüşü ile sanığın cezalandırılmasını talep etmiştir.
G-İNCELEME SONUCUNDA DAİREMİZİN KABULÜ
Her ne kadar iddianamede, sanığın kasten yaralama eylemi nedeniyle cezalandırılması istenilmiş ve ilk derece mahkemesince kasten yaralama suçunda cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, gerekçede sanığın müştekiye neden ateş ettiğinin açıklanmadığı, gerek mağdur ve gerekse tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde; sanık ile müşteki arasında olay öncesinde herhangi bir husumet bulunmadığı, olay anı itibarıyla sanığın müştekiyi silahla yaralamasını gerektirir bir kavga olayı meydana gelmediği, müştekinin silah sesini duyup, yaralandığını anladığı ana kadar sanık ve yanındaki şahısların müşteki ile bir irtibatlarının da bulunmadığı, olaydan hemen sonra sanık ve yanındakilerin müştekinin yanına gelip, hastaneye götürülmesini sağladıkları, sanığın müştekiyi bilerek ve isteyerek silahla ateş edip yaralamadığı sabittir.
Gerek ilk derece mahkemesi ve gerekse mahkememizde yapılan yargılama neticesinde iddia, savunma, müşteki beyanları, tanık anlatımları, soruşturma aşamasında olaydan hemen sonra alınan ifadeler, teşhis tutanakları, genel adli muayene formu, uzmanlık raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Olay günü sanık E. T.'nin, emanetin 2016/996 sırasında kayıtlı, 6136 sayılı Kanun kapsamında kaldığı ekspertiz raporu ile tespit edilen ruhsatlı tabancası ile şantiye sahasında birden çok kez ateş ettiği, mermi çekirdeklerinden birinin müştekiye isabet ettiği ve müştekinin Büyükçekmece Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün 25/01/2016 tarih ve 80924092.103/--2016/440 sayılı raporunda da belirtildiği üzere, yaşamını tehlikeye sokacak şekilde yaralandığı, yaralanmanın kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, vücuttaki kemik kırıklarının yaşam fonksiyonlarına etkisinin ise, ORTA (2) derecede etkileyecek nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Sanık eylemi kendisinin gerçekleştirmediğini savunmuş ise de, soruşturma aşamasında beyanı alınan A. A.'ın 18.12.2015 tarihli ifadesi, 18.12.2015 tarihli resimden teşhis tutanağı, 24.02.2016 tarihli ifadeli canlı teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tanık A. A.'ın aşamalarda tutarlı ve hayatın olağan akışına uygun beyanlarda bulunması, beyanında sanığın 6 el havaya ateş ettiğini, silahı yere indirirken bir daha tetiğe bastığını ve mağdurun silahla yaralandığını, silahla ateş eden kişinin sanık olduğunu beyan etmesi, tanığın sanığı kesin ve net olarak teşhis etmesi, tanığın sanığa iftira atmasını gerektirecek bir durumun dosyaya yansımamış olması, sanık lehine beyanda bulunan diğer tanık A. D.'in ise, sanığın yanında çalışan kişi olması nedeniyle sanık lehine beyanda bulunmuş olma olasılığının yüksek olması nazara alınarak, bu tanığın beyanlarına itibar edilmemiş, diğer tanıklar Y. Y. ve M. G.'ün de sanıkla olan ilişkileri ve soruşturma aşamasında isimleri hiç geçmemesine rağmen, davanın karar aşamasına geldiği aşamalarda mahkemeye gelip, ifade vermeleri nedeniyle sanık lehine beyanda bulunabilecekleri değerlendirilerek beyanlarına itibar edilmemiş, açıklanan tüm bu hususlar dikkate alındığında, sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olup, dosyadaki bilgi ve belgelerle uyumlu olmadığı anlaşılmış olmakla, savunmasına itibar edilmeyerek, sanık E. T.'nin silahıyla havaya ateş ederek, genel güvenliği kasten tehlikeye sokacak tarzda hareket etmek suretiyle üzerine atılı genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suç ile birlikte müştekinin bilinçli taksirle yaralanmasına neden olma suçunu işlediği vicdani kanaatine varılarak, mahkemenin her iki eylemi sanığın gerçekleştirdiği yönündeki kabulü de yerinde bulunmakla, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
IV-İSTİNAF HÜKMÜ
Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle;
1-Sanık hakkında güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan Büyükçekmece 16.Asliye Ceza Mahkemesince verilen 06.07.2017 gün ve 2016/190 esas, 2017/433 karar sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından bu suç yönünden sanık müdafinin vaki istinaf isteminin CMK’nun 280/1-a maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan Büyükçekmece 16.Asliye Ceza Mahkemesinin 06.07.2017 gün ve 2016/190 esas, 2017/433 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Sanığın olay tarihinde, kendisine ait inşaat şantiye sahasında silahla gelişigüzel olarak havaya ateş etmesi sonucu silahtan çıkan mermilerden bir tanesinin mağdura isabet ederek hayati tehlike geçirecek ve vücudunda kemik kırığı oluşturacak derecede yaralanmasına sebebiyet verdiği anlaşıldığından, değişen suç vasfına göre eylemine uyan TCK’nun 89/1 maddesi uyarınca suçun işleniş şekli, suret ve hususiyetleri, kullanılan araçlar, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, taksirin yoğunluğu göz önünde bulundurularak takdiren teşdiden 6 AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın eylemi sonucu mağdurun vücudunda kemik kırığı oluştuğu ve hayati tehlike geçirdiği anlaşıldığından aynı kanunun 89/2-b,e,son maddesi uyarınca cezası yarı oranında artırılarak 9 AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın eylemini bilinçli taksirle işlediği anlaşıldığından aynı kanunun 22/3 maddesi uyarınca cezası takdiren 1/3 oranında artırılarak 12 AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın fiilden sonraki ve yargılama aşamasındaki davranışları, cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri takdiri indirici neden kabul edilerek aynı kanunun 62.maddesi uyarınca cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 10 AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın cezasından başkaca yasal ya da takdiri arttırım ya da indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına,
Sanığın dosyaya yansıyan kişilik özellikleri, ilk derece mahkemesinin kararında belirtilen tutum ve davranışları, olaydan sonra pişmanlık duymaması nedenleriyle hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına,
Sanığa verilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı ceza aynı kanunun 50, 52.maddeleri uyarınca günlüğü takdiren 20 TL'den hesaplanmak suretiyle 6000 TL ADLİ PARA CEZASINA ÇEVRİLMESİNE,
Sanığa verilen 6000 TL. adli para cezasının TCK’nun 52/4 maddesi uyarınca birer ay arayla beş eşit taksitle sanıktan tahsiline, taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi durumunda tamamının sanıktan tahsiline,
Bu dava sebebiyle ilk derece mahkemesince yapılan ve ayrıntıları gösterilen toplam 200 TL yargılama giderinin sanıktan tahsiline, dairemizce sanık lehine karar verildiğinden istinaf aşamasında yapılan masrafların kamu üzerinde bırakılmasına,
Mütalaya uygun olarak, 11.04.2018 tarihinde oybirliğiyle CMK’nun 286/2-a,b maddesi uyarınca kesin olarak verilen karar Cumhuriyet Savcısı Ş. Ö.’in huzurunda, sanık müdafinin yüzüne, sanığın yokluğunda, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11.04.2018 (¤¤)