(5237 S. K. m. 73, 106, 167) (5271 S. K. m. 253, 254, 280)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
İlk derece mahkemesince sanığa isnat olunan TCK'nun 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun yürütülen yargılaması neticesinde, kovuşturma evresinde müştekinin şikayetten vazgeçmesi üzerine, müştekinin şikayetinden vazgeçmesi ile fiili uzlaşmanın gerçekleştiği ve uzlaşmadan beklenen faydanın sağlandığı gerekçesi ile usül ekonomisi de dikkate alınarak düşme kararı verilmiş ise de;
Türk Ceza Kanunu ve CMK'da düzenlenen şikayet ve uzlaşma farklı kurumlardır: 5237 Sayılı Türk Ceza kanunundan önce yürürlükte bulunan 765 Sayıl Türk Ceza Kanununda yalnız şikayet müessesesi düzenlenmişken 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCK VE 5271 Sayılı CMK'da şikayet müessesesi dışında uzlaşma da farklı bir kurum olarak düzenlenmiştir.
Şikayet: Bazı suçlardan zarar görenlerin ceza kovuşturmasının muhtemel sakıncalarına karşı korunmaları amacı ile bu suçlardan dolayı ceza soruşturması ve dolayısı ile ceza muhakemesi yapılabilmesi için kanunla konulmuş bir engelin kaldırılması şart konulmuş ve bu engeli kaldırma işlemine şikayet adı verilmiştir. 5237 Sayılı TCK'da şikayet ile ilgili düzenleme genel hükümler kısmında 73. Maddede "soruşturması ve kovuşturması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse 6 ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz" şeklinde yapılmıştır.
Bazı suçların şikayete tabi tutulmasının belli başlı amaçları şu şekilde sıralanabilir;
A) Kişiler arasındaki her türlü olumsuz ilişkiyi dava konusu yapıp, kişilerin özel alanlarına müdahale etmemek.
B) Mağdurun zararının karşılanmış olması (mala zarar verme suçlarında zararın fail tarafından karşılanması)
C) Bazı suçlar bakımından devletin müdahalesi ile olayın daha çok kimse tarafından duyulmasını önlemek ve mağdurun çevresine karşı onurunu daha fazla zedelenmesine yol açmamak(cinsel dokunulmazlığına karşı suçlar)
D) Fail ile şikâyetçi arasında yakın akrabalık bağı bulunması (TCK madde 167)
Uzlaşma: CMK'nun 253 - 254 maddelerinde düzenlenen uzlaşma müessesesi ile mevzuatımıza batı hukukunun kabul ettiği, yep yeni bir kurum getirilmiş bulunmaktadır. 21. Yüzyıl adalet sistemi ceza adaleti yerine getirilirken mağdurun tatmin edilmesini de ön plana çıkarmış bulunmaktadır. Suça karşı sadece ceza yaptırımı da yeterli değildir. Zararın giderilmesi ve onarım en başta gelen amaç sayılmalıdır. İşte böylece uzlaşmanın hedefi suçun işlenmesinden sonra fail ve mağdur arasında meydana gelen çekişmeyi uzlaştırmacının girişimi ile çözmek, hem adaleti sağlamak hemde mağduru tatmin etmektir. Böylece zarar giderilince fail ile mağdur arasında barış sağlanabilecektir. Uzlaşma dışında bir kısım yollarla da tazminatın sağlanması olanağı vardır. Ancak uzlaşma kurumunda zararın giderilmesi onarım yanında ayrıca bir moral unsurunun da sağlanmasını olanaklı kılmaktadır. Uzlaşma böylece özel önleme işlemine yardım ettiği gibi, genel olarak kamunun yararlarının korunmasını da sağlamaktadır. Uzlaşma ile fail işlediği suçun sorumluluğunu üstlenerek suçun sonuçlarını da gidererek toplumla yeniden bütünleşme olanağı da elde etmiş olmaktadır. Failin ceza sorumluluğu saptanıp zararın giderilmesi için gereken de yapılmış bulunacağından hem adaleti yerine getirmiş olacak, fiille ihlal edilmiş olan hukuk kurallarının geçerliliği vurgulanacak ve dolayısı ile kamusal barışın yeniden kurulmasına hizmet edilecektir. Bu çeşit uygulamalara onarıcı adalet denilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında, şikayet ve uzlaşma müesseselerinin farklı amaca hizmet ettiği ve farklı kurumlar olduğu anlaşıldığından müştekinin şikayetinden vazgeçtiğine ilişkin beyanı ile yetinilmeyerek, müşteki ve sanık arasında uzlaşma gerçekleşmiş ise tarafların bu hususta uzlaşmaya ilişkin ayrıntılı beyanları alınarak sanık tarafından edimin yerine getirildiği de saptandıktan sonra, hakim tarafından uzlaşmanın gerçekleştiği kanaatine varılır ise dosya uzlaşma bürosuna gönderilmeksizin, böyle bir saptama yapılmamış ise CMK'nun 253 - 254 maddeleri uyarıca uzlaştırma işlemi yaptırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, şikayetten vazgeçme nedeniyle uzlaşmanın gerçekleştiğinden bahisle düşme kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olup istinaf başvurusunda bulunan C. Savcısının istinaf talebi bu nedenle uygun görülmekte CMK.nun 280/1-b maddesi gereğince HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, KESİN olmak üzere oybirliğiyle 06/06/2017 tarihinde karar verildi. (¤¤)