(5271 S. K. m. 253, 254, 279) (5237 S. K. m. 43, 62, 86, 106, 125)
Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla CMK'nun 279. Maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra gereği düşünüldü.
A) Tehdit suçundan kurulan hükümlerin istinaf incelemesi sonucunda; İddianamede sanığın müştekiler O. Ç. ve T. D. dışında müşteki G. Ö.'ı da tehdit ettiğinin iddia edilmesi ve sanığın tüm müştekilere yönelik tehdit eylemlerini, aynı yer, zaman ve olay bütünlüğü içerisinde gerçekleştirmeleri karşısında, TCK'nın 43/2. maddesinin uygulanması koşullarının tüm müştekiler yönünden birlikte değerlendirilmemesi suretiyle fazla cezaya hükmedilmemesi,
Kabule göre de;
Hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. Maddesi ile değişik CMK'nun 253/1 maddesi uyarınca istinaf incelemesine konu ve TCK'nun 106/1-1 maddesinde tanımı yapılan tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alınması karşısında; TCK'nun 7/2 maddesindeki "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilerek, anılan kanunun 35. Maddesi ile değişik CMK'nun 254. Maddesi gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
B) Basit yaralama suçundan kurulan hükmün istinaf incelemesi sonucunda;
5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinde mahkemece fail lehine cezayı hafifletici takdiri sebeplerin varlığı halinde cezada belirli oranda indirim yapılması öngörülmüş olup, cezanın şahsileştirilmesi amacıyla maddenin uygulanmasının gerekip gerekmediği failin geçmişi, sosyal ilişkiler, fiilden sonraki ve yargılama süresindeki davranışları cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar değerlendirilip varılan sonuca göre karar verilmesi icap ederken, olaydan sonra aşamalarda suçunu kısmen ikrar ettiği kabul edilen sanık hakkında, TCK'nun 62. maddenin uygulanıp uygulanmayacağı konusunda bir karar verilmemesi, ayrıca TCK'nun 86/2 maddesinde hapis cezası dışında seçenek yaptırım olarak adli para cezası da öngörülmesine rağmen mahkemece hangi gerekçe ile hapis cezasının tercih edildiğinin veya hükmedilen kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmediğinin gerekçelendirilmemesi,
C) Hakaret suçundan kurulan hükmün İstinaf incelemesi sonucunda;
1-5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinde mahkemece fail lehine cezayı hafifletici takdiri sebeplerin varlığı halinde cezada belirli oranda indirim yapılması öngörülmüş olup, cezanın şahsileştirilmesi amacıyla maddenin uygulanmasının gerekip gerekmediği failin geçmişi, sosyal ilişkiler, fiilden sonraki ve yargılama süresindeki davranışları cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar değerlendirilip varılan sonuca göre karar verilmesi icap ederken, olaydan sonra aşamalarda suçunu kısmen ikrar ettiği kabul edilen sanık hakkında, TCK'nun 62. maddenin uygulanıp uygulanmayacağı konusunda bir karar verilmemesi, ayrıca TCK'nun 125/1 maddesinde hapis cezası dışında seçenek yaptırım olarak adli para cezası da öngörülmesine rağmen mahkemece hangi gerekçe ile hapis cezasının tercih edildiğinin veya hükmedilen kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmediğinin gerekçelendirilmemesi,
2-İlk derece mahkemesince - sanık hakkında TCK'nun 125/3-a maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de - eylemin TCK'nun 125/1 maddesinde ifade edilen suçu oluşturduğunun kabul edilmesi nedeniyle, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı hakaret suçunun, CMK'nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşmaya tabi olması karşısında, anılan maddelerde öngörüldüğü biçimde yöntemine uygun olarak uzlaşma önerisinde bulunulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı ve sanığın istinaf nedenleri yerinde görüldüğünden hükmün CMK'nun 289/1-g-h ve 280/1-b maddeleri gereğince BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hüküm kurulmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair, CMK'nun 280/1-b maddesi uyarınca kesin olarak oybirliği ile 22.12.2016 tarihinde karar verildi. (¤¤)