(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 43, 230)
Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla CMK'nun 279. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra gereği düşünüldü.
Oluşa göre;
Sanık hakkındaki hükmün Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nun 34, 230 maddeleri gereğince, bölge adliye mahkemesi incelemesine tabi olacak ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hüküm olacağı bu nedenle kararın dayandığı tüm delillerin bu delillere göre ulaşılan sonuçların, iddia, varsa tanık beyanı, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunu, hangi gerekçe ile hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezaların şahsileştirilmesi gerekmektedir.
Sanıkların kendilerine isnat olunan tehdit suçlamasını tüm aşamalarda istikrarlı bir şekilde inkar etmesi, tanıklar G. E. ve F. C.'un, sanık savunmalarını teyit eder mahiyette beyanda bulunmaları, katılan A. C.'in soruşturma aşamasında sanıklar tarafından tehdit edildiğini, görüştüklerini, yanımızda hiç kimse yoktu diye beyanda bulunması karşısında katılanın oğlu Anıl N. B.'ın ve katılanın eski eşi ve aynı zamanda sanık S. ile husumeti bulunan (Bakırköy 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/395 esas sayılı dosyasında H. B. aleyhine sanık S.'ın ifade vermesi nedeniyle H. B.'ın ceza alması ve H. B.'ın eşi A. C. ile birlikte olması sebebiyle) tanık H. B.'ın beyanlarına ne şekilde itibar edildiği, katılan ile olan yakınlıkları sanık ile olan husumetleri karşısında bu beyanların tarafsız tanık beyanlarından neden üstün tutulduğu katılanın yanımızda kimse yoktu şeklindeki ifadesi karşısında çelişkinin ne şekilde giderildiği açıklanıp tartışılmadan sanıklara yüklenen tehdit suçunun oluştuğu kabul edilerek CMK 34, 230 maddelerine aykırı şekilde gerekçesiz mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
Sanıklardan S. hakkında hüküm kurulurken, sanığın katılan A.'yi değişik zamanlarda birden çok kez tehdit ettiği gerekçesiyle, sanığa verilen cezadan yapılan artırımın TCK'nun 43/1 maddesi yerine TCK'nun 43/2 maddesinin tatbiki suretiyle yapılması,
02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. Maddesi ile değişik CMK'nun 253/1 maddesi uyarınca istinaf incelemesine konu ve TCK'nun 106/1-1 maddesinde tanımı yapılan tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alınması karşısında; TCK'nun 7/2 maddesindeki "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilerek, anılan kanunun 35. Maddesi ile değişik CMK'nun 254. Maddesi gereğince sanıkların hukuki durumunun değerlendirilerek uzlaştırma işlemi için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerekirken, sanıkların 07/02/2017 tarihli duruşmada uzlaşmak istemiyoruz şeklindeki beyanları ile yetinilerek hüküm kurulması,
Yasaya aykırı ve istinaf nedenleri yerinde görüldüğünden, sanıklar hakkındaki hükmün CMK'nun 289/1-g-h ve 280/1-b maddeleri gereğince BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hüküm kurulmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
CMK'nun 284.maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle 12/07/2017 tarihinde karar verildi. (¤¤)