(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 226, 230, 253, 254, 279, 280, 284, 289) (5237 S. K. m. 2, 7, 53, 58, 106, 125) (ANY. MAH. 08.10.2015 T. 2014/140 E. 2015/85 K.)
Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla CMK'nun 279. Maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra gereği düşünüldü.
A) 1-Sanık hakkında katılan H. T.'a karşı işlendiği kabul edilen hakaret ve tehdit suçlarından kurulan hükme yönelik yapılan istinaf başvurusunun incelenmesi sonucunda;
Sanık hakkındaki hükmün Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nun 34, 230. maddeleri gereğince, bölge adliye mahkemesi incelemesine tabi olacak ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hüküm olacağı bu nedenle kararın dayandığı tüm delillerin bu delillere göre ulaşılan sonuçların, iddia, varsa tanık beyanı, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunu, hangi gerekçe ile hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezaların şahsileştirilmesi gerekmektedir. Sanığın müştekiyi hedef alarak sarfettiği iddia edilen "ölmeden önce senin amını götünü sikecem, bundan emin ol, benim aileme senin gibi orospular diliyle laf söyleyemez, sen dilile ancak sik yalarsın oda beni" şeklindeki sözlerin bir bütün halinde takibi şikayete bağlı hakaret suçunu oluşturduğu, TCK'nun 106/1-1 maddesinde "vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik bir saldırı" gerçekleştirileceği şeklinde ifade edilen tehdit suçunun unsurlarını taşımadığı anlaşıldığından yeterli gerekçeden yoksun şekilde sanık hakkında tehdit suçundan da mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup sanığa isnat edilen TCK'nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunması, hakaret suçunun ise suç tarihi itibariyle CMK'nın 253/3-son cümlesi uyarınca uzlaşma kapsamında bulunmadığının anlaşılması ve yeni düzenleme karşısında hakaret suçu yönünden de uzlaşma önerisinde bulunulmasının gerektiği anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek her iki suç yönünden uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
2-Sanık hakkında katılan F. T.'a karşı işlendiği kabul edilen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kurulan hükme yönelik yapılan istinaf başvurusunun incelenmesi sonucunda;
Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2015/27480 esas 2016/11949 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Bu suçla kişilerin huzur ve sükûnunun bozulması hususunda gösterilen davranışlar cezalandırılmakta, bu şekilde psikolojik ve ruhsal sükûn içerisinde yaşama hakları korunmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için özel bir maksatla hareket edilmesi, hukuka aykırı bir fiille kişilerin rahatsız edilmesi ve bu hareketlerin de mağdurun huzur ve sükûnunu bozma amacıyla gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunda korunan hukuki yarar; ısrarlı davranışlarla kişilerin rahatsız edilmeden sükûn içerisinde, huzurlu ve sağlıklı bir şekilde yaşama haklarıdır. Suç oluşturacak eylemler bakımından herhangi bir sınırlama getirilmediğinden, seçimlik hareketli bir suçtur. Suçun manevi unsuru ise özel kast olup, eylemin sırf başkalarının huzur ve sükûnunu bozmak amacıyla gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Sanığın, katılan F. T.'a karşı hakaret ve tehdit suçlarını işlediğinin iddia edilmesi, sanık ve katılanın beyanları, sarf edildiği iddia edilen tehdit ve hakaret sözlerinin içeriği ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kastının ne şekilde sırf huzur ve sükunu bozma saiki olarak kabul edildiği yöntemince açıklanmadan ve yeterli gerekçe gösterilmeden kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
3-Sanık hakkında düzenlenen iddianamede kendisine isnat edilen katılan F. T.'a karşı kişilerin huzur ve sükununu bozma ve hakaret suçlarının uzlaşmaya tabi olması karşısında, soruşturma aşamasında kişilerin huzur ve sükununu bozma ve hakaret suçlarından dolayı uzlaştırma girişiminde bulunulmadan dava açılması ve mahkemece uzlaştırma girişiminde bulunulmadan hüküm kurularak CMK’nın 254. maddesine aykırı davranılması,
B) Sanık hakkında kurulan tüm hükümlerle ilgili olarak;
1-Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının uygulanması zorunluluğu,
2-CMK'nun 226. maddesine aykırı olarak iddianamede yer verilmemesine ve bu hususta ek savunma hakkı tanınmamasına rağmen sanık hakkında kurulan hükümde TCK'nun 58. maddesinin uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması;
Bozmayı gerektirmiş, istinaf nedenleri yerinde görüldüğünden hükmün CMK'nun 289/1-g-h ve 280/1-b maddeleri gereğince BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hüküm kurulmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine CMK'nun 284.maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle 20/09/2017 tarihinde karar verildi. (¤¤)